İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yetkisiz imza ile gerçekleştirilen usulsüz para transferlerinden doğan ticari bankacılık tazminat davasında istinaf incelemesini karara bağlıyor.
Özet: Davacı alacaklının, icra dosyaları aracılığıyla alacaklı olduğu borçlu bir şirketin davalı banka tarafından, şirket temsil yetkisi gereği müşterek imza yerine tek yetkili imzasıyla usulsüz para transferleri gerçekleştirilmesi sonucu 800.787,00 TL zarara uğradığı iddiasıyla bankadan tazminat talep ettiği; davalı bankanın ise, eylemleri ile zarar arasında illiyet bağı olmadığını, borçlu şirketin bankayı ibra ettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını ve pasif husumet yokluğunu savunarak davanın reddini istediği bir ticari bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat davasının istinaf incelemesidir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’nun dava dışı .... A.Ş.’den kesinleşen icra takip dosyaları nedeniyle alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarından İİK m. 120/2’ye istinaden yetki aldığını, müvekkilinin İİK m.120/2 hükmü uyarınca dava takip yetkisi kazandığını, söz konusu yetkiye istinaden işbu davanın ikame edildiğini, dava dışı ... şirketinin davalı bankanın ...... şubesinde hesabı bulunduğunu, borçlu şirketin 13.11.2014 tarihli ....’de yayınlanan ilana göre ilan tarihinden itibaren 3 yıl süreyle ... ve ...’un müşterek imzasıyla temsil edilmesi gerektiğini, davalı bankanın borçlu şirketi tek başına temsil yetkisi olmayan ...’ın imzasıyla para transferleri gerçekleştirdiğini, söz konusu para transferleriyle borçlu şirketin 800.787,00 TL zarara uğratıldığını, zarara uğrayan borçlu şirketin zarar tutarı kadar davalı bankadan alacaklı hale geldiğini, borçlu şirketin zararının karşılanması için davalı bankaya gönderilen 15.09.2021 tarihli ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını belirterek davanın kabulüne, davalının müvekkilinin alacaklı olduğu ....İcra Müdürlüğünün ... E., ....İcra Müdürlüğünün ... E., ....İcra Müdürlüğünün... E. ve ....İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyalarında kayıtlı borcun tamamını ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı bankaya e-tebligat gönderilmesi gerekirken normal tebligat gönderildiği için savunma süresinin başlamadığını, davacının ikame ettiği davanın usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, müvekkili bankanın genel müdürlük adresinin ...’de bulunduğunu, işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, uğranılan zarar ile müvekkili bankanın eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu işlemlerin 16.02.2017 ve 20.02.2017 tarihlerinde gerçekleştirildiğini, dava dışı ...’ın borçlu şirketin A grubu imza yetkilisi; dava dışı ...’un ise B grubu imza yetkilisi olduğunu, bahse konu isimlerden ...’un 24.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, borçlu şirketin 14.02.2017 tarihli genel kurul kararıyla yeni imza yetkilisi belirlenmiş olsa dahi bu hususun ...’de tescil edilmediğini, müvekkili bankaya herhangi bir kusur atfedilebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu işlemle alakalı olarak müvekkili bankanın usulüne uygun bir şekilde ibra edildiğini, ilgili firma yapılan işlemden haberdar olduğunu belirtip müvekkili bankayı ibra ettiğini, borçlu şirketin herhangi bir zararı doğmadığını, dava konusu işlemin 2017 yılında yapıldığını, davacının borçlu şirketin hissedarı olduğunu, yapılan işlemden haberdar olmama ihtimali bulunmadığını, davacının 02.03.2017 tarihinde müvekkili bankaya ihtarname gönderdiğini, davacının en geç bu tarihte yapılan işlemden haberdar olduğunu, dava açma süresinin bu tarihte başlayıp zamanaşımına uğradığını, davacının yapılan işlemin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, işbu davanın yanlış kişiye yöneltildiğini, bu davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; eldeki davada davacı tarafça, davalı banka tarafından yetkisiz kişinin talimatları uyarınca dava dışı ... Anonim Şirketi hesabından üçüncü kişi hesaplarına usulsüz para transferi gerçekleştirdiği iddiasıyla adı geçen şirketin uğradığı zararın tazmini ile ilgili icra dosyalarına ödenmesine karar verilmesi başka bir deyişle söz konusu tazminat tutarının doğrudan kendi adına ödenmesi talep edilmemesi istemiyle eldeki dava açılmış, davalı taraf ise, uğranılan zarar ile kendilerinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu işlemlerin 16.02.2017 ve 20.02.2017 tarihlerinde gerçekleştirildiği, dava dışı ...’ın borçlu şirketin A grubu imza yetkilisi; dava dışı ...’un ise B grubu imza yetkilisi olduğu, bahse konu isimlerden ...’un 24.01.2017 tarihinde vefat ettiği, borçlu şirketin 14.02.2017 tarihli genel kurul kararıyla yeni imza yetkilisi belirlenmiş olsa dahi bu hususun ...’de tescil edilmediği, kendilerine herhangi bir kusur atfedilebilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu işlemle alakalı olarak kendilerinin usulüne uygun bir şekilde ibra edildiği, ilgili firma yapılan işlemden haberdar olduğunu belirtip kendilerini ibra ettiği, borçlu şirketin herhangi bir zararı doğmadığı, dava konusu işlemin 2017 yılında yapıldığı, davacının borçlu şirketin hissedarı olduğu, yapılan işlemden haberdar olmama ihtimali bulunmadığı, davacının yapılan işlemin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu iddiasıyla davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasındaki ihtilaf az yukarıda detaylı olarak belirtilmiştir. Öncelikle .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı ve .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında davacının, dava dışı ... Anonim Şirketi'nden olan alacakları bakımından bu şirketin davalı ... A.Ş.'den olan alacağı için açılacak dava yönünden ilgili icra müdürlüklerince İİK'nın 120/2. Maddesi uyarınca davacıya yetki verilmiştir. Hukukun imkan tanıdığı hallerde davacı iddiayı başkası adına ileri sürebilir. Burada istisnaen dava takip yetkisini başkası adına kullanmak söz konusu olur. Kanun koyucu çeşitli düzenlemelerle hukuki ilişkinin tarafı olmayan üçüncü kişilere davayı takip yetkisi tanımıştır. Hakka yabancı bir kişinin dava takip yetkisi ile donatılmasına hukukumuzdan pek çok örnek verilebilir. İcra ve İflas hukukunda, borçlunun üçüncü bir kişideki alacağını haczettiren alacaklı, bu alacağın tahsili için dava açabilir. İcra dairesinin burada alacaklıya vereceği belge üzerine alacaklı davayı takip edebilecektir(İİK m. 120). Bu da dava takip yetkisi sayesinde mümkün olmaktadır(Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 209, 210). 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 120/2. maddesi, hacze iştirak etmiş olan alacaklıların hepsi veya içlerinden bir veya birkaçı borçlunun 3. kişiye karşı sahip olduğu dava hakkının kullanılmasını üzerlerine alabilirler, şeklinde düzenlenmiştir. Buna kısaca alacağın tahsili için devri denir. Tahsili için devir ile alacağı tahsil için devralan alacaklı borçlunun haklarına halef olmaz, sadece o alacağı talep edebilmek için temsil edebilme yetkisini (davayı takip yetkisini, HMK m.53)kazanır. Yani borçlu adına (tahsil için devraldığı) alacak için üçüncü kişiye karşı icra takibi yapabilir veya dava açabilir. Alacağı tahsil için devralan alacaklının takip borçlusuna karşı olan haklarına halel gelmez. (İİK m.120,II); yani bununla devralan alacaklının alacağı ödenmiş sayılmaz. Bu alacak devrolunan alacağın tahsil edilip bundan devralan alacaklının alacağının ödenmesine kadar mevcut olmakta devam eder. İcra dairesi alacağı tahsil için devralan alacaklıya,alacağın tahsili için gerekli işlemleri yapmaya yetkili olduğu hakkında belge verir. Alacaklı bu belge ile üçüncü kişiye karşı icra takibi yapabilir veya dava açabilir. Alacağın tahsili için yapılan bütün giderler özellikle takip ve dava giderleri alacağı tahsil için devralan alacaklıya aittir. Fakat bu giderler tahsil edilen paradan ilk önce ödenir. Bunun gibi, tahsil edilen para ilk önce alacağı tahsil için devralan alacaklının veya alacaklıların alacağının ödenmesine karşılık tutulur (İİK 120/2). Bundan sonra geriye para artarsa , o da diğer alacaklılara ödenir. Ondan sonra para artarsa bu para da takip borçlusuna verilir. Buna karşılık alacağı tahsil için devralan alacaklının yaptığı takip veya açtığı dava semeresiz kalırsa , alacaklı yapmış olduğu masraflara kendisi katlanır ( Baki Kuru, İcra İflas Hukuku , Ankara 2017, s. 294-296 - Yargıtay 15. HD'nin ...Tarih ve █████████ E. - █████████ K. sayılı kararı). Yukarıdaki yasal düzenlemelerden sonra tekrar somut olaya dönülecek olursa dava dışı ... Anonim Şirketi'nin davalı bankanın Fulya Şubesi nezdinde 00158 **** **** ...nolu vadesiz (Serbest kullanımlı) ticari mevduat hesabı bulunmaktadır. Dosya içerisinde yer alan ... .....Noterliğinin █████/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı imza sirküleri incelendiğinde █████/2015 ile █████/2018 tarih aralığında 3 yıl süreyle ... (A grubu adına) ile .... (B grubu adına) şirketi müşterek imza ile temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı, dava dışı ... şirketine ait ... .... Şubesi nezdindeki .... numaralı hesaptan 3 ayrı kalem halinde toplam 800.787,00-TL'lik EFT havalesinin 3.şahıs hesaplarına yapıldığı, dava dışı ... şirketi müşterek-çift imza ile temsil ve ilzam şartı varken 3 adet EFT işlem talimatlarının sadece ...'ın tek imzasıyla gerçekleştirildiği, bu nedenle hesap sahibi ... şirketinin imza sirkülerindeki çift imza şartına davalı bankaca uyulmamış olduğu/sözleşmenin ihlal edilmiş olması başka bir deyişle davalı bankaca özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca B Grubu imza yetkilisi ...'un █████/2017 tarihinde vefat ettiği, dava dışı ... şirketinin B Grubu imza yetkilisinin vefatı nedeniyle geçiş süreci içinde davalı bankanın EFT işlemlerinin tek imza ile yapılmasına izin vermiş olduğu, dava dışı ... şirketinin ....Noterliğinin █████/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı kararı ile vefat eden ...'un yerine ...'un atama işleminin yapıldığı, işbu atama kararının █████/2017 tarihinde notere tescil ettirilmiş olduğu, EFT işlemlerinin ise █████/2017 ve █████/2017 tarihlerinde gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla atama kararının EFT işlemlerinden sonra notere tescil ettirildiği, dolayısıyla çift imza/müşterek imza ile yapılması gereken EFT işlemlerinin tek imzalı talimatlarla yapıldığı, dava dışı ... şirketinin davalı bankayı █████/2017 tarihli ibraname ile ibra ettikleri, işbu ibra kararının ..., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı ve fakat yukarıda belirtilen ....Noterliğinin █████/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı kararı ile vefat eden ...'un yerine ...'un atama kararının borçlu şirketin B grubu hissedarlarından dava dışı ... tarafından, 14.02.2017 tarih ve ...sayılı Yönetim Kurulu Kararının hükümsüz olduğunun tespit edilmesi ve borçlu şirketin feshedilmesi için İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiği, ilgili yargılama sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin önüne giden uyuşmazlıkta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından verilen 13.02.2020 tarih ve █████████ E., ████████ K. sayılı karar ile ;"... Davalı şirketin, dava konusu 14.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararının TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine" karar verilmesi ile davaya konu şirketin 14.02.2017 tarihli Yönetim Kurulu Kararının TTK m. 391 uyarınca batıl olduğu tespit edilmiştir. İstinaf mahkemesince kararın batıl kabul edilmesi nedeniyle atama kararının açığa düştüğü başka bir deyişle geçersizliğine hükmedildiği, buna bağlı olarak Mahkememizce ibra kararı altında yeni atanan üyenin olması ve işbu atama işleminin batıl olmasına karar verilmesi nedenleriyle Mahkememizce ibranamenin geçerli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bunlarla birlikte olayın gerçekleştiği dönem itibariyle yüksek miktarda sayılabilecek EFT ve ödeme işlemlerinden elde edilen paranın dava dışı ... şirketi yararına faydalı işlemlerde kullanıldığı da davalı yanca ispat edilememiştir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki davada davacının üzerinde bulunan ispat külfetini yerine getirdiği, dava dışı ... şirketinin imza sirkülerine uygun olmayan talimatları işleme almak sureti ile yapılan para transferi ile davalı bankanın sözleşmeyi ihlal etmiş olması başka bir deyişle davalı bankaca özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu, bu nedenle dava dışı ... şirketinin █████/2017 ve █████/2017 tarihinde üç adet EFT işlemi olmak üzere toplamda 800.787,00 TL zarara uğrattığı anlaşılmakla Mahkememizce davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. , ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava, davacının dava dışı borçlu ... şirketinden alacaklı olduğu .... İcra Müdürlüğünün ... E. , .... İcra Müdürlüğünün ... E., .... İcra Müdürlüğünün... E., .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyalardan İİK m. 120/2 hükmü uyarınca haciz miktarı kadar söz konusu şirket adına davalı ...A.O.’na dava açma yetkisine dayandığını, dava konusu olay bir alacak hakkı ile ilgili olmadığını, davacının alacak hakkı talebinin dayanağının Bankanın dava dışı ...’a ait talimatları yetkisiz temsilcinin imzasıyla yerine getirmiş olmasından kaynaklı olarak Bankanın dava dışı ...’a tazmin borcu olduğu iddiası olup davaya cevaplarını tekrar ile dava dışı firma tarafından yapılan işlemlerle ilgili davalı Bankanın ibra edildiğini, kaldı ki ibranın geçerliliği tartışılmış olsa bile yapılan ödeme işlemleri ile ilgili dava dışı ... şirketini bir zararı söz konusu olmadığını ve zarar yönünde ve tespitine ilişkin hiçbir iddia ve yargılama yapılmadığını, işlemler sebebi ile peşin hükümle zarar dolayısı ile bir tazminat alacağı olduğu varsayımı ile hüküm kurulduğunu, bu yönden de karar hakkında istinaf başvurusu yapıldığını, dava konusu işlemlerin yapıldığı tarihlerin sırasıyla 16.02.2017 ve 20.02.2017 olduğunu, ticaret sicil gazetesinden de açık bir şekilde görüleceği üzere A grubu Ve B Grubu olmak üzere 2 farklı gruba imza yetkisi tanınmış ve bu bu şahısların; A grubunu temsilen ..., B grubunu temsilen ise ... isimli kişiler olduğunu, bu kişilerden ... 24.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, 14.02.2017 tarihli genel kurul kararında yeni imza yetkilisi belirlenmiş olsa dahi bu hususun ticaret sicil gazetesine tescil edilmediğini, bu konudan Bankanın haberdar olmasının ve kusuru olmasının beklenemeyeceğini, davacı ... dava dışı ... fiirmasının hissedarı olmayıp bu durum davacı tarafından ikrar edilmekle şirket hissedarı olmayan, aralarında ticari ilişki bulunmayan veyahut da herhangi bir akit- sözleşmeye dayanmayan 3.kişi durumundaki davacının davalı bankanın kendisini zarara uğrattığını iddia edebilmesinin mümkün olmadığını ne şekilde zarar gördüğünü kanıtlamadan mahkemece davacının bu durumu hiç incelenmeden hatalı olarak karar verildiğini, kusur ve kusur oranı bulunup belirlenmeden tazminata ilişkin hatalı hüküm kurulmuş olay iddia ve talep ile ilgili illiyet bağı kopuk olduğu dikkate alınmamış, davaya konu işlemler ile ilgili olarak bankanın usulüne uygun bir şekilde ibra edildiğini, bu durum dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, haksız fiil nedeniyle tazminat isteme veya tazminat davası açma hakkı, zarar görenin, zararı ve haksız eylemi işleyen ile tazminat sorumlularını öğrendiği günden başlayarak iki yılda (önceki yasada bir yılda) zamanaşımına uğrayacağını, mahkemece zamanaşımının değerlendirilmediğini, davacı ... davaya konu işlem ile alakalı olarak davalı bankaya 02.03.2017 tarihinde ihtarname gönderdiğini, bu husus davacının işlemden haberdar olduğunun ve dava açma süresinin başladığının açık bir göstergesi olup aynı zamanda yapılan işlem geçersiz olsa dahi yıllar sonra böyle bir itirazda bulunup hukuki bir bağı bulunmayan alacağı davalı bankaya yöneltmek hakkın kötüye kullanılmasının açık bir göstergesi olduğunu, illiyet bağı kurulmadan kimseye herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, davanın husumetinin yanlış tarafa yöneltildiğini, işbu dava davalı banka yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, şartlar gerçekleşse dahi davaya konu edilen işlem dava dışı firma tarafından usulüne uygun bir şekilde ibra edilmiş bu yönden de dava konusuz kalmış bu durum dikkate alınmadan hatalı hüküm kurulduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, İİK'nın 120/2. Maddesi uyarınca açılan yetkisiz kişinin talimatları uyarınca ödenen tutarın tazmini, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı, şirket zararının bulunup bulunmadığı, bankanın şirket tarafından ibra edilip edilmediği, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Dava dışı ... Anonim Şirketi'nin davalı ... nezdindeki ......nolu mevduat hesabından █████/2017 tarihinde dava dışı .... A.Ş. Hesabına 450.000,00 TL, █████/2017 tarihinde dava dışı .... A.Ş. Hesabına 302.000,00 TL, █████/2017 tarihinde dava dışı .... A.Ş. Hesabına 48.787,00 TL para transferi yapılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı ve .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında davacının, dava dışı ... Anonim Şirketi'nden olan alacakları bakımından bu şirketin davalı ... A.Ş.'den olan alacağı için açılacak dava yönünden ilgili icra müdürlüklerince İİK'nın 120/2. Maddesi uyarınca davacıya yetki verilmiştir. Davacı tarafça, davalı banka tarafından yetkisiz kişinin talimatları uyarınca dava dışı ... Anonim Şirketi hesabından üçüncü kişi hesaplarına usulsüz para transferi gerçekleştirdiği iddiasıyla adı geçen şirketin uğradığı zararın tazmini ile ilgili icra dosyalarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dava dışı ... Anonim Şirketi ana sözleşmesinin 7. Maddesi ile 3 yıl görev yapmak üzere ..., ..., ..., ... ve ... seçilmiştir. Ana sözleşmenin 8. Maddesi ile de, şirket yönetim kurulunun en az bir tanesi A grubu ve en az bir tanesi B grubu olmak üzere en az iki üyeden oluşacağı, yönetim kurulu başkanlığına ... ve A grubu imza yetkisi verilmiş, yönetim kurulu başkan yardımcılığına ... seçilmiş ve B grubu imza yetkisi verilmiş, 9. Madde ile de yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yapılacak her türlü iş ve işlemde A grubu imza yetkililerinden herhangi biri ile B grubu imza yetkililerinden herhangi birinin atacakları müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları düzenlenmiştir.Davaya konu para transferi işlemlerinin yönetim kurulu üyesi ...'un vefatı nedeniyle sadece ... imzasıyla yapıldığı hususunda bir ihtilaf yoktur. Zaten bu husus davalı ...'a hitaben yazılan █████/2017 tarihli belgede de ifade edilmiştir. Bahsi geçen bu █████/2017 tarihli belge ise ibraya ilişkin ifadeler taşımakta olup, █████/2017 tarih ve ...numaralı yönetim kurulu kararı ile vefat eden yönetim kurulu üyesi ...'un yerine TTK'nın 363. Maddesi uyarınca seçilen ...'un imzası ile yönetim kurulu başkanı ... ve şirketi temsil ve ilzam konusunda yetkisi bulunmayan ... ve ... tarafından imzalanmıştır.Dava dışı şirketin █████/2017 tarih ve ...numaralı yönetim kurulu kararının butlanı istemli olarak açılan davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin █████/2020 tarih ve █████████ E. - ████████ K. Sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dava konusu █████/2017 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin █████/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Bu karar sonucu ...'un yönetim kurulu üyesi sıfatı ve imza yetkisinin bulunmaması, ... ve ... ise şirketi temsil ve ilzama yetkilerinin bulunmaması karşısında sadece ...'ın imzası ile çift imza kuralı sağlanamadığından davalının dayandığı ibraya ilişkin belge de geçerli değildir.Dava, mevduat hesabındaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür(4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat sözleşmesi ödünç sözleşmesi ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir(Yargıtay 11. HD'nin █████/2019 Tarih, ████████ Esas ve █████████ Karar) Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun115/3 ve 116/3. maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. Somut olayda, dava bankanın dava dışı ... Anonim Şirketi'nin çift imza ile temsil ve ilzam ediliyor olmasına rağmen tek imza ile şirket hesabından üçüncü kişiler hesabına para transferine izin vermesi nedeniyle ibranın geçerli olmadığı nazara alındığında dava dışı şirkete karşı sorumludur. Dairemizin kaldırma kararında da açıklandığı üzere davacının, dava dışı şirketin uğradığı zararın alacaklısı olduğu icra dosyalarına ödenmesini İİK'nın 120. Maddesi uyarınca kendisine verilen yetki gereğince talep hakkı bulunmaktadır.Davalı tarafça, dava dışı ... Anonim Şirketi'nin zarara uğramadığı iddia edilmektedir. Davalı bankanın mevduatı iade yükümlülüğünün bulunması nedeniyle şirketin dava konusu para transferleri nedeniyle zarara uğramadığını ispatlaması gerekir. Dava konusu para transferlerinin yapıldığı dava dışı .... A.Ş ile dava dışı .... A.Ş.'nin yönetim kurulları..., ...ve ...'dan oluşmaktadır. Bu durumda dava dışı ... Anonim Şirketi ile paranın transfer edildiği adı geçen şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Buna göre, davalı banka tarafından dava konusu para transferleri nedeniyle şirketin zarara uğramadığı da ispatlanamamıştır. Dava dışı ... Anonim Şirketi ile banka arasında sözleşmesel bir ilişki bulunduğundan haksız fiile ilişkin zamanaşımı süresinin eldeki davada uygulanma yeri bulunmamaktadır. Davacının dava takip yetkisinin bulunması, davalının pasif husumetinin bulunması, ibranın geçerli olmaması ve zamanaşımı süresinin geçmemiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 14.407,44 TL harcın, alınması gerekli olan 54.701,76 TL harçtan mahsubu ile bakiye 40.294,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026