Hizmet alım sözleşmesi kapsamında ödenen işçilik alacaklarının, asıl işveren-alt işveren sorumluluğu gereği yüklenicilerden rücuen tahsiline ilişkin tazminat davası.
Özet: Bir kamu idaresi, alt yüklenicileri tarafından çalıştırılan bir işçiye, mahkeme kararı uyarınca asıl işveren sıfatıyla ödemek zorunda kaldığı işçilik alacakları, avukatlık ücretleri ve yasal vergi kesintileri dahil toplam 211.794,83 TLnin tahsili amacıyla alt ve üst yüklenicilere karşı rücu davası açmıştır; davacı, ödenen bu miktarların, ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca aslen sorumlu olan davalılardan geri alınmasını talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: davalının müvekkili idare tarafından yapılan ihalenin yüklenicisi olduğunu, ihale iş alan şirketlerin işyeri devri hükümlerine göre önceki şirket işçilerini devralarak çalıştırmaya devam ettiklerini, müvekkilinin çalıştırılan işçilere ödediği tüm tutarlardan davalı alt yüklenici ve yüklenicilerin ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunu uyarınca aslen sorumlu olduklarını, davalı şirketlerin çalıştırdığı ...’ün müvekkili aleyhine ikame ettiği ... 3. İş Mahkemesinin ... E- ... K sayılı dosyası ile işçilik alacaklarının müvekkili idareden tahsiline karar verildiği, ilk derece Mahkemesi kararının İstanbul BAM 30. Hukuk Dairesinin ...E –...K sayılı dosyası ile kaldırılarak alacaklarının müvekkili idareden tahsiline karar verildiğini, dava dışı işçinin ... 1. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takip işlemi başlattığını, icra dosyasından brüt 200.226,70 TL içinde yer alan 31.302,81 TL vekalet ücretinden 7.693,07 TL GV Stopaj ve KDV Tevfikatı kesintisi yapılarak 192.533,63 TL ödeme yapıldığını, ayrıca dava konusu bedel işçi alacakları olduğundan müvekkili idarece Gaziosmanpaşa Vergi Dairesine taşeronlardan kesilen yasal kesintiler ( SGK prim, İşsizlik Sigorta Primi, Gelir Vergisi, Damga Vergisi gibi) 11.528,13 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeler kurum hesabından kesilerek vergi dairesine yatırıldığından ödenen tutar kadar kurum zararı doğduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutma kaydı ile 211.794,83 TL nin davalılardan sorumlu oldukları oranda tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş, ... 3. İş Mahkemesinin ... Esas, ...Karar sayılı dosya sureti ve ... 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya suretlerinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosyanın rapor alınmak üzere işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişiye tevdi edildiği ve düzenlenen █████/2025 tarihli raporda özetle; ¸
Belirlenen tutarların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesi hususunda görüş ve kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davanın; hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan dava dışı işçi ...’e, ... 1. İş Mahkemesinin ... E- ... K sayılı dosyasından verilen ilam uyarınca hükmedilen işçilik alacaklarının davacı tarafça ödenmiş olması nedeni ile ödenen işçilik alacaklarından, davalının sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve rücu miktarı noktasında toplanmıştır.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarihli...E. ...K., yine aynı Daire'nin █████/2018 tarihli ... E. ...-K:; █████/2017 tarihli ... E. ...K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████/2021 tarihli, ... E.,... K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████/2023 tarihli .... Esas,... Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin ( alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin ( yüklenici ) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici ( alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin ( alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin ( alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi ( alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin ... E... K sayılı kararı)
Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167/1'ncimaddesi ile Yüksek Yargıtay'ın bu konudaki oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarına göre, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede işçinin hak ve alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmakta ise rücu alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Şayet taraflar arasındaki sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunmamakta ise işçinin hak ve alacaklarından güncel son kararlar uyarınca alt işverenin alacakların tamamında sorumlu oldukları kabul edilerek rücu alacağının tespiti gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. ...K. ... T. 13.10.2021)
Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarıyla kabul edilen görüşü, yukarıda yer verilen iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine dair ücretleri ile kıdem tazminatı olduğunun kabulü yönünde olduğu, (Yarg.13.H.D. 28.01.2016 Tarih, ...E-... K.)Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava dışı işçi ...’ün ... 1. İş Mahkemesinin ... E- ... K sayılı, 29.01.2019 karar tarihli dosyasından ..., davalılar ...., .. Şti aleyhine dava ikame ettiği, işbu dava ile dava dışı işçinin alacaklarının hüküm altına alındığı, ilk derece Mahkemesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin ... E–... K- 02.02.2022 günlü kararı ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden kesin olarak hüküm verdiği, anılan ilamın ... 1. İcra Dairesinin ... E sayılı icra dosyası ile takibe konu edildiği, ve hükmedilen alacakların davacı tarafça ödendiği,
dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davalıların sorumlu oldukları miktarların ayrı ayrı ve çalışma süresine göre hesaplandığı ve davalılardan ... Şirketinin 71.879,33 TL, davalı ...Şirketi'nin ise 139.915,49 TL den sorumlu olduklarının tespit edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne, davalılardan ... Şirketinin sorumluğu 71.879,33 TL ve ferileri, davalı .. Şirketi'nin sorumluluğu ise 139.915,49 TL ve ferileri ile sınırlı olmak üzere toplam 211.794,83 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar kısa ve gerekçeli kararda, toplam alacağın 210.794,83 TL olduğu yazılmış ise de; duruşma katibinin, rakamı yanlış yazması ve bunun sonradan fark edilmesi üzerine kısa kararın ve zaptın değiştirilemeyeceği anlaşıldığından, bu husus gerekçeli kararda izah edilmiş olup, dosya kapsamına uygun rapor doğrultusunda tarafların sorumlu oldukları kısım belirtilmek sureti 211.794,83 TL alacağa hükmedilmiş, 210.794,83 TL ibaresinin maddi hata olduğu, belirtilmek sureti ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılardan .. Şirketinin sorumluğu 71.879,33 TL ve ferileri, davalı ... Şirketi'nin sorumluluğu ise 139.915,49 TL ve ferileri ile sınırlı olmak üzere toplam 210.794,83 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 14.467,70 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.616,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.850,77 TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 3.616,93 TL peşin/nisbi harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ödemesi, 68.520,25 TL tebligat+posta+ilan masrafları olmak üzere toplam 77.407,03 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!