Mühendislik plastikleri alanında tescilli markanın internet sitesi üzerinden izinsiz kullanımıyla gerçekleşen tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi talebiyle ilgili istinaf mahkemesi kararı.
Özet: Uzun yıllardır mühendislik plastikleri alanında faaliyet gösteren ve tescilli "..." ile benzeri markalarının sahibi olduğunu iddia eden bir şirket, davalının bu markaları kendi internet siteleri ve alan adlarında izinsizce kullanarak ürün satışı yaptığını, böylece marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür; davacı, bilirkişi raporuyla teyit edilen ve daha önceki tedbir kararına rağmen devam eden bu ihlallerin tespitini, durdurulmasını, yasaklanmasını ve ilgili internet sitelerine erişimin engellenmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████ Esas
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
ASIL DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması
KARŞI DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü ve İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... A. Ş.’nin, 1971 yılından bu yana mühendislik plastikleri konusunda üretim ve pazarlama alanında faaliyet göstermekte olan bir ... sanayi şirketi olduğunu, davacının üstün mekanik, fiziksel, kimyasal ve elektriksel özelliklerden dolayı her türlü sanayide
kullanılabilen bir mühendislik plastiği olan “...” ürününün yaratıcısı ve tescilli marka hakkı sahibi olduğunu, davacının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, diğer birçok tescilli markanın yanı sıra tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının sahibi ve
uzun yıllar süren yoğun kullanımlar sonucunda söz konusu markayı sektöründe tanınmış bir marka haline getirdiğini, davalı tarafından davacıya ait "..." markasının birebir aynı ve sanki davalı tarafından yaratıldığı algısı oluşacak şekilde https://..../ ve http://....com alan adlı
internet sitelerinde kullanılmakta olduğunu ve bu marka adı altında çeşitli ürünlerin satışa sunulduğunun tespit edildiğini, davalının, davacıya ait yukarıda yer verilen tescilli "..." markalarını, kendisine ait https://..../ ibareli internet sitesinde ve ticari faaliyetlerinde izinsiz biçimde kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte kullanımlar gerçekleştirdiğini, davalının söz konusu markayı izinsiz şekilde kullanmakta, reklam, satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduğunu, davacının tescilli markasını birebir ihtiva etmekte olan http://....com ibareli internet alan adını da kendisi adına tahsis ettiğini,
Davalıya ait internet sitesinde yer alan ve devam etmekte olan söz konusu kullanımlardan bazılarının aşağıdaki gibi olduğunu,
https://....,https://...,https://...https://....https://...https://...http://....http://....-urunler/ davalının, “...” ibaresini internet sitelerinin içeriğinde ve alan adında birebir şekilde kullandığı, davalının söz konusu kullanımlarının davacının kullanımları ile ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ████████ D. İş no.lu dosya kapsamında değerlendirilmiş ve dosya kapsamında hazırlanan 06.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda, ......com ibareli internet sitesinde “...” ve “...” ibarelerinin markasal olarak; www...com ibareli internet sitesinde ise alan adının esas unsuru olarak ve site içeriğinde markasal olarak kullanıldığı, bu kullanımların davacıya ait tescilli ... no.lu "..." markasına görsel kavramsal ve fonetik olarak ayniyet derecesinde benzer olduğunu, kullanımların davacıya ait "..." markalarının tescilli olduğu 07., 12., ve 17. sınıflarda yer alan emtialar bakımından gerçekleştirildiği, söz konusu kullanımların aynı tüketici kitlesine hitap eden mallar olduğu ve davacıya ait "..." markasının kullanımı halinde ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği hususlarının tespit edildiğini, bahse konu bilirkişi raporu doğrultusunda, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 21.10.2021 tarihli kararda, söz konusu kullanımların davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğine karar verilmiş ve tedbir taleplerinin kabul edilerek, davalının bahse konu kullanımları sonlandırması için kendisine 1 haftalık kesin süre verilmesine, 1
haftalık kesin süre içerisinde kullanımların sonlandırılmaması halinde erişim sağlayıcılarına bildirimde bulunularak www...com ibareli internet alan adına ve davacıya ait markanın kullanımını içeren tüm linklere erişimin engellenmesine karar verilmesine karar verildiğini, ancak taraflarınca yapılan araştırmalar neticesinde davalının haksız kullanımlarını sona erdirmediğinin tespit edildiğini belirtmiş, davalının eylemlerinin smk anlamında marka hakkına tecavüz ile ttk anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesi (menine) ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, Davalının “...” ve “...” ibareli kullanımlarının yasaklanmasını, Davalıya ait https://....com/ ibareli internet sitesinde yer alan “...” ve “...” ibarelerini içeren; https://....com/tr/urunlerimiz/...-...../ https://....com/tr/......-.../https://....com/tr/......./, https://....com/tr/...-...-.../, https://....com/tr/.....-i...../ ve www...com olan adlı internet sitesine erişimin engellenmesini, Davacının marka haklarına tecavüz eden, davalıya ait markaların ve ticari kullanımların ayırt edilemeyecek derecede benzer kullanımların ihtiva edecek şekilde hazırlanmış basılı malzemeler, tabela, bayrak, broşür, katalog ve sair tanıtım malzemeleri ve araçları ile her türlü materyalinin kullanımının yasaklanmasını ve durdurulmasını, her türlü masraf ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP ve KARŞI DAVA:
Davalı/ karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... bir plastik ürünü olduğunu beyan ettiğini, ...’in “önemli bir naylon çeşidi ...(...) olarak adlandırılan dökülebilen naylon olduğunu, ancak ürünün yaratıcısı olduklarının iddiası gerçek dışı olduğunu, ürünün tüm dünya ülkelerinde başta
ağır sanayi olmak üzere birçok sektörde dayanıklılık, hafiflik ve esnekliği bakımından kullanım alanına sahip bir plastik ürün olduğunu, yaratıcısının davacı şirket olduğunun iddiasının gerçek dışı olduğunu, dosyada bu hususta ne bir patent belgesi ne de faydalı model belgesinin mevcut olduğunu, dolayısıyla ürünün yaratıcısı oldukları iddiası sayın mahkemeyi yanıltmaya matuf bir beyan olup, iddiadan öteye geçemeyen beyanının kabulünün mümkün olmadığını,
davacı tarafından ... ibaresinin “marka hakkı sahibi oldukları iddiası ise"; İstanbul Anadolu 2.FSHHM ████████ D.İş sayılı dosyasına yaptıkları itirazlarında da belirttikleri gibi ... ibaresinin “cins, çeşit ve vasıf” bildiren ürün ismi olması ve iş bu davada karşı dava olarak ... marka tescilinin hükümsüzlüğünü ve iptalini talep etmiş olmamız sebebiyle söz konusu iddiaların da yapılan yargılama neticesinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu ortaya çıkacağından ve marka tescilinin mutlak red sebebi ile tescili yapılmaması gerekirken tescilinin sağlandığı bir marka olduğu ve markanın hükümsüzlüğüne ve iptaline karar
verileceğinden söz konusu bu beyanlarında kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın dilekçesinin 4. başlığında “TPMK nezdinde ... numaralı ... ve
... numaralı ... markalarının müvekkilinin kullanım ile tanınmış marka haline getirdiğini” beyan ve iddia ettiğini, davalının söz konusu bu beyan ve iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, dosyada markaların tanınmış marka kaydının olduğuna dair bir belge ve bilgi bulunmadığını, ancak davacı tarafın söz konusu beyanlarında aslında kaçamaklı ikrar olduğunu, ... ibaresi ürün ismi olduğu için sektörde herkes tarafından bilinir olduğu ve kullanılır olduğunun
doğru olduğunu, ...’in bir ürün ismi olduğunu, Dünya’da ve Türkiye’de yüzlerce ve hatta binlerce firma tarafından üretilmekte ve dolayısıyla satım ve pazarlamasının ... ismi ile yapıldığını, davalının da ... ibaresini markasal olarak değil ürün ismi olarak kullanan yüzlerce firmadan biri olduğunu,
davalının internet adreslerinde satış ve pazarlamasını yaptığı ... ve diğer ürünlerin satış ve pazarlamasını yapmak amaçlı görsellerinin üstünde “ürünün ismi olan” ... ismini de belirttiğini, ayrıca ... ürünü piyasada dayanıklılık ve üstün özellikleri sebebiyle talep görmesi nedeniyle ... ürün ismi ile de internet adresi oluşturulduğunu, bu durumun haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiasının yine haksız ve hukuki dayanaktan
yoksun bir iddia olduğunu, hiçbir dayanağı olmayan bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca türk patent ve marka kurumunun cins, çeşit, vasıf ve kalite belirten bir ibarenin her nasılsa tescilinin sağlanması halinde “tanımlayıcı unsur olarak kabul edilmesi gereken bir markanın mutlak ret sebebi ile hükümsüzlüğünün talep edilmesi halinde söz konusu tescilin müktesep hak kapsamında değerlendirilemeyeceğini” marka inceleme kılavuzunda açıkça belirtildiğini belirtmiş, davacı/karşı davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun marka tecavüzü ve haksız rekabetin önlenmesi ve sair talepli davasının reddine karar verilmesini, karşı dava olarak sundukları belgeler ile de ispatını sağladıkları davalarında talep ettikleri, davacı/karşı davalı tarafa ait olan ... tescil numaralı “...” markasının ve ... Tescil numarası ile tescilli ... markasının dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için bu konuda Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazılmasına, “...” ibaresinin cins, çeşit ve vasıf belirten tanımlayıcı bir ibare olup SMK 5/1-c bendi kapsamında kullanımı bir kişinin tekeline bırakılamayacağı hususunun tespitini, 6769 sayılı SMK 5/1-c ve 25/1 maddesi gereği ... tescil numaralı “...” markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini, ... Tescil numarası ile tescilli “...” markasının 6769 sayılı SMK 26/1-a maddesi çerçevesinde sınıf içerikleri dikkate alınarak kullanılmama sebebi ile iptaline ve sınıf içeriğinde emtia tanımlamasında plastik malzeme ihtiva edenler emtialar için ise yukarıda hükümsüzlüğünü
talep ettikleri .....Tescil numaralı markası için ileri sürdükleri tüm beyan ve talepleri doğrultusunda 6769 sayılı SMK 5/1-c ve 25/1 bendi kapsamında ... ibaresinin ürünün cinsini, çeşidini ve vasfını belirtiyor olmasından kaynaklı hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini, davacı/karşı davalı aleyhine verilecek hükümsüzlük ve sicilden terkini ile iptal kararının başta TPMK olmak üzere ilgili resmi kurumlara tebliği ve TPMK bülteni ile kamuya ülke genelinde
yayın yapan tirajı en yüksek gazete de ilan edilmesi ile duyurulmasına iş bu masrafların davacı/karşı davalı tarafa yükletilmesini, dava masraf ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2023 tarihli kararı ile; "Davacı/ karşı davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının 01.Poliamid mal ve hizmet sınıflarında yer aldığı, davalı/karşı davacı kullanımlarının ... maddesinden üretilen levha, çubuk, takoz, tekerlek, makara, dişli, kasnak, yatak satışı kapsamında olduğu, Davacı/karşı davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 01 poliamid ve ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 17 sınıftaki ürünler yönünden emtia sınıfları kapsamında kaldığı, bu çerçevede davalı/karşı davacı kullanımları ile davacı/karşı davalı markalarının aynı/benzer mal ve hizmet sınıfında yer aldığı, davalı/karşı davacı kullanımlarında da “...” ibaresini levha, çubuk vb. ürünlerin ... maddesinden yapıldığını ifade edecek, malın türünü belirtecek şekilde kullanılmış olduğu ve SMK md.7/5 b hükmü kapsamında bir kullanım olduğu, yine www...com alan adında yer alan ... kullanımına bakıldığında, “...” ibaresinin alan adının esas unsuru olarak kullanıldığı, kullanımın marksal kullanım niteliğinde olduğu, www...com ve www...com web sitelerinde ve www...com alan adında davacı markalarının aynen kullanıldığı, kullanımlar ile davacı/karşı davalı markalarının aynı/benzer mal ve hizmet sınıfında yer aldığı, bu kapsamda davalı/karşı davacı kullanımının nihai tüketiciler/hizmet alıcıları nezdinde gerek malların/hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldükleri yönünde çağrışım yapabileceği veya malları/hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri bunun da karıştırılma ihtimali yaratacağı kanaatine varılmış ve bu sebeple davacı tarafın marka hakkına tecavüz yönündeki iddiasını ispat ettiği kabul edilerek davacı tarafın bu yöndeki talepleri yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Gerçekten de, sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının davacı adına tescilli markaları taşıyan taklit ürünleri satması eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karşı dava olan hükümsüzlük talepleri yönünden de dava incelenmiş; karşı davada karşı davacının Davalı/karşı davacı, ... Tescil numarası ile tescilli "..." markasının 6769 sayılı SMK 26/1-a maddesi çerçevesinde sınıf içerikleri dikkate alınarak kullanılmama sebebi ile iptaline ve sınıf içeriğinde emtia tanımlamasında plastik malzeme ihtiva edenler emtialar için ise yukarıda hükümsüzlüğünü talep etmiş, davalı/karşı davacı kullanımlarının davacı/karşı davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 01 ve ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 17. Emtia sınıfı kapsamında kaldığı, alınan bilirkişi raporunda tescilli olduğu 17. Emtia sınıfında davacı-karşı davalı tarafa ait markanın ciddi biçimde kullanıldığının sabit olduğu, çerçevede, Davacı/karşı davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 01 emtia sınıfında ve yine ... tescil numaralı "..." markasının ise, tescilli olduğu 17. Emtia sınıfı kapsamında jenerik hale geldiği,
bu haliyle SMK'nın 25/4 maddesindeki " Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz." düzenleme gereği hükümsüz kılınamayacağı değerlendirilerek davalı-karşı davacı tarafın davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde; Asıl Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1-Davalının “...” ve “...” ibareli marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli 2005 32275 ve 88 107370 tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden davalıya ait ürünleri, basılı yayınların, tanıtım vasıtaları ve tablala, bayrak, broşür, katalog vs. malzemelerin muhafaza altına alınmalarına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle YASAKLANMASINA VE DURDURULMASINA,
3-Davalı tarafa ait www...com ibareli internet sitesinde yer alan “...” ve “...”" ibarelerini içeren; https://....com.tr/urunlerimiz/...- .....,https://....com/tr/...-...-..../,https/....com/tr/...-...-levha/,https://....com/tr/...-...-..../, https://....com/tr/...-...-..../, ibareli tüm linklere ve www...com olan adlı internet sitesine adresinde yer alan ve hükmün bir numaralı bendi gereği hükümsüzlük kararına isabet eden tanıtım ve diğer faaliyetler yönünden faaliyetlerinin durdurulmasına, davalı tarafça bu yöndeki karar gereği hkümsüzlüğe konu içerikler internet adreslerinden çıkarılmadığı takdirde internet sitesine ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, Erişim engeli yönünden verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine Mahkememizce müzekkere yazılmasına,
4-Davacının haksız rekabetin tespiti ve durdurulması davasının REDDİNE,
5-Karşı davanın REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında delillerin takdirinde hata edildiğini, hukukun yanlış uygulandığını, davacı-karşı davalı adına tescilli "..." ibaresinin teknik olarak ayırt ediciliği bulunmayan jenerik bir ürün adı olduğunu, müvekkili şirketin bu ibareyi internet sitelerinde markasal bir amaç gütmeksizin dürüst ticari kullanım kapsamında malın türünü belirtmek için kullandığını, “...” ibaresi bilirkişi raporunda belirtildiği üzere sektörde faaliyet gösterenler tarafından “döküm polyamid” ürününü ifade etmek üzere kullanılan bir ürün adı olduğunu ve ülkemizde yaygın olarak ürün adı olarak kullanıldığını, bilirkişi raporunda bu durumun teyit edilmesine rağmen mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlere aykırı şekilde delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğünü, dava konusu markanın SMK 5.maddenin 1.fırkasının c bentine aykırı olarak tescil edildiği kabul edildiği halde asıl davayı kısmen kabul edilmesini hukuka aykırı olduğunu, aynı eylemler nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında kesinleşmiş bir takipsizlik kararı bulunmasının hukuki güvenlik ilkesi gereği bağlayıcı olması gerektiğini, ceza soruşturma dosyasında marka hakkına tecavüz oluşmadığı, kullanımları iktibas ve iltibas oluşturmadığı kabul edilen müvekkili hakkında aynı gerekçe/delil ve hukuki sebeplere dayalı açılı bulunan huzurdaki davada takipsizlik verilen soruşturma dosyasındaki hukuk hakimini bağlayıcı maddi vakıa tespitinin aksi yönde marka hakkına tecavüz tespitinde bulunulmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, karşı tarafın bizzat kendi ikrarları ve uzman avukatlarının beyanlarıyla markanın jenerikleşmesi için çaba sarf ettiklerini ve bundan gurur duyduklarını açıkça ilan ettiklerini, karşı davaya yönelik markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı yönündeki hatalı ve ispatlanmamış gerekçeyle mahkeme karşı davayı reddettiğini, kullanılmama nedeniyle iptal şartları oluşan emtia sınıfları yönünden de taleplerin karşılanmadığını, hükmün taleple bağlılık ilkesine aykırı koruma tedbirleri içerdiğini ve hukuka aykırı şekilde mükerrer vekalet ücretine hükmedildiğini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet temelli haksız asıl dava ile müvekkili kullanımlarının engellenmesi, sektörde tekel oluşturulmaya çalışılması, ticari rekabetin kötü niyetli tavır ve davranışlarla engellenmesi anlamına geldiğini, bu durumun kabulünün imkansız olduğunu, cins çeşit ve vasıf belirten ayırt ediciliği bulunmayan herkesin kullanımına açık genel bir ismin ürün adının alan adı olarak kullanımı markasal kullanım ve marka hakkına tecavüz olarak kabul edilemeyeceğini, karşı dava bakımından müvekkili adına tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği yönünde ispat sağlandığını, davacı-karşı davalı SMK md.8 düzenlemesinde yükümlülüğünü yerine getirmediğini, mahkemece asıl davanın reddi ile ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 01. emtia sınıfında ve yine ... tescil numaralı "..." markasının ise, tescilli olduğu 17.emtia sınıfında 6769 sayılı smk 25/1 maddesi çerçevesinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek haksız asıl davanın reddini ve sübuta ermiş haklı karşı davanın kabulü ile markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri kümülatif olarak talep edildiğini, bu bağlamda haksız rekabete yönelik taleplerinin de kabulü gerektiğini, mahkeme kararına dayanak olarak gösterilen Yargıtay kararı yerleşik bir içtihat olmadığını, Yargıtay bahsi geçen karar tarihi olan 14.03.2022 tarihinden sonra marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin kümülatif olarak talep edilip kabul edilebileceğine dair kararlar vermeye devam ettiğini, taleplerinin kümülatif olarak değerlendirilmesi gerektiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023 tarihli kararı ile de sabit olduğunu, mahkemenin haksız rekabete yönelik kararının hatalı olduğunu, haksız rekabet hükümleri ve marka hakkına ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak koruma sağladığının kabulü gerektiğini, davalı/karşı davacı’nın müvekkiline ait tescilli “...” markasını esaslı unsur olarak; alan adı ve internet sitesi içeriğinde ve ticari faaliyetlerinde kullanması, ilgili kanunların ihlali anlamına geldiği gibi TTK anlamında da haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır tescilli olarak kullandığı tanınmış ve yüksek derecede ayırt edici “...” markasına görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer/birebir aynı olan “...” ve “...” ibareli kullanımlar tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, bu kullanımın müvekkili nezdinde itibar kaybına, davalı/karşı davacı nezdinde ise haksız yarara yol açtığını, davalı haksız menfaat elde ettiğini, müvekkilinin kazanç kaybı yaşadığını, davalının eylemlerin TTK’nın 55. maddesi uyarınca tespiti, durdurulması ve önlenmesi gerektiğini, müvekkili söz konusu tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden kullanımların engellenmesini talep etme hakkına sahip olduğunu belirterek mahkemenin haksız rekabete yönelik verilen kararının kaldırılarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin kümülatif olarak talep edildiğinden mahkeme kararının kaldırılmasının davanın tümden kabulünü talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı/Karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece karşı davanın kabulüne karar vermesi gerekirken usul, yasa ve hukuka aykırı olarak reddine karar verildiğini, mahkemenin haksız rekabete ilişkin red gerekçesi ve kararı yerinde olduğu gibi esasen de bu talebin reddi yerinde ve hukuka uygun olduğunu, davacı-karşı davalı vekili mahkemenin "haksız rekabetin tespiti ve durdurulması" talepli davasının reddine karar verilmesini istinaf ettiğini, davacının istinaf isteminin haksız ve hukuki mesnetten yoksun istinaf isteminde bulunduğunu, istinaf talebinin usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf isteminin reddi ile, mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın tümden reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl dava; davacının ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarından doğan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması istemlerine ilişkindir.
Karşı dava; ... numaralı "..." markasının SMK'nın 5/1-c kapsamında hükümsüzlüğü ve ... numaralı "..." markasının kullanılmama nedeni ile iptali istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karşı davanın reddine karar verildiği, davacı/ karşı davalı vekili tarafından asıl davada reddedilen haksız rekabete yönelik istemler yönünden istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı/ karşı davacı tarafından asıl davanın kabul edilen kısımları ile reddedilen karşı dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde SMK'nın 27. maddesi gereğince bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacağından dolayı öncelikle karşı davadaki hükümsüzlük istemi yönünden inceleme yapılması gerekmiştir. Dosyanın tetkikinde; davacının
... numaralı, 28.12.1988 tescil tarihli, "..." markasının 1. sınıfta tescilli olup yenilenmekle koruma altında olduğu ve ... numaralı, 14.01.2008 tescil tarihli, "..." markasının ise 6,7,9,11,12,17,20,22. sınıflarda tescilli olduğu görülmüştür. Asıl davadaki davalının, hükümsüzlük istemli karşı davasında ... numaralı ''...'' ibaresinin ürün/ cins adı olduğunu ileri sürmüş, davacı marka sahibi ise “döküm poliamid”, “...” ibarelerinin bahse konu mühendislik plastiğini ifade etmek üzere kullanılan ürün adları olup “...” ibaresinin kendisi tarafından oluşturulmuş, ayırt edici niteliği hâiz bir marka olduğunu iddia etmiştir. Dosyaya sunulan uzman görüşü ile mahkemece alınan bilirkişi heyet raporları kapsamında ise ürün adının ''döküm poliamid'' olup İngilizce ifadesinin ''...'' olduğu, ... isminin döküm poliamid ürün adına verilen isimlendirme olduğu, piyasada “döküm poliamid”, “...” ürünlerini ifade etmek için “...” ibaresinin yoğun olarak kullanıldığı tespitlerine varıldığı görülmüştür. Bununla birlikte mahkemece SMK'nın 25/4. maddesindeki;"Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz." düzenlemesi kapsamında markanın hükümsüz kılınamayacağı gerekçesine dayanılmış ise de dosya kapsamında, dava konusu markanın SMK'nın 5/1-c maddesine aykırı tescil edildiği ancak sonrasında ayırt edici nitelik kazandığı kabulüne varılmasını yeterli kılacak bir incelemenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Nitekim davalı/ karşı davacı tarafça sunulan deliller içerisinde yer alan teknik çalışmaları içerir ''...'' ibaresi yönünden akademik çalışmaları kapsayan tez içeriklerinin bilimsel ve mukayeseli tespitlerinin değerlendirilmesi gerekirken bu yönde yeterli bir teknik incelemeye dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Dolayısıyla ... numaralı ''...'' ibareli markanın SMK'nın 5/1-c maddesine aykırı olarak tescil edilip edilmediği, ''...'' ibaresinin tescil tarihi ve öncesinde döküm poliamid ürün veya benzer ürünler yönünden ürün adı olarak kullanımının olup olmadığı, mevcut ise kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanıp kazanmadığı hususlarının aydınlatılması amacı ile içerisinde akademisyenlerin bulunduğu teknik bilirkişi heyetinden davalı/ karşı davacı delillerinin de incelenmesi sureti ile denetime elverişli, gerekçeli rapor alınarak neticesine göre mahkemece karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalı/ karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenlerle kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Anılı gerekçeler ışığında bu aşamada; davacı/ karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, davalı/ karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde inceleme yapılarak denetime elverişli şekilde rapor alınması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı/ karşı davalı vekilinin istinaf isteminin incelenmesine bu aşamada yer olmadığına,
2- Davalı/ karşı davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
3- İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../███████ tarihli, 2021/... E. 2023/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
4- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı/ karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!