Adana BAM 9. Hukuk Dairesi, ticari şirket genel kurul kararlarının sahte imza ve kanuni şartları sağlanmayan çağrısız toplantı nedeniyle yokluğu/iptali istemli istinaf başvurusunu değerlendirdi.
Özet: Bir pay sahibi, davalı şirketin 2015, 2018 ve 2021 yıllarında çağrısız olarak yapılan genel kurul toplantılarına katılmadığı halde sahte imza ile katılmış gibi gösterildiğini ileri sürerek, toplantılarda alınan kararların kanuni şartlar sağlanmadığı için yok hükmünde olduğunu, butlan veya iptal edilmesi gerektiğini talep etmiştir. Davalı şirket ise, toplantıların Türk Ticaret Kanununun 416. maddesi uyarınca tüm pay sahiplerinin katılımıyla usulüne uygun çağrısız genel kurul toplantıları olduğunu ve davanın, davacı aleyhindeki bir icra takibine karşılık açıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, söz konusu genel kurul toplantılarının TTK m. 416 hükmüne göre çağrısız yapıldığını tespit etmiştir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████KARAR TARİHİ : █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : █████████ ESAS ████████ KARAR DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ esas ████████ karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucularından olduğunu, pay sahibi sıfatını taşıdığını, 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihlerinde, söz konusu şirket bünyesinde, çağrısız Genel Kurul şeklinde Olağan Genel Kurul toplantılarının yapıldığını, söz konusu genel kurulların çağrısız usulle yapıldığını, toplantılara, müvekkilinin asaleten veya vekaleten iştiraki olmamasına rağmen, genel kurul toplantı tutanaklarında ve hazır bulunanlar listelerinde, katılımının asaleten olduğu kaydı düşüldüğünü, müvekkilinin Genel Kurul toplantısına katılmadığı halde onun yerine sahte imza atılarak katılmış gibi gösterildiğini, çağrısız usulle yapılan genel kurul toplantısına ilişkin kanuni şartlar sağlanmadığı için 20.11.2015, 23.10.2018, 15.10.2021 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların yok hükmünde olduğunu, 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli genel kurul toplantılarına müvekkilinin asaleten veya vekaleten iştirak etmemiş olup, imzası taklit edilerek hazır bulunanlar listesine sahte olarak atıldığını, bu sebeple TTK m. 416'dan yararlanılması imkansız olup genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunu, yokluğun tespiti bakımından genel kurul toplantılarında hazır bulunmayan pay sahiplerinin pay oranının önemli olmadığını, 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli genel kurul kararları yoklukla malul olduğundan bu genel kurul kararlarına istinaden alınan yönetim kurulu kararlarının da yok hükmünde olduğunu belirterek 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli genel kurul kararları ile buna bağlı olarak alınan yönetim kurulu kararlarının yokluğunun tespitine, 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli Genel Kurul ve yönetim kurulu kararlarının butlanına veya iptal edilmesine, terditli taleplerinden birinin kabulü halinde yönetim kurulunun oluşturulması için davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısına çağrılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davalı vekili, müvekkili şirketin 2002 yılında faaliyete başlayan “... Ürünleri ve Kimyevi Madde Depolama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi”nin 6102 sayılı TK m. 180-193 hükümleri kapsamında “tür dönüştürmesi” ve tür dönüştürme işlemlerinin ...’nın 06.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tamamlanması suretiyle kurulduğunu, müvekkili ...’nın pay sahiplerinden ... ve ... aynı aileden olduğunu, ...'nın ..., ...’nın kızı olduğunu, ... ile ... ve onun dava dışı oğlu ...- uzun yıllar beraber ticari faaliyet yürüttüklerini, çeşitli ortaklıklarda birlikte pay sahibi olarak yer aldıklarını, bu ilişki gereğince ... tarafların faaliyeti bugüne kadar sorunsuz şekilde devam ettiğini, müvekkilinin, davacı taraf aleyhine dava konusu şirket ve ilişki dışındaki 65.000 USD bedelli bonoya dayalı alacağı için .... İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında icra takibi üzerine davacının, birden ...’da bugüne kadar yapılmış tüm olağan genel kurul toplantılarının hukuka aykırı olduğunu keşfederek davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin dava konusu 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli olağan genel kurul toplantıları TK m. 416 uyarınca çağrısız yapıldığını, TK m. 416’ya göre bir anonim ortaklıkta bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunması ve içlerinden birinin toplantı yapılmasına ya da karar alınmasına itiraz etmemesi durumunda çağrı merasimine uyulmaksızın da Genel Kurul toplantısının yapılabileceğini, esasen az ortaklıklı ve pay sahipleri arasında herhangi bir ihtilâf bulunmayan anonim ortaklıklarda toplantıların çağrısız yapılmasının mutad olan uygulama olduğunu, davacının da söz konusu toplantılara katıldığını ve toplantıların TK m. 416’ya uygun şekilde gerçekleştirildiği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :Yerel mahkemece verilen karar ile; " davaya konu edilen 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli genel kurul toplantılarının TTK m. 416 hükmüne göre çağrısız genel kurul toplantısı olarak yapıldığı, çağrısız genel kurul toplantısı yapılabilmesi için (1) bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunması ve (2) Pay sahiplerinin toplantıya ve karara itiraz etmemiş olmalarının gerektiği, ancak dava konusu edilen genel kurulların ekinde yer alan hazirun cetvellerinde davacıya atfen atılı imzaların davacının eli ürünü olmadığının mahkememizce alınan Adli Tıp raporuyla tespit edildiğinden genel kurul toplantılarında TTK m. 416 hükmündeki bütün pay sahiplerinin hazır bulunması şartının mevcut olmadığının anlaşıldığı, davacının dava konusu █████/2015, █████/2018 ve █████/2021 tarihli Genel Kurul toplantılarına katılmadığı ve toplantılarda hazır olmuş gibi gösterilerek yokluğunda yapıldığı anlaşıldığından çağrısız yapıldığı anlaşılan genel kurul toplantılarının usulüne uygun yapldığından söz edilemeyeceği, toplantılarda hazır olmayan kişilerin toplantının gidişatını etkileyecek nitelikte paya sahip olup olmamasının da sonuca etkisinin bulunmadığından 6102 sayılı TTK 416. maddesinde yer alan çağrısız genel kurul toplantısı yapabilme koşulları gerçekleşmediğinden yapılan toplantılar ile alınan kararların yok hükmünde olduğu anlaşıldığından davacının asıl davasının kabulü ile; davalı ... Sanayi Dış Ticaret A.Ş'nin █████/2015, █████/2018 ve █████/2021 tarihli Genel Kurul Kararları ile bu kararlara bağlı olarak alınan █████/2015 tarih ve ███████ sayılı yönetim kurulu kararı, █████/2018 tarih ve ███████ sayılı yönetim kurulu kararı, █████/2021 tarih ve ███████ sayılı yönetim kurulu kararlarının yoklukla geçersiz yok hükmünde kararlar olduğunun tespitine, davacının terditli olarak taleplerinden birinin kabulü halinde yönetim kurulunun oluşturulması için davalı şirketin olağanüstü Genel Kurul Toplantısına çağrılmasına ilişkin talebi yönünden HMK 111/2 maddesindeki koşullar oluşmadığından usulden reddine " şeklinde karar verilmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davanın tamamen kötü niyetli şekilde açıldığını, müvekkilinin 2002 yılında faaliyete başladığını, “... Ürünleri ve Kimyevi Madde Depolama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi”nin 6102 sayılı TK m. 180-193 hükümleri kapsamında “tür dönüştürmesi” ve tür dönüştürme işlemlerinin müvekkiline 06.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tamamlanması suretiyle kurulduğunu, müvekkili ...’nın pay sahiplerinden ... ve ... aynı aileden olduğunu, müvekkili şirketin ,davacı taraf aleyhine dava konusu şirket ve ilişki dışındaki 65.000 USD bedelli bonoya dayalı alacağı için icra takibi başlatması sebebinin işbu dava kötüniyetli-husumetle açıldığını, bu durum tanıklarımızın dinlenmesi neticesinde netleşecek olmasına rağmen tanıklarımız ilk derece mahkemesince dinlenmediğini ve eksik yargılama neticesinde hüküm kurulduğunu, genel kurul kararlarının butlanı için bir süre öngörülmemiş olsa dahi Yargıtay yine de bu hakkı kullanırken TMK. m. 2 anlamında dürüstlük kuralını dikkate almak gerektiğini vurguladığını ve uzun bir zaman geçtikten sonra butlanı ileri sürmede iyiniyete sığmayacağına hükmettiğini, müvekkil şirketin dava konusu 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli olağan Genel Kurul toplantıları TK m. 416 uyarınca çağrısız yapıldığını, davacının söz konusu toplantılara katıldığını ve toplantılar TK m. 416’ya uygun şekilde gerçekleştirdiğini, davacının şimdi birden bire anılan toplantılara yönelik hazirun cetvelindeki imzasına itiraz ederek toplantıların yoklukla sakat olduğu iddiasını ileri sürmesi, biraz önce de dile getirildiği üzere ancak, ...’nın dava dışı hâkim pay sahibi ile arasındaki ilişkiye yönelik bir pazarlık kozu bulma çabası olarak nitelendirildiğini, davacının müvekkili şirketteki payının toplam sermayenin % 4,9’u kadar olduğunu, müvekkili şirketin esas sözleşmesinde olağan genel kurul toplantıları veya bir diğer genel kurul kararı için özel bir yetersayı öngörülmediğini, 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli olağan Genel Kurul toplantılarında davacının olumsuz oy kullanmış olsaydı aynı kararların çoğunluk pay sahiplerinin oylarıyla alınabileceğini, çoğunluk pay sahipleri zaten davacının olası olumsuz oyuna rağmen her türlü kararı alabilecek durumda olduklarını, davacının dile getirdiği imza sahteciliği gerçekleştirmenin mantıklı herhangi bir gerekçesinin olamayacağını, dosya kapsamında alınana bilirkişi raporunda davacının genel kurula katılmadığı yönünde tespitlerde bulunulması ve akabinde genel kurulun gidişatını etkileyecek durumda olup olmamasının önemli olmadığı yönünde ve yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olmayan bir kişi tarafından alınan kararın da yok hükmünde olduğu yönünde karar verilmesi de hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir. DELİLLER :Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE :Dava, Anonim şirket Genel Kurul kararlarının ve buna bağlı olarak alınan Yönetim Kurulu kararlarının yok hükmünde olduklarının tespiti talebine ilişkindir.Davacı tarafından, davalı şirket tarafından 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihlerinde çağrısız genel kurul şeklinde olağan genel kurul toplantılarına katılmadığı halde, hazır bulunanlar listelerinde imzasının sahte olarak atıldığı belirtilerek, çağrısız usulle yapılan genel kurul toplantısına ilişkin kanuni şartlar sağlanmadığı gerekçesi ile uyuşmazlık konusu genel kurul kararları ile yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığı takdirde terditli olarak, 20.11.2015, 23.10.2018 ve 15.10.2021 tarihli genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının butlanına veya iptal edilmesine karar verilmesi, terditli taleplerinden birinin kabulü halinde, yönetim kurulunun oluşturulması için davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısına çağrılmasına karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise, şirket ortaklarından ... ve kızı ...'in şirketteki toplam payların % 95 olduğu, davacının, şirketin işlemlerine yönelik herhangi bir hukuka aykırılık dile getirmediği, davacı aleyhine icra takibi başlatılmasından sonra bugüne kadar yapılmış tüm olağan genel kurul toplantılarının hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi sebebinin, taraflar arasındaki ticari ilişkide pazarlık imkânı oluşturulmak olduğunu, dava konusu olağan genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığını, TTK m. 416’ya göre bir anonim ortaklıkta bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunması ve içlerinden birinin toplantı yapılmasına ya da karar alınmasına itiraz etmemesi durumunda çağrı merasimine uyulmaksızın da genel kurul toplantısının yapılabileceğini, esasen az ortaklıklı ve pay sahipleri arasında herhangi bir ihtilâf bulunmayan anonim ortaklıklarda toplantıların çağrısız yapılmasının mutad olan uygulama olduğunu, davacının da söz konusu toplantılara katıldığını ve toplantıların TK m. 416’ya uygun şekilde gerçekleştirildiği belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın kabulüne, terditli 2.talebin usulden reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından İstinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Anonim şirket genel kurul toplantıları, davetin belli bir prosedüre tâbi tutulup tutulmadığına göre çağrılı ve çağrısız genel kurul toplantısı şeklinde ikiye ayrılır. Hem 6762 sayılı Kanun'da hem de 6102 sayılı Kanun'da anonim şirketin genel kurul toplantılarına ortakları davet belli başlı kurallara bağlanmıştır. Kanun koyucu genel kurul toplantılarına davet şekillerinin az ortaklı şirketler açısından pratik olmayacağı düşüncesiyle her iki kanunda da çağrısız genel kurul toplantısını düzenleme ihtiyacını hissetmiştir.Çağrısız genel kurulu düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 416 ncı maddesi "(1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. (2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir." şeklindedir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere bir çağrısız genel kurulun var olabilmesi için tüm pay sahiplerinin ya da temsilcilerinin toplantıda hazır bulunmaları ile herhangi bir pay sahibinin toplantıya itiraz etmemesi gerekmektedir. Buradaki itiraz, doğrudan yapılacak olan çağrısız genel kurul toplantısına veya karar alınmasına ilişkin olmalıdır. Görüldüğü üzere çağrısız genel kurul toplantısı için toplantı yetersayısı bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunması şeklinde belirlenmiştir. Dolayısıyla çağrısız genel kurul toplantısına bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması ve hiçbirinin toplantıya itirazda bulunmaması, çağrısız genel kurul toplantısında alınacak kararların kurucu unsurunu teşkil etmektedir. Herhangi bir pay sahibinin veya temsilcisinin toplantıda hazır bulunmaması ya da toplantıya itiraz etmesi hâlinde çağrısız genel kurul mevcut olmadığı için alınan kararlar yoklukla malûldür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarih, ███████-701 E., ████████ K. sayılı ilamı) Somut olayda, davaya konusu 20.11.2015, 23.10.2018, 15.10.2021 tarihli genel kurul toplantılarının TTK m. 416 hükmüne göre çağrısız genel kurul toplantısı olarak yapıldığı, TTK'nun 416. Maddesi ile usulüne uygun bir çağrı olmadan bütün pay sahiplerinin katılımıyla genel kurul toplantısı yapma imkânı getirildiği, buna göre çağrısız genel kurul toplantısı yapılabilmesi için, bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunması ve pay sahiplerinin toplantıya ve karara itiraz etmemiş olmalarının gerektiği, dava konusu toplantılara ilişkin hazirun cetvellerinde davacıya atfen atılı imzaların davacının eli ürünü olmadığının Adli Tıp raporuyla tespit edildiği, bu nedenle, TTK'nun 416. Maddesinde belirtilen bütün pay sahiplerinin hazır bulunması şartının mevcut olmadığı, davacının, █████/2015, █████/2018 ve █████/2021 tarihli Genel Kurul toplantılarına katılmadığı ve toplantılarda hazır gibi gösterilerek yokluğunda yapıldığı, bu nedenle, çağrısız yapıldığı anlaşılan genel kurul toplantılarının usulüne uygun yapılmadığı, toplantılarda hazır olmayan kişilerin toplantının gidişatını etkileyecek nitelikte paya sahip olup olmamasının sonuca etkisinin bulunmadığı, 6102 sayılı TTK 416. maddesinde yer alan çağrısız genel kurul toplantısı yapabilme koşulları gerçekleşmediğinden yapılan toplantılar ile alınan kararların yok hükmünde olduğu, yokluk halinde, TMK'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralları ve hakkın kötüye kullanılması yasağına ilişkin savunmaların dinlenemeyeceği, yok hükmünde olan bir genel kurul kararının yokluğunun tespit edilmesinin istenmesinin, hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyeceği, tüm bu nedenlerle, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin İstinaf başvurusun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL maktu istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,6-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır