İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden satış ve hizmet sözleşmelerinden kaynaklanan alacak için itirazın iptali davasında usulsüz tebligat itirazı üzerine verilen istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf başvurusu, ilk derece mahkemesinin ticari satış ve hizmet sözleşmelerinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmeden kararını konu almakta; davacı tarafın defter kayıtları ve BA/BS formlarıyla alacağını ispatladığı, davalının ise defterlerini sunmadığı ve itiraz etmediği faturaları BA formlarında bildirmekle borcunu zımnen kabul ettiği gerekçesiyle verilen bu karara karşı, davalı taraf usulsüz tebligatlar nedeniyle savunma ve ticari defterlerini sunamadığını ileri sürerek itiraz etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Satım ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete █████/2021 tarihli 144.947,20 TL bedelli satış faturası, █████/2021 tarihli 29.500,00 TL bedelli Simulatör danışmanlık hizmet bedeli faturası, █████/2021 tarihli 78.887,96 TL bedelli... bedeli faturası düzenlendiğini, bu faturaların davalı şirkete e-tebligat yolu ile tebliğ edildiğini, davalı şirketin faturalara süresinde itiraz etmediği gibi fatura bedellerini de ödemediğini, bu sebeple davalı şirket aleyhine Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı şirketin █████/2021 tarihinde haksız olarak takibe itiraz etmiş olması sebebiyle takibin durduğunu iddia ederek, davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nun 83 ile 85 ve 6100 Sayılı HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve davacı lehine delil niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça defter ve belgeler incelemeye sunulmamıştır. Davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre davalıdan 254.335,16-TL alacaklı olduğu, tarafların BA ve BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğu ve davacı tarafça düzenlenen faturaların davalı tarafça BA formlarında bildirildiği tespit edilmiştir. Davalı taraf davacının kendisine düzenlediği tüm faturaları itiraz etmeksizin BA larında bildirmekle davacının faturalara konu hizmeti verdiğini ve ürünleri teslim ettiğini kabul etmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtları ve tarafların BA ve BS formlarının birbiri ile uyuşması sebebiyle davacı tarafından faturalara konu hizmetin verildiği ve ürünlerin teslim edildiği hususu davacı tarafça karine olarak ispatlanmıştır. Davalı tarafça ise bu karinin aksini ispatlar delil dosyaya sunulmamıştır. Davacı taraf davalıdan alacaklı olduğunu usulüne uygun tutulmuş defter ve kayıtları ve tarafların BA ve BS formları ile ispatlamış, ancak alacağın ödendiği davalı tarafça geçerli ve kesin bir delil ile ispatlanamamıştır. Davacının davalıdan alacaklı olduğu kendi ticari defter ve belgeleri ve tarafların BA ve BS formları ile sabit olduğundan bilirkişi raporunda tespit edilen bedel üzerinden açılan davanın kısmen kabulüne, davalı taraf icra takibinden önce temerrüte düşürülmediğinden davacının işlemiş faiz talebinin reddine, davacının alacağı davacının defter ve kayıtları, faturalar ve tarafların BA ve BS formları ile likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun Küçükçekmece 3. İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 254.335,16 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden aynen devamına, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'mi oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından yargılama aşamasında tüm tebligatların davalı şirket adresinde muhtara yapıldığını, tebligatların davalı asıla değil icra takibine itiraz eden vekile yapılması gerektiğini, bu sebeple davalı şirkete yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, nitekim davadan dava dilekçesinin tebliği ile değil, █████/2022 tarihinde adliyede tevzi bürosunda müvekkili şirketin başka dosyalarının sorgulanması neticesinde haberdar olunduğunu, tebligatların usulsüz olması sebebiyle müvekkili şirkete ait ticari defterlerin sunulamadığını, ayrıca müvekkili şirketin 144.947,20 TL bedelli faturaya ilişkin iade faturası düzenlendiğini, 29.500,00 TL ve 78.887,96 TL bedelli diğer iki faturanın ise müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, hizmet bedeli adı altında düzenlenen bu faturaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketten almış olduğu herhangi bir hizmet bulunmadığını, bahsi geçen faturaların müvekkili şirketin ticari defterlerinde de olmadığını, davacı tarafından █████/2022 tarihli ... numaralı fatura üzerinde sahte imza kullanıldığını, müvekkili şirketi adına sahte belge düzenlendiğini iddia ederek, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım ve hizmet faturalarından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebligatın yapılıp yapılmadığı, dava konusu faturalara konu ürün ve hizmetlerin davacı tarafça ifa edilip edilmediği, davalı tarafın fatura bedellerini ödeyip ödemediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafından davalı tarafa ticari alım satıma ilişkin 28.06.2021 tarihli ... nolu 144.947,20 TL bedelli satış faturasının, 05.07.2021 tarihli ... nolu 29.500,00 TL bedelli ... Bedeli satış faturasının, 05.07.2021 Tarihli ... no lu 79.887,96 TL TL bedelli... Bedeli satış faturasının düzenlendiği, faturaların ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafın takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, yerel mahkemece icra dosyasının, tarafların BA, BS formlarının, İTO kayıtlarının dosyaya celbinin sağlandığı, davacı vekili tarafından dosyaya cari hesap ekstresi, sevk irsaliyesi, davalının teslim aldığına ilişkin belgelerin sunulduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 21.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde takibe konu edilen 3 adet faturanın toplam 254.355,16 TL olarak kendi e-ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının 2021 yılında e-defter sistemine tabi olduğu ve 2021 yılı envanter defteri açılış tasdiklerini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, bu itibarla ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde olduğu, davalı tarafın iddia ettiği 187.934,46 TL tutarlı ödemenin dava konusu faturalara ilişkin olmadığı, davacı yanın takibe konu edilen 3 adet faturadan kaynaklı davalı taraftan 254.335,16 TL alacaklı olduğu, davacı ve davalı şirketlerin BA-BS formlarında her iki şirketin takibe konu edilen 3 adet fatura için KDV hariç 215.537,00 TL üzerinden beyanda bulunmuş olduğu davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, dolayısıyla işlemiş faiz talebine ilişkin dayanak olmadığı ve davacı şirketin takip tarihi itibariyle %16,75 avans faizi talep edebileceği belirtilmiştir.Davalı vekili tarafından her ne kadar dava dilekçesinin davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, davadan dava dilekçesinin tebliği ile değil, █████/2022 tarihinde adliyede tevzi bürosunda müvekkili şirketin başka dosyalarının sorgulanması neticesinde haberdar olunduğu, itirazın iptali davasında tebligatların icra takibine itiraz eden vekile yapılması gerektiği iddia edilmişse de davalının, bir kişiye vekalet görevi vermesi vekilin bu aşamadan sonra davalının bütün işlemlerini takip edeceği anlamına gelmemektedir. Takibe itiraz eden vekilin esasında itirazın iptali davasını takip etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Vekalet ilişkisi her bir olay, iş veya dosya nedeniyle vekalet verenin vekili özel bir talimatla talimatlandırmasına bağlıdır. Bu itibarla takibe itiraz etmiş ve arabuluculuk işlemlerini takip etmiş bir vekilin mutlaka dava aşamasında da davalıyı temsil etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmadığından, mahkemece henüz vekil olup olmayacağı belli olmayan vekilin yerine davanın asıl muhatabı olan davalıya dava dilekçesi ile ön inceleme duruşmasını tebliğ etmesi yerindedir. Bu şekilde yapılan tebligat usul hukukuna uygun olup, davalı asıla yapılan tebligat ile davalının bizzat haberdar edildiği bir vakıa veya durum nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını veya adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kabul etmek mümkün değildir. Zira hakkın asıl sahibi olan davalının, kendi hakkını vekilinden daha önce düşünerek gerekli önlemleri alacağı, savunmasını organları eliyle veya görevlendirilecek bir vekil aracılığıyla yapacağı kabul edilmelidir. Nitekim bu hususta Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 03.06.2022 tarihli ve 2021/1 Esas, 2022/3 Karar sayılı kararı ile "İcra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerekmektedir" şeklinde karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Bu yasal düzenleme gereğince, içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurulları, daireleri ve adliye mahkemeleri için gerekçeleri ile açıklayıcı, sonucu ile bağlayıcı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda davalı vekilinin tebligatların asıla yapılmış olmasının usulsüz olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece davalı şirketin ticaret sicil adresi araştırılmış, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre sicil adresi "... Bakırköy/İstanbul" olarak tespit edilmiş ve tebligatlar bu adrese yapılmıştır. Tüm tebligatlarda tebligat alıcısının dışarı iş takibine gittiğinin komşusu ... tarafından beyan edildiği yazılmıştır. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12 ve 13. maddelerinde ise hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat ile hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat düzenlenmiştir. Tebligat Kanunun 13. maddesinde; "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır." ifadelerine yer verilmiştir. Ancak davalı şirketin tebligat saatinde kapalı olması ve bu durumun komşusu ... beyanı ile de teyit edilmesi karşısında 7201 sayılı Kanun'un 21.maddesine göre tebligat yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davalı usulüne uygun şekilde davadan, ön inceleme duruşmasından, tahkikat duruşmasından ve inceleme gününden haberdar edilmiştir. 15.02.2022 tarihli duruşma tutanağında defterlerin incelenmesi için ibraz edilmemesinin sonuçları gösterilmiş ve duruşma zaptı davacıya tebliğ edilmiştir. Bu itibarla mahkemece, davalıya hukuki dinlenilme hakkının hatırlatıldığı, inceleme ve delil sunma için süre ve olanak tanındığı, ancak davalının süresinde delil sunmadığı anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde elektronik tebligat yapılması zorunlu olan kişiler arasında Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri yer alsa da davalı vekilinin tebligatların usulsüzlüğünün vekile tebliğ yapılması gerektiğinden ileri geldiğini beyan ettiği, yukarıda açıklandığı üzere itirazın iptali davasında tebligatların asıla yapılmasında isabetsizlik olmadığı, asıla yapılan tebligatların usulüne uygun olduğu ve davalı şirketin davadan usulüne uygun tebligatlar ile haberdar edildiği gözetildiğinde HMK'nın 30. Maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi uyarınca yeniden tebligat yapılmasında hukuki bir yarar olmayacağı anlaşılmış olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.Davalı vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde davacının sunmuş olduğu teslim faturalarında yer alan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı ve imzanın taklit edildiği iddia edilmişse de alacağa dayanak faturanın davalı tarafça da vergi dairesine bildirildiğinin BA formlarıyla sabit olduğu gözetildiğinde, davalının bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 13.028,63 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!