İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, şirket ortağının kötü yönetimi ve yönetim felci iddiasıyla istenen ihtiyati tedbir ile yönetim kayyımı atanması talebinin reddine yönelik istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Şirketin eşit paylı iki ortağından biri, diğer ortağın şirketi kötü yönettiği, sadakat ve özen borcuna aykırı davrandığı, şirket varlıklarını kişisel menfaatleri için kullandığı ve şirketi kamu borçları altına soktuğu iddiasıyla, şirkete yönetim kayyımı atanması ve karşı ortağın yönetim yetkilerinin kısıtlanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, istinaf başvurusunda bulunarak, mahkemenin eksik incelemeyle karar verdiğini ve sonradan dosyaya giren vergi dairesi ve SGK raporları gibi resmi belgelerin kötü yönetimi ve mali zararları kesin olarak ortaya koyduğunu ileri sürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026(Ara Karar)
NUMARASI: ████████ Esas
TALEP: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP : İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talep eden ... ile karşı taraf ...'ın İstanbul Ticaret Sicil memurluğu nezdinde ... Sicil no ile kayıtlı ...'nin %50 eşit paylı ortakları olduğunu, ...'nin 12.04.2018 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile her iki ortağın da 10 yıl süreyle münferiden yetkili müdür tayin edildiğini ancak eşit paylılık ve çift müdürlü yapının karşı tarafın kötüniyetli tutumuyla bir yönetim felcine (.....) dönüştüğünü, şirketin karar alması ve faaliyetlerini sürdürmesinin mevcut husumet ikliminde imkansız olduğunu, karşı taraf ...'ın şirketin eşit paylı ortağı ve müdürü olmasına rağmen sadakat ve özen borcuna açıkça aykırı hareket ederek şirket ortağı dahi olmayan oğlu ...’a geniş yetkiler içeren vekaletnameler verdiğini, bu durumun şirket yönetiminin denetimsiz bir şekilde üçüncü kişilere devredilmesi anlamına geldiğini, öte yandan karşı taraf ortağın ve oğlunun şirketi fiili hakimiyetlerine aldıkları için ihtiyati tedbir talep eden kendisinin de hukuki ve cezai sorumluluğunun doğacağı bu hassas konulara müdahale edemediğini, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayamadığını, bu nedenle şirketin daha fazla zarara uğramaması ve mal varlığının korunması için tedbiren acil olarak bir yönetim kayyımının atanması gerektiğini beyanla şirket mal varlığının korunması için ihtiyati tedbir olarak karşı taraf ...'ın yönetim yetkilerinin tedbiren kısıtlanmasını ve ivedilikle yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Talep, karşı taraf ...'ne tedbiren yönetim kayyımı tayini istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir 6100 Sayılı HMK'nın 389. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. HMK'nın 389. maddesine göre ise ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda, tarafların pay sahibi oldukları karşı taraftaki şirketin organsız kaldığının veya şirketin kötü yönetildiği hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği anlaşılmakla karşı taraf ...'ne tedbiren kayyım atanması ve karşı taraf ...'ın yönetim yetkilerinin tedbiren kısıtlanması talebinin bu aşamada reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme ihtiyati tedbir taleplerini reddettiği tarihte, dosya henüz tekemmül etmediğini ve resmi kurumlara yazılan müzekkerelerin cevapları dosyaya dönmediğini, mahkeme, davanın esası ve ihtiyati tedbir taleplerinin haklılığını ispatlayacak olan resmi verileri beklemeksizin eksik inceleme ile yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesine dayanarak ret kararı verdiğini, müzekkere cevap yazıları davanın ve şirket mal varlığının selameti için tedbir kararı vermesinin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyduğunu, Beyoğlu Vergi Dairesi tarafından dosyaya sunulan müzekkere yazısı cevabı kötü yönetimi resmen ortaya koyduğunu, mahkemenin ispatlanamadığını belirttiği kötü yönetim olgusu, .... Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ...sayılı cevabi yazısı ile şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabit olduğunu, karşı taraf taraf, şirket gelirlerini şahsi ve ailevi menfaatleri için kullanırken şirketi kamu borçları altında ezilmeye terk ettiğini, karşı tarafın vergi borçlarını ödememesi nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden, 6183 S.K. m. 35 uyarınca kendi mal varlığı ile haciz tehdidi altında olduğunu, vergi dairesinden gelen 1.2 milyon TL'lik borç yazısı, bu zararın yaklaşık değil gerçek olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, dosyaya sunulan SGK müzekkere cevabı ve eki yoklama fişine göre şirketin tescilli adresinde yapılan denetimde mükellefe ulaşılamadığını, çevrede yapılan soruşturmada şirketin tanınmadığının tespit edildiğini, karşı taraf, ihtiyati tedbir talep eden fiziksel şiddetle dışladıktan sonra şirketi fiilen terk ettiğini veya faaliyetlerini kayıt dışı alanlara kaydırdığını, Bu durum, davanın sonunda elde edilecek hakları imkansız kılacak bir mal varlığı kaçırma hazırlığını ortaya koyduğunu, şirketin tescilli adresinde bulunmaması, faaliyetlerini durdurması veya belirsiz hale getirmesi durumunda şirket tüzel kişiliğinin korunması ve üçüncü kişilerin, kamu alacaklılarının mağdur olmaması için mahkemece ivedilikle kayyım atanması gerektiğini, şirket yönetim felci içinde olduğunu, şirketin şu an fiilen organsız ve karşı tarafın tek taraflı, denetimsiz yönetimi altında olduğunu, şirketin münferiden temsil yetkisine sahip ortağı karşı taraf ... ve vekalet verdiği oğlu ..., kendisi gibi münferiden temsil yetkisine sahip diğer ortak ihtiyati tedbir talep eden ...'ı cebir-şiddet uygulayarak şirketten uzaklaştırdığını ve yönetimde etkisiz bıraktığını, karşı taraf ... ve vekalet verdiği oğlu ..., şirketin vergi ve SGK gibi kamu borçlarını ödemediğini, ticari faaliyetten kaynaklanan her türlü geliri de kendi şahsi hesaplarına aktardığını, mahkemenin tedbir kararı ve müdahalesi olmadan ihtiyati tedbir talep edenin, kendi başına karşı tarafın bu suiistimaline müdahale imkanı bulunmadığı gibi şirketi yönetimindeki kötüye gidişi durdurma imkanının da olmadığını, %50-%50 eşit paylı ve çift müdürlü şirkette, ihtiyati tedbir talep eden ... fiziksel şiddet ve baskıyla şirket merkezinden uzaklaştırıldığını, ihtiyati tedbir talep eden şirket merkezine girmesi engellendiğini, ticari defter ve kayıtları incelemesinin imkansız hale getirildiğini, banka hesapları ve şifreleri kendisinden gizlendiğini, iki müdürden birinin diğerini darp ve cebirle dışladığı bir yapıda şirket organlarının işlediğinden bahsedilemeyeceğini, karşı taraf ..., müdürlükten doğan devredilemez yetkilerini, şirket ortağı dahi olmayan oğlu ...’a noter vekaletnamesi ile devrettiğini, bu durum, şirketin ehliyetsiz kişilerce yönetilmesine ve ihtiyati tedbir talep edenin ortaklık amacına ilişkin duygusunun yok edilmesine neden olduğunu, şirketin vergi ve SGK borçlarının ödenmemesinin ihtiyati tedbir talep edenin de kamu borçlarından dolayı şahsen sorumlu tutulmasına yol açtığını, tedbir talebi reddedildiği sürece, karşı taraf şirketin içini boşaltmaya devam edeceğini ve davanın sonunda verilecek fesih kararı, içi boşalmış bir tabela şirketi için hüküm ifade etmekten öteye geçemeyeceğini,beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Talep, derdest 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 maddesine dayalı olarak limited şirketin haklı nedenle feshine ilişkin davada şirkete yönetim kayyımı atanması istemidir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
TTK'nın 636 maddesinin 3 fıkrası ''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, ihtiyati tedbir talep eden ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve ihtiyati tedbir talep eden ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. '' 4. Fıkrası " Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" düzenlemelerin içermektedir.
TTK 636/4 maddesi dava açıldığında hangi tedbirlerin alınacağına dair bir düzenleme içermediğinden talep hakkında 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinin nazara alınması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, karşı taraftaki şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir.
Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin █████/2018 Tarih ve █████████ E-█████████ K. sayılı kararı)
Somut olayda, şirket müdürlerinin ... ve ... olduğu, şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum olmadığı, şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda karşı şirkete kayyım atanmasını gerektirecek haklı bir sebebin bulunmadığı, şirkette organ boşluğu bulunmadığından yönetim kayyımı atanmasına ilişkin talep yerinde olmadığı gibi iddianın ileri sürülüş biçimine göre ancak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden eldeki istem yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiş olduğundan, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nin 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!