İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, e-ticaret platformu ile satıcı arasındaki hizmet sözleşmesinden doğan 70.926,34 TLlik alacak tahsili itirazın iptali davası.
Özet: Bir e-ticaret platformu işleten davacı, kendi sitesi üzerinden satış yapan davalı satıcıdan hizmet sözleşmesi kapsamında doğduğunu iddia ettiği ürün iadeleri, hizmet ve kargo bedellerinden kaynaklanan 70.926,34 TL alacak için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalının cevap vermediği yargılamada, bilirkişi raporları, davacının ticari defterlerinde bu tutarın kayıtlı olduğunu belirtmesine rağmen, iade edilen ürünlerin davalıya teslim edildiğine veya iadeler konusunda taraflar arasında sabit bir mutabakata varıldığına dair yeterli kanıt bulunmadığını, yalnızca banka kayıtlarına göre 4.905,00 TLlik iadeler kaynaklı yansıtma alacağı tespit edilebildiğini ortaya koymuştur.

T.C.
İSTANBUL4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulmakta ve müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satış gerçekleştirildiğini, böylece üçüncü kişi tacirlere de ... adlı internet sitesi üzerinden tüketicilerle bir araya gelmeleri adına hizmet verildiğini, müşterilerin ... internet sitesindeki üyelik hesaplarından oluşturulan siparişler, “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo aracılığıyla gönderildiğini, müşterilerden gelen ödemelerde ilgili satıcı firma hesaplarına müvekkili şirket aracılığı ile ödendiğini, yasal iade sürecinde müşterilere yapılan iade miktarları ilgili satıcıdan tahsil edilmek üzere fatura düzenlenerek her bir satıcının cari hesabına işlendiğini, taraflar arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” akdediliğini, davacı şirket anılı sözleşme gereği AVM’de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davalının davacı şirkete ait olan ... alan adlı internet sitesi üzerinden satış gerçekleştirildiğini, davalıya ait firmaya, davacı şirkete borçlu olduğundan tarafına yönelik icra takibi başlatıldığını, davalı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 70.926,34-TL cari hesabına kaydedildiğini, açıklanan bu nedenlerle; davalı tarafından... 2. İcra Müdürlüğü’nün...E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yana dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı yanca cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı. DELİLLER: ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, Bilirkişi Kök ve Ek Raporları, Esnaf Odası yazı cevabı, Gelir İdaresi Başkanlığı yazı cevabı, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: █████/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacı tarafa ait 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapılmıştır. Bu yıllara ait defterlerin tasdik açısından sahibi lehine delil kabiliyeti bulunmaktadır. Davacı taraf kayıtlarına göre davacının davalıdan 70.926,34 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Bu tutar icra dosyasında talep edilen tutar ile uyumludur. Davalı tarafın 2020 Yılı’nda işletme defteri esasına göre kayıtlarını tuttuğu görülmüştür. Davacının davalı tarafından satışı yapılan ürün bedellerini tahsil ettiği, 3.kişi müşterinin sözleşmeden cayma, malı kabul etmeme, fesih veya dönme, ayıp gibi iddiaları bakımından yasal süreler boyunca davalı yana ödenmesi gereken mal bedellerini tutma hakkı olduğu-tuttuğunun değerlendirildiği, Eğer davacı yan yasla süreler dolmadan mal bedelini davalıya ödemiş ve sözleşme fesihlerinden dolayı da müşterilere ödeme yaptığı için davalıdan alacaklanmış ise bu hususun sözleşmeye göre erken ödeme-ön ödeme-avans gibi bir şekilde ödeme olarak ortaya konulması gerektiği, Taraflar arasında akdi ilişkide davacının davalıdan alacaklanmasının ancak hususi mutabık kalınan ürün iadeleri, süreler geçtikten sonra davalıya teslim edilmiş, mal bedelleri de davacı yanca müşteriye ödenmiş ise mümkün olabileceği, bu şekilde mutabık iradelerin de sabit olmadığı, Davacının sırf müşteri memnuniyeti veya kendi ticari itibarı için bir takım müşteri ödemeleri yapmış ise de buna bağlı ürün iadelerinin davalıya yapıldığının sabit olmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.█████/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Bankalardan dava dosyasına celbedilen bilgi yazılarına göre Halkbank ve ... yazılarında rakamsal bilgi bulunmamakta olup, ... Bankası ve ... Bankası’ndan gelen bilgi yazılarına göre iade edilen toplam tutarın 4.905,00 TL olduğu görülmüştür. Davacının sunulan iki farklı bankaya ait banka ödeme bilgilerine göre 4.905,00 TL iadeler kaynaklı yansıtma alacağı olduğu; davacının ticari defter kayıtlarına göre ise, 70.926,00 TL alacaklı olduğu tespitleri karşısında, ticari defterlerin delil kuvveti ve sair hususlarda her türlü hukuki niteleme, takdir ve değerlendirme yüce mahkemeye aittir. Takip ve dava ile ilgili sair talepler de yine yüce mahkemenin takdirinde olan hususlardır." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. █████/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Bankalardan dava dosyasına celbedilen bilgi yazılarına göre ... ve ... yazılarında rakamsal bilgi bulunmamakta olup, ... Bankası ve ...Bankası’ndan gelen bilgi yazılarına göre iade edilen toplam tutarın 4.905,00 TL olduğu görülmüştür. Davacının sunulan iki farklı bankaya ait banka ödeme bilgilerine göre 4.905,00 TL iadeler kaynaklı yansıtma alacağı olduğu; davacının ticari defter kayıtlarına göre ise, 70.926,00 TL alacaklı olduğu tespitleri karşısında, ticari defterlerin delil kuvveti ve sunulan fatura ve ödeme kayıtları ve her türlü hukuki niteleme, takdir ve değerlendirme yüce mahkemeye aittir. Takip ve dava ile ilgili sair talepler de yine yüce mahkemenin takdirinde olan hususlardır." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, fatura ve cari ilişkiden kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme bulunmadığı, alacağın fatura ve açık hesap ilişkisinden kaynaklandığı, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır.Somut olayda taraflar arasında sözleşme gereği ticari ilişki oluştuğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı yana hiçbir borcunun olmadığı gerekçesiyle alacağa itiraz etmiş, huzurdaki davada cevap dilekçesi ile davacıya borçlarının bulunmadığı savunması yapılmıştır. Bu durumda ispat yükü davacı yanda olmakla ifanın gereği gibi yapıldığı hususunu ispatlaması gerekmektedir.HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E....K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada taraf vekillerine ihtar edilmiş, ancak buna rağmen davalı yanca ticari kayıtları sunulmadığından ve yerinde inceleme talebinde de bulunmadığından davalı yanın ticari kayıtları ibrazdan kaçındığı kabul edilmiştir.Bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı tarafa ait 2020 ve 2021 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapılmıştır. Bu yıllara ait defterlerin tasdik açısından sahibi lehine delil kabiliyeti bulunmaktadır. Davacı taraf kayıtlarına göre davacının davalıdan 70.926,34 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Bu tutar icra dosyasında talep edilen tutar ile uyumludur. Davalı tarafın 2020 Yılı’nda işletme defteri esasına göre kayıtlarını tuttuğu görülmüştür. Davacının davalı tarafından satışı yapılan ürün bedellerini tahsil ettiği, 3.kişi müşterinin sözleşmeden cayma, malı kabul etmeme, fesih veya dönme, ayıp gibi iddiaları bakımından yasal süreler boyunca davalı yana ödenmesi gereken mal bedellerini tutma hakkı olduğu-tuttuğunun değerlendirildiği, Eğer davacı yan yasla süreler dolmadan mal bedelini davalıya ödemiş ve sözleşme fesihlerinden dolayı da müşterilere ödeme yaptığı için davalıdan alacaklanmış ise bu hususun sözleşmeye göre erken ödeme-ön ödeme-avans gibi bir şekilde ödeme olarak ortaya konulması gerektiği, Taraflar arasında akdi ilişkide davacının davalıdan alacaklanmasının ancak hususi mutabık kalınan ürün iadeleri, süreler geçtikten sonra davalıya teslim edilmiş, mal bedelleri de davacı yanca müşteriye ödenmiş ise mümkün olabileceği, bu şekilde mutabık iradelerin de sabit olmadığı, Davacının sırf müşteri memnuniyeti veya kendi ticari itibarı için bir takım müşteri ödemeleri yapmış ise de buna bağlı ürün iadelerinin davalıya yapıldığının sabit olmadığı," bildirilmiştir.Mahkememiz █████/2024 tarihli ara kararı gereği davacı vekiline; "davacının davalının cari hesabına kaydedilmiş siparişlere ilişkin müşterilere yapılan bedel iadelerine ait dekontları sunması için 1 aylık kesin süre verilmesine," karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince sunulan █████/2024 tarihli talep dilekçesinde özetle; müşterilere yapılan bedel iadelerine ilişkin dekontların 1 aylık süre içerisinde dosyaya sunulması istenen belgelerin hacminin yoğunluğundan dolayı dekontların hazır edilemediğini, bu sebeple ilgili bankalara müzekkere yazılarak taraflarınca müşterilere yapılan bedel iadelerine ilişkin dekontların celp edilmesini talep ettiği görülmüştür.Mahkememizce davacı vekilince sunulan █████/2024 tarihli talep dilekçesi ekindeki kayıtların hangi bankaya ait olduğu anlaşılamadığından müzekkere yazılması talebi mevcut durum itibariyle reddedilmiş ve davacı vekilinin müzekkere yazılmasını talep ettiği bankalar nezdindeki kayıtları 1 aylık kesin süre içerisinde ayrı ayrı ve açıklayıcı olarak belirtmesi halinde talebinin yeniden değerlendirilmesine, kesin süre içerisinde bildirmediği takdirde dava dosyasının mevcut haliyle ele alınacağı ihtar edilmiştir. Bu kapsamda davacı yanca gerekli kayıtlar sunulmakla, ilgili bankalardan istenilmiş ve hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "Bankalardan dava dosyasına celbedilen bilgi yazılarına göre ... ve ... yazılarında rakamsal bilgi bulunmamakta olup, ... Bankası ve ...Bankası’ndan gelen bilgi yazılarına göre iade edilen toplam tutarın 4.905,00 TL olduğu görülmüştür. Davacının sunulan iki farklı bankaya ait banka ödeme bilgilerine göre 4.905,00 TL iadeler kaynaklı yansıtma alacağı olduğu; davacının ticari defter kayıtlarına göre ise, 70.926,00 TL alacaklı olduğu tespitleri," yapılmıştır.İtirazlar kapsamında yeniden yazılan müzekkere ve cevapları gereği hazırlanan █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "Bankalardan dava dosyasına celbedilen bilgi yazılarına göre Halkbank ve Akbank yazılarında rakamsal bilgi bulunmamakta olup, ... Bankası ve ... Bankası’ndan gelen bilgi yazılarına göre iade edilen toplam tutarın 4.905,00 TL olduğu görülmüştür. Davacının sunulan iki farklı bankaya ait banka ödeme bilgilerine göre 4.905,00 TL iadeler kaynaklı yansıtma alacağı olduğu; davacının ticari defter kayıtlarına göre ise, 70.926,00 TL alacaklı olduğu," yönünde ek raporda belirtilen kanaatlerinin devam ettiği yönünde rapor tanzim edilmiştir.Hazırlanan rapora karşı yalnızca davalı yanca beyanda bulunulduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın büyük oranda kargo ücreti kapsamında olduğu, bu yönde davalı yanca yapılan herhangi bir itirazın olmadığı, iade edilen ürünlere yönelik davacı yanca takip edilen açık hesap ilişkisinde bu durumun görüldüğü ve büyük oranda banka kayıtlarından da anlaşıldığı, aksi yönde davalı yanca itiraz ya da delil sunulmadığı ile taraflar arasında sözleşmenin aktif olarak ayakta olduğu dönemde ticari kayıtların Mahkememizce değerlendirilmesinde bu husus dikkate alınarak, bilirkişi raporunda aksi yöndeki tespitlere itibar edilememiştir. Anlatılan gerekçe ile davacının davasında haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına karar vermek gerekmiştir.Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura ve açık hesap alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KABULÜNE,Davalının ... 2.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, 2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 70.926,34 TL toplam alacağın %20'si olan 14.185,27 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gereken 4.844,98 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 856,62 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 3.988,36 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 856,62 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 21.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 377,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 22.564,77 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,7-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır