İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince incelenen, eski çalışanın rekabet yasağını ihlal ederek haksız rekabete yol açtığı iddiasıyla açılan tazminat ve cezai şart davası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, eski işverenin, iş sözleşmesi sona erdikten sonra rekabet yasağını ihlal ederek rakip bir firmada çalışmaya başlayan ve haksız rekabet eylemleriyle müşteri kaybına ile itibar zedelenmesine neden olduğunu iddia ettiği eski çalışanından, sözleşmedeki cezai şart ile uğradığı maddi zararların tazminini talep etmesi; buna karşılık davalının, iş akdini mobbing ve ödenmeyen fazla mesai gibi haklı sebeplerle feshettiğini, rekabet yasağının kapsamının çok geniş ve hakkaniyete aykırı olduğunu, cezai şart hükmünün ise tek taraflı ve hukuken geçersiz olduğunu savunması etrafında şekillenmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : █████████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2023DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin unvanının ... A.Ş. olarak değiştirildiğini, ... grubunda 2009 yılı itibariyle üç ayrı şirketin yer aldığını, davalı ile iş akdini imzalayan ... ... A.Ş.'nin 2013 yılında tüm aktif ve pasifleri ile birlikte grup şirketlerinden olan ... A.Ş. tarafından devralındığını, davalı dahil tüm personelin 31.07.2013 tarihli devralma işlemi sonrası aynı işte çalışmaya devam ettiğini, ... bünyesinde satış uzmanı olarak çalışmaya başlayan davalının 20.09.2013 tarihinde kendi isteği ile müvekkili şirketten istifa ettiğini, 24.09.2013 tarihli dilekçesi ile müvekkilini ibra ederek aralarındaki hukuki ilişkiyi sona erdirdiğini, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davalının belirli bir süre ve belirli koşullar altında rekabet etmeme yükümlülüğünün devam ettiğini, bu davanın konusunu, davalının iş sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davranışları sebebi ile müvekkili şirketin uğradığı zararların ve iş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılığın yaptırımı olarak belirlenen cezai şartın tazmini hususunun oluşturduğunu, davalının iş sözleşmesinde rekabet memnuiyeti hususunun açıkça düzenlendiğini, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı şekilde rakip bir firmada çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin çalışanlarından ...'ın işten ayrıldıktan sonra müvekkiline rakip şirket olan ... şirketine yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, birbirine çok yakın tarihlerde davalının da aralarında bulunduğu dokuz kişinin müvekkili şirketten istifa ederek ayrıldıklarını, rakip şirkette müvekkilini zarara uğratma kastı ile birlikte hareket ederek yeniden işe başladıklarını, rekabet yasağını ihlal ettiklerini, rakip şirket olan ... ... ... Ltd. Şti.'nin ortakları olan iki şirketin müvekkilinin müşterileri olduklarını, bu nedenle müvekkilinin müşteri kaybına uğradığını, davalının diğer sekiz işçi ile birlikte TTK'nın 54 ve 55. maddeleri göre haksız rekabet eylemi içerisinde olduğunu, müvekkilinin önemli müşterilerinin müvekkili ile çalışmalarına davalının eylemleri nedeniyle son verdiklerini, aynı şekilde müvekkilinin acentesinin de müvekkili ile işbirliğini sonlandırdığını, müvekkilinin hem müşteri kaybına uğradığını, hem de müşterileri nezdinde itibarının zedelendiğini, davalının rekabet yasağına aykırı davranarak hem iş sözleşmesini hem de TBK'nın 444. maddesini ihlal ettiğini, davalının iş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılığın yaptırımının açıkça düzenlendiğini, müvekkili şirketin uğradığı zararların tazmini ve cezai şart ödemesi gerektiğini beyanla davalının iş sözleşmesinde kararlaştırılan bir yıllık net ücret tutarına denk gelen cezai şartın ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak maddi zararlarının tespit edilmesi ile cezai şart ve aşkın zararları için şimdilik 15.000 TL'nin ticari işlerde uygulanacak avans faiz oranına göre hesaplanacak faizi ile davalıdan tazminine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı işveren yanında 02.10.2011 tarihinden, iş akdini davacı işverenden kaynaklı haklı sebeplerin varlığı nedeniyle feshettiği 20.09.2013 tarihine kadar satış personeli olarak çalıştığını, davacının müvekkili üzerinde mobing uygulaması, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve diğer sebeplerden dolayı iş akdini feshedeceğini davacı işverene bildirdiğini, işveren tarafından davacının bakiye maaş ve akabinde kıdem tazminatını ödeyeceği vaadiyle matbu olarak 24.09.2013 tarihli bir takım belgeler düzenlendiğini, bu belgelerin imzalanması akabinde kıdem tazminatının da ödeneceği vaadinde bulunulduğunu, vadedilen kıdem tazminatının da ödenmediğini, bu konuyla ilgili olarak müvekkilinin işçilik alacakları konusunda ayrıca iş mahkemesinde dava ikame edeceğini, sözleşmedeki rekabet yasağında belirlenen illerin Türkiye'de lojistik faaliyetinin yoğun olarak yaşandığı, dolayısıyla lojistik sektöründe iş bulunabilecek iller olduğunu, bu iller haricinde müvekkilinin lojistik sektöründe iş bulmasının fiilen imkansız olduğunu, bu rekabet yasağının hakkaniyete ve yasanın ruhuna aykırı olduğunu, sözleşmedeki cezai şart maddesinin tek taraflı olarak cezai şart yükü getirdiğini ve hukuk uygulamamız uyarınca geçerli olmadığını, söz konusu maddenin salt işçi zararına ve tek taraflı olarak düzenlendiğini, iş sözleşmesinde işverenin yegane yükümlülüğü olan ücret ödeme borcunun tekrarı haricinde işçiye iş güvencesi sağlanmaksızın, sadece işverene istihdam güvencesi sağlayan ve işçi aleyhine tek taraflı düzenlenen cezai şartların geçersiz olması gerektiğini, davacı işveren tarafından müvekkiline teslim edilmiş sır niteliğinde herhangi bir bilginin mevcut olmadığını, bunun lojistik sektörünün yapısına da uygun olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır sektörde bulunmasının gereği olarak kendi müşteri kitlesini yaratmakta ve müşteri çevresini işverene tevdi etmekte olduğunu, sektörde birçok büyük müşterinin çalışacağı lojistik firmasını açtığı kamuya açık ihale yöntemi ile veya teklif formu göndermek suretiyle bulmakta olduğunu, haksız rekabet yaratılmasının sektörün gerçeğine aykırı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayalı olarak TBK'nın 444 ve devamı maddeleri ve sözleşme uyarınca cezai şart bedelinin tahsili ile aşkın zararların tazmini talebine ilişkin olduğu, alınan bilirkişi raporları ile de tespit edilmiş olduğu üzere, davacının beyan ettiği müşteri bilgileri ve fiyat teklifleri gizli sırdır iddiasının sektörel gerçeği yansıtmamakta olduğu, davacının 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde bulunduğu, isim ve adres bilgilerinin yer aldığı müşteri listesinin tek başına TTK kapsamında ticarî sır olarak nitelendirilemeyeceği; müşterilere yapılan iskontolar, müşterilerin ödeme şekillerine ilişkin bilgiler ve diğer gizli hususlarla birlikte ticarî sır olarak değerlendirilebileceği, somut olay bazında ise davacının müşterilere ait hangi bilgilerin kullanıldığına dair bir açıklama getiremediği, sadece müşteri listesinin kullanıldığına dair olgunun ise tek başına ticarî sırra vücut vermeyeceği, dolayısıyla TTK anlamında haksız rekabetin ön koşulu olan ticarî sır kavramının işbu davada gerçekleşmediği, çalışanların bir işletmede çalışırken elde ettikleri meslekî bilgi ve becerilerin, tecrübelerin, bilgilerin ticarî sır kapsamına girmeyeceği; davalının, davacı şirketin pazarlama bölümünde de çalıştıkları tartışmasız olduğundan, davacının müşterilerinin kim olduğuna ve diğer bilgilerine vakıf olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, bunu işten ayrıldıktan sonra kendi işlerinde kullanmasının TTK anlamında haksız rekabet oluşturmayacağı, davalının davacı işyerinde bulunduğu pozisyon gereğince müşteri bilgilerine ulaşabileceği, ancak bu bilgilere aynı zamanda 140-160 arasında kullanıcının da erişebildiği, sektörde müşteri bilgilerinin ticari sır kapsamında yer almadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davanın tarafları arasındaki rekabet yasağı şartının, aranan hukuki sonuçları doğurabilecek nitelikte bulunmadığı gibi kesinleşmesi beklenen Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında, davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin tespit edildiği, bu durumda iş sözleşmesinde düzenlenen rekabet etmeme borcunun da ortadan kalktığı, davalının bu nedene dayalı olarak sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;İşçinin rekabet yasağını ihlal etmesi halinde zarara uğrama şartının aranmayacağı, davalının sahip olduğu bilgiler ticari sır niteliğinde olup, rekabet yasağına aykırı davrandığı, Mahkemenin, davalının kullandığı programa 140-160 personelin ulaştığı şeklindeki gerekçesinin hatalı olduğu, davalının müvekkili şirkette bulunduğu konum itibariyle müşteri bilgilerinden ziyade, müşterilerin güncel durumlarını, talep ve beklentilerini, kar ve zararlarını detaylıca biliyor olmasının, elde ettiği bilgilerin ticari sır olarak kabul edilmesi için yeterli olduğu, davalının müvekkilini zarara uğratma kastı ile elde ettiği bilgileri rakip firmaya taşıdığı, Bakırköy 5. Asliye ... Mahkemesi'nin ███████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile davalının müvekkiline ait bilgileri taşıdığı şirketin müvekkili ile haksız rekabet içerisinde olduğuna karar verildiği, Mahkemece bu kararın ve aynı şekilde çalışan bir işçiye karşı açılmış olan Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen red kararının Yargıtay tarafından esastan bozulmasına dair kararın nazara alınmaması ile eksik inceleme yapıldığı, iş davasında davalı işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabulüne karar verilmesinin davalının rekabet etmeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, Mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin de hatalı olduğu ve bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalının, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığından bahisle cezai şart alacağı ve aşkın zararlarının tazmini talebine ilişkindir.Mahkemece; ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, verilen bu kararın davacı tarafın vaki istinafı üzerine Dairemizin; █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararı ile; "...Davalı, 20.09.2013 tarihli dilekçesi ile istifa talebini davacıya bildirmiş, 24.09.2013 tarihinde davacı nezdindeki satış uzmanlığı görevinden ayrılmış, iş bu davadan sonra Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile davacıya karşı işçilik alacaklarının tahsili talepli dava açmıştır. Mahkemece yargılama sırasında bu davanın sonucu beklenmiş, 21.09.2018 tarihli yazı cevabı ile dosyada karar verildiği bildirilerek gerekçeli karardan bir suret gönderilmiş ancak aynı yazı ile kararın kesinleşmediği de bildirilmiştir. İş Mahkemesince anılı kararda, davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Mahkemece verilen kararın kesinleşmesinden ne sebeple vazgeçildiği de açıklanmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesi ile sözleşme uyarınca cezai şart bedeli ve aşkın zararlarının tazmini için 15.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş ancak her bir kalem yönünden talep edilen tutarı belirtmemiştir. Bu nedenlerle Mahkemece talep miktarlarının ayrıştırılması için davacı vekiline süre verilmesi, Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur." gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiş, Mahkemece kaldırma kararı sonrasında devam eden yargılamada, davacı vekiline dava dilekçesindeki tazminat kalemlerini açıklamak üzere süre verilmiş ve Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesini müteakiben yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Rekabet Yasağının Koşulları başlıklı 444. maddesinde; "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." düzenlemesi ve rekabetin sona ermesine yönelik 447. maddesinde ise; "Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer." düzenlemesi yer almaktadır.Davalı, 20.09.2013 tarihli dilekçesi ile istifa talebini davacıya bildirmiş, 24.09.2013 tarihinde davacı nezdindeki satış uzmanlığı görevinden ayrılmış ve █████/2014 tarihinde Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile davacıya karşı işçilik alacaklarının tahsili talepli dava açmıştır. Bakırköy 11. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2018 tarihli kararı ile; davacının (bu davada davalı) hizmet sözleşmesini haklı sebeple feshettiği kabul edilerek, işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasına karar verilmiş, kararı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı, █████/2023 tarihli kararı ile; davacının hizmet sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kararın alacak kalemleri yönünden kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına dair kesin olarak karar verilmiş, bu şekilde davalının hizmet sözleşmesini, davacı işverenden kaynaklanan sebeplerle haklı olarak feshettiği kesinleşmiş olup, TBK'nın 447/2. maddesi hükmü uyarınca rekabet yasağı sona erdiğinden davacı işveren tarafından, davalıdan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranıldığından bahisle cezai şart bedeli ile aşkın zarar talebinde bulunulamayacağından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.