İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinden menfi tespit davasında adi ortaklık kefaletinin hukuki geçerliliği ve senet muvazaa iddiasının istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bir adi ortaklık üyesi tarafından, ortaklığın tek ortağın imzasıyla kefil gösterildiği 2.300.000 TL bedelli senedin muvazaalı ve geçersiz olduğunun tespiti ile ortaklığın borçlu olmadığının karara bağlanması ve kötü niyet tazminatı talebiyle açılan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesi senedin geçersizliğine karar vermiş, tazminat talebini reddetmiştir. Bu kararı istinaf inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin senedin muvazaalı olduğuna dair gerekçesini yetersiz bularak, ortaklığın senet düzenleme tarihindeki borçlanma ihtiyacı ve davalı alacaklının iddia ettiği gibi ortaklığa verilen borç paranın miktarının ayrıntılı olarak araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI : ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takibe konu senet incelendiğinde borçlusunun ... olduğunu, kefil olarak ise ".... Şti ... Adi Ortaklığı" nın gösterildiğinin anlaşıldığını, takibe konu 31.12.2018 keşide tarihli 30.04.2020 vade tarihli 2.300.000,00 TL tutarında senetin muvazaalı olduğunu, borçlu ... ile takip alacaklısının anlaşarak Adi Ortaklık senette kefil gösterilmek suretiyle müvekkilini şahsen sorumlu tutmaya çalıştıklarını, senet metninden de anlaşılacağı üzere Adi Ortaklığın kefil olarak gösterildiği borçlunun ... olduğunun görüldüğünü , Senet Metni incelendiğinde görüleceği gibi senette yalnızca ...'ün imzasının olduğu müvekkilinin imzasının olmadığının açık olduğunu, adi ortaklık kefil gösterilirken tek imza ile kefil gösterilmiş olup kefaletin hukuken geçersiz olduğunu, takip ve dava konusu alacağın ve borç senedinin muvazaalı olduğunun tespiti ile geçersizliğine karar verilmesini, netice olarak; İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu edilen alacak yönünden Adi ortaklığın müvekkilin takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, davalı alacaklı yanın takipte kötü niyetli olması nedeniyle alacağı % 20' sinden az olmamak kaydı ile tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne, takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı ispat olunamadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine ilişkin █████/2024 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████/2025 tarih ve █████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararıyla " dava, menfi tesbit talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında, alacaklısının ..., borçlularının ..., ..., ... ... Adi Ortaklığı, ... olduğu, borcun sebebi 2.300.000,00-TL bedelli, █████/2018 tanzim tarihli, █████/2020 vade tarihli senet gösterilmek suretiyle, 2.300.000,00 TL asıl alacak, 906.058,22 TL işlemiş faiz, 6.900,00 TL komisyon, 225,20 TL ihtiyati haciz masrafı ve 2.400,00 TL vekalet ücreti olmak üzere 3.215.583,42 TL toplam alacağın tahsili talep edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere, takip dayanağı senedin dosyaya sunulan örneğine göre; dava konusu bonoda keşidecinin-borçlusunun ..., kefilin ... ... Adi Ortaklığı, olduğu, davacı ...'ın lehtar/hamil olup, ihdas nedeninin (malen/nakden) yazmadığı görülmüştür. Senet üzerinde davacı imzasının bulunmadığı, kefil kısmında adi ortaklık ünvanı kaşesi altında temsilci sıfatıyla ...'ün senedi imzaladığı görülmektedir. Dosyaya sunulan █████/2018 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesinin incelenmesinde, ortaklığın temsiline ilişkin düzenleme kısmında, adi ortaklığın temsilinin md.7 'de "ortaklığın her türlü iş ve işlemini sonuçlandırmaya ortaklık ünvanı altında atacağı münferit imza ile, her türlü hususta temsil ve ilzama ... ile ...'ün yetkili olduğunun düzenlendiği, ortaklığın bitim tarihinin ise ortaklık konusu işin sona erme tarihi olarak düzenlendiği görülmüştür. Takip konusu senedin düzenleme tarihi █████/2018 'dir. Davacının iddiası bu senedin muvazaalı olduğu yönündedir. Senet borçlusu ...ve kefili ise adi ortaklıktır. Sözkonusu senet, adi ortaklık kuruluşundan 8 ay sonra düzenlenmiştir. Davacı tarafça delil olarak, adi ortaklığa ait defter ve belgelere dayanılmış ise, mahkemece bu yönde bir inceleme yaptırılmamış," davalılara asıl borç ilişkisini ispata yarar yazılı belge sunmaları için kesin süre verilmiş ancak davalılar mahkememize yazılı bir belge sunmayarak alacak iddialarını ispat edemediklerinden, adi ortaklığın yaptığı iş miktarı ve bono miktarı göz önünde bulundurulduğunda bononun muvazaalı düzenlendiği değerlendirildiğinden" şeklindeki gerekçe ile karar verilmiş ise de, söz konusu gerekçenin dosya kapsamına göre herhangi bir dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen bononun, adi ortaklık adına temsilcisi ...'e borç para verilmesi nedeniyle adi ortaklık temsilcisi olan bu kişi tarafından keşide edilip kendisine verildiği davalı-lehtar tarafından savunduğuna göre; bononun keşide edildiği tarih itibariyle adi ortaklığın borçlanmaya gereksinimi olup olmadığı, gereksinimin varlığı belirlendiği takdirde davalıdan ne kadar borç para alındığı, alınan paranın adi ortaklığın inşaat ve diğer giderlerinde kullanılıp kullanılmadığı, adi ortaklık kayıtlarına ve kasasına bono bedeli kadar para girişinin olup olmadığı hususlarında adi ortaklığın ticari defterleri ve dayanak diğer belgeleri üzerinde uzman bilirkişi kurulunca inceleme yaptırılıp rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı değerlendirilmiştir. Bu sebeplerle, tarafların istinaf talebinin kabulü ile, yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılması için kararın kaldırılmasına" karar verilmiştir.
İstinaf Konusu Mahkeme Kararı ;
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda ; İstinaf kararı doğrultusunda yaptırılan bilirkişi incelemesi ve tarafların beyanlarına göre; bononun keşide tarihi olan █████/2018 tarihi itibariyle adi ortaklığın borçlanmaya gereksinimi olmadığı, adi ortaklığın Muğla Büyükşehir Belediyesi'nden aldığı işi 17.06.2019 tarihinde 550.000,00 TL'ye devrettiği, aldığı iş kapsamında hiç bir şey yapmadığından harcama belgesi sunamadığı gibi adına hak ediş belgesi düzenlenmediği, adi ortaklığın yöneticisi konumunda bulunan davalı ...'nin ticari defterleri sunmadığı, bulunduğunu bildirdiği mahkemede de ticari defterlerin bulunmadığı, dava konusu edilen bononun, adi ortaklık adına temsilcisi ...'e borç para verilmesi nedeniyle adi ortaklık temsilcisi olan bu kişi tarafından keşide edilip kendisine verildiği davalı-lehtar tarafından savunduğu ancak bononun keşide edildiği tarih itibariyle adi ortaklığın yaptığı bir iş olmadığından borçlanmaya gereksinimi olmadığı, kaldı ki adi ortaklığın kayıtlarına ve kasasına giren bir para olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, bononun bedelsiz olduğunu lehtar olması sebebiyle davalı alacaklı ...'ın bilebilecek durumda olduğu, takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı" gerekçesiyle ;
Davanın KABULÜ ile,
1-İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu edilen alacak yönünden davacı ...'ın davalı takip alacaklısı ...'a BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-3.215.583,42 TL'nin % 20'si olan 643.116,68 TL tazminatın davalı takip alacaklısı ...'dan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İstinaf Başvuruları ;
Mahkemece verilen kararı,davalılar vekilleri istinaf etmiştir.
1- Davalı ... vekilince verilen istinaf dilekçesinde; " İş bu davanın temeli davacı tarafın senede karşı muvazaa iddiasına dayalı menfi tespit talebidir. Davacı taraf ise dosya kapsamında da anlaşılacağı üzere senet keşidecisinin kefili olan adi ortaklığın ortaklarından birisidir. Senet keşidecesi ise aynı zamanda adi ortaklığın yetkilisidir. Önceki beyanlarımızda da ifade ettiğimiz üzere davacı taraf, senede karşı muvazaa iddiasında bulunduğundan bu iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebilir. yine muvazaa iddiasında bulunan davacı tarafın ispat yükü altında olduğu da izahtan varestedir. Yerel mahkemenin ████████ E. sayılı dosyasında vermiş olduğu davanın kabulü kararı istinaf incelemesi sonucun da kaldırılmış olup adi ortaklığın ticari kayıtlarının da incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. ancak adi ortaklığın ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulü hükmü kurulmuştur...
İlk olarak belirtmek gerekir ki davacı tarafın iddiası olan muvazaa hususu ispat edilememiştir. Yerel Mahkeme yine davacı tarafın muvazaa iddiasını ispata elverişli olmayan bir hususa dayanarak senedin muvazaalı olarak değerlendirmiştir. Öncelikle davacı tarafın iddiasını ispat etmeden Yerel Mahkemece muvazaa iddiasının kabul edilmesi hukuka aykırıdır. İlgili Yargıtay HGK kararında davacının yazılı delil ile muvazaa iddiasını ispatlaması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Ancak dosya kapsamında davacı tarafın asılsız muvazaa iddiasını gösterir herhangi bir delil söz konusu değildir. Davacı tarafın tüm iddiaları adi ortaklığın iç ilişkisine ilişkin olup iyiniyetli 3. Kişi konumundaki müvekkilimiz ile ilgisi olmayan hususlardır.İlgili Yargıtay kararında da yine herhangi bir ispat yükünü ifa etmeyen davacı tarafın adi ortaklık iç ilişkisine ilişkin sorunlarının müvekkilimize karşı yöneltilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Ancak Yerel Mahkemece bu hususlar da gözetilmemiştir.
Yerel Mahkemece senet bedeli ve adi ortaklığın yaptığı işin miktarı gözetilerek senedin muvazaalı olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Öncelikle yukarıda da izah edildiği üzere davacı tarafın muvazaa iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerekmektedir. Davacı taraf ispat yükünü yerine getirmemiştir. Yerel Mahkeme ise davacı taraf muvazaa iddiasını ispat edemediği halde yine davacı tarafın ileri sürmüş olduğu herhangi bir ispata yarar yanı olmayan " senet bedeli ile adi ortaklığın yaptığı iş miktarı arasında fark olduğu" iddiası üzerinden muvazaa iddiasını kabul etmiştir. Önceki beyanlarımızda da ifade ettiğimiz üzere müvekkilimizden alınan borç paraların nerede ve ne şekilde kullanıldığından müvekkilimizin bilgisi yoktur. Ayrıca bu konu müvekkilimizi de ilgilendirmemektedir. Adi ortaklığın işleri için borç alınması ve karşılığında senet düzenlenmesine rağmen bu paranın farklı amaçlar ile kullanılmış olmasının, alınan borç paranın tcari kayıtlara işlenip işlenmemesinin, yine adi ortaklığın yüklenmiş olduğu işleri yerine getirmemiş olmasının müvekkilimizin alacağına bir etkisi olmadığı gibi senedin muvazaalı olarak düzenlendiğini de göstermemektedir. bir amaçla borç alan bir kişinin aldığı borcu beyan ettiği amaç dışında kullanması elbette mümkündür. ancak bu durum borcun varlığını ortadan kaldırmadığı gibi aradaki hukuki ilişkiyi de muvazaalı hale getirmemektedir. ayrıca yine senet illetten mücerret başlı başına bir borç ikrarıdır.
Buradaki temel mesele adi ortaklığı temsile yetkili kişinin almış olduğu borç paralar ile adi ortaklığın amacı dışında bir kullanım sergilemiş ise bu durumun adi ortaklığın iç ilişkisi içinde çözülmesi gereken bir konu olduğu gerçeğidir. Davacı tarafın adi ortaklığın yüklendiği işi yapamadığı, işi devrettiği vb. beyanlarının tamamı diğer tüm iddilarında olduğu gibi adi ortaklığın iç ilişkisini ilgilendiren konulardır. bu hususlar da müvekkilimize karşı ileri sürülemez. davacı taraf bu itirazlarını adi ortaklık içinde ortakları ile çözmesi gerekmektedir. usul ve yasaya uygun olarak borç para veren ve karşılığında senet alan müvekkilimizin elinde bulunan senet, daha sonradan adi ortaklığın iç ilişkisindeki bazı sorunlar sebebi muvazaalı hale gelmeyecektir. Yerel Mahkemece muvazaa iddiasına gerekçe gösterilen bu hususun hukuken ispata elverişli delil vasfı olmadığı gibi yine yukarıda izah edildiği üzere adi ortaklık yetkilisinin adi ortaklık üzerinden borçlanarak paraları başka amaçlar için kullanmış olma ihtimalinde de senedin muvazaalı olmayacağı açıkça görülmektedir. Yerel Mahkeme hatalı değerlendirmede bulunmuştur. Yüksek Yargı kararları da haklılığımızı ortaya koymaktadır.
Önemle belirtmek istediğimiz bir diğer husus ise davaya konu senedin adi ortaklığın ticari kayıtlarında yer alıp almadığı meselesidir. Daha önceden de ifade ettiğimiz üzere ve senet metninden de anlaşılacağı üzere senedin keşidecisi ...'dür. Senedin asıl borçlusu ...'dür. Adi ortaklık ise senette kefil olarak sorumluluk altındadır.Bu itibarla öncelikle senedin keşidecisi ... olduğundan bu senedin adi ortaklık ticari kayıtlarında işlenmiş olması gerekmemektedir. İlgili Yargıtay kararında da benzer bir olaya ilişkin olarak, senette kefil olarak yer alan bir şirketin senede konu borç ilişkisinin doğrudan tarafı olmadığından, şirket kayıtlarında buna ilişkin kayıt olmasının da mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Bu itibarla adi ortaklığın ticari kayıtlarının iş bu dava yönünden bir değeri yoktur. Kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için senedin ticari kayıtlara işlenmesi gerektiği ancak kaydedilmediği varsayılsa bile burada tüm sorumluluk yine adi ortaklığa aittir. Adi ortaklığın ticari defter ve kayıtlarının düzenli tutmamış olmasının müvekkilimizi etkileyen bir durum değildir. Tüm dosya kapsamı ve davacı iddiaları ile adi ortaklığı oluşturan taraflar arasındaki önceki hukuki ihtilaflar gözetildiğinde adi ortaklığın kendi içerisinde sürekli bir sorun yaşadığı, hak ve alacaklarda ihtilafa düşüldüğü görülmektedir. Ancak belirttiğimiz üzere bu durum tümüyle adi ortaklığın iç ilişkisini ilgilendirmekte olup müvekkilimizin alacağını etkilememektedir. Davacı taraf ileri sürdüğü iddialarını adi ortaklığın tasfiyesi kapsamında ileri sürmelidir. müvekkilimiz iyiniyetli 3. kişidir. davacı tarafın ve diğer davalı Yemak firması ile ...'ün esas itibari ile iş birliği içinde olmasıdır. Davacı taraf, ...'ün piyasadan nakit veya mal olarak borç almasını sağlamakta, devamla alınan borçlar ödenmemekte ve kötü niyetli olarak muvazaa vb iddialar ile borcun ödenmesinden kaçmaktadırlar. Toplanan borçlar davacının malvarlığında birikmekte veya kullanılmakta ancak buna karşılık Yemek şirketi ve ... üzerinde kayda değer bir malvarlığı bulunmamaktadır. Davacı taraf, ... ile birlikte alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket etmektedir. Burada senet borçlularının kötü niyetli oldukları açıktır. Müvekkilimizin iyinetli 3. Kişi konumunda olduğu gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi dahi hatalı iken ayrıca müvekkil aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de açıkça hukuka aykırıdır. Senede karşı muvazaa iddiasına dayayanan davacı taraf ispat yükü altındadır. ispat yükü ise ancak yazılı deliller ile yerine getirilebilir. davacı taraf ispat yükünü yerine getirmemiştir. Zira muvazaa iddiası için öne sürülen iddialar yazılı delil olmadığı gibi yine adi ortaklığın iç ilişkisine dair sorunlardır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.
2- Davalı ... Şti vekilince verilen istinaf dilekçesinde; " Davacı tarafın davaya konu ettiği senet ve icra takibi incelendiğinde müvekkilim ile davacı tarafın adi ortaklık gereği borçlu olduğu görünmektedir. Davacı taraf borcu olmadığı iddiası ile dava açmış ise de menfi tespit davasının davalı olarak muhatabı alacaklı taraftır. Müvekkilimin bu dava yönünden davalı olarak yer alması mümkün değildir. Müvekkilim de davacı taraf gibi dosyada borçlu olarak yer almaktadır. Müvekkilimin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Öncelikle bu yönü ile açılan dava hukuka aykırı olup reddi gerekmektedir. Yine bu davanın açılmasına müvekkilim sebep olmadığından müvekkilim aleyhine yargılama giderlerine de hükmedilmemelidir. Kararda ise müvekkilim aleyhine olacak şekilde yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuştur. Karar hukuka aykırıdır.
Bir diğer husus ise davacı taraf ile davalı müvekkilim, takibe konu senette adi ortaklık sıfatları sebebi ile sorumlu olduklarından ve davacı tarafın da adi ortaklığın senetten dolayı borçlu olmadığı yönünde iddiası olduğundan bu iddia ancak adi ortaklığın tüm ortakları ile birlikte ileri sürülmesi gereken bir durumdur. Davacı tarafın bu davayı tek başına açma yetkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı taraf adi ortaklığı temsil yetkisine de haiz değildir. Davacı tarafın tek başına açmış olduğu bu davaya muvafakat etmiyoruz. İş bu dava müvekkilimizin bilgisi ve rızası dışında açılmış olup ayrıca adi ortaklığı temsil yetkisine sahip yetkililerin de davaya rızası bulunmamaktadır. Davacı tarafın dava açmada taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Davanın reddi gerekmektedir.
Öte yandan davanın esası yönünde değinmek gerekirse icra takibine konu senedin hukuka uygun olarak hazırlandığı sabittir. Adi ortaklık olarak müvekkilimiz borcu ve kefilliği kabul etmektedir. Takibe konu borç mevcut olup ekonomik sebepler ile henüz ödenememiştir. Davacı taraf da gerek borcun varlığından gerekse takibe konu senetten haberdar olup haksız ve kötü niyetli olarak iş bu davayı açmıştır. Davacı taraf müvekkilimizden ve yetkililerinden haksız çıkar elde etme çabası içine girmiş ve müvekkilimiz ile davacı taraf arasında maddi anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Davacı taraf kötü niyetli olarak müvekkilimizden ve yetkililerinden iade edilmek üzere almış olduğu bir kısım malvarlığını geri vermemiş deyim yerinde ise haksız bir şekilde bedavadan mal varlıklarının üstüne çökmüştür. Davacı tarafın bu yaklaşımı sonrasında adi ortaklık işleri aksamaya başlamış ve yine buna bağlı olarak alınan borçlar da ödenememiştir. Davacı tarafın tüm bu olumsuz sürecin sebebi olmasına rağmen gelinen bu noktada menfi tespit davası açması da yine borcu sadece adi ortaklığın yetkilisine yıkma çabasıdır. Müvekkilimiz, davacı tarafa güven duyarak adi ortaklık ilişkisi kurmuş ve fakat davacı taraf adi ortak ilişkisini kullanarak müvekkilimizi kandırmıştır. Davacı taraf adi ortaklık ilişkisinden doğan borçları da müvekkilimize ve yetkililerine yıkma gayesi içindedir. Davacı taraf müvekkil şirketin yetkililerine ait mal varlıklarını kullanarak kredi kullanmış olup kullanılan kredinin ödemelerini ise yine müvekkilimiz ve yetkilileri yerine getirmiştir. Müvekkilimiz ve yetkilileri davacı tarafça kandırılmıştır. Davacı taraf müvekkilimizi ve yetkililerinin güvenini suistimal etmiştir. Müvekkilimiz ve yetkilileri tarafından davacıya gönderilen birçok para ve mal varlığı bulunmaktadır.Her ne kadar gerekçeli kararda ticari defterlerin yeriyle olarak sorumluluk müvekkil firmada gibi bir yaklaşım gösterilmiş ise de müvekkil firma adi ortaklığın yetkilisi değildir.Davacı tarafın açmış olduğu adi ortaklığın sona ermesi dava dosyasında ilgili ticari kayıtların olabileceği tarafımızca bidirilmiştir.Davacı taraf ise herhangi bir bildirimde bulunmamıştır.İspat yükü üzerinde olan davacı tarafın beyanda dahi bulunmadığı gözetilmeden hukuka aykırı olarak müvekkilimize sorumluluk yüklenmesi kabul edilemez.Yerel mahkeme hatalı ve eksik hüküm kurmuştur. Yapılan yargılama sonucunda savunmalarımız dikkate alınmadan ve eksik inceleme ile karar verilmiştir " şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.
...nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava , menfi tesbit talebine ilişkindir.
Davanın dayanağı olan İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında, alacaklısının ..., borçlularının ..., ..., ... ... Adi Ortaklığı, ... olduğu, borcun sebebi 2.300.000,-TL bedelli,█████/2018 tanzim tarihli ,█████/2020 vade tarihli senet gösterilmek suretiyle , 2.300.000,00 TL asıl alacak, 906.058,22 TL işlemiş faiz, 6.900,00 TL komisyon, 225,20 TL ihtiyati haciz masrafı ve 2.400,00 TL vekalet ücreti olmak üzere 3.215.583,42 TL toplam alacağın tahsili talep edilmiştir.
Davacının takip talebinde adi ortaklık dışında ayrıca şahsi olarak da borçlu gösterilmiş olduğu görülmektedir.
Dava konusu bonoda keşidecinin ..., kefilin ... ... Adi Ortaklığı, ... ve ... olduğu, davacı ...'ın lehtar/hamil olup, ihdas nedeni yazmadığı görülmüştür.
Davacı tarafın bonoda imzası bulunmayıp gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı halde muvazaalı olarak bononun tanzim edildiği iddiasında bulunduğu, davalı ...'ın savunmasında, ...'ün adi ortaklık ile ilgili olarak yapılacak işlemler için müvekkilinden borç aldığını, müvekkilinin ise ...'ü tanıyıp bildiğinden senedin ... tarfından keşide edildiğini ve adi ortaklığın da aval olarak eklendiği ileri sürülmüştür.
Davalı ... vekili Mahkemece verilen kesin süre sebebiyle sunduğu beyan dilekçesinde özetle; adi ortaklığın ticari defter ve kayıtlarının müvekkili nezdinde bulunmadığını, adi ortaklığın tasfiye sürecine ilişkin olarak devam eden dava dosyasında ilgili kayıtların mevcut olabileceği hususu bildirilmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden adi ortaklığın fesih ve tasfiye davası dosyasından verilen cevap yazasında; ████████ Esas sayılı dosyası içerisinde .... Şti. - ... Adi Ortaklığına dair herhangi bir ticari defter kaydı bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararında belirtilen "bononun keşide edildiği tarih itibariyle adi ortaklığın borçlanmaya gereksinimi olup olmadığı, gereksinimin varlığı belirlendiği takdirde davalıdan ne kadar borç para alındığı, alınan paranın adi ortaklığın inşaat ve diğer giderlerinde kullanılıp kullanılmadığı, adi ortaklık kayıtlarına ve kasasına bono bedeli kadar para girişinin olup olmadığı hususlarında adi ortaklığın ticari defterleri ve dayanak diğer belgeleri üzerinde uzman bilirkişi kurulunca inceleme yaptırılması" yönünden mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişilerinden oluşan heyetten rapor alınmıştır.
Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ..., ... Prof. Dr. ... ve İnşaat Yüksek Mühendisi ... tarafından sunulan 14.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu 2.300.000.-TL tutarındaki senedin düzenlenme tarihi █████/2018 olup, bu tarih ve sonrasında sözleşme kapsamındaki inşaat işleri için yapılmış geçerli nitelikte bir harcama belgesine ve/veya yapılan iş karşılığı belediyece düzenlenmiş hak ediş belgesine rastlanmadığı, Hukuki nitelendirme ve takdir Mahkemeye ait olmak üzere; Dava konu borcun gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı, adi ortaklığın ve temsilcilerinin senedi keşide ederken borç doğurucu nitelikte fiili bir karşılık sunmadıkları, senedin soyut borç ikrarı niteliğinde düzenlenmiş görünmekle birlikte ispat külfeti altında olan alacaklı tarafın asıl borç ilişkisini belgeleyememesi nedeniyle kambiyo ilişkisinin varlığı net olarak ortaya konamaz hale geldiği, bu nedenlerle, teknik ve dosyadaki veriler birlikte değerlendirildiğinde, davacıların senet nedeniyle borçlu olmadıkları yönündeki iddialarının sabit olduğu ve menfi tespit taleplerinin uygun bulunduğu," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece ,Dairemizin kaldırma kararında işaret edilen hususlarda gerekli inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup,alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu ,hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Dava ,menfi tesbit talebine ilişkin olmakla ,ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafa aittir.
Dosyadaki deliller itibarıyla ,adi ortaklığın Muğla Büyükşehir Belediyesi'nden aldığı işi 17.06.2019 tarihinde 550.000,00 TL'ye devrettiği, aldığı iş kapsamında hiç bir şey yapmadığından harcama belgesi sunamadığı gibi adına hak ediş belgesi düzenlenmediği, adi ortaklığın yöneticisi konumunda bulunan davalı ...'nin ticari defterleri sunmadığı,takip ve dava konusu edilen bononun keşide edildiği tarih itibariyle adi ortaklığın yaptığı bir iş olmadığından borçlanmaya gereksinimi olmadığı, kaldı ki adi ortaklığın kayıtlarına ve kasasına giren bir para olmadığı ,bu sebeple adi ortaklığın ve dolayısıyla adi ortaklardan davacının bu bono sebebiyle davalı tarafa borçlu olmadığına ilişkin mahkemenin kabul ve takdirinde isabetsizlik olmadığı gibi, bononun bedelsiz olduğunu lehtar olması sebebiyle davalı alacaklı ...'ın bilebilecek durumda olduğu, takibin haksız ve kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle , davalı ... aleyhine % 20'si oranında tazminata karar verilmiş olmasında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,
Davalı ...'dan Alınması gereken 219.656,50 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 54.914,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 164.74237 TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
Davalı ...'dan Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf masrafının istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!