İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kefalet sözleşmesine dayalı icra takibinde menfi tespit davası açan borçlunun, İİK 72/3 uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesini engelleme ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılan menfi tespit davasında, kefalet sözleşmesine dayalı icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu değerlendirmektedir; İcra ve İflas Kanununun 72/3 maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulamayacağı, ancak borçlunun teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin engellenebileceği yönündeki yasal düzenlemeyi ve davacının takibin dayanağı olan kefalet sözleşmesinin geçersizliği ile telafisi imkansız zararların oluşacağı yönündeki itirazlarını incelemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████ Esas
KARAR NO : █████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ████████ Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: █████/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)
KARAR TARİHİ: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TALEP: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Anonim Şirketi tarafından müvekkilleri ... ve ... aleyhine İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip talebinde alacağın kefalet sözleşmesine dayandırıldığını ancak İİK m. 58/3 uyarınca takip dayanağı belgenin aslı veya onaylı suretinin icra dosyasına sunulmadığını ve halihazırda dosyada bulunmadığını, müvekkillerince █████/2026 tarihli dilekçe ile takip dayanağı belgenin ibrazı ve tebliği talep edilmişse de takibin kesinleştiği gerekçesiyle talebin reddedildiğini, bu işlemin icra müdürlüğünün kanuni denetim yükümlülüğüne aykırı olduğunu, 6098 sayılı TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği için kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve kefil olma iradesinin kendi el yazısı ile belirtilmesinin zorunlu olduğunu, mevcudiyeti olmayan ve şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı denetlenemeyen bir belgeye dayalı olarak müvekkillerinden alacak tahsil edilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilleri ile davalı arasında usulüne uygun akdedilmiş bir kefalet ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle davalının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, takibin devamı halinde müvekkillerinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağını beyanla İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına konu takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın icra takibi yapıldıktan sonra açılan menfi tespit davası olduğu, icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talep edildiği ve İİK'nın 72/3. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulamayacağı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
TALEP EDEN DAVACILAR VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İlk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verildiği, ancak bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, İİK'nın 72/3. maddesi hükmü uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davalarında, ihtiyati tedbir kararıyla müvekkilinin icra dairesine ödeyeceği veya haciz yolu ile tahsil edilecek olan paranın alacaklıya ödenmesini engelleyecek bir tedbir kararı verilmesine engel bir hususun söz konusu olmadığı, kanun koyucunun takibin yürütülmesini durdurmaya yönelik bir engel koyduğu, ancak borçlunun malları satılır veya borçlu parayı icra veznesine depo ederse, bu paranın davanın sonuna kadar alacaklıya verilmemesini engellemediği, aksi halde, dava sonunda haklılığı ortaya çıkacak olan müvekkillerinin mal varlığında telafisi imkansız zararlar doğacağı, müvekkillerinin icra takibine konu alacağın borçlusu olmadıkları, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebi ile açılan davada, takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.
Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.
Somut dosyada; davacılar tarafından icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş olup, İlk Derece Mahkemesi'nce de belirtildiği üzere İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulması mümkün değildir. Davacılar tarafından icra veznesine yatırılacak paranın davalı alacaklıya ödenmesinin engellenmesi hususunda tedbir talep edilmemiş olduğundan, Mahkemece talep aşımı yapılarak bu yönde bir karar verilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, davacıların geçerli bir kefaletlerinin bulunup bulunmadığı ve davalı banka tarafından talep edilen alacaktan sorumlu olup olmadıklarının genel kredi sözleşmesi, banka kayıtları, icra dosyası vs tüm delillerin incelenmesi ile belirlenebileceği, Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinini zorlaşacağı veya imkansız hale geleceğine dair yaklaşık ispat koşulunu sağlar delil bulunmadığı ve HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbirin koşullarının oluşmadığı, Mahkemece talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre talep eden davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talep eden davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!