İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, ticari satımdan kaynaklı menfi tespit davasında, mal teslim edilmediği iddiasına rağmen faturaların kayıtlarda yer almasıyla davanın reddi kararına karşı yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Ticari satımdan kaynaklanan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesi davacının, davalıdan sözlü anlaşma ile mal alımına karşın malların teslim edilmediği ve dolayısıyla borçlu olmadığı yönündeki iddiasını reddetmiş; istinaf başvurusu üzerine davacı vekili, faturalara konu malların teslim edilmemesi, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmaması ve icra takibinin fatura tarihinden yaklaşık bir yıl sonra başlatılmış olması nedenleriyle borçlu olunmadığını, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak kararın bozulmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2021NUMARASI:████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklanan)Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine İstanbul 2. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını ve müvekkili şirkete usulsüz tebligat yapılarak dosyanın kesinleştiğini, bunun üzerine usulsüz tebligata ilişkin İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyası ile şikayet talebinde bulunulduğunu, istinaf aşamasında devam ettiğini, müvekkili şirketin davalı şirketle mal alımı konusunda sözlü olarak anlaştığını, ancak davalı şirketin faturalarda belirtilen malları müvekkili şirkete teslim etmediğini, icra takibine konu faturaların 10.09.2019-11.09.2019-13.09.2019-20.09.2019 tarihli olduğunu ve icra takip tarihinin 24.08.2020 olduğunu,davalı tarafından düzenlenen faturaların hüküm doğurabilmesi için taraflar arasında yapılmış ve geçerli bir sözleşme ilişkisine dayanması gerektiğini iddia ederek, öncelikle teminatsız, aksi halde teminat mukabili davanın kesinleşmesine kadar icra takibinin durdurulmasına, mümkün görülmediği takdirde teminat mektubu mukabili icra veznesindeki paranın dava sonuçlanıncaya kadar davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, İstanbul 2. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine % 20 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış ve davanın esasına ilişkin herhangi bir cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekilinin, davalı şirket ile sözlü olarak mal alımı konusunda anlaştıklarını, davalı şirket tarafından icra takibine konu faturalarda belirtilen malların teslim edilmediği gibi haklarında İstanbul 2. İcra dairesinin ... sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını iddia ederek icra dosya yönünden davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiği, ███████ dönemi BS Formunda davalı şirket tarafından, davacı şirket adına16 adet KDV hariç 731.240,.00 TL tutarının vergi dairesine bildirilmiş olduğu, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Talimat sayılı dosyasında davacı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde alınan raporda; davacının defterlerin usule uygun tutulmuş olduğunun, davaya konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğunun, davacı şirkete ait ███████ dönemi BA Formunda davalı şirket adına toplam 16 adet KDV hariç 731.240, 00 tutarının vergi dairesine bildirilmiş olduğunun belirtildiği, mahkememizce davalı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede, defterlerin usule uygun tutulduğunun, takibe konu faturaların defterlerde kayıtlı olduğunun, BS formu ile ilgili dönemde vergi dairesine bildirimde bulunulduğunun, davacı şirketin icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olduğunun tespit edildiği, alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, icra dosyasına konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, BA-BS formlarıyla vergi dairesine bildirildiği, davacının faturalara bir itirazı olmadığı, malın teslim edileceği inancıyla faturaların defterlerine kayıt edildiğini iddia ettiği, bu iddiadan davacı tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmediği kendi defterlerine göre de davalıya borçlu olduğu..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dış cephe işleriyle uğraştığını, davalı şirketi ile sözlü olarak mal alımı konusunda anlaştıklarını ancak davalının faturalarda belirtilen malları defalarca görüşülmesine rağmen teslim etmediğini, icra takibine konu faturaların düzenleme tarihlerinin sırasıyla 10.09.2019-11.09.2019-13.09.2019-20.09.2019 tarihli olduğunu, takibin ise 24.08.2020 tarihli olduğunu, yaklaşık bir yıl sonra takip başlatıldığını, faturaların toplam tutarları göz önüne alındığında fatura içeriğindeki malların teslim edilmediği gibi kötü niyetli olarak fatura bedellerinin tahsili için icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin varlığının gerekli olduğunu, faturanın sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenip gönderileceğini, icra aşaması ile ilgili bir belge olduğunu, faturanın borcun ifa edildiğini göstermeyeceğini, TTK 21/1.fıkra uyarınca fatura düzenlenip verilmesi için taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunmasının şart olduğunu, dava konusu olayda geçerli bir sözleşme bulunmadığı gibi malların teslimininde gerçekleşmediğini, faturalara ek olarak sevk irsaliyelerininde ibrazının gerçekleştirilmesinin gerekli görüldüğünü, faturaların içeriğinde belirtilen profillerin niteliği, mali değeri ve büyüklüğü de göz önünde bulundurulduğunda taraflarına teslim edilmesi için taşımaya elverişli bir aracın varlığının şart olduğunu, mahkemeden defalarca talep edilmiş olmasına rağmen teslim aşamasında yol kenarı denetim istasyonuna uğramak zorunda olunduğundan Maliye Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığına müzekkere yazılmadığını, sevk irsaliyesi, taşıma belgesi, teslim tutanaklarının ve Ulaştırma Bakanlığı Yol Kenarı Denetim İstasyonlarına söz konusu malların taşındığına ilişkin evraklar var ise müzekkere yazılarak istenilmesini talep ettiklerini, müzekker sonucunda fatura içeriğindeki malların taraflarına teslim edilmediğinin görüleceğini, dava konusu faturaların ticari defterlerde kayıtlı olmasının, BA/BS formlarıyla vergi dairesine bildirilmesinin malın teslim edildiğini göstermeyeceği gibi malın teslim edildiğinin ispat yükünün satıcıda olduğunu, yine kararda davacının faturalara itirazı olmadığını, müvekkili şirketin basiretli iş adamı gibi hareket etmediği, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre davalı şirkete borçlu olduğu şeklindeki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini aksi halde kararın kaldırılarak eksikliklerin ikmali için dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari alım satım ilişkisinin olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı vekili tarafından her ne kadar istinaf dilekçesinde davalının sözleşmenin varlığını ispat etmesi gerektiği iddia edilmiş ise de gerek dava dilekçesinde, gerekse istinaf dilekçesinin ilk sayfasında taraflar arasında sözlü olarak mal alımı hususunda anlaşmaya varıldığı kabul edilmiştir. Bu sebeple bu konuda uyuşmazlığın olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacının davalı tarafça başlatılan takip konusu faturalardan dolayı borçlu olup olmadığı, davalı fatura alacaklısının fatura konusu malları davacıya usulüne uygun şekilde teslim edip etmediği, davacının menfi tespit davasında iddialarının sübuta erip ermediği ile kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı hakkında İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 24.08.2020 tarihinde 10.09.2019 tarihli 90.482,40 TL bedelli, 11.09.2019 tarihli 134.236,80 TL bedelli, 13.09.2019 tarihli 61.596,00 TL bedelli ve 20.09.2019 tarihli 46.728,00 TL bedelli faturalar ile işleyen faizler olmak üzere toplam 382.337,80 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davacı borçlu şirket tarafından icra takibindeki tebligata ilişkin olarak İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında 28.09.2020 tarihinde şikayette bulunduğu, mahkemenin 12.10.2020 tarihli kararı ile şikayetin reddedildiği, davacı borçlu şirket tarafından takip konusu alacağın tamamı üzerinden iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Delillerin dosyaya ibrazI ve ilgili delillerin celbi sonrasında gerek talimat yolu ile gerekse de mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporları alınmıştır. 15.06.2021 tarihli talimat bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2019 yılına ait ticari defterlerin usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğu, icra takibine konu faturaların incelenmesi neticesinde faturaların davacı adına düzenlenmiş olduğu, söz konusu faturaların taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı tarafından davacıya verildiğinin tespit edildiği, davacının 2019 yılı ticari defterlerine göre dört adet fatura KDV dahil toplam 333.043,20 TL olduğu, davacının yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davaya konu 2019 yılı Eylül ayında düzenlenen mal alımı ( BA) bildiriminin davacı tarafça süresinde yapıldığı, Eylül döneminde 16 adet faturanın bildirildiği, davaya konu dört adet faturanında bu faturalar içerisinde olduğu, davacının davalıya 427.863,20 TL borçlu göründüğü, sonuç olarak, takip konusu faturaların davacıya ait resmi defterlerinde kayıtlı olduğu, BA beyannamelerinde bildirimde bulunulduğu ve davalıya borçlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. 15.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirkete ait ticari defterlerin, usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunun ve defterlerin birbiri ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu, İstanbul 2. İcra Müd. .... sayılı dosyası ile takip talebine konu edilen faturaların davalı .... AŞ tarafından tanzim cdilmiş olduğu, muhatabının davacı şirket olduğu görülmekte olduğu, söz konusu faturaların davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı şirket tarafından BA Formu ile ilgili dönemde davalı şirket adına vergi dairesine bildirimde bulunulmuş olduğunun dosyaya talimatla alınan 15.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilmiş olduğu, davalı şirketin 2019 yılı ticari defter kayıtlarında; dava ve takip talebine konu edilen faturaların kayıtlı olduğu, bu faturalara karşı davacı şirket tarafından yapılan herhangi bir ödeme kaydı bulunmadığı, davalı şirket tarafından BS Formu ile ilgili dönemde davacı şirket adına vergi dairesine bildirimde bulunulmuş olduğu, rapor içerisinde açıklandığı üzere; davacı şirketin, İstanbul 2. İcra Dairesi'nin .... Sayılı dosyasında alacaklı davalı şitkete borçlu durumda olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek, aleyhe hususları kabul etmediklerini, dava konusu faturaların ticari defterlerde kayıtlı olmasının malım teslim edildiğini göstermeyeceğini, dava konusu faturaların içeriğinde belirtilen profillerin niteliği gereğince taraflarına teslim edilmesi için taşımaya elverişli bir aracın varlığının şart olduğunu, yol kenarı denetim istasyonlarına uğramak zorunda olduğunu belirterek malın teslim edilip edilmediğine ilişkin Maliye Bakanlığına müzekkere yazılarak sevk irsaliyesi, taşıma belgesi, teslim tutanaklarının celbini ve ayrıca Ulaştırma Bakanlığı Yol Kenarı Denetim İstasyonlarına müzekkere yazılarak söz konusu malların taşındığına ilişkin evrakların celbi ile ek rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporlarına göre davanın reddine dair hüküm tesis etmiştir.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı borçlunun davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinmekte ise bu ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer fakat menfi tespit davasını açan davacı borçlunun davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu ve son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü davacıya düşer. Somut olayda , davacı borçlu şirket takip konusu faturada yer alan ürünlerin teslim edilmediği iddiasında bulunmuştur.Taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. TBK'nın 207. maddesinde, satış sözleşmesinde tarafların edimlerini, aksine sözleşme veya adet bulunmadıkça aynı anda ifa etmesi gerektiği düzenlenmiştir. Menfi tespit davasındaki bu iddianın ileri sürülüş şekline göre ispat yükü davacıdadır. Her iki tarafa ait usulüne uygun şekilde düzenlenen ticari defter ve ekli belgelere göre davalı tarafça düzenlenen faturaların davacı ticari defter ve kayıtlarda yer aldığı gibi fatura konusu malların alındığının ilgili vergi dairesine bildirildiği, buna ilişkin BA Formunu yer aldığı tespit edilmiştir. Tespit edilen deliller kapsamında davacının malların teslim edilmediğine yönelik iddiası ispat edilememiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.