Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, elektrikli araç kasko hasar talebinin kaza uyumsuzluğu ve suiistimal şüphesiyle sigortacı tarafından reddedilmesi sonrası açılan tazminat davası istinafını inceledi.
Özet: Bu hukuki evrak, kasko sigortalı elektrikli bir aracın tek taraflı kaza sonrası oluşan ve batarya değişimi gerektiren yüksek maliyetli hasarının tazmini konusunda taraflar arasındaki uyuşmazlığı özetlemektedir; davacı sigorta şirketinin hasarı keyfi olarak ödemekten kaçındığını ve kötü niyetle hasar kaydı işlediğini iddia ederken, davalı sigorta şirketi ise sigortalının beyanı ile hasarın uyumsuzluğu, olay yeri fotoğraflarındaki eksiklikler ve sigortalı davranışlarındaki samimiyetsizlik nedeniyle oluşan suiistimal şüphesiyle tazminat talebini reddettiğini ve davacının ispat yükünü yerine getiremediğini savunmaktadır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:█████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:█████/2022DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacı şirket, ... tarihinde sıfır satın aldığı ... plakalı ... Model ... model aracını .... tarihinde davalı sigorta şirketine ... poliçe nolu genişletilmiş kasko poliçesi ile kasko sigortası yaptırdığını, anılan araç ile ... tarihinde tek taraflı kaza yaşandığını, sürücü ...'ın kaza nedeni ile fenalaşması sonrasında kaza yerine gelen trafik ekipleri tarafından kaza tespit tutanağı tutulduğunu, meydana gelen kaza sonrasında, araç sürücüsünün baygınlık geçirdiğini, vatandaşlarca ayıltıldıktan sonra iç kanama vs şüpheleri nedeni ile hastaneye giderek tedavi olduğunu ve alkol testi yaptırdığını, kazadan sonraki gün davalı sigorta şirketine kaza ihbar edilerek gerekli bilgi ve belgelerin paylaşıldığını, davalı sigorta şirketi ise yaklaşık 4 aylık bir tahkikatın sonrasında sigorta şirketince hasarın tazmin edilmeyeceği bilgisini verdiğini, hasarın tazmin nedenini bildirmeyen davalı sigorta şirketi, aracın elektrikli bir otomobil olması ve elektrik bataryalarının değişimi gerektiğinden çok yüksek bir onarım masrafı gerektiğinden tazminden kaçındığını, davacı şirketin kaza tarihinden beri aracı kullanamadığını, araçtaki hasarların tahmini bedelinin tespiti için, aracın kaza sonrası çekildiği yetkili servis olan ... A.Ş'nden proforma faturayı almış ve onarım bedelinin yetkili serviste yapılması halinde tahminen KDV dahil 996.680,29 TL maliyet çıkacağı bilgisini aldığını, dava aşamasında yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile kesin onarım maliyet tutarı ile değer kaybı ortaya çıkacak olup, eksik harç ikmal edileceğini, davalı sigorta şirketi, hasar bedelini tanzim etmediği gibi ayrıca araç üzerine 945.397,00 TL hasar kaydı girişi yaptığını, bu zararı karşılamayan davalı sigorta şirketi, bu kadar yüksek bedelli hasarı tazmin etmediği halde bu hasar kaydını plakaya sistemden girmesinin kötü niyetli olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla 03.08.... tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli olarak 10.000,00 TL'nin ve araçta meydana gelen değer kaybı olan 1.000,00 TL'nin hasarın ihbar edildiği ... tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, ... tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını belirttiği ... plakalı aracın ... başlangıç ... bitiş tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Kasko Poliçesi ile davacı adına davalı şirkete sigorta ettirildiğini, söz konusu kaza sebebiyle ... plaka nolu aracın hasara uğradığını, hasar tazmini için sigorta şirketine başvuru yapıldığını, davalı şirket tarafından sigortalı tarafından yapılan ihbar sonrası davalı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı hasar dosyası açıldığını, sigortalı araç sürücüsü beyanıyla hasarın uyumsuz olduğunu, sigortalıdan temin edilen olay yeri fotoğraflarında kaza günü ve saatinin olmadığı belirsiz bir tarih ve saatte olduğu, meydana gelen hasarın başka bir kaza ile ilişkili olabileceği, sigortalının samimiyetsiz davranışları ile de şüphelerin artması sebebiyle meydana gelen kaza ile hasarın uyumsuzluğu sebebiyle yazılı olarak talebin reddedildiğini, davaya konu edilen hasarla ilgili davalı sigorta şirketinin davacıya karşı hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, trafik poliçesinin aksine Kasko Poliçesi Genel Şartlarında zaruri bir neden bulunmaksızın kaza mahalini terk etmesi bir rücu sebebi değil, açıkça teminat dışı bir hal olduğunu, zarara uğradığından bahisle tazminat talebinde bulunan davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun İspat yükü başlıklı 190. Maddesinde: "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmünün bulunduğunu, dosya kapsamında uğranılan zarar başvuran sigortalının iddia ve beyanlarından ibaret olup, iddialarını doğrulayan hiçbir delil veya emare bulunmadığını, davacı sigortalı zarara uğradığını gösterir gerekli belgeleri sunamamış, sigorta poliçesi teminatı kapsamında karşılanabilecek bir hasar bedeli doğduğuna dair ispat yükünü yerine getiremediğini, davalı sigorta şirketi davacının başvurusunu usul ve yasaya uygun olarak değerlendirmiş ve olayda suiistimal olması sebebiyle haklı nedenle ödemeden imtina ettiğini ve hasarı reddettiğini, dolayısıyla davalı şirket temerrüde düşmediğini beyanla, kaza ile hasarın uyumsuz olması sebebiyle davanın reddine, kazanın meydana geldiği yerde davacının iddia ettiği şekilde hasarın oluşup oluşmadığının tespit edilebilmesi için keşif yapılmak suretiyle dosyanın sigorta bilirkişisine tevdine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesineİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmeksine rağmen davalı sigorta şirketinin süresinde cevap dilekçesi sunmadığı ve bu hususa ilişkin delil bildirmediği , sigortalı araç sürücüsünün alkol ve hastane raporunu alarak sigorta şirketine ihbar yükümlüğünü makul sürede (somut olayda 12 saat içerisinde) yaptığı ve "iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar" durumunun da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. İspat yükü kendisine düşmeyen davacının HMK 191. Maddesinde düzenlenen karşı ispat kapsamındaki delillerinden tanıkları dinlenmiş olup dinlenen tanık beyanlarından kazaya karışan araç sürücüsünün kazanın etkisiyle şoka girdiği ve kısa süreli kaza yerini terk ettiği , herhangi bir alkollülük halinin bulunmadığı ve sürücü değiştirme gibi bir durumun da olmadığı, kazanın sigortacıya ihbar edildiği şekilde olduğu kanaatine varılmıştır. Sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden kısa süreli yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağı bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.maddesinde belirtilen teminat dışı hallerin mevcut olduğunun somut delillerle sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmesine rağmen davalı sigorta şirketinin bu durumu ispat edemediği, aksine davacının karşı delillerle Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.maddesinde belirtilen teminat dışı hallerin mevcut olmadığını ispat ettiği kanaatine varıldığından mahkememizce esasa alınan bilirkişi heyet raporu doğrultusunda hesap ettirilen ve ıslah ile artırılan miktar (580.000,00 TL)üzerinden hasar tazminatı talebinin kabulüne , araç pert olduğundan değer kaybı tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve neticeten davanın kısmen kabulüne kısmen reddi" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 11.03.2022 tarihli ıslah dilekçesini dikkate almadan karar verdiğini, dava açıldıktan sonra aracın hurda şekilde satılması nedeniyle davanın pert-total araç zararına ilişkin maddi tazminat davasına dönüştüğünü, artık bağımsız bir değer kaybı taleplerinin kalmadığını, bu nedenle mahkemenin değer kaybı talebini reddetmiş gibi hüküm kurmasının ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davalı vekilinin süresinde cevap dilekçesi sunmadığını ve duruşmalara da katılmadığını, bu sebeple davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili sigorta şirketi arasında kurulan kasko sigorta poliçesine ilişkin sözleşmenin 6502 sayılı TKHK'nın 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi olduğunu, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu ileri sürmüş; esas yönünden ise önceki savunmalarını tekrar ederek sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek amacıyla olay yerinden ayrıldığını, sürücünün beyanlarının çelişkili ve samimiyetsiz olduğunu, hasarın teminat dışı kaldığını, GSM kayıtlarının ve hastanenin etanol değerlerini gösteren kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, gerçek zararın tam olarak ispatlanamadığını, sovtaj bedeli yönünden raporlar arasında çelişki bulunduğunu, faiz yönünden ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklı hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle hasar bedeli talebinin kabulüne değer kaybı tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davalı tarafın istinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;Dosya kapsamına göre davacıya ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, ... tarihinde saat ... sıralarında meydana gelen tek taraflı trafik kazasında düzenlenen kaza tespit tutanağında sürücünün firar ettiğinin belirtildiği, araçta yolcu olarak bulunan ...’nin yaralandığı, kusurun tamamının firar eden sürücüye verildiği anlaşılmaktadır.Davacı taraf, araç sürücüsü ...’ın kaza sonrası fenalaşarak bölgeye yakın yerde baygınlık geçirdiğini, daha sonra vatandaşlar tarafından bulunarak hastaneye sevk edildiğini ve burada alkol testi yaptırdığını, kazadan sonraki gün hasarın davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini ifade etmiştir.Davalı ise savunmalarında ve düzenlediği araştırma raporunda; sürücünün olay yerini terk etmediğini, çalılık alanda arkadaşlarını beklediğini ve burada baygınlık geçirdiğini söylemesine karşın sosyal medya görüntülerinde sürücünün olay yerinde dolaştığının, telefon görüşmesi yaptığının, olay yerinde polis ve ambulans ekiplerinin bulunduğunun görüldüğü belirtilmiştir. Yine araştırma raporunda ilk aşamada sürücü tarafından ibraz edilen GSM kayıtlarında kazadan sonra görüşme görünmediği, ancak sigorta şirketi nezaretinde yeniden alınan kayıtlar incelendiğinde kazadan sonra gece saat ...’e kadar yoğun telefon trafiğinin bulunduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir. Araçta yolcu olarak bulunan ...’nin araştırma aşamasında sürücünün ... olduğunu söylediği, ancak soruşturma aşamasındaki ifadesinde sürücüyü tanımadığını belirttiği ve verdiği eşkal bilgilerinin ... ile uyumlu olmadığının ileri sürüldüğü görülmektedir.Somut olayda; sürücü olduğu iddia edilen ...’ın kazadan yaklaşık 8,5 saat sonra saat ...’da hastaneye başvurarak alkolsüz olduğuna ilişkin rapor aldığı, ilgili muayene belgesinde herhangi bir yaralanma bulgusuna dair bir tespitin bulunmadığı görülmektedirTaraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi, rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin gözönünde tutulması gerekir.6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK'nın 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.Olay tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10. maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yeri terkin, zararın teminat dışı kalmasına yol açacağı kabul edilmiştir.Olay yeri terk hallerinde sigortalının "araç sürücüsünün kaza mahallinden ayrılması konusunda haklı bir gerekçesi" olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Haklı gerekçesinin ispat edilmesinden sonra TTK'nın 1409. maddesinde yer alan ispat yükümlülüğü sigortacıda olacaktır.Mahkemece yukarıdaki ilkeler gözetilerek poliçede açıkça düzenlenen teminat dışı hal karşısında, olay yerinin zorunlu sebeplerle terk edildiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gözden kaçırılarak ispat yükünün tamamen davalı üzerinde olduğuna dair yanılgılı değerlendirme ile verdiği karar isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir.Bu kapsamda özellikle davalı tarafın rapora karşı sunduğu beyan dilekçelerinde açıkça dayanmış olduğu soruşturma dosyasının celp edilmesi, burada bulunan ifadeler ile GSM kayıtlarının denetlenmesi, sosyal medya görüntülerinin soruşturma evrakı ile birlikte bütüncül şekilde incelenerek ispat yükü çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.Öte yandan kabule göre de; mahkemenin temerrüt tarihi ve avans faizi uygulanmasına ilişkin değerlendirmesi dosya kapsamına uygun görülmüştür. Yine sovtaj bedeli yönünden raporlar arasında esaslı bir çelişki bulunmadığı, ilk raporda rapor tarihindeki teklifin esas alındığı, ek raporda ise doğru şekilde kaza tarihindeki sovtaj değerinin dikkate alındığı anlaşılmış olup davalı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafın istinaf sebepleri yönünden ise; davacı vekilinin ıslah dilekçesinde aracın pert-total hale gelmesi ve hurda olarak satılması nedeniyle artık bağımsız bir değer kaybı talebinin kalmadığını, tüm zararın pert-total araç zararına dönüştüğünü ileri sürdüğü görülmektedir. Ancak mahkemece değer kaybı talebinin ayrıca reddedildiği kabul edilerek bu kalem yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmiştir.Kasko sigorta poliçesinin doğrudan zararları teminat kapsamına alması sebebiyle değer kaybı zararının teminat kapsamında olması için poliçede bunun ayrıca hüküm altına alınmış olması gerekir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih, █████████ Esas - ██████████ karar sayılı ilamı). Eldeki davada bu doğrultuda yapılan bir incelemenin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle bilirkişi marifetiyle taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesi incelenerek değer kaybı zararının teminat kapsamında bulunup bulunmadığının araştırılması, değer kaybı zararının teminat kapsamında olmaması halinde davanın en başından beri yerinde olmayan bu talebin reddedilmesi; teminat kapsamında olması halinde ise aracın pert total sayılması sebebiyle değer kaybı zararının bu kapsamda toplam zarar içinde ele alınması (ayrıca kabul veya reddi yönünde hüküm kurulmayarak) gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuş davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir.Sonuç olarak, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE, 5- Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Davalı tarafından tehiri icra talebi kapsamında Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen █████/2023 tarihli ve ... numaralı 1.111.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatırana İADESİNE,9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi....