İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, hasarlı çiğ kahve çekirdeği taşımacılığına ilişkin sigorta rücu alacağı kaynaklı itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Brezilyadan İskenderuna deniz yoluyla taşınan çiğ kahve çekirdeklerinin konteynerdeki su sızıntısı nedeniyle hasar görmesi üzerine, sigortacı tarafından kanuni halef sıfatıyla taşıyanlara karşı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemli uyuşmazlıkta; davalılar, doğrudan dava açılamayacağı yönünde pasif husumet itirazı, yetkili mahkemenin konşimentoda belirtilen Londra Mahkemeleri olması gerektiği itirazı, hak düşürücü sürenin geçtiği, Türk Ticaret Kanununun 1185. maddesindeki ihbar ve tespit şartlarının yerine getirilmediği, hasarın taşımanın hangi aşamasında oluştuğunun belirsizliği ve konşimentodaki yükleyici yükledi/istifledi/saydı klozuna dayanarak davanın reddini talep etmişlerdir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili ile davalı.... Ya İzafeten .... AŞ vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 410001023315-2 nolu nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi ile sigortalısı ... Şti’ne çiğ kahve çekirdeği emtiasını 24.05.2019 tarihli MEDUVT284217 numaralı konşimento ile... ile MEDU714... nolu konteynırla Brezilya Victoria El Brazi’den İskenderun Limanına taşındığını ve tahliye edildiğini, MEDU714... numaralı konteynırın alıcı firmada tahliye edildiğinde konteynır içerisinin ıslak, çiğ kahve çekirdeği emtiasının ıslanmış olduğunun ekspertiz raporuyla tespit edildiğini, konteynırın su sızdırması ile bu zararın meydana geldiğini TTK m.1191 gereği taşıyanın sorumlu olduğunu emtianın bir kısmının zayi olduğunu, bu zararın tespit edilmesinin ardından sigortalı şirket tarafından..... A.Ş.’ye protesto mektubu gönderildiğini, ... A.Ş.’nin navlun faturası düzenlemiş olması nedeniyle akdi taşıyan olduğunu,....’nın ise fiili taşıyan sıfatına sahip olduğunu, her iki taşıyanın zarardan müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunu, TTK m. 1472 gereğince müvekkilinin kanuni halef sıfatıyla taşıyan hakkında TTK m. 1178 e göre borçlular aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasıyla takip yaptıklarını davalıların takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davacının doğrudan .... A.Ş. ye husumet yönelttiğini, ancak müvekkiline doğrudan dava açılamayacağını ....A.Ş. nin .... nın acentesi olduğunu ve taşıyana izafeten acenteye karşı dava açılabileceğini, bu nedenle doğrudan .... A.Ş. ye karşı açılan davada pasif husumetin olmadığını, emtianın taşındığı, konşimentonun 10. maddesinde yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, MÖHUK m. 47 de de tarafların yetki sözleşmesiyle yetkili mahkemeyi belirleyebileceğini, davada davacının hasar tarihi itibariyle müvekkili aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasıyla takibe geçtiğini davanın ise 25.05.2021 tarihinde açıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, malın 13.07.2019 tarihinde teslim edildiğini, davacı tarafın 16.06.2020 tarihinde takibe başladığını, 16.04.2021 tarihinde arabuluculuk tutanağının düzenlendiğini, 25.05.2021 tarihinde davanın açıldığını, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın esası yönünden ise; TTK m. 1185 e göre usulüne uygun bir ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit bulunmadığını, hasarın TTK m. 1185 gereğince süresinde ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit yapılmadığını, teslim sırasında ya da hasar hemen belli değilse en geç 3 gün içinde yazılı olarak bildirilmesi zorunlu olduğunu, aksi halde taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten zararın meydana geldiğinin kabul olunacağı, TTK m. 1185/2 uyarınca her iki tarafın iştiraki ile mahkemelerce yük üzerinde tespit yaptırılması gerektiği, her iki tarafın iştiraki ile tespit yapılabileceği, tek taraflı tespitin yeterli olmadığını, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, müvekkillerine kusur izafe edilemeyeceğini, konşimentoda FCL/FCL kaydıyla Shıppper Load Stow And Count yani yükleyici yükledi, istifledi, saydı klozunun yer aldığını, konteynır da hasara ilişkin bir kaydın bulunmadığını, yükleten tarafından doldurulmuş, istiflenmiş ve sayılmış olduğundan konteynırın kapatılıp mühürlenmesiyle birlikte taşımaya uygun olduğunun kabulü gerektiğini, aynı zamanda emtianın hasarlandığına ilişkin bir belge sunulmadığını, %20 icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ancak %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri belirterek davanın pasif husumet yetki, hak düşürücü süre ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasara uğramasına istinaden açılan rücuen açılan takibe itirazın iptali davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir 5. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası, arabuluculuk tutanağı, poliçe, ihtarname, faturalar, konşimento, ekspertiz raporları incelenmiştir.
İzmir 5. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ....A.Ş.'nin 16.06.2020 tarihli ilamsız icra takibi ile borçlu ... A.Ş. ve ....'ya İzafeten... A.Ş. aleyhine ilamsız icra takibine geçtiği, takip dayanağının TTK m. 1472 ye dayanan rucüen tazminata ilişkin olduğu, takip miktarının 942,30 USD olup borçlu ... A.Ş. ye ve .... ya izafeten .... A.Ş. ye 11.09.2020 tarihinde tebligat yapıldığı borçlulardan .... A.Ş.’ye ve ... .. ya izafeten .... A.Ş. ise 11.09.2020 tarihinde sadece borca itiraz ederek takibi durdurdukları, takibin 14.09.2020 tarihinde durduğu belirlenmiştir.
Dosyaya ibraz edilen konşimento da yer alan yetki ilk itirazı incelendiğinde; bu halde yetkili mahkemenin m.10/3'e göre MEDUMX566703 Nolu konişmento da yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren konişmento kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu açıktır. Buradaki genel işlem şartı, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabidir. Söz konusu denetim gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmaktadır. Ayrıca söz konusu hükümler, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırmakta ve bu sebeple kamu düzenine ilişkindir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabilecektir. Öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunması da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememektedir. Çünkü bu konuda “Türk Hukukunu Doğrudan Uygulanan Kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulur: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümler (örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulanır (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). Genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıktır. Dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’ da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerekmektedir.
Olayda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartı içerik denetimine tabidir. Bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. Somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Londra mahkemelerine başvurması gerekecektir. Bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olmaktadır. Dürüstlük kuralına göre, söz konusu yetki şartının geçerli olması Türkiye’de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratmaktadır.
Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konişmentolarda yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulanmıştır. Bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığı görülmektedir. (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) ████████ Esas, 2-) ████████ Esas, 3-) ████████ Esas, 4-) ████████ Esas, 5-) ████████, Esas 6-) ████████ Esas, 7-) ████████ Esas, 8-) ████████ Esas, 9-) ████████ Esas, 10-) ████████ Esas, 11-) ████████ Esas, 12-) ████████ Esas, 13-) ████████ Esas, 14-) ███████ Esas, 15-) ███████ Esas, 16-) ███████ Esas, 17-) ███████ Esas, 18-) ███████ Esas, 19-) ███████ Esas, 20-) ███████ Esas, 21-) ███████ Esas, 22-) ███████ Esas, 23-) ███████ Esas, 24-) ███████ Esas, 25-) ███████ Esas, 26-) ███████ Esas, 27-) ███████ Esas, 28-) ███████ Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin – 1-) ████████ Esas, 2-) ████████ Esas, 3-) ████████ Esas, 4-) █████████ Esas, 5-) ███████ Esas, 6-) ███████ Esas, 7-) ████████ Esas, 8-) ████████ Esas, 9-) ████████ Esas, 10-) ████████ Esas, 11-) █████████ Esas, 12-) █████████ Esas, 13-) █████████ Esas, 14-) █████████ Esas, 15-) ████████ Esas, 16-) █████████ Esas, 17-) █████████ Esas, 18-) ████████ Esas, 19-) ████████ Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yoldur. Söz konusu uygulama da, temelde, somut olaydaki yükle ilgilinin hak arama özgürlüğü üzerinde yetki ve tahkim kaydının ekonomik bir sınırlama yapıp yapmadığı ölçütüne dayanmaktadır. Bu tür bir etkinin olmadığı durumlarda yetki ve tahkim kaydı geçerli görülürken, hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlanmış olacağı durumlarda genel işlem koşulu niteliğindeki bu kayıtlar bağlayıcı nitelikte sayılmamaktadır.
Ayrıca, Konişmentoda yer alan yetki kaydı incelendiğinde "Tüccarın açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın Londro Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde olduğu ve ingiliz kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılacak taşımalara ilişkin dava, münhasıran NewYork Güney Bölgesinden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesinde açılacak ve ABD kanunları münhasıran geçerli olacaktır. Tüccar herhangi bir diğer mahkemede dava açmamayı ve başka bir mahkemede açılan davanın sona erdirilmesinde oluşacak taşıyıcının makul yasal giderlerini ve masraflarını karşılamayı kabul eder. Tüccar yukarıda belirtilen esasa ilişkin tüccar aleyhine verilmiş herhangi bir karara itiraz hakkından feragat eder.
Navlun veya tüccarın taşıyıcıya ödemesi gereken herhangi bir diğer tutarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda, taşıyıcı seçim hakkı kendisinde olmak üzere belirtilen ülkelerde ya da yükleme limanı, boşaltma limanı, teslim yerinin bulunduğu ülkede veya tüccarın ticari faaliyetinin bulunduğu herhangi bir yerde tüccar aleyhine dava açabilir." bu kaydın her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur.
Sonuç olarak, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evleviyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağı açıktır. Dolayısıyla gerek genel usul hukuku ilkeleri gerekse de BK m. 25 özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafın TTK m. 1188’e dayanan hak düşürücü itirazı incelendiğinde; malın 13.07.2019 tarihinde teslim edildiği, 1 yıllık hak düşürücü itirazında 16.07.2020 tarihinde takibe başlandığı ve 25.05.2021 tarihinde dava açıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği, tespit edildiğinden hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilmiştir.
Yine davalı tarafın nakliyat abonman sözleşmesine göre sigortanın başlangıç tarihini 01.08.2018 ve bitiş tarihi 07.07.2019 tarih olmasına rağmen, seferin bitiş tarihi 13.07.2019 tarihi olması nedeniyle sigortanın kapsamına girmediği itirazı da bulunması nedeniyle davacı vekilinin 14.01.2022 tarihli beyan dilekçesi ile emtianın yüklenme tarihinin 23.05.2019 olması ve bu tarihinde sigorta kapsamında kaldığını, belirttiği ayrıca alacağı temlik aldıklarını sigortalı .... Şti. uğradığı zarardan dolayı dava açma haklarının bulunduğu (TBK m. 183 ) belirtmesi nedeniyle alacağın temliki kapsamında zararın bulunması halinde davacının dava açma hakkı bulunduğu tespit edilmekle davalının bu itirazı reddedilmiştir.
Davalı ....AŞ somut olayda konşimentoda yer aldığı üzere acente olması nedeniyle açılacak davada husumetin ... ..’ya karşı izafeten yükleme acentesi olan .... Ltd. ve boşaltma acentesinin ise ....A.Ş/Mersine karşı dava açması gereklidir. Davaya konu konşimentolar üzerinde yapılan incelemede taşıyanın ... olduğu bu konşimento incelendiğinde yükleme acentesinin ..... Ltd. ve boşaltma acentesinin ise ....A.Ş/Mersin olarak yer aldığı, davacının davalı olarak asıl taşıyan ...’ya karşı husumet göstermesi ve ona izafeten TTK m.105/2’ye göre.... .AŞ e veya ... ..Ltd. karşı dava açması gerektiği ...AŞ/ Mersin ise bu şirket adına boşaltma acentesi sıfatıyla hareket ettiği belirtildiğinden, davacının doğrudan ve aynı zamanda TTK m. 105 e göre aracılıkta bulunmadığı ve sözleşme yapmadığı belirlenen bu acenteye karşı dava açmasının usul hükümlerine aykırı olduğu tespit edildiğinden, davacının bu davalı yönünden davasının pasif husumet/sıfat yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
Pasif husumet ehliyetinin bu dava ve takipte bulunmadığı, bu durumun HMK m. 119 ve 124’e göre düzeltilmesinin de mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Ayrıca 10.07.2019 tarihli 361973 nolu faturanın 7.114 USD bedelli faturada .....AŞ nin ....nın adına acente sıfatıyla tanzim edildiği belirtilmiştir.
Bilirkişiler Kaptan ...., Gıda Mühendisi ....ve ....'den alınan 09.02.2022 tarihli raporda; emtianın 3 adet konteyner da Brezilya kahvesi olarak Brezilya da yüklendiği ve İskenderuna gönderildiği yükün bir kısmının toplam 9x60 kg = 540 kg kısmının hasarlı olduğu tespit edildiği, hasar bedelinin 942,30 USD olduğu, taşımada kullanılan konteynerlerden MEDU714307-7 nolu konteynerin tavan saçındaki delikten su girmesi ile hasarın oluştuğu, TTK m. 1178/2 f göre taşıyanın eşyanın ziyasından sorumlu olduğu, yükleme istif sayı ve tam dolum ile ilgili bir nedenden zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı, zararın kaynağını, konteynerdeki delikten meydana geldiği, ancak TTK m. 1185/1-2 ve 4 f gereğince teslim tarihinden itibaren 3 gün içinde ihbarın yapılması gerektiği, 13.07.2019 tarihinde yapılan bir ihtarın bulunduğu, böylece TTK m. 1185/4fda ki karineden taşıyanın yararlanamadığı, gerçekleşen zararda TTK m. 1178 gereğince taşıyanın tam ziyadan sorumlu olduğu, TTK m. 1186 hükmü dairesi de sorumlulukları sınırlandırılmayacağı incelendiğinde 540 kg yükün, eşyanın gayri safi ağırlığı olarak 2 ÖÇH ile çarpılmasıyla 1080 ÖÇH sınır ya da koli ve ünite başına 666,67 ÖÇH ile yapılan hesapta da 9 çuval x 666.67 ÖÇH = 6.000,03‬ ÖÇH ve zararın 6.000 ÖÇH’nin altında kaldığından bu miktar üzerinden davanın kabul edilebileceği belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 28.02.2022 tarihli itirazında bilirkişi incelemesinin yeterli olmadığı deniz suyunda ıslanmanın meydana gelip gelmediği belirlenmediğinden bu durumda davanın reddini gerektiği belirtmiştir.
Bu rapora karşı davanın kabulünü karar verilmesini talep etmiştir.
TTK m. 1178/1 gereğince eşyanın ziya ve hasarında yük ilgilileri açısından önem taşımadığı, konteynırın yüke elverişsiz olduğu (TTK m. 1141) taşıyanın gerçek zararının 942,30 USD den taşıyanın sorumlu olduğunu, TTK m. 1186 göre 9 parçadan oluşan eşyanın darası hariç toplam ağırlığının 540 KG olduğu, buna göre koli ve ünite başına 666,67 ÖÇH veya ziya ya da hasara uğrayan eşyanın gayrı safi ağırlığının her bir kg için 2 ÖÇH karşılığının hesaplandığında 6.000 ÖÇH’lik sınırın altında kaldığı, sonuç olarak taşıyanın bu zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Olaya konu olan yük zararı taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklanmaktadır. Şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır. Buna göre taşımaya konu MEDU71..., TGDU564... ve TLLU506...numaralı konteyner fiili taşıyan .... tarafında taşındığı, konteyneri bu şirketin temin ettiği ve gemiye yüklenen konteynerdeki delikten su girmesi sonucu yükteki hasarın oluştuğu belirlenmiş olduğundan geminin alonju niteliğindeki konteynerdeki bu delik nedeniyle 6102 sayılı TTK m.1141’e göre taşıyıcı sorumlu olacaktır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan (6102 sayılı TTK m. 1141) (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır.
Olaya konu olan yük zararının taşıyan açısından sorumluluğunun belirlenmesinde bugüne kadar uygulanan sorumluluk kuralları dikkate alındığında gerek eski Alman Hukukunda ve mahkememiz uygulamasında; taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklandığı kabul edilerek şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılmıştır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olduğu kabul edilerek taşıyanın ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olduğu ve sorumluluğunun sınırsız olduğu kabul edilmiştir. Ancak bu sorumluluğunun değişen doktrin ve Uluslararası sözleşmede ki sorumluluk sınırlamaları ve uygulaması (Rotterdam Kuralları m. 14’e göre bu davranışlar artık konteynerin yüke elverişli hâle getirilmesi borcu kapsamında değerlendirilmektedir) göz önüne alındığında konteynırın taşıyan tarafından tedarik edilmesi halinde taşıyanın sorumluluğu taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasına yardımcı olmak amacıyla konteyner tedarik etmeyi taahhüt etmesi navlun sözleşmesinden doğan yan edim yükümlülüğü kabul edilmektedir. Bu halde taşıyan konteynır tedarik ederek tek bir sözleşme niteliği taşıyan ve karma sözleşme olmayan navlun sözleşmesinde taşıma ediminin yanında yan edim olarak sağlam, taşımaya ve yüke elverişli bir konteynır tedarik etmeyi yükümlenmektedir. Bu edim yan edim yükümlülüğü olmakla edimin yerine getirilmemesi halinde sorumluluğu doğmakta olup bu sorumluluk navlun sözleşmesinden ortaya çıkmakta ve sözleşmenin ihlalinden doğan (taşıyan yüke elverişli konteyner tedarik etme borcunun ihlâlinden (kötü ifa) ötürü yükle ilgililere karşı sorumlu olacaktır). TBK m. 112 ve devamına göre borcun ifa edilmemesinden dolayı sorumluluğu bulunacaktır. Taşıyanın hâkimiyet alanında bulunduğu dönemde konteynerin elverişsizliği sebebiyle ortaya çıkan eşya zararları (zıya ve hasar) için ise yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk kuralları (TTK m. 1178 vd.) uygulanacaktır. Yükümlülüğün ihlâl edilmesi halinde taşıyanın hâkimiyet alanı içerisinde eşya zıya veya hasara uğrarsa, yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk hükümleri uygulanmalıdır ([e]TTK m. 1061 vd., TTK m. 1178 vd). Konteynırda ki zıya veya hasarın taşıyanın hâkimiyet alanı dışında gerçekleşmesi hâlinde ise, navlun sözleşmesinin ihlâlinden ötürü taşıyan sorumluluk sınırlamasına tâbi olmadan ortaya çıkan bütün zararlardan sorumlu olması söz konusu olacaktır (BK m. 112 vd.).
Taşımayı FCL kaydıyla yapmakla konteynerin su geçirmezliği için gerekli denetimlerin taşıyan tarafından zorunlu denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bundan kurtuluş için gerekli ispat vasıtalarını da ortaya koymamıştır. Konteynerdeki konteynerin tavan sacında darbeye bağlı ezilme ve delik olduğu ve bu delikten sızan sular nedeniyle 9 çuval emtianın ıslanarak hasarlandığı belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK m.1141’e göre gerek taşıyanın geminin başlangıçtaki elverişsizliğinden sorumluluğu sınırsız olduğundan ya da konteynırın taşıyan tarafından temin edilmesiyle hâkimiyet alanı içinde veya dışında olmakla birlikte meydana gelen zarardan sorumludur. Meydana gelen zarar taşıma sırasında oluşmuş olup bu zarardan dolayı taşıyanın sorumluluğu gerek TTK m. 1186’da ki yer alan sınırlamalar ve gerekse BK m.112 gereğince TTK da ki sınırlamalara tabi olmasa da bu sınırlar içeresinde kaldığından TTK m. 1186’ya göre bilirkişi raporunda da taşıyanın sorumluluk miktarı karar tarihi itibari ile meydana gelen zararın TTK m. 1186 a göre hüküm tarihine en yakın tarihteki değeri “koli” başına (666,67 SDR x 2 konteyner (koli) x 666,67 ÖÇH=) 6.000 ÖÇH olduğu ve yine “kilogram” başına (2 SDR x 540 kg=) 1.080 ÖÇH olduğu ve meydana gelen zarar miktarının ekspertiz ve bilirkişi raporunda belirlendiği üzere bu sınırların altında kaldığından bu zarara hükmedilmesi gerektiği belirlenmiştir. Hüküm tarihi itibari ile bu tutar 942,30 USD’ye takip tarihi olan 16.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun m. 4/a’daki faiz uygulanarak davalı taşıyandan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Buna göre davacı sigortacının dava dışı sigortalının yerine halef olduğu ve alacağı ibraname ile temlik aldığından, taşıyanı sorumluluktan kurtulacak herhangi bir kurtuluş beyyinesi getirilmediğinden zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Meydana gelen zararın bilirkişi raporunda belirlendiği üzere talep edilen miktar kadar takibin davalı ....’ya karşı izafeten .... A.Ş. yönünden devamına, diğer davalı .... A.Ş. yönünden ise davanın pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;
1-) Davacı sigorta şirketinin davalı ...’ya karşı izafeten .... A.Ş. aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası ile yaptığı takibe itirazın kısmen iptali ile taleple bağlı kalınarak takibin 942,30 USD’nin dava tarihinden işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca ABD doları cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden “-TL” karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Alacak likit olup itiraz haksız olmakla USD takip tarihi itibariyle karşılığı olan 6.412,45 TL’nin % 20 olan 1.282,49‬ TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına,
2-) Davacı davasını asıl taşıyıcı olan ....’ya karşı İzafeten ...AŞ’yi göstererek takip yapması ve dava açması gerekirken TTK m.105/2’ye aykırı olarak doğrudan acenteye karşı ve onu hasım göstererek doğrudan takip yaparak dava açmış olması nedeniyle; davacının davasının bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalıların pasif husumet itirazlarına ilişkin iddialarının aksine Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca navlun faturası düzenleyen, taşıma sırasında meydana gelen hasardan akdi taşıyan sıfatıyla sorumlu olduğunu, 1 no'lu davalı, dava dışı sigortalıya ait emtia için tahliye, terminal ve liman hizmeti verilmiş olup, davalı şirket dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması neticesinde emtiada meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu,
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. Sayılı █████/2022 kararının davalı .... A.Ş. hakkında verilen karar yönünden istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... YA İZAFETEN ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşbu uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu uyuşmazlıklardan birisinin olmadığını, davada yabancılık unsurunun bulunduğunu, tarafların, uyuşmazlığa ilişkin yetkili mahkemenin londra yüksek mahkemesi olduğu hususunda anlaştıklarını,hiç bir şekilde Türk Ticaret Kanunu'nun 105. Maddesinin yetkiye ilişkin bir düzenleme içerdiğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla,
her ne kadar bu görüşe katılmadıklarını, bu görüşün doğru olduğunu kabul etsek dahi işbu davaya konu taşıma sözleşmesi taşıyanın Türkiye Acentesi .... A.ş.'nin aracılıkta bulunduğunu veya yaptığı bir sözleşme olmayıp T.T.K. 105. Maddesi uygulama alanı bulmayacağını, dava konusu konişmento brezilya'da düzenlenmiş olup taşıyanın brezilya acentesi tarafından imzalandığını, işbu uyuşmazlık konusunda türk mahkemelerinin münhasır yetkisi bulunmadığını, TTK MADDE 105/2 hükmü türk mahkemeleri açısından münhasır bir yetki oluşturmadığını, konuya ilişkin hukuki mütalaa ekte mahkemenize sunulduğunu, konuya ilişkin mahkeme kararları ekte sayın mahkemenize sunulduğunu, itirazlardan hiçbir surette vazgeçmemek kaydıyla, davanın esasına ilişkin olarak, dava konusu taşımaya konu mallarda oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle müvekkili şirkete atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı kanaatinde olduğunu, davalı .... A.ş., ..... şirketinin türkiye acentesi olup .... şirketinin taşıyan sıfatını haiz olduğu dava konusu taşımada pasif husumet ehliyeti olmadığını, davacının bu bakımdan istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan ve re’sen belirlenecek nedenlerle, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.03.2022 tarih ve ████████ E. ████████ K. Sayılı kararının davalılardan......'ya izafeten ... A.Ş. hakkında verilen usul ve hukuka aykırı karar yönünden istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davacının istinaf talebinin reddine, tüm dosya kapsamı ve Mahkemece re’sen dikkate alınacak sair nedenlerle, davanın yetkisizlik nedeniyle ve esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; 942,30 USD karşılığı 7.923,62 TL alacak üzerinden itirazın iptalini talep etmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun █████/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca █████/2022 tarihinden itibaren ise, bu sınır 8.000,00 Türk Lirasıdır. Davacı ve istinafa gelen davalı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 7.923,62 TL olması nedeniyle mahkemece verilen █████/2022 tarihli karar kabul ve reddedilen kısım yönüyle kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. █████████ E ve █████████ Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece kabul ve reddedilen kısım yönünden verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih, █████████ esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının istinafa başvuran davacı ve davalıdan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352/1-b maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün red edilen miktar yönünden kesin olması nedeniyle davacı vekili ve istinafa başvuran davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ile davalı ....Ya İzafeten .... AŞ'nin istinaf başvuru sebeplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince istinaf kanun yolu başvurusunun kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Davacının yatırmış olduğu 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 80,70 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı .... Ya İzafeten ..... A.Ş,'nin yatırmış olduğu 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 136,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde bu davalıya iadesine,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!