İstanbul Ticaret Mahkemesinde, e-fatura ve ticari defterlerle sabit ticari satım kaynaklı ödenmemiş alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı firmanın davalıya sattığı ürün bedellerini tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itirazı üzerine açılan davada, mali müşavir bilirkişi raporu ve davacının ticari kayıtları incelenerek, taraflar arasındaki ticari ilişkinin e-fatura sistemi üzerinden yürütüldüğü ve muhasebeleştirilmiş sonucunda davalının yaklaşık 808.742,58 TL borçlu olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davaya cevap vermediği ve ödeme iddiasını destekler bir belge sunmadığı tespit edildiğinden, davalının itirazının haksız olduğu ve asıl alacak, ticari avans faizi, icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı alacaklı Müvekkili firma ile davalı borçlu firma aralarındaki ticari ilişki neticesinde davacı müvekkili firmanın ürettiği ürünleri davalı firma satın almış ve satın aldığı ürünlere ilişkin bir kısım ödemeleri zamanında ödememiş ve cari hesap eksteresi ile birlikte ödenmeyen faturaların bedellerinin ödenmesi için ... İcra müdürlüğünün ... Esas nolu dosyası ile icra takibi başlattığı ve ödeme emrini tebliğ alan davalı taraf, yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, davalı ile  davacı firma arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borcun zamanında ödenmediği için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve davalı taraf haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde borcu olmadığını ileri sürerek itiraz ettiği ve ödenmesi gereken borcunu da bugüne kadar  müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığı, davalı icra takip dosyasına sunulan faturadan dolayı borçlu bulunduğu, davalı itirazında söz konusu alacağın muvazaalı olduğunu iddia ederek davacıya bir borcunun olmadığını ileri sürerek borca itiraz ettiği, ancak icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmemiş ve ödeme belgesi sunamadığı, yukarıda açıklanan nedenlerle davacının mağduriyetini önlemek için davalı adına kayıtlı taşınmazların ve araçları üzerinde İhtiyati tedbir konulmasına, ... İcra müdürlüğünün ... Esas Sayılı takibe karşı davalının itirazının iptaline, takibin devamına, alacağa ticari faiz işletilmesine, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilerek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi olunmuş, düzenlenen █████/2026 tarihli raporda özetle; Dosya kapsamındaki dava ve icra takip evrakı, davacı şirket tarafından ibraz edilen ticari defter ve e-defter beratları, cari hesap hareketleri, e-fatura kayıtları ve arabuluculuk süreci bilgileri birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. Davacı şirketin 2025 yılı ticari defterleri TTK m.64 ve ilgili e-defter mevzuatına uygun tutulmuş olup HMK m.222 uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşımaktadır. - Taraflar arasındaki ticari ilişki tamamen e-fatura sistemi üzerinden yürütülmüştür; davacı tarafından düzenlenen satış faturalarına ek olarak davalı tarafından düzenlenen tüm iade ve fiyat farkı e-faturaları da davacı ticari kayıtlarına eksiksiz biçimde yansıtılmıştır. Bu nedenle mevcut bakiye, tek taraflı beyana değil, karşılıklı e-fatura akışının muhasebeleştirilmiş sonucuna dayanmaktadır. Davalı şirket, mahkemece verilen süreye rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemiş; dava dilekçesine cevap vermemiş; ödeme yapıldığını ya da borcun gerçeği yansıtmadığını gösteren herhangi bir belge sunmamıştır. HMK m.222/3 uyarınca bu durum davalı aleyhine değerlendirilmektedir. Arabuluculuk sürecinde davalı taraf adına iletişim kurulan kişi, şirketin Kasım 2025 itibarıyla faaliyetini sonlandırdığını beyan etmiştir. Bu beyan, mevcut borcun varlığını ortadan kaldıran hukuki bir olgu olmayıp; üstelik tasfiye, terkin veya mahkeme kararıyla da desteklenmemiştir. Davacı ticari kayıtlarında davalı adına düzenlenen toplam 1.416.295,24 TL tutarındaki borç hareketinden, davalı tarafından düzenlenen toplam 607.552,66 TL tutarındaki iade ve fiyat farkı faturaları mahsup edilmiş; bu mahsuplar sonrasında 17.10.2025 tarihi itibarıyla cari hesap bakiyesi 808.742,58 TL olarak oluşmuştur. Bu bakiye ile icra takibinde talep edilen 808.745,58 TL arasındaki 3,00 TL fark ihmal edilebilir niteliktedir ve hukuki değerlendirmeyi etkilememektedir. Takibe konu üç adet e-faturanın TTK m.21 kapsamında yasal itiraz süresinde itirazla karşılanmadığı, e-fatura düzeni gereği davalının bu faturalardan haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve faturalara itiraz edilmemesinin içeriklerin zımni kabulüne karine oluşturduğu değerlendirilmektedir. Davalı temerrüdünün, dosyada takip öncesine ilişkin ihtar belgesi bulunmadığından, en erken icra takibinin başlatıldığı 23.10.2025 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Kabul edilecek asıl alacağa bu tarihten itibaren 3095 sayılı Kanun m.2 hükmü çerçevesinde ticari avans faizi uygulanabilir. Bu itibarla; yapılan mali inceleme sonucunda davacı ...'nin, icra takibinin başlatıldığı 23.10.2025 tarihi itibarıyla davalı ...'nden 808.742,58 TL tutarında cari hesap alacaklısı olduğu mali yönden tespit edilmiş olup nihai hukuki değerlendirme ve icra inkâr tazminatı konusundaki takdir Sayın Mahkemenize ait olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davanın, davacının davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu takibe davalı tarafça vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı ..., borçlunun ise davalı ... olduğu, davacı alacaklı tarafça toplam 808.745,58 TL alacak için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafın usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermediği ve ticari defterlerini ibraz etmediği anlaşılmıştır.
Dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş ve dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davacı şirketin 2025 yılı ticari defterleri TTK m.64 ve ilgili e-defter mevzuatına uygun tutulmuş olup HMK m.222 uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, taraflar arasındaki ticari ilişki tamamen e-fatura sistemi üzerinden yürütüldüğü, davacı tarafından düzenlenen satış faturalarına ek olarak davalı tarafından düzenlenen tüm iade ve fiyat farkı e-faturalarının davacı ticari kayıtlarına eksiksiz biçimde yansıtıldığı, bu nedenle mevcut bakiyenin, tek taraflı beyana değil, karşılıklı e-fatura akışının muhasebeleştirilmesi sonucuna dayandığı, davacı ticari kayıtlarında davalı adına düzenlenen toplam 1.416.295,24 TL tutarındaki borç hareketinden, davalı tarafından düzenlenen toplam 607.552,66 TL tutarındaki iade ve fiyat farkı faturalarının mahsup edildiği, bu mahsuplar sonrasında 17.10.2025 tarihi itibarıyla davacının 808.742,58 TL cari hesap alacağının oluştuğu, netice itibari ile davacının davalı taraftan, takipte talep edilen 808.745,58 TL miktar kadar alacaklı olduğunun tespit ve rapor edildiği, yine davalı tarafça bu borcun eda edildiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulmadığı, davaya cevap verilmediği ve ticari defterlerinin ibraz edilmediği anlaşıldığından; davanın kısmen kabulüne, Davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 808.742,58 TL asıl alacak üzerinden ve takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
"Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.
Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008)
Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 808.742,58 TL asıl alacak üzerinden ve takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Asıl alacak olan 808.742,58 TL'nin % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 55.245,21-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 9.767,63-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 45.477,58-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 127.311,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 9.767,63-TL Peşin/nisbi Harcı olmak üzere toplam 10.383,03 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 10.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 110,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 10.110,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 10.109,96-TL'lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 4.599,98 TL'sinin davalıdan, 0,02 TL'sinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!