Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, geri gelen aracın çarptığı yayayı yaralaması nedeniyle açılan, sigorta poliçesi kapsamında maddi ve manevi tazminat ile kusur oranının tespiti istenen trafik sigortası davası.
Özet: 29.08.2023 tarihinde geri geri gelen aracın çarpması sonucu ağır yaralanan ve sürekli bakıma muhtaç hale gelen yaya davacı, sürücünün tam kusurlu olduğunu belirten bilirkişi raporuna dayanarak, maddi ve manevi tazminat ile yargılama giderlerinin sigorta şirketi ve sürücüden tahsilini talep ederken; davalı sigorta şirketi ise, dava öncesi başvuru eksikliği, davacının kusurlu olması ihtimali, kalıcı bakıcı gideri gibi bazı taleplerin SGK sorumluluğunda olması, manevi tazminatın poliçe kapsamı dışında kalması ve maluliyet hesaplamasında güncel genel şartların esas alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 29.08.2023 tarihinde davalılardan .....’ın sevk ve idaresindeki, diğer davalı ...... adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olan ..... plaka sayılı araç ile geri geri geldiği esnada yaya konumundaki davacı .....’a çarparak yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının ise kusursuz olduğunun savcılık dosyasındaki bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, kaza neticesinde vücudunda hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek kırıklar ve hareket kısıtlılığı oluşan davacının sürekli bakıma muhtaç kaldığını, ev hanımı olan davacının ağır psikolojik buhranlar geçirdiğini ve davalıların arabuluculuk görüşmelerine katılmadığını ileri sürerek, davacının geliri olmaması sebebiyle adli yardım talebinin kabulü ile kazaya karışan aracın kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen, 200.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar ..... ve ......'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ...... plaka sayılı aracın müvekkil şirkete Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden kaynaklanan sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında ve bedeni zararlarda şahıs başına azami 1.200.000 TL limit ile sınırlı olduğunu, ceza dosyası kapsamında uzlaşma sağlanmış olması halinde müvekkil şirketin tazminat sorumluluğunun kalmayacağını, bu nedenle öncelikle ceza soruşturma dosyasının celbini talep ettiklerini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca dava açılmadan önce mevzuata ve genel şartlara uygun bir maluliyet raporu ile müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, davacının dava dosyasına mevzuata uygun bir sağlık raporu sunmadığını ve maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu ...... İhtisas Kurulu'na gönderilmesi gerektiğini, kalıcı bakıcı gideri talebinin sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, kazanın meydana gelmesinde yaya konumundaki davacının da dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kusurlu olduğunu, bu nedenle dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu alınması gerektiğini, poliçe tarihi itibarıyla 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları hükümleri ile 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesinin uygulanması gerektiğini, güncel Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları uyarınca geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, tedavi ve ulaşım giderleri ile adli tıp rapor ücreti gibi sağlık gideri teminatı kapsamındaki taleplerden tamamen Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu ve müvekkil şirketin bu hususlarda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere aktif çalışma dönemi dışındaki (pasif dönemdeki) kişilerin geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceğini, davacının da kaza tarihi itibarıyla yaşlılık maaşı alan pasif dönemde bir kişi olması ve fiilen çalıştığına dair bir delil sunulmaması karşısında bu talebin reddi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan geçici iş göremezlik ödeneği veya herhangi bir gelir elde edip etmediğinin sorgulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçici bakıcı giderinin belgelendirilmediği için asgari net ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, maluliyet tazminatı hesaplamalarında Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin değil, Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesindeki değişiklik ve güncel genel şartlar uyarınca TRH-2010 tablosu ile %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, haksız fiilden doğan uyuşmazlıkta manevi tazminat taleplerinin poliçe genel şartlarının A.6 maddesi uyarınca teminat dışında kaldığını, müvekkil şirketin müracaat tarihinden itibaren 8 iş günü geçmeden veya dava tarihinden önce temerrüde düşürülemeyeceğini ve ancak yasal faiz talep edilebileceğini ileri sürerek, öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, aksi halde haksız ve hukuka aykırı olan davanın esastan reddini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasına Trafik bilirkişi .....'den rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu █████/2025 tarihli raporunda özetle; " Tüm Dosya içeriğini ve yol bölümünü yerinde inceleyerek yaptığım değerlendirmeler sonucunda; Kusur Yönüyle, A) ..... plaka sayılı aracı sevk ve idare eden .....” ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yer alan ve sürücülere ait diğer kusurlardan olan 67/1-b” Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek, izin verilen hallerde bu manevraları yaparken karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmak,” kural ihlalinden kazanın oluşumunda 90100 Kusurlu olduğu, B) Yaya ......" un; Yaya geçidinin olmadığı noktada kavşak başlarından karşıdan karşıya geçmenin mümkün olduğu durumda geri manevra yapan aracın hareketini ön göremediği sokak başından karşıya geçtiği esnada sokak üzerinde yürümekte olan ..... ' un, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir etkisinin olmadığı meydana gelen trafik kazasında herhangi bir Kusurunun Bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmış olup, nihai takdir Sayın Hakimliğinizde olmak üzere arz ederim." şeklinde belirtmiştir.
Mahkememiz dosyasına ATK'dan rapor aldırılmış, Adli Tıp Kurumu'nun █████/2025 tarihli raporunda özetle; "Tüm dosya kapsamı, tüm beyanlar, bilirkişi raporu, trafik kazası tespit tutanağı ve dava dilekçeleri incelendiğinde, kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup bilirkişi raporlarına iştirak edilerek aşağıdaki kanaate varılmıştır. Mevcut verilere göre; A)-Davacı ..... nizamlara uygun biçimde kavşak başını kullanarak karşıdan karşıya geçtiği sırada davalı sürücünün kontrolsüz bir şekilde aracıyla geri manevra yaparak kendisine çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. B)-Davalı ..... sevk ve idaresindeki araç ile olay mahallinde geri manevrasını; gerisine ilişkin gerekli/yeterli kontrolleri yapıp tedbirli bir şekilde yapması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip, arkasında kavşak başında karşıdan karşıya geçmekte olan yayayı dikkate almadan geri manevrasını sürdürmesi neticesi bu yayaya çarptığı olayda asli kusurludur. SONUÇ : Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A)-Davacı .....'un, kusursuz olduğu, B)-Davalı ......'ın, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur.
" belirtmişlerdir
Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, █████/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı davacının geçici/sürekli iş göremezlik zararını ve tedavi gideri masraflarını davalılardan talep edip edemeyeceği, davalıların kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacı lehine manevi tazminat koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığı konularında toplandığı anlaşılmıştır.
Söz konusu trafik kazasında; davacının yaya konumunda olduğu, davalı ......'ın ...... plakalı araç sürücüsü olduğu, davalı .....'ın aracın maliki, sigorta şirketinin de bu aracın ZMSS kapsamında sigorta şirketi olduğu anlaşılmıştır.
█████/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumunun incelenmesinde; ATK'ya yaptırılan inceleme neticesinde kazanın meydana gelmesinde davacının kusursuz, davalı araç sürücüsü .....'ın %100 oranında kusurlu bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı tarafından maddi tazminata yönelik istem bakımından davadan feragat edilmiştir. Bu nedenle maddi tazminat istemi yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; manevi tazminat miktarının nasıl belirleneceği konusu Yargıtay HGK.'nun 24.12.2014 tarih ve ...... E., ..... K. sayılı kararında belirtilmiştir. Gerçekten de söz konusu karara göre; “...Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve ..... Esas ..... Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.” Somut olayda davalı .....'ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olması, davalı .....'ın da araç maliki olarak bu davalı ile birlikte sorumlu olması, kazanın davalı araç sürücüsü ......'ın olay mahallinde aracı ile geri geri geldiği esnada yaya konumunda bulunan ve karşıdan karşıya geçişini tamamlamak üzere olan davacıya çarpma suretiyle gerçekleşmiş olması, davalı araç sürücüsünün kaza sonrasında kaza mahallinden kaçmış olması, kaza sebebiyle davacının hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek şekilde birden fazla kemiğinin kırılmış olması, davacı tarafa verilen ihtaratlı kesin sürelere rağmen davacı bakımından maluliyet noktasında rapor aldırılamamış olması sebebiyle davacının maluliyetinin belirlenememesi ve davacının kaza nedeniyle duyduğu elem gibi hususlar dikkate alındığında manevi tazminat talebinde kısmen haklı olduğu görülmüş ve tarafların sosyal ekonomik durumu, paranın alım gücü, maluliyet tespitinin yapılamamış olması hususları dikkate alındığında hakkaniyete göre 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde de davanın maddi tazminat istemi yönünden feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabul, kısmen reddine karar vermek gerekmiş, bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın maddi tazminat istemi yönünden feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Davanın manevi tazminat istemi yönünden KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile, 20.000,00-TL manevi tazminatın █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..... ve .....'dan alınarak davacıya verilmesine,
3-Maddi tazminat istemi yönünden Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 488,00-TL peşin harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Manevi tazminat istemi yönünden Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 1.366,20-TL peşin harç ile 732,00-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.098,20-TL harcın davalılar ..... ve .....'dan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.800,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 600,00-TL posta gideri, 3.900,TL ATK ücreti, 3.500,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.000,00TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre 796,00-TL'lik kısmının davalılar ..... ve .....'dan alınarak Hazineye irat kaydına, bakiye 7.204,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
Manevi tazminat yönünden;
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..... ve ..... 'dan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
Maddi tazminat yönünden;
8-Davalılar ..... ve ..... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendilerini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
9-Talep edilmediğinden davalı ..... Sigorta Anonim Şirketi lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10 -HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!