İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde lehtar bankanın müteveffa müşterisinin önceden var olan kalp rahatsızlığını beyan etmemesi nedeniyle sigorta şirketince reddedilen hayat sigortası tazminatının tahsili talebi davası.
Özet: Bu dava, müteveffa sigortalının kredi borcu için aktedilen hayat sigortası poliçeleri kapsamında lehtar ve dain-i mürtehin konumundaki davacı bankanın, sigortalının vefatı sonrası sigorta şirketinin, sigortalı tarafından beyan edilmeyen önceden var olan kalp rahatsızlığını gerekçe göstererek tazminat ödemeyi reddetmesi üzerine açtığı bir alacak davasıdır; davacı banka, bu ret kararının Yargıtay içtihatları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek tazminatın faiziyle birlikte ödenmesini talep ederken, davalı sigorta şirketi ise sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve bu nedenle ödeme yapamayacaklarını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████ Karar
DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'in aktettiği sigorta poliçeleri gereğince lehtar ve dain-i mürtehin olan davacı bankaya ödenmesi gereken sigorta tazminat bedelinin ödenmesine dair uyuşmazlık için Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davacı banka müşterisi ... (TCKN: ...)'e ... Şubesinden 72.500 -TL Tutarlı, 24.02.2020 Tarihinde Tüketici Kredisi kullandırıldığını, bu kredilerin alınması esnasında muris ... ile ... A.Ş. arasında ... numaralı hayat poliçeleri/sertifikaları düzenlendiğini, davacın bankanın sözkonusu sigorta ilişkisinde lehtar ve dain-i mürtehin konumunda olduğunu, müteveffanın 26.08.2022 tarihinde vefat ettiğini, davacı banka müşterisinin vefatı üzerine; alacaklı şube tarafından sigorta tazminat bedelinin ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, ancak davalı şirket tarafından 23.05.2023 tarihli yazı cevabı ile; Sigortalı ...'ın ...numaralı poliçesinin başlangıç tarihi olan 24.02.2020'den önce gelen/mevcut bulunan kalp hastalığından kendisinde mevcut olduğunun tespit edildiğini, yapılan incelemede sözkonusu hastalığın sigortalanmadan önce teşhis edildiğini ve sigortalı tarafından bilindiğini, ancak kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını, yapılan tazminat değerlendirme işlemleri sonucunda Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları gereği beyan yükümlülüğü yerine getirilmediğini, bu nedenle de sözkonusu sigorta tazminatının ödenmesinin ve herhangi bir prim iadesi yapılmasının hukuken mümkün olmadığı cevabının verildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından verilen cevaptaki gerekçeler ileri sürülerek davacı bankanın tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay'ın müstakar haline gelmiş ararları göz önüne alındığında; davalı sigorta şirketinin bu tarz iddiaları gerekçe göstererek ödeme yapmadan kaçınmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, dava konusu olayda sigorta vefat tazminatının ödenmesi için gereken bütün koşullar bulunmasına rağmen davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmamasının açıkça h ukuka aykırı olduğunu, sonuçta kabul anlamına gelmemekle birlikte ve belirtilen yargı kararları nazara alındığında ilgili sigorta şirketinin hiçbir durumda 23.05.2023 tarihli yazı cevabına konu olan tüketicinin sağlık sorunları bulunduğu hususlarının bildirilmediği vs. şeklindeki gerekçeleri lehtar ve dain-i mürtehin olan davacı bankaya karşı ileri süremeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, ayrıca müteveffanın mirasçılarına da rücu edileceği göz önüne alınarak ...'e, ...'e, ...'e, ...'e davanın ihbar edilmesini de talep ettiklerini, davalı ... A.Ş. Tüm aktif ve pasifleri ile... A.Ş. 'ye devredilmiş olduğundan bu nedenle davada hasım olarak ... A.Ş.'nin gösterildiğini, tüm bu nedenlerle davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ödenmeyen sigorta- vefat tazminatının ödenmesine karar verilmesi için Mahkemeye müracaat etmek zaruretinin doğduğunu belirterek davanın müteveffa ... mirasçılarından ...'e, ...'e, ...'e, ...'e davanın ihbarına, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 49.983,43-TL sigorta vefat tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinin davacı bankaya vermiş olduğu red cevabı tarihi olan 23.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketleri ile ...A.Ş.arasında yapılmış olan ...Sigortası kapsamında sigortalının vefat riskine karşı güvence altına alan ... poliçe numaralı ...akdedildiğini, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kalp hastalığı sigorta teminatı kapsamında dışında olduğunu, sigortalının sigorta öncesinden gelen kalp hastalığını kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen şirketlerine bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, tazminat talebinin reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte şirketlerinin sorumluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, müteveffa sigortalının sigortanın başlangıcından önce mevcut olan ve uzunca bir süre de tedavi gördüğü kalp hastalığını beyan etmeyerek gizlemek suretiyle şirketlerini yanılttığını, bu nedenle davacılara herhangi bir ödeme yapılmasının hukuken de mümkün olmadığını belirterek ... Bankası A.Ş'ye müzekkere yazılarak ..., ... ve ... numaralı poliçe üzerinde dain-i mürtehin hakları bulunup bulunmadığının sorulmasını ve buna dair belgelerin sunulmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... Bank, .... Hastanesi, ...Şehir Hastanesi tarafından gelen bilgi ve belge kayıtları dosya içerisine alınmıştır.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli raporunda; Sigortalının, sigorta poliçesi düzenlenmeden önce koroner arter hastalığı (stent), hipertansiyon ve hiperlipidemi tanıları ile takip edildiği ve tedavi aldığı tespit edilmiştir. Sigortalının son dönem akciğer kanseri nedeni ile takip edildiği, kemoterapi ve radyoterapi uygulandığı, son | ayda geçirdiği felç nedeniyle yatağa bağımlı hale geldiği, yemekleri aspire ettiği, aspirasyon pnömonisi (yemek artıklarına bağlı akciğer enfesiyonu), sepsis (yaygın vücut enfeksiyonu) nedeni ile hastaneye yatırıldığı, takiplerinde genel durumu kötüleşen hastanın kalbinin durduğu (kardiyak arrest) ve vefat ettiği tespit edilmiştir. Sigortalıda gözlenen kardiyak arrest, genel durum bozukluğuna ve yaygın vücut enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen bir komplikasyondur, hasta özelinde herhangi bir kalp hastalığına bağlı olarak gelişen klinik bir durum değildir. Bu nedenle, sigortalının vefatı ile sigorta poliçesi düzenlenmeden önce takip ve tedavisinin yapıldığı “koroner arter hastalığı (stent) hipertansiyon — ve hiperlipidemi tanıları” arasında bir illiyet bağı bulunmadığı değerlendirilmiş olduğu, Mahkeme'nin takdiri Davacı talebinin yerinde olması ve sigorta bedelinin ödenmesi gerektiği yönünde olması halinde dava tarihi olan 20.06.2025 tarihinde davacının faiz dâhil toplam alacağının 93.673,46.-TL'dir. . Asıl alacak tutarı olan 49.983,43.-TL'ye dava tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından ilan edilen değişken oranlarda avans faizi hesaplanması gerekli olduğu, Heyette bulunan uzman bilirkişinin “...Sigortalının vefatı ile sigorta poliçesi düzenlenmeden önce takip ve tedavisinin yapıldığı “koroner arter hastalığı (stent), hipertansiyon ve hiperlipidemi tanıları” arasında bir illiyet bağı bulunmadığı değerlendirilmiştir.” Görüşü doğrultusunda ... A.Ş. (... A.Ş.) sorumluluğunun bulunduğu, konuya ilişkin takdiri ve hukuki nitelendirmesi Sayın Mahkemenin yetkisi dâhilinde olduğu beyan ederek iş bu rapor sunulmuştur.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan █████/2026 tarihli EK raporunda; Kök raporda her bir uzmanlık alanı çerçevesinde ayrıntılı olarak ortaya konulan değerlendirmeler, dosyaya sonradan sunulan bilgi, belge ve itirazlar doğrultusunda heyetçe yeniden ve titizlikle incelenmiştir. Yapılan bu inceleme neticesinde gerek tıbbi yönden yapılan değerlendirmelerde gerek bankacılık ve sigortacılık tekniği ile poliçe hükümleri kapsamında yapılan incelemelerde, kök raporda ulaşılan tespit ve kanaatleri değiştirecek nitelikte yeni, somut veya bilimsel bir bulguya rastlanılmadığı, mevcut bulguların önceki görüşleri teyit ettiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, kök raporda açıklanan görüşler heyetçe aynen korunmuş olup, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ve nihai takdir yetkisi Sayın Mahkemeye ait olduğu, Sigorta Yönünden; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda; müteveffa sigortalının sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce mevcut bulunan kalp hastalığını sağlık beyan formunda bildirmemiş olması, Genel Şartlar Madde 20/1 ve 20/2 hükümleri uyarınca beyan yükümlülüğünün ihlali niteliğindedir. Ancak dosya kapsamındaki tıbbi veriler doğrultusunda, beyan edilmeyen söz konusu rahatsızlık ile gerçekleşen ölüm rizikosu arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı anlaşılmakta olduğu, Bu nedenle, beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu kabul edilmekle birlikte, tazminatın tamamen reddi yerine, ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki oran esas alınarak ödeme yapılması mümkün görünmektedir. Ancak sigorta şirketine ait teknik prim tarifeleri, underwriting kriterleri ve fiyatlama esasları dosya kapsamında yer almadığından ve bu tür bir prim farkı hesabı aktüeryal ve teknik sigortacılık uzmanlığı gerektirdiğinden, söz konusu prim farkının miktarı hesaplama uzmanlık alanımın dışında kalmakta, Konuya ilişkin hukuki nitelendirme ve takdir Sayın Mahkemenin yetkisi dâhilinde olduğu, hukuki tavsif ve takdir tamamıyla ve münhasıran Mahkemeye ait olarak rapor sunulmuştur.
Davacı vekilinin █████/2026 tarihinde sunduğu dava değeri arttırım dilekçesi özetle; Bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere, dava tarihi olan 20.06.2025 itibarıyla müvekkilin faiz dâhil toplam alacağının 93.673,46 TL olduğunun tespiti ile, 49.983,43 TL asıl alacağa davalı sigorta şirketinin sigortalının vefat tarihi olan 23.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava;Hayat Sigorta Poliçesinden kaynaklı tazminat davasıdır.
Dosya kapsamına göre; müteveffa ... ile davalı sigorta şirketi arasında, müteveffa sigortalının davacı bankadan kullandığı tüketici kredilerin teminatı olarak ... numaralı, █████/2020 başlangıç tarihli hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, sigorta poliçesinde davacı banka dain-i mürtehin olarak yer aldığı, dava dışı sigortalı ...'in 26.08.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine, davacı bankanın davalı sigorta şirketine başvurarak bakiye kredi borcunun dain-i mürtehin hakkına dayanılarak ödenmesi talep edildiği, davalı sigorta şirketince, 23.05.2023 tarihli cevabı yazıda; murisin ölüm nedenini geçmişte bildirmediği hastalıktan kaynaklandığı gerekçesiyle teminat bedelinin ödenmemesi nedeniyle huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir.
Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse ... Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir (Yargıtay 17 HD'nin... Esas, ...Karar sayılı kararı).
Somut dosyada alınan bilirkişi heyet raporunda özetle sigortalının, sigorta poliçesi düzenlenmeden önce koroner arter hastalığı (stent), hipertansiyon ve hiperlipidemi tanıları ile takip edildiği ve tedavi alındığı tespit edilmiştir. Sigortalının son dönem akciğer kanseri nedeni ile takip edildiği, kemoterapi ve radyoterapi uygulandığı, son 1 ayda geçirdiği felç nedeniyle yatağa bağımlı hale geldiği, yemekleri aspire ettiği, aspirasyon pnömonisi (yemek artıklarına bağlı akciğer enfesiyonu), sepsis (yaygın vücut enfeksiyonu) nedeni ile hastaneye yatırıldığı, takiplerinde genel durumu kötüleşen hastanın kalbinin durduğu (kardiyak arrest) ve vefat ettiği tespit edilmiştir. Sigortalıda gözlenen kardiyak arrest, genel durum bozukluğuna ve yaygın vücut enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen bir komplikasyon olduğu, hasta özelinde herhangi bir kalp hastalığına bağlı olarak gelişen klinik bir durum olmadığı bu nedenle, sigortalının vefatı ile sigorta poliçesi düzenlenmeden önce takip ve tedavisinin yapıldığı “koroner arter hastalığı (stent), hipertansiyon ve hiperlipidemi tanıları” arasında bir illiyet bağı bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 1420. maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl; sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler ise her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde hak sahiplerinin yükümlülüklerini düzenleyen ...Genel Şartlarının A.6 maddesi gereğince hak sahipleri, rizikonun gerçekleştiğini öğrendikleri tarihten itibaren durumu beş gün içinde sigortacıya bildirmek zorundadır.
TTK'nın 1427/2. maddesi gereğince sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra her hâlde can sigortaları için on beşinci gün sonunda muaccel olur. Bu itibarla zamanaşımı süresi, en geç sigortalının ölüm tarihini izleyen on beşinci günde tazminatın muaccel hâle gelmesiyle işlemeye başlar.
Dava dilekçesinin tebliği üzerine borçlunun zamanaşımı def'ine dayanması hâlinde mahkemece zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin resen değerlendirilmesi, zamanaşımının gerçekleştiğinin tespiti hâlinde ise talebin esasına girilmeksizin reddedilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; sigortalı ...'in 26.08.2022 tarihinde vefat ettiği, davacı banka tarafından yapılan başvuruya davalı sigorta şirketinin 23.05.2023 tarihli yazısıyla ret cevabı verdiği anlaşılmaktadır. Bu tarih itibarıyla davacı bankanın vefat olgusunu ve sigorta sözleşmesinden doğan talep hakkını en geç öğrendiğinin kabulü zorunludur. Dolayısıyla TTK m.1420 kapsamında iki yıllık zamanaşımı süresinin en geç 23.05.2025 tarihinde sona erdiği sabittir. Bu nedenle davacının ıslah ile talep edilen kısım yönünden zamanaşımı süresinin 23.05.2025 tarihinde dolduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile 49.983,43 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 23.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, ana para tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından belirlenen değişken oranlarda avans faizi uygulanmasına, slahla talep edilen kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile,
1)49.983,43 TL'nin davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 23.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, ana para tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından belirlenen değişken oranlarda avans faizi uygulanmasına, slahla talep edilen kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
2)Alınması gereken 3.414,36-TL karar harcından peşin ve ıslah ile alınan 1.603,60-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.810,76‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3)Kabul edilen miktar ve yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
4) Red edilen miktar ve yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 43.690,03-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5) Davacı vekili tarafından yatırılan 25.190,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 13.350,70-TL ile davacı tarafından yatırılan 1.603,60-TL harç giderinin toplamı olan 14.954,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6) Davalı vekili tarafından yatırılan 6.100,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 2.867-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7)Arabuluculuk ücreti olan 3.200-TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre;1.504‬-TL 'sının davacıdan, 1.696-TL' sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8) Gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸E-İmzalıdır
Hakim
¸E-İmzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!