İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklı, marka işbirliği alacaklarının tahsili ve tespiti talepli davasının hukuki incelemesi.
Özet: Davacı, davalı ile akdedilen hizmet sözleşmesi uyarınca, çeşitli marka ve iş birliklerinden elde edilen gelirlerin %70lik müvekkil payının davalı tarafından vadesinde ödenmediğini, davalının bildirdiği 4.232.900 TLlik ilk alacak tutarının eksik veya hatalı olabileceği şüphesiyle, zira bazı özel iş birliklerinden doğan alacakların hesaba katılmadığını ve tahsilat durumlarının tam olarak belirsizliğini öne sürerek, gönderilen ihtarnamelere rağmen ödeme yapmayan davalının temerrüde düştüğünü; müvekkilin gerçek alacak miktarının, davalının ticari kayıtları, banka hareketleri ve marka anlaşmaları üzerinden yapılacak bilirkişi incelemesiyle belirleneceğini vurgulayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL alacağın ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Vadesi geçmiş ve markalardan tahsil edilmiş davalının müvekkiline ödemekte temerrüde düştüğü ve ... üzerinden tablo oluşturulup müvekkiline bildirilen; ..., ..., ...,..., ..., ..., .... , ..., ..., ..., ..., ... (2 Proje), ... marka ve iş birlikleri için müvekkilin %70 lik payının karşılığı toplamda 4.232.900,00 TL olduğu müvekkiline bildirilen tutardır. Fakat bunların ne kadarı tahsil edildiği yahut daha yüksek yada düşük tutarda tahsilat yapılmışsa bu husus tarafca bilinmediğini, Tabloya hiç girilmeyen ''...'' iş birliği için müvekkili %70'lik payı olan 280.000,00 TL'dir. Davalıca tahsil edilen ... hesabının Aralık 2025 ve Ocak 2026 ödemelerinden müvekkili %70'lik payı olan 227.770,00 TL'dir. Yukarıda sayılan alacak kalemleri müvekkiline google drive üzerinden tablo ile bildirilen veya müvekkili yaptığı araştırma neticesinde ortaya çıkan tutarlar olduğunu. ... 20. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ... 20. Noterliği'nin ... tarih ve .. yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya müvekkili alacaklarının ödenmesi için süre verilmiş olduğunu davalının süresinde ödeme yapmadığını temerrüde düştüğü izahtan varestedir. Müvekkili talep ettiği alacak miktarı, dava tarihi itibariyle tam ve kesin olarak belirlenebilir nitelikte olmadığını. Zira davalı tarafça, işbirliği yapılan markadan, müvekkiline bildirilen tutar dışında farklı bir tutar tahsil edilmişse yahut bu tutar hiç tahsil edilmemişse bu ve benzeri hususlar müvekkilince bilinemediğini. ... 43. Noterliği kanalıyla ... tarih ve ... yevmiye numaralı bir ihtarname ile markalara kesilen fatura ve tahsil edilen tutarlara ilişkin dekontlar istenilmişse de bu kayıtlar müvekkiline gönderilmediğini. Alacağın tam olarak tespiti, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi, banka hesap hareketleri ve markalarla yapılan anlaşmalar bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını. Fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL olan alacak talebinin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE: Davanın, taraflar arasındaki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davası olduğu anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Davalının tacir olup olmadığının tespiti için, bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılmış, esnaf tacir ayrımı yönünden bilanço esasına göre mi yoksa işletme esasına göre mi defter tuttuğu hususu ile birlikte işletme hesabına göre defter tutuyorsa VUK 177. Maddesi uyarınca esnaf işletme sınırının altında kalıp kalmadığı ve 1. Sınıf tacir olup olmadığı hususları sorulmuştur. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 01.07.2026 tarihli cevabi yazısı ile; "İlgide kayıtlı yazınıza istinaden bilgisayar kayıtlarımızın tetkiki neticesinde Dairemiz mükellefinin█████/2022-█████/2022, █████/2022 - █████/2026 tarihleri arasında ... Vergi Dairesinde mükellefiyet kaydı bulunduğu, █████/2026 tarihi itibariyle ... iş yeri adresi olmak üzere "video içerikleri video blog ,video podcast'lerin yapımı (fenomenler (influencerlar) ve vloggerlar tarafından yapılanlar)" faaliyetinden dolayı Serbest Meslek Kazancı yönünden Dairemizde mükellefiyet tesis edildiği" şeklinde cevap vermiştir. Açıklamalar doğrultusunda, açılan davalarda öncelikle mahkemenin yargılamada görevli olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Gerçek kişiler tarafından açılan ya da gerçek kişilere karşı açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı).Tüm dosya kapsamından; davalı tarafça taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağını talep ettiği, davacının tacir olmadığı iş bu davada görevli mahkemelerin genel mahkemeler olduğu anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, (ihtar edildi)3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. █████/2026Katip ...E-İmzalıdır Hakim ...E-İmzalıdır