Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde şahsi ve kefalet borçları nedeniyle vadesi gelen borçlarını ödeyemeyen davacının konkordato talebi değerlendiriliyor.
Özet: Ticari sicilde tacir kaydı bulunmayan bir şahsın, sahip olduğu şirketin borçlarına müteselsil kefil sıfatıyla yüklendiği kişisel ve kefalet borçları nedeniyle mali sıkıntıya düşerek iflas tehlikesi altına girmesi üzerine, yaklaşık 896 milyon TL tutarındaki borçlarını maaş, emekli maaşı, taşınmaz satışı ve şirket hisselerinin devri gibi kaynaklarla 18 taksitte ödemeyi öngören bir konkordato talebiyle mahkemeye başvurarak mevcut icra takiplerinin durdurulması, yeni takip yapılmaması, haciz işlemlerinin engellenmesi ve banka blokelerinin kaldırılması gibi taleplerde bulunması üzerine, mahkemenin sunulan yasal belgelerin eksiksiz olduğunu ve komiser raporunu dikkate alarak borçluya üç aylık geçici mühlet kararı verdiği, geçici konkordato komiseri görevlendirdiği ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirleri alarak bilirkişi incelemesi yapılmasına onay verdiği bir hukuki süreç başlamıştır.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2026 tarihli dava dilekçesinde ; ...’nde yüzde yüz pay sahibi olan...’ın iflasa tabi bir kişi olmadığını, ticaret sicilinde tacir kaydının bulunmadığını, ancak şirket borçlarına ilişkin müteselsil kefil sıfatı nedeniyle şahsi malvarlığı üzerinde ciddi bir ödeme baskısı oluştuğunu, vadesi gelen borçlarını ödeyememe tehlikesi altında bulunduğunu, mali durumunun yapılandırılması amacıyla konkordato talep ettiğini, toplam 896.685.969,68 TL tutarındaki şahsi ve kefalet borcunun 2027 yılı Temmuz ayından başlayarak 2028 yılı Aralık ayı sonuna kadar 18 taksit halinde ödenmesinin planlandığını, ödeme planının maaş, emekli maaşı, taşınmaz satışı, şirket hisselerinin devri ve ... tarafından sağlanacak kaynaklarla oluşturulduğunu, İcra ve İflas Kanunu’nun 286. maddesinde belirtilen tüm belgelerin mahkemeye sunulduğunu, davacı hakkında başlatılan icra takipleri ile haciz işlemlerinin ticari hayatı durdurma riski taşıdığını, alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesinin korunması gerektiğini, bu nedenle öncelikle İcra ve İflas Kanunu’nun 287. maddesi uyarınca 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verilmesini, davacı aleyhine yeni takip yapılmamasını, mevcut takiplerin durdurulmasını, haciz, ihtiyati haciz, satış ve muhafaza işlemlerinin uygulanmamasını, banka hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılarak paraların konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına izin verilmesini, çekler hakkında karşılıksızdır işlemi yapılmamasını, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesini, haczedilen araç ve demirbaşların davacıya teslimini, yargılama neticesinde kesin mühlet verilerek konkordato talebinin tasdikini talep ve dava etmiştir.DELİLLER ve GEREKÇE : Dava, 7101 sayılı ile değişik İcra ve İflas Kanunun 285 ile devamı maddeleri uyarınca konkordato istemine ilişkindir.DELİLLER VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir.Mahkememiz dosyasında düzenlenen tensip tutanağı uyarınca belirtilen gider avansı eksikliğinin borçlu vekilince süresinde tamamlanması üzerine borçlu hakkında üç ay süre ile geçici mühlet verilmesine ve geçici konkordato komiseri görevlendirilmesine,ilgili kurumlara gereken bildirimlerin ve ilanların yapıldığı,borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli görülen bütün tedbirlerin alındığı, borçlu vekilinin talebi ve konkordato komiserinin görüşü gözönüne alınarak borçluya geçici mühlet verildiği görülmüştür. Geçici komiser toplantı tutanağı ile; konkordato talep edenin tüm malvarlıklarının rayiç değerlerinin tespit ettirilmesine, şahsın malvarlıklarının rayiç değerlerinin tespiti işlemi teknik ve özel bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda bilirkişiye başvurulmasına, şahsa ait stoklar hesabı altındaki gayrimenkullerin ve binalar hesabı altındaki gayrimenkullerin rayiç değerlerinin tespiti için bilirkişi görevlendirilmesine dair toplantı tutanağı mahkememizce onaylanmıştır.Mahkememizce görevlendirilen konkordato komiseri ... tarafından Mahkememize sunulan ... tarihli komiser raporunda özetle; İİK m.286 ve Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince, dosyaya sunulan belgelerde eksiklik bulunup bulunmadığı yönünde yapılan incelemeler neticesinde, İİK m.286 ve Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre zorunlu olan bilgi ve belgelerin eksiksiz şekilde ibraz edilmiş olduğu, ikametgah, nufüs cüzdanı bir sureti ve risk merkezi raporlarının dosyaya sunulmuş olduğu, konkordato talep eden... bağımsız denetime tabi bir kuruluş olmadığı, konkordato talep eden... 14 kişi/kurum; 4.374.757,00 TL tutarındaki şahsi borcu ile 892.311.212,68 TL tutarındaki kefalet borcu olmak üzere toplam 896.685.969,68 TL borcunun olduğu, dosyaya mübrez belgelerden konkordato talep eden...'a ait 1 adet...'ın borçlarına kefil olarak taahhütname veren ...'a ait 76 adet gayrimenkul olduğu, konkordato talep eden... tarafından Bakırköy ......Noterliğinin ..... tarih ... yevmiye no'lu vekaletnamesiyle, borçlu... vekiline konkordato talep etme yetkisi verildiği, yönünde görüş ve beyanda bulunmuştur.Mahkememizce görevlendirilen konkordato komiseri tarafından Mahkememize sunulan ..... tarihli komiser raporunda özetle; ...; ...’nde %100 pay sahibi ve ortağı olduğu, Konkordato talep eden... ... Mah. ... Cad. ...Blok No: ... İç Kapı No: ... ...... / ..... adresinde ikamet ettiği, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... tarihli ara kararı ile bilirkişi olarak atanan ... tarafından dosyaya sunulan Bilirkişi raporuna göre mezkur gayrimenkulün rayiç değerinin 15.000.000,00 TL olarak belirlendiği ve gayrimenkul şirket lehine ...’ne ipotekli olduğu, Mezkur gayrimenkul üzerinde ihtiyati hacizler bulunduğu, ...’ın 4.374.757,00 TL şahsi banka borçları ve 892.311.212,68 TL ortağı olduğu şirketin banka kredilerine kefaletten kaynaklı olmak üzere toplamda 896.685.969,68 TL borcu bulunduğu, kaynakların değerlendirilmesinde; söz konusu taşınmazın nakde çevrilmesi ve kaynağın realize edilmesi sürecinde ilgili takyidatların dikkate alınması gerektiği, 15.000.000,00 TL değerindeki gayrimenkul üzerinde şirket lehine tesis edilmiş ipotekler ve ihtiyati haciz kayıtları bulunduğundan, kaynağın gerçekleşmesi ilgili hukuki ve icra süreçlerin tamamlanmasına bağlı olduğu, Sunulan evraklardan Emekli Maaş Geliri ve Maaş Geliri kaynağın gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu, hisse satışı ve ...’ın vermiş olduğu Taahhütname ye göre taahhütname içeriğinde bulunan gayrimenkullerin devri ve borç kapamalarının söz konusu olduğunu, rapor tarihine kadar 328.340.000,00 TL tapu devrinin ve borç kapamalarının yapıldığına ilişkin evraklar tarafıma sunulduğunu ve gerekli çalışmaların devam ettiği ve sürecin de tarafımca takip edildiği, ...’ın şahsına ait 15.000.000,00 TL gayrimenkulünün mevcut olduğu, aylık 21.000,00 TL emekli maaşı geliri, 50.000,00 TL ücret geliri bulunduğu, taahhüt veren 3.kişi (oğlu ...) malvarlıkları 764.295.000,00 TL gayrimenkul mal varlığının bulunduğu yönünde Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. Sayılı dosyasından rapor alındığı, sunulan revize projeye göre...’ın asaleten ve kefaleten olmak üzere toplam 896.685.969,68 TL borcu bulunduğu, konkordato revize projesinde şahsına ve 3. kişi oğlu adına olan gayrimenkullerin satılarak ve elde edeceği gelirler ile borçların tasfiyesine yönelik bir ödeme planına yer verildiği, 10.02.2026 Tarihli Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. Sayılı dosyası ile kesin mühlete geçmiş ve ara kararda « Komiser heyetinin gözetiminde bir "Varlık Satıs Takvimi" olusturulmasına ve kesin mühletin 6. ayına kadar toplam borcun en az %15'ini karsılayacak tutarda nakit girisinin (satıs veya ihracat) saglanamaması halinde, komiser heyetinin IIK m. 291 uyarınca durumu raporlayarak mühletin kaldırılıp kaldırılmayacagı hususunda raporunu sunması hususunda is bu tutanagın tebligi suretiyle komiser heyetine ihtarat yapılmasına karar verildiği ve süre zarfında yaklaşık 328.340.000,00 TL borç kapaması yapıldığı ve yapılmaya da devam edileceğinin beyan edildiği, borçlu vekili tarafından talep dilekçesinde şirketin güncel borçlar ve yeni kaynaklar üzerinden Konkordato revize Projesinin sunulduğu, banka yapılandırma görüşmelerinin devam ettiği, ... Bankası A.Ş. ile görüşmelerin bitme noktasına geldiği ve toplam 135 milyon TL borç kapaması daha yapılacağının beyan edildiği, bu hususla ilgili Mahkeme’ye başvuruda bulunulduğu, bunun yanı sıra .... İle de banka yapılandırma görüşmelerinde sona gelindiği ve süreç kısa süre içerisinde tamamlanacağı, şirketin büyük bir borç yükünden daha kurtulacağı bu itibarla dosya borçlusu...’ın da kefalet borcunun düşeceği ve kesin mühlet verilmesinin talep edildiği görüldüğünü, Komiser tarafından yukarıda yapılan tespitleri dikkate alınmak suretiyle özellikle geçici mühlet tarihi itibariyle mevcut borçlar ve güncel kaynaklar ile taşınır ve taşınmaz satışlarına ilişkin somut açıklamalar ve öngörüler ile borçlu... tarafından revize edilen konkordato projesinin revize kaynaklarının titizlikle takip edilmesi gerektiği, kaynakların yeterli olmaması halinde ek kaynak konusunda verilen taahhütname doğrultusunda başarıya ulaşmasının mümkün olabileceği, bu itibarla, gerçek kişi şirket ortağının şirketten bağımsız konkordato talebinde bulunması hukuken mümkün olmakla birlikte; kesin mühlet kararı verilebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının kuvvetle muhtemel olması, bu ihtimalin de şirketin mevcut veya gelecekteki mali başarısına değil, gerçek kişi borçlunun kendi malvarlığı, gelir kaynakları ve uygulanabilir ödeme projesine dayanması gerektiği, ...’ın Konkordato Revize Projesine bakıldığında ortağı olduğu şirketten bağımsız bir şekilde proje sundukları, şirketten bağımsız gelir elde ettiği, revize proje ve bilirkişi raporları arasında oluşabilecek kaynak açıklarının kapatılması yönünden kendilerine ve taahhüt veren 3.kişi (oğlu ...) malvarlıkları ile konkordato revize projelerinin şu aşamada başarıya ulaşabileceği düşünüldüğünden kesin mühlet kararı verilebileceği yönünde görüş ve beyanda bulunmuştur.İİK’nın 285. maddesi uyarınca borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu konkordato talebinde bulunabilir. Bu nedenle borçlunun gerçek kişi olması, tacir olmaması veya iflasa tabi bulunmaması tek başına konkordato başvurusuna engel değildir. Nitekim dosyada atıf yapılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.05.2024 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında da konkordatoya başvurabilecek kişilerin kapsamı geniş yorumlanmış; tacir olup olmadığına bakılmaksızın gerçek kişilerin konkordato talebinde bulunabileceği kabul edilmiştir.Bununla birlikte başvuru ehliyetinin varlığı, kesin mühlet kararı verilmesi için yeterli değildir. İİK’nın 289/3. maddesi gereğince kesin mühlet verilebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun dosyadaki somut, denetlenebilir ve makul verilerle anlaşılması gerekir. Bu aşamada mahkemenin incelemesi tasdik yargılaması kadar derin olmamakla birlikte, projenin yalnızca iyimser varsayımlara, niyet beyanlarına veya üçüncü kişilerin ileride gerçekleşeceği belirsiz tasarruflarına dayanması halinde başarı imkânının kanunda aranan anlamda ortaya konulduğundan söz edilemez.Gerçek kişi şirket ortaklarının konkordato taleplerinde ayrıca, borçlunun kendi malvarlığı, kendi gelirleri ve şahsına özgü ödeme kapasitesi ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Dosyada atıf yapılan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi’nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile Yargıtay ...... Hukuk Dairesi’nin .... Esas, .... Karar sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, gerçek kişinin projesinin tamamen ortağı olduğu şirketin konkordato sürecinin başarıya ulaşması varsayımı üzerine kurulması ya da borçlunun şahsına özgü, denetlenebilir ve bağımsız ödeme planı içermemesi halinde gerçek kişi yönünden konkordatonun başarı şansından söz edilemez.Somut olayda toplam anapara borcunun yalnızca 4.374.757,00 TL’si borçlunun şahsi banka borçlarından, 892.311.212,68 TL’si ise ortağı olduğu şirket lehine verdiği müteselsil kefaletlerden kaynaklanmaktadır. Başka bir anlatımla borçlunun konkordato talebi, ağırlıklı olarak şirket borçlarının gerçek kişi ortağın malvarlığına yansımasından doğmuştur.Borçlunun şahsına ait ve dosya kapsamında nispeten belgelendirilebilir kaynakları maaş, emekli maaşı ve Bahçelievler taşınmazından ibarettir. Komiser raporundaki projeksiyon esas alındığında maaş ve emekli maaşı gelirleri 2026-2028 dönemi için yaklaşık 3,03 milyon TL düzeyindedir. Buna 15.000.000,00 TL değerindeki taşınmaz eklense dahi borçlunun şahsına özgü toplam varlık ve gelir kapasitesi yaklaşık 18 milyon TL seviyesinde kalmakta; bu tutar 1.120.857.462,10 TL’lik toplam ödeme yükümlülüğünün yaklaşık %1,6’sına tekabül etmektedir. Üstelik taşınmaz üzerinde ... Bankası lehine ipotek ve ihtiyati haciz şerhleri bulunduğundan, bu taşınmazın genel alacaklılar bakımından serbest ve net nakit katkısı ayrıca belirsizdir.Bu görünüm, projenin esas itibarıyla borçlunun kendi gelirleri veya şahsi ekonomik faaliyetinden doğan sürdürülebilir bir nakit üretimine değil; şirket hissesinin ileride satılması ve üçüncü kişi ...’ın taşınmazlarından sağlanacak kaynağa bağlı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla dosya, gerçek kişi borçlu bakımından bağımsız ödeme kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönünden sıkı bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.Revize projenin ana kaynağı, ...’ndeki payın %90’ının satılması suretiyle 664.667.450,25 TL gelir elde edileceği varsayımıdır. Bu tutar, toplam ödeme yükümlülüğünün yaklaşık %59’una karşılık gelmektedir. Projenin ayakta kalabilmesi de büyük ölçüde bu kalemin tam rayiç bedelle ve öngörülen sürede nakde dönüşmesine bağlıdır.Ne var ki dosyada bu pay devrine ilişkin belirlenmiş bir alıcı, bağlayıcı bir ön sözleşme, niyet mektubu, teminatlandırılmış teklif veya satış bedelinin hangi somut işlemle ve hangi takvim içinde tahsil edileceğini gösteren yeterli veri bulunmamaktadır. Komiser raporunda dahi hisse satışının süreç içinde yapılıp yapılamayacağı, yapılırsa hangi bedelle yapılacağı ve bağlantılı şirket dosyasının titizlikle takip edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu ifade, hisse satış kaleminin mevcut aşamada kesinleşmiş veya kuvvetli biçimde somutlaşmış bir nakit kaynağı değil, gerçekleşmesi izlemeye ve ilerideki gelişmelere bağlı bir varsayım olduğunu göstermektedir.Kaldı ki satışa konu pay, mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında kesin mühlet altında bulunan bir şirkete aittir. Şirketin borçlarının yeniden yapılandırılması, varlık satışları, banka protokolleri ve üretim/ihracat faaliyetlerinin seyri, payın piyasa değeri ve satılabilirliği üzerinde doğrudan etkilidir. Bu nedenle, şirketin rayiç özkaynak değeri üzerinden matematiksel olarak hesaplanan %90 pay bedelinin, konkordato projesinde nakde dönüşmüş veya dönüşmesi ciddi surette güvence altına alınmış kaynak gibi kabul edilmesi mümkün görülmemiştir.Mahkememizce özellikle vurgulanmalıdır ki, şirket payının teorik değerinin bulunması ile bu değerin konkordato takvimi içinde, tam bedelle ve alacaklılara ödeme sağlayacak şekilde realize edilmesi farklı hususlardır. Kesin mühlet aşamasında aranan başarı imkânı bakımından önemli olan, soyut değerleme değil; değerin nakde dönüşme kabiliyetinin somut verilerle desteklenmesidir. Bu yön dosyada yeterli açıklığa kavuşturulamamıştır.Projede yer alan 450.000.000,00 TL tutarındaki ... katkısı, borçlunun kendi malvarlığına dahil olmayan üçüncü kişi kaynağıdır. Bu kaynağın tamamen dikkate alınamayacağı söylenemez; zira dosyada noter taahhütnamesi ile kısmen tapu devri ve borç kapama işlemlerine ilişkin belgeler sunulmuştur. Ancak üçüncü kişi kaynağı, gerçek kişi borçlunun şahsına özgü ve sürdürülebilir ödeme kapasitesinin yerini bütünüyle alamaz.Komiser raporunda ... kaynaklı gerçekleşmeler farklı bölümlerde 263.950.000,00 TL ve 328.340.000,00 TL olarak ifade edilmiştir. Bu farklılık, kaynağın hangi kısmının bu dosyadaki gerçek kişi borçlunun konkordato projesi için, hangi kısmının bağlantılı şirket dosyasındaki borç azaltımı için kullanıldığı hususunun netleştirilmesini daha da önemli hale getirmektedir. Zira ...’a ait taşınmazların hem şirket konkordatosunda kaynak/teminat olarak, hem de eldeki dosyada gerçek kişi borçlunun ödeme kaynağı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.Aynı varlık havuzunun iki ayrı konkordato dosyasında tam değerle ve birbirinden bağımsız kaynak gibi kabul edilmesi, toplam ödeme kapasitesini olduğundan yüksek gösterebilir. Dosyada bu varlıkların hangi borç kalemine, hangi öncelikle, hangi hukuki işlemle ve hangi tutar üzerinden tahsis edileceği açık, bağlayıcı ve denetlenebilir bir ödeme mekanizmasıyla ortaya konulamamıştır. Bu nedenle üçüncü kişi katkısı, projenin ana taşıyıcı unsuru olan şirket payı satışındaki belirsizliği giderecek ağırlıkta görülmemiştir.Borçlu adına kayıtlı .... ili .... ilçesi .... Mahallesi .... ada ... parselde bulunan konut nitelikli taşınmaz, bilirkişi tarafından 15.000.000,00 TL değerinde takdir edilmiştir. Komiser raporunda da taşınmaz üzerinde ... Bankası lehine ipotek ve ihtiyati haciz kayıtlarının bulunduğu, kaynağın gerçekleşmesinin ilgili hukuki ve icra süreçlerinin tamamlanmasına bağlı olduğu açıkça belirtilmiştir.Bu durumda taşınmazın proje içinde tam bedelle ve serbest nakit kaynağı olarak gösterilmesi ihtiyatla karşılanmalıdır. İpotekli bir taşınmazın satış bedelinin öncelikle teminatlı alacağın tasfiyesine yönelmesi doğaldır. Bu satış, kefalet borcunu belirli ölçüde azaltabilecekse de, genel alacaklı havuzuna yeni, serbest ve dağıtılabilir nakit yaratıp yaratmayacağı dosyada açık biçimde belirlenmemiştir. Bu kalem, projenin başarı imkânını bağımsız olarak destekleyen güçlü bir kaynak niteliğinde kabul edilememiştir.Komiser raporunda konkordato halinde %125, cebri icra halinde ise yaklaşık %18,8 karşılama oranı oluşacağı belirtilmiştir. Cebri icra senaryosuna kıyasla daha yüksek ödeme vadeden bir projenin alacaklı menfaatleri bakımından önem taşıdığı açıktır. Ancak bu kıyas, proje kaynaklarının gerçekleşeceği varsayımına dayanır. Kaynakların en büyük kısmını oluşturan şirket payı satışının tam bedelle gerçekleşmesi ve üçüncü kişi katkısının herhangi bir mükerrerlik veya tahsis belirsizliği olmaksızın yalnızca bu projeye yönelmesi somut olarak güvence altına alınmadıkça, %125 karşılama oranı kesin mühlet bakımından yeterli bir başarı göstergesi olarak kabul edilemez.Nitekim şirket payı satış kalemi değerlendirme dışı bırakıldığında, maaş ve emekli maaşı gelirleri, ipotekli taşınmaz ve ... katkısı birlikte dikkate alınsa dahi kaynak tutarı yaklaşık 468 milyon TL düzeyinde kalmaktadır. Taşınmazın ipotekli niteliği gözetildiğinde serbest kaynak daha da düşmektedir. Bu tutar, toplam ödeme yükümlülüğünün yaklaşık %40-42’sine karşılık gelmektedir. Başka bir ifadeyle proje, başarıyı belirleyen en kritik kalem yönünden somutlaşmadığında alacaklıların tamamına ödeme yapılmasını sağlayan bir yapı olmaktan çıkmaktadır.Konkordato komiserinin raporu mahkeme için önemli bir takdiri delil niteliğindedir; ancak mahkeme rapordaki sonuç kanaatiyle bağlı değildir. Mahkememiz, komiser raporunda yer alan maddi tespitlerden yararlanmış; buna karşılık aynı tespitlerin hukuki sonucu olarak konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu yönündeki kanaate iştirak etmemiştir.Komiser raporunun kabul yönündeki sonucu, esasen şirket payı satışının rayiç özkaynak değeri üzerinden gerçekleşeceği ve ... katkısının proje ödeme açığını bütünüyle kapatacağı varsayımına dayanmaktadır. Dosya kapsamı itibarıyla bu varsayımların her ikisi de kesin mühlet kararı verilmesini gerektirecek derecede somut, bağlayıcı ve denetlenebilir hale gelmiş değildir. Borçlunun kendi şahsi gelirleri ve serbest malvarlığı ise toplam yükümlülüğün çok küçük bir kısmını karşılamaktadır.Bu nedenle mahkememizce, borçlunun konkordato talebinin gerçek kişi borçluya özgü bağımsız, sürdürülebilir ve uygulanabilir bir iyileştirme projesi niteliğini taşımadığı; projenin esasen borçlunun ortağı olduğu şirketin değerinin ve üçüncü kişi varlıklarının ileride nakde dönüşeceği varsayımı üzerine kurulduğu sonucuna varılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; borçlunun konkordato başvuru ehliyeti yönünden bir engel bulunmamakla birlikte, kesin mühlet kararı verilebilmesi için aranan konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Borçlunun kendi şahsi gelirleri ve serbest malvarlığı toplam borcu karşılamaktan çok uzaktır. Projenin asıl kaynağını oluşturan şirket payı satışına ilişkin somut alıcı, bağlayıcı satış işlemi ve tahsil güvencesi bulunmamaktadır. Üçüncü kişi ... katkısı ise kısmen gerçekleşmiş işlemler içerse de, borçluya ait bağımsız ödeme kapasitesinin yerini alacak ve hisse satışındaki belirsizliği giderecek kesinlikte değildir.Bu haliyle revize proje, alacaklıların tamamına ödeme yapılacağı yönünde matematiksel bir tablo sunmakta ise de, tablonun gerçekleşmesi en kritik ve en yüksek tutarlı kaynakların tam, zamanında ve rayiç değerle nakde dönüşmesine bağlıdır. Dosya kapsamındaki veriler bu varsayımın İİK’nın 289/3. maddesi anlamında makul ve ciddi başarı imkânı olarak kabulüne yeterli değildir. Bu sebeplerle kesin mühlet talebinin reddine ve geçici mühlet tedbirlerinin kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere:1-Borçlu hakkında mahkememizce verilen geçici mühletin kaldırılarak borçlunun konkordato talebinin REDDİNE,2-Konkordato komiser heyetinin görevine SON VERİLMESİNE, 3-Mahkememizce verilen tüm tedbirlerin hükümle birlikte KALDIRILMASINA,4-İİK'nın 308/1. maddesi uyarınca borçluların konkordato talebinin reddine ilişkin kararının Ticaret Sicil Gazetesinde ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında İLAN EDİLMESİNE ve İİK'nın 288 nci maddesinde belirtilen yerlere BİLDİRİLMESİNE,5- Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,6-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacılar tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere borçlu vekilileri ile bir kısım alacaklılar vekillerinin yüzlerine karşı, bir kısım alacaklılar vekillerinin yokluğunda oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.█████/2026Başkan ..... ¸e-imzalıdırÜye ..... ¸e-imzalıdırÜye ....¸e-imzalıdır Katip .... ¸e-imzalıdır