İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, çok tanınmış markasıyla kozmetik sektöründe doğrudan satış yapan davacının, benzer ürün ve ibare kullanan davalılara karşı açtığı marka tecavüzü tespit ve ihtiyati tedbir istemli istinaf başvurusunu değerlendirdi.
Özet: Davacı, uluslararası alanda tanınmış ve tescilli marka ibaresine, davalıların benzer ürünlerinde ve aynı doğrudan satış kanallarında tecavüz ederek tüketicilerde iltibas yarattığını iddia ederek ihtiyati tedbir ve ürünlerin toplatılmasını talep etmiş; davalılar ise, suçlanan ürünlerin farklı bir şirkete ait olması nedeniyle husumet yokluğu bulunduğunu ve doğrudan satış tüketicilerinin bilinçli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████ Esas
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: 2022/6 E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalarındaki beyanlarında özetle; Davacının; çok tanınmış ... markası başta olmak üzere ürünlerini Amerika Birleşik Devletleri, Porto Rico, Meksika, Kanada, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Ukrayna, Macaristan ve Romanya'da bağlı şirketleri vasıtasıyla doğrudan satış modeliyle tüketicilere sunmakta olduğunu, distribütörleri vasıtasıyla aralarında Fas, Tunus, Bangladeş, Belarus, Hırvatistan'ın da bulunduğu dünya genelinde 115 ülkeye ihracat gerçekleştirmekte olduğunu, ürünleri 350 milyon nihai tüketiciye ulaşmakta olduğunu, Davacının şirketin ... ... markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ...sayı ile 3 ve 5. Sınıflarda tescilli olarak korunmakta olduğunu, marka tescil belgesinin bir sureti dilekçe ekinde sunulmakta olduğunu, bununla birlikte davacının ... ibaresi için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sayılı marka tescilinin de sahibi olduğunu, Davacının ... ibaresi için halihazırda 2003 yılına uzanan marka tescilinin sahibi olduğu dikkate alınması gerektiğini ...sayılı ... ... marka tescili ile korunmak istenen asli unsurun ... ibaresi olduğu şüphesiz olduğunu, davalıların kullanımları davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, davalıların kullanımları, davacının tescilli markası ile sunulan ürünleriyle benzer olduğunu, davacının ... ... marka ürünü ile davalıya ait ... marka ürün bir arada değerlendirildiğinde ilk anda fark edileceği üzere ... her iki ürünün de asli unsuru olarak yer almakta olduğunu, davalılara ait ürünlerin, davacıya ait ... ... ile iltibasa sebep olacak derecede benzer olduğu şüphesiz olduğunu, buna ilaveten ürünlerin pazarlama kanalları ve hitap ettiği tüketici kitlesi de tamamen aynı olduğunu, Hem davacının, hem de davalı doğrudan satış sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, yine, her iki taraf; kozmetik, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin doğrudan satışıyla iştigal etmekte olduğunu, Doğrudan satışın niteliği gereği davacı şirketin girişimci adını verdiği ve çoğunlukla bayanlardan oluşan satıcılar ürünleri anlatarak ve/veya göstererek kendi evlerinde, bir tanıdıklarının evinde veya kafe-restoran gibi mekanlarda tanıdıklarına ürünlerin satışını gerçekleştirmekte olduğunu, bu niteliği gereği doğrudan satış herhangi bir mesleki eğitim şartının aranmadığını, genellikle ev hanımlarının bütçelerine katkı sağlamak amacıyla tercih ettiği bir sektör olduğunu, Davacı şirkete ait markanın davalı şirketler tarafından üretilen ürünlerde haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanılması ve bu ürünlerin satışa sunulması marka hakkına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, tescilli bir marka, sahibine münhasır hak sağlamakta olduğunu, bu hak kapsamında marka sahibi markasının 3.kişiler tarafından kullanılmasını önleme hak ve yetkisine sahip olduğunu, teminatsız olarak ihtiyatı tedbir kararı verilmesini ürünlerin toplatılmasına ve internet sitesinin erişime engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesi ve aşamalarındaki beyanlarında özetle; davalılar... ...Anonim Şirketi ile ...Anonim Şirketi'ne Davalı Şirket'e tebliğ edilmiş olduğunu, davaya konu edilen ürünler ...Anonim Şirketi'ne ait olduğunu, diğer davalı .... A.Ş. Yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmeli olduğunu, Davacı, huzurdaki davayı davalılar .... A.Ş. ve ... ...Anonim Şirketi'ne yöneltmiş olduğunu, oysa ki dava dilekçesinde bahsedilen ... ... Leke Çıkarıcı ürünü davalı... Life şirketine ait olduğunu, söz konusu ürünlerin satışı da yine aynı şirkete ait internet sitesi üzerinden yapılmakta olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan fatura da... Life tarafından düzenlenmiş olduğunu, bu kapsamda... Kozmetik Sanayi firmasının dava konusu ürünlerin üretimi, satışı ve markaların kullanımları ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını davalı .... A.Ş. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini talep etmekte olduğunu, Davalı şirket ..., Türkiye'nin en köklü kozmetik ailelerinden... bünyesinde ticaret hayatına Network Marketin (“doğrudan satış”) alanında devam etmekte olduğunu, doğrudan satıştaki hedef tüketici kitlesi, ortalama tüketiciye göre bilgilenmiş bir tüketici olduğunu, nitekim doğrudan satış kişisel bir tanıtım faaliyeti olup, ürünlerin katalog üzerinden özel olarak tüketiciye tanıtılması olduğunu , ürün hakkında bilgilendirilmesi söz konusu olduğunu, davalı şirket, bu sektörün en önde gelen firmaları arasında yer almakta olup Türkiye'de ve dünyanın pek çok ülkesinde ürünleri tüketiciye ulaşmakta olduğunu, Davacının davasına dayanak gösterdiği marka “... ...” markası olduğunu, bu markada ayırt edici unsur “...” ibaresi olduğunu, korunmak istenen asli unsurunun “...” ifadesi olduğu yönündeki beyanları tamamen asılsız olduğunu, “... ...” markasından daha eski tarihli olan ...numaralı “...” markası Türk Patent ve marka kurumu nezdinde tescil edilmiş olduğunu, davacı dilekçesinde, davalıya ait “... ...” isimli ürünün kendisine ait “... ..........” ürünü ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiğini, her iki üründe de ... ibaresinin kullanılmasının davacı şirketin marka hakkına tecavüz içerdiğini iddia etmekte olduğunu, öncelikle ifade etmek gerekir ki davacının huzurdaki davaya dayanak gösterdiği tescilli markası “... ...” markası olduğunu, davalı şirkete ait hiçbir üründe bu markanın kullanımı söz konusu olmadığını, davacı dava dilekçesinde, “... ...” şeklinde tescil edilmiş olan markada ayırt edici unsurun, korunmak istenen ve iltibas teşkil eden kısmın “...” ibaresi olduğu belirtilmişse de bu iddia açıkça hukuka aykırı olduğunu, burada ayırt ediciliği sağlayan ifade açıkça “...” ibaresi üzerine yoğunlaşmakta olduğunu, Nitekim Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, koruma tarihi davacı tarafın markasından daha eski olan ...numaralı ve yine 03. ile 05. sınıflarda tescil edilen “...” markası bulunmakta olduğunu,“...” markası daha eski tarihli bir tescil ile korunmaktayken, “... .......! ...” ibaresinin tescil edilebilmesi, “...” ifadesinin davacının markasında ayırt edici unsur olmadığını açıkça göstermekte olduğunu, nitekim davacının markası tescil edilmeden önce 6769 sayılı SMK'nın 5 ve 6. maddeleri kapsamında incelemeye tabi tutulmakta olup, “...” markasına rağmen “... ...” markası tescil edilebilmiş olduğunu, ...numaralı ... markası davacı adına tescilli ... numaralı ...markası bununla birlikte davalıya ait ürünlerin üzerinde yer alan “... ...” markası da Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil numarasıyla, 3. Sınıftaki mallar yönünden tescil edilmiş olduğunu, hal böyleyken davalının dava konusu ürün üzerindeki kullanımı tamamen meşru bir hakka dayanmakta olduğunu, “...” ifadesi temizlik sektöründe birçok ürünün isminde yer almakta olduğunu, sektörde bir teknolojiyi ve ürünlerin kimyasal içeriklerini nitelendirmek amacıyla kullanılmakta olduğunu, piyasadaki oksijen bazlı hemen hemen tüm temizlik malzemelerinin üzerinde “...” ibaresine rastlanmakta olduğunu, Oksijen bazlı temizlik malzemeleri, diğer temizlik ürünlerine kıyasla daha etkili sonuçlar vermekte ve birçok bilinir marka bu teknolojiyi kullanmakta olduğunu, etkilerinin daha fazla olması ve sıradan temizlik malzemelerine göre daha etkili olması nedeniyle bu kategoride yer alan tüm oksijen bazlı ürünlerde, oksijeni vurgulamak amacıyla “...” ifadesi açıkça ürünler üzerine sergilenmekte olduğunu, sektörün en ünlü markalarının isminde “...” ifadesini de geçiren bir ürünü piyasaya sürmüş durumda olduğunu, “...” kelimesi markayı tanımlamaktan ziyade bu teknolojiyi ve ürünün kimyasal içeriğini nitelendirmekte olduğunu, Aşağıda ürünlere ilişkin görseller mahkemenizin dikkatine sunulmuş olduğunu, Görüldüğü üzere “...” ifadesi, bir teknolojiyi ve ürünün kimyasal içeriğini nitelendirmek amacıyla kullanılmakta olduğunu, davacı tarafın tescilli ... ... markasının bu ifade üzerinde herhangi bir koruma sağladığı iddiasının hiçbir hukuki karşılığı bulunmamakta olduğunu, bahse konu tescil, “.....! ...” ifadesi için de herhangi bir koruma sağlamadığı, aynı isimle daha erken tarihli bir marka tescilinin bulunması da göz önünde bulundurularak işbu davanın reddi gerektiği açık olduğunu, Bilindiği üzere marka hukukuna hakim ilkelerden biri uyarınca bir markanın, sicilde tescil edildiği şekilde kullanılması zorunluluğu bulunmakta olduğunu, davacı tarafa ait, Türk Patent nezdinde ...numarasıyla tescilli “... ...” markası düz yazı şeklinde, aşağıda gösterildiği font ve düzende tescil edilmiş olduğunu, söz konusu markaya ilişkin davacı tarafından tescil edilmiş bir şekil markası bulunmamakta olduğunu, davacı taraf, ürünleri üzerinde söz konusu markayı tescil edildiği şeklin dışında, birtakım renk ve kompozisyonlarda kullanılmakta olduğunu, bu sebeple söz konusu marka, tescil edildiği haliyle kullanılması kaydıyla marka sahibine koruma sağlamalı olduğunu, davacı, markanın ürün üzerindeki kullanılış şekli üzerinde durmuş, her iki “...” yazısının da benzer yazı tiplerine sahip olduğunu zorlama bir şekilde iddia etmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için Davacı tarafın markasının bu korumaya sahip olduğunun kabulü halinde dahi, ürünler üzerindeki marka kullanımı arasında bir benzerlik bulunmadığı ilk bakışta görülmekte olduğunu, davalı Şirket'in ürünü “...” ve “...” markalarını taşımakta olup, “... ...” ibaresiyle üzerinde bulunan “...” ifadesi çok daha farklı bir yazı tipi ile yazılmış ve “...” ile “...”kelimeleri alt alta gelecek şekilde düzenlenmiş olduğunu, ayrıca yazıların ürün üzerindeki yerleşimi, yazılar arkasında kullanılan zemin, ürün ve etiketin renkleri de incelendiğinde her iki ürün arasında ciddi bir farklılık bulunduğu aşikar olduğunu, Kaldı ki uyuşmazlık konusu ürünlerin, hedef kitle olan bilgilenmiş kullanıcı nezdinde birbirinden ayırt edici olduğu ilk bakışta fark edilebilmekte olduğunu, ürünlerin renkleri, yazılar, diğer şekiller ve amblemlere bakıldığında açıkça ürünlerin farklı markalar olduğu belli olmakta olduğunu, davacı taraf, yalnızca düz yazıyla tescil ettirdiği “... ...” ifadesinin yazılış şeklinin de korumaya dahil olduğu sanrısıyla birtakım iddialarda bulunduğunu, ürünlerin tamamı karşılaştırıldığında gerek renk, gerekse ibarelerin ürün üzerindeki yerleşimi olarak birbirini andırmadığını, yalnızca üzerilerinde ortak bir ifade olarak “...” ifadesinin yer aldığı, ... ifadesinin ürünün kimyasal yapısına atıf olması ve sektörde çok kullanılan bir ifade olması ve buna ek olarak yazıların ve şekillerin birbirinden bambaşka olması nedeniyle ortada iltibas yahut tecavüze ilişkin herhangi bir durumun söz konusu olmadığı görülmekte olduğunu Davalı .... A.Ş ile davacı firma arasında İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi ███████ Esas ████████ Karar sayılı dosyanın görüldüğünü, yapılan yargılama neticesinde davacının, davalı şirket adına tescilli... markasını kullanarak davalının marka hakkına tecavüz ettiği tespit edilmiş olduğunu, bu eylemleri neticesinde doğan toplamda 315.000 TL maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmiş olduğunu, Bu karar üzerinde davacı firma, tamamen intikam amacıyla ve kötüniyetli olarak davalı aleyhine haksız ve dayanaksız davalar ikame etmeye başlamış olduğunu, ilk olarak İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ████████ Esas sayılı dava ile davalıya ait markaların hükümsüzlüğünü talep eden davacı, ardından da huzurdaki davayla gerçeğe aykırı tecavüz iddialarını öne sürdüğünü beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ...tescil numaralı "..." ibareli marka, ... tescil numaralı "... ..." ibareli markaların davacı adına; ... tescil numaralı "... ..." ibareli markanın davalı adına TPMK nezdinde tescilli olduğu, ...tescil numaralı " ..." ibareli markanın ise dava dışı şahıs adına tescilli olduğu, dosya arasına alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre davacı adına tescilli markanın ürün görselleri ile tr...com internet sitesinde yer alan ürünlerin ayrıntılı olarak karşılaştırıldığı, ürünlerin benzer nitelikte olduğu, taraf markalarının aynı sınıflarda tescil edildiği, ürünlerin niteliği ve benzerliği göz önüne alındığında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu bu hali ile dava dışı şahıs adına tescilli bulunan markanın davalı tarafça kullanılmasının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalının davaya konu edilen ürünlerin ...A.Ş ünvanlı şirkete ait olduğunu, diğer davalı yönünden husumetin bulunmadığı iddiası yönünden yapılan incelemede; dosya arasına alınan bilirkişi raporunda davaya konu edilen ürünlerin bulunduğu tr...com isimli internet sitesi ile ....com.tr alan adlı internet sitesinin davalı şirketlere ait olduğu, ....com.tr isimli internet sitesine girilirken tr...com adresine yönlendirme yapıldığı bu hali ile her iki davalı arasında organik ve yönetimsel bağ bulunduğu anlaşılmakla davalının bu davalı yönünden husumet itirazının reddi gerekmiştir.
Markaya tecavüz iddiası bakımından yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalıların ... şeklindeki kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne" karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davaya konu edilen ürünlerin ...A.Ş.'ye ait olup diğer davalı müvekkili .... A.Ş. yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... ... ... ürünün müvekkili...... şirketine ait olup, ürünlerin satışı da yine aynı şirkete ait internet sitesi üzerinden yapılmakta olup, davacı tarafından dosyaya sunulan fatura da... Life tarafından düzenlendiğini, ....firmasının dava konusu ürünlerin üretimi, satışı ve markaların kullanımları ile herhangi bir ilgisi bulunmadığından davalı müvekkil .... A.Ş. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini,
-uyuşmazlığa konu markanın "... ..." markası olduğunu, ayırt edici unsur "..." ibaresi olup korunmak istenen asli unsurunun "..." olmadığını, "..." markasının "... ..." markasından daha eski tarihli olarak tescilli olduğunu, davacının huzurdaki davaya dayanak gösterdiği tescilli markası “... ...” markası olup, müvekkili şirkete ait hiçbir üründe bu markanın kullanımı söz konusu olmadığını, ayırt ediciliği sağlayan ifade açıkça “...” ibaresi olduğunu, Davacı tarafın markasından daha eski olan ...numaralı ve yine 03. ile 05. sınıflarda tescil edilen “...” markası bulunduğunu, “...” markası daha eski tarihli bir tescil ile korunmaktayken, “... ...” ibaresinin tescil edilebilmesi, “...” ifadesinin davacının markasında ayırt edici unsur olmadığını açıkça gösterdiğini,
-müvekkiline ait ürünlerin üzerinde yer alan “... ...” markasının da Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil numarasıyla, 3. Sınıftaki mallar yönünden tescil edildiğini, müvekkilinin dava konusu ürün üzerindeki kullanımı tamamen meşru bir hakka dayandığını, “...” ifadesinin hiçbir üründe kullanılmadığını, müvekkilinin ... ... markalı ürününün davacının markasının ayırt edici unsuruna zarar getirmemesi ve herhangi bir karışıklığa neden olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
-Oksijen bazlı temizlik malzemeleri, diğer temizlik ürünlerine kıyasla daha etkili sonuçlar vermekte ve birçok bilinir marka bu teknolojiyi kullandığını, etkilerinin daha fazla olması ve sıradan temizlik malzemelerine göre daha etkili olması nedeniyle bu kategoride yer alan tüm oksijen bazlı ürünlerde, oksijeni vurgulamak amacıyla “...” ifadesi açıkça ürünler üzerine sergilendiğini, sektörün en ünlü markalarının hepsi, isminde “....” ifadesini de geçiren bir ürünü piyasaya sürmüş durumda olduğunu, “...” ifadesi, bir teknolojiyi ve ürünün kimyasal içeriğini nitelendirmek amacıyla kullanılmakta olup, Davacı tarafın tescilli ... ... markasının bu ifade üzerinde herhangi bir koruma sağladığı iddiasının hiçbir hukuki karşılığı bulunmadığını,
-ürünlerin, hedef kitle olan bilgilenmiş kullanıcı nezdinde birbirinden ayırt edici olduğunu, ürünlerin tamamı karşılaştırıldığında gerek renk, gerekse ibarelerin ürün üzerindeki yerleşimi olarak birbirini andırmadığı, yalnızca üzerilerinde ortak bir ifade olarak “...” ifadesinin yer aldığı, ... ifadesinin ürünün kimyasal yapısına atıf olması ve sektörde çok kullanılan bir ifade olması ve buna ek olarak yazıların ve şekillerin birbirinden bambaşka olması nedeniyle ortada iltibas yahut tecavüze ilişkin herhangi bir durumun söz konusu olmadığı görüldüğünü,
-Davalı müvekkili .... A.Ş ile davacı firma arasında İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi ███████ Esas ████████ Karar sayılı dosya görüldüğünü, yapılan yargılama neticesinde davacının, müvekkili şirket adına tescilli... markasını kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiği tespit edildiğini, bu eylemleri neticesinde doğan toplamda 315.000 TL maddi ve manevi zararın tazminine karar verildiğini, bu karar üzerinde davacı firma, tamamen intikam amacıyla ve kötüniyetli olarak müvekkil aleyhine haksız ve dayanaksız davalar ikame etmeye başladığını bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davacı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "... ..." ibareli markaya davalının tecavüzün olup olmadığının tespiti, tecavüz var ise tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve tedbir kararı verilmesi ve hükmün ilanının gerekip gerekmediğine ilişkindir.
TPMK'dan davacı adına tescilli bulunan ...tescil numaralı "..." ibareli marka, ... tescil numaralı "... ..." ibareli marka ile davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "... ..." ibareli marka ve dava dışı ...tescil numaralı " ..." ibareli markanın tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. FSHHM ███████ Esas ████████ Karar sayılı dosyası : Dosya arasına alınan dosyanın incelenmesinde... ......... A.Ş. Tarafından ... ...Anonim Şirketi'ne karşı markaya tecavüz davası açıldığı, yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
İstanbul 4.FSHHM ████████ Esas sayılı dosyası : Davacı .... A.Ş. Tarafından davalı .... A.Ş'ye karşı marka hakkına tecavüz davası açıldığı ve halen derdest olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www...com.tr” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 09.02.1996 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde davaya konu “... ... ...” ibareli ürünün aktif olarak yayında olduğu ve satışının yapıldığı, Davalıya ait olduğu belirtilen internet web sitesinin “www...com” ... (Ana Alan Adı) URL adresine ait, alan adı altında ... (Alt Alan Adı) olarak “tr...com” oluşturulmuş bir site olduğu ve sitenin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 24.12.2010 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde davaya konu “... ...” ibareli ürünün aktif olarak yayında olduğu ve satışının yapıldığı, davaya konu ürünün yayınlandığı “tr...com” internet web sitesi ile organik bağı olduğu anlaşılan “....com” alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının sahibinin "....A.S." isimli firma adına kayıtlı olduğu, bu kapsamda davalının... ...A.S. yönünden ileri sürdüğü husumet itirazının 6769 Sayılı SMK” nın 7/d Maddesi uyarınca yerinde olmadığı, ... numaralı * ... ...” ibareli kelime markasının... 08.07.2021 tarihinde davacı .... A.Ş. Adına başvurusunun gerçekleştirildiği, markanın aşağıda yer verilen 03. Ve 05. Sınıf mal emtialarında 15.12.20121 tarihinde tescil edildiği ve markanın güncel koruma süresi içerisinde olduğu, ..." ve “...” ibareleri, markaların kullanım alanı olan TEMİZLİK sektörü için ayrı ayrı değerlendirildiğinde tanımlayıcı ibareler olarak algılanabilecek ise de, “...” kelime öbeği olarak birlikte değerlendirildiğinde temizlik ürünleri için jenerik bir ibare olduğunu söylemenin mümkün olmadığı; ... numaralı “... ...” ... ibareli kelime markasının davacı adına tescille 03. Sınıfta korunmak olduğu gözetildiğinde, davalının tescilsiz kullanımlarının, davacı yanın marka haklarını ihlal eder nitelikte olduğu, 6769 Sayılı SMK' nın 7/2 b ve 7/3 d madde atfı ile 6769 Sayılı SMK' nın 29. Maddesi uyarınca davacının marka hakları ihlal edilmekte olduğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda, husumet yönünden inceleme yapıldığı, dosya arasına alınan bilirkişi raporunda davaya konu edilen ürünlerin bulunduğu tr...com isimli internet sitesi ile ....com.tr alan adlı internet sitesinin davalı şirketlere ait olduğu, ....com.tr isimli internet sitesine girilirken tr...com adresine yönlendirme yapıldığı bu hali ile her iki davalı arasında organik ve yönetimsel bağ bulunduğu bu nedenle Mahkemece de husumet itirazının reddi kararı verildiği, bu hali ile husumete yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ile davalı markaları incelendiğinde, davacı markasının "... ..." davalı kullanımının “... ..." olduğu, davalının "... ..." markası olmakla birlikte, kullanımının tescil dışı kullanım olduğu, Davacının davasına dayanak gösterdiği “...” ibaresinin temizlik sektöründe ayırt
ediciliğinin bulunmadığı, “...” ibaresinin “oksijen” kelimesinin İngilizce kısaltması olarak
sektörde yaygın kullanıma sahip olduğu, dava konusu ürünlerin temizlik ürünleri olup, "..." ibaresinin oksijen temizliği anlamına geldiği ve yardımcı unsur olduğu, davalı tarafça “..." esas unsuru ile birlikte kullanıldığı, davacının markasının esas unsuru ise "..." olup, ... ifadesinin temizlik sekturü için jenerik bir ifade olduğu, davalının marka kullanımı ile davacının marka kullanımlarının
görsel, yazımsal ve anlamsal olarak benzer olmadığı, markanın tek başına "..." olarak davacı adına tescilli olmadığı, bu markanın dava dışı Abdulbasit Sozait adına kayıtlı olduğu, sadece markaların herkesin
kullanımına açık olan ve ayırt ediciliği düşük ya da hiç olmayan “...” ibaresinin ortak olarak
yer aldığı, markalar arasında filli kullanımlarda da benzerlik olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin kısmen yerinde olduğu sonucuna varılmış, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması talebine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2-İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../███████ tarih, 2022/.. E., 2023/. K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Açılan davanın REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 651,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 557,00 posta giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 180,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 918,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!