İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Rusya Federasyonu Moskova Tahkim Mahkemesinin alacak devri sonrası 48.000 Euro avans iadesine ilişkin kararının Türkiyede tanınması ve tenfizi talebiyle usul itirazlarını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, Türkiyedeki bir şirketin, Rusya Federasyonundaki bir tahkim mahkemesi tarafından verilen ve alacak devri sonucunda kendisine geçtiği iddia edilen 48.000 Euroluk alacağın iadesine hükmeden kararın Türkiyede tanınması ve tenfizi talebine ilişkin dava dosyasındaki iddia ve savunmaları özetlemektedir; davacı, Rus mahkemesinin devlet yargı sistemi içinde olduğunu ve kararın tenfiz edilmesi gerektiğini savunurken, davalı ise yabancı mahkemedeki yargılamada usulüne uygun çağrılmadığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın tenfiz koşullarının oluşmadığını belirtmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ticaret unvanının, ''...Limited Şirketi" iken, 22.11.2000 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi ile "...Limited Şirketi" olarak değiştirildiğini, Tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararında şirketin önceki unvanının yer aldığını, ... Limited Şirketi ile karşı taraf olan ...Limited Şirketi arasında bir tedarik sözleşmesi akdedildiğini, Karşı tarafın sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmemesi üzerine, ... Limited Şirketi tarafından söz konusu sözleşme uyarınca avans ödemesi olarak verilen 48.000,00 Euro tutarındaki bedelin iadesi talebiyle Rusya Federasyonu Moskova Şehri Tahkim Mahkemesi nezdinde dava açtığını, yargılama sürecinde ... Limited Şirketi, dava konusu alacağı Alacak Devri Sözleşmesi ile müvekkili ... Limited Şirketine devretmiş, devir sonucunda, 30.01.2025 tarihli Moskova Şehri Tahkim Mahkemesi'nin ilamında da açıkça belirtildiği üzere "dava dosyası kapsamında alacaklının ..... "...'' Limited Şirketinin (bulunduğu adres: ....., Moskova bölgesi, .....şehri, ...köyü, ..., mülk ...., yapı......, mahal ...... Kat ...., ...: ..., ... veriliş tarihi: 09.09.2014, INN (vergi numarası: ...) yerine halef firma ... "..." Limited Şirketi (... ...) olarak belirlenmesine" karar verilmiş ve böylece dava dosyasında alacaklı sıfatının davacıya geçtiğini, Moskova Şehri Tahkim Mahkemesi'nin ... numaralı dosyasında 30.01.2025 tarihli kararın giriş kısmında yer alan "Davalı adına: Gelmemiştir, tebliğ yapılmamıştır." ifadesinde yazım hatası bulunduğu tespit edilmiş; bu hatanın düzeltilmesi için Moskova Şehri Tahkim Mahkemesi tarafından 10.02.2025 tarihli ve ... dosya numaralı tespitname kararı verilmiş olup karar ile, esas hüküm değiştirilmeden yalnızca yazım hatası düzeltilmiş ve "30 Ocak 2025 tarihli kararının giriş kısmında dava taraflarına tebliğ yapılması bilgisi alanında "davalı taraf: tebliğ yapılmıştır, duruşmaya gelmemiştir" şeklinde okunmasına" karar verildiğini, Moskova Şehri Tahkim Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli kararı, ekte sundukları kesinleşme şerhli ve apostilli mahkeme kararında da görüleceği üzere 04.03.2025 tarihinde kesinleştiğini, Rusya Federasyonu yargı sisteminde ticari uyuşmazlıklara bakan mahkemeler "Tahkim Mahkemesi" olarak adlandırılmakta olduğunu, mahkemelerin, özel hakem yargılaması olmayıp, devlet yargı sistemine dahil ilk derece ticaret mahkemeleri niteliğinde olduğunu, dolayısıyla işbu mahkeme tarafından verilen kararın, Türk hukukundaki anlamıyla bir tahkim kararı değil, MÖHUK madde 50 vd. kapsamında yabancı mahkeme kararı olduğunu, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de geçerli olabilmesi için tanınması ve hükmedilen alacaklara ilişkin kısmın cebri icraya konulabilmesi için tenfizine karar verilmesi gerektiğini, tarafların ticari şirket olması, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunması ve tenfize konu kararın ticari dava niteliğinde olması nedeniyle, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda işbu davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bakılması gerektiğini, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açıldığından bahisle Moskova Şehri Tahkim Mahkemesi tarafından verilen 30.01.2025 tarihli kararın Türkiye'de geçerli olabilmesi için tanınmasına ve tenfizine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada kararın tanınması ve tenfizi için gereken koşul ve şartların sağlanmadığını, yabancı mahkeme kararının 5718 sayılı MÖHUK hükümleri uyarınca Türkiye'de tanınması ve tenfizine karar verilemeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi davacı, davalı şirketten alacaklı olmadığı gibi; bilakis Müvekkili Şirketin davacıdan alacağı bulunduğunu, davacının aksi yöndeki iddiasının asılsız olduğunu, Yabancı mahkemede yürütülen yargılamada davalıya usulüne uygun bir çağrı yapılmamış; yargılama, davalının yokluğunda adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yürütülmüş ve kararın tesis edildiğini, 5718 sayılı MÖHUK m. 54'de tenfiz şartları kümülatif olarak sayılmış olup; özellikle m.54/1-ç gereğince kendisine karşı tenfiz istenen kişinin, hükmü veren mahkeme önünde usulüne uygun şekilde çağrılmamış veya temsil edilmemiş yahut o yer kanunlarına aykırı olarak gıyabında karar verilmiş olması halinde ve bu husus Türk mahkemesi önünde itiraz edilmişse kararın tenfizin mümkün olamayacağı düzenlenmiş, davalı Şirket, Rusya mahkemesi önünde görülen davaya hiçbir şekilde davet edilmemiş, kendisine yargılamadan haberdar olmasını sağlayacak nitelikte usulüne uygun bir tebligat veya çağrı yapılmadığını, bu durumda, yabancı mahkeme kararının davalı şirketin yokluğunda ve savunma hakkı tanınmaksızın verilmiş olup, MÖHUK m. 54/1-ç maddesi kapsamında tenfize engel bir durum huzurda görülmekte olan işbu davada mevcut olduğunu, kararın MÖHUK m. 54/1-ç anlamında gıyapta verilen bir karar olup; itirazımıza binaen kararın tenfizine engel bir sebep olduğunu, Moskova Şehri Tahkim Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli kararın giriş kısmında yer alan "Davalı adına: Gelmemiştir, tebliğ yapılmamıştır." açıklaması ile esasen davalının yokluğunda bir yargılamanın gerçekleştirildiği kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya koyduğunu, tenfiz şartlarının yokluğu sebebiyle davacının tanıma ve tenfiz taleplerinin ayrı ayrı reddine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tenfiz kararı verilebilmesinin koşulları, Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma bulunması olduğu, Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda ikili veya çok taraflı bir anlaşma olmadığı ancak fiili karşılıklılık olduğu konusunda İstinaf ve Yargıtay kararları bulunduğu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi ████████ Esas - █████████ Karar sayılı dosya ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesi █████████ Esas - █████████ Karar sayılı dosyası) anlaşıldığından dosyaya konu ilam açısından mütekabiliyet koşulu sağlanmıştır. Diğer şart, ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması olup davanın konusu satım sözleşmesi gereği peşin ödeme yapıldığı ancak satılanın teslim edilmediği iddiasına ilişkin olduğundan tenfizi istenilen ilam Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemektedir. Bir başka şart, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması olup tenfizi istenilen ilam borç alacak konusunda olduğundan kamu düzenine aykırı bulunmamaktadır. Son şart, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olmasıdır. Mahkeme kararı tespit namesinde davalı tarafa duruşma tebliği yapıldığı ancak duruşmaya gelmediğinin yazıldığı, davalı tarafça kendisine usulüne uygun tebliğ yapılmadığı savunulmuş ise de, mahkemenin ön talep yazısına yazılı cevap verdiği anlaşıldığından davalı tarafın duruşmaya usulüne uygun çağrıldığı anlaşılmakla tenfiz için tüm şartlar sağlandığından davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, yabancı yer mahkemesinde yürütülen yargılamada davalı şirkete usulüne uygun bir çağrı yapılmamış, yargılama davalı şirketin yokluğunda adil yargılama ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek tek taraflı olarak yürütülmüş ve en nihayetinde de tek taraflı bir yargılama neticesinde karar tesis edildiğini, yerel mahkemenin davalı şirket tarafından ön talep yazısına cevap verildiğinden hareketle yargılamadan haberdar olunduğuna ilişkin tespitinin hatalı olduğunu, zira Moskova Mahkemesi kararında atıf yapılan yazışmaların taraflar arasındaki yazışmalar olduğunu, kaldı ki posta ile yapılan bildirimin davalı adresine tebliğ edilemediği de yabancı mahkeme tarafından açıkça tespit edilmiş, Moskova Mahkeme kararında davanın ne zaman açıldığına dair bir tarih belirtilmemiş ise de kararda işletilen faiz başlangıç tarihinden dava açılışının 3 Kasım 2024 tarihinde olduğu tarafımızca tahmin edildiğini, atıf yapılan yazışmaların davanın açılış tarihinden önce taraflar arasında yapıldığı ve bu yazışmaların usuli bir tebligat sayılamayacağı da açık ve tartışmasız olduğunu, Moskova Mahkemesinin taraflar arasındaki yazışmaları bir tarafın yokluğunda yargılanması için yeterli saymasının savunma hakkı ihlali olduğunu, davalıya dava dilekçesi ve mahkeme kararının tebliğ edilmediğini, netice olarak mahkemece gerekçeli kararında atıf yapılmış olan ilgili yazışma taraflar arasında yürütülmüş bir yazışma olup; ilgili yazışmanın yabancı yer mahkemesince davanın açıldığına dair davalı Şirkete gönderilmiş resmi bir tebligat olmadığını, davalıya resmi bildirim yapılmamış olması savunma hakkının kısıtlanmaması bakımından kamu düzeninden olup Yerel Mahkemenin bu hususu dikkate almaması ve Moskova mahkemesinden talepleri gereği davalıya dava dilekçesinin tebliğ edilmediğinin sorulmamasının usuli bir eksiklik olduğunu, dolayısıyla tenfiz için gerekli koşul ve şartların sağlandığı sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığını, yerel mahkemenin aksi yöndeki tespitinin hatalı olduğunu, esasa ilişkin itirazlarının her halükarda saklı kalmak kaydıyla; yabancı mahkemede yürütülen yargılamada davalı şirkete usulüne uygun bir çağrı yapılmamış; yargılama, davalı şirketin yokluğunda adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yürütülmüş ve en nihayetinde de karar tesis edildiğini, söz konusu bu dava özelinde davalı şirkete usulüne uygun resmi bir çağrı ya da tebligat yapılmadan yargılama yürütülmüş ve en nihayetinde de Şirketin yokluğunda karar verilmiş , Mahkemenin referans verdiği ön talep yazısı ve bu ön talep yazısına cevap yazısı tamamen iki tacirin karşılıklı yazışmasından ibaret olduğunu, ilgili yazışma mahkeme tarafından gerçekleştirilmediğini, dolayısıyla tenfiz için gerekli koşul ve şartların sağlandığı sonucuna ulaşılmayacağını, bu çerçevede tenfize konu karar, MÖHUK m. 54/1-ç anlamında gıyapta verilen bir karar olup; itirazımıza binaen kararın tenfizine engel bir sebep olduğunu, bu yöndeki itirazlarının göz ardı edilmiş, taraflar arasındaki yazışma adeta mahkemece davalı Şirkete yapılmış bir bildirim gibi değerlendirilmiş ve en nihayetinde de taraf teşkilinin sağlandığı sonucuna ulaşıldığını, dahası Moskova Şehri Tahkim Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli kararın giriş kısmında yer alan "Davalı adına: Gelmemiştir, tebliğ yapılmamıştır." açıklaması ile esasen davalı Şirketin yokluğunda bir yargılamanın gerçekleştirildiği kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya koyduğunu, öğretide ve uygulamada, davalı tenfize karşı savunma hakkının ihlalini ileri sürerse ispat yükü bu durumda davacı üstüne düştüğü kabul edildiğini, davacının yabancı mahkeme önünde yapılan yargılamada usulüne uygun tebligatın yapıldığını ispatla mükellef olduğunu, bu çerçevede davacıdan, yabancı mahkemede yürütülen yargılamada Müvekkil Şirkete yapılan çağrı/tebligata ilişkin resmi ve onaylı belgelerin (tebligat mazbatası, tebliğ tarihi, yöntem, yurt dışı tebligat usulü vs.) tam ve eksiksiz olarak sunulması talep edilmiş ise de; Yerel Mahkeme bu yöndeki talebini herhangi bir gerekçe ileri sürmeksizin cevapsız bırakmış, oysaki söz konusu kayıt ve belgelerin dosyaya sunulması ya da sunulamaması sonrasında yabancı mahkeme önünde yapılan yargılamanın taraf teşkili sağlanmaksızın yürütüldüğü rahatlıkla anlaşılacağını, davalı şirkete dava dilekçesi tebliğ edilmediği gibi; karar dahil yargılamanın hiçbir aşamasında da tebligat yapılmadığını, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla veya yabancı mahkeme/merciiye istinabe yoluyla tebligatın yapılıp yapılmadığı veya yapılmışsa hangi usulle yapıldığının sorulması tarafımızca Yerel Mahkemeden talep edilmiş ise de; aynı şekilde bu yöndeki talebimiz de göz ardı edildiğini, davalı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun biçimde gerçekleştirildiğini gösterir resmi belgeler, tebligat mazbataları veya tebligatın yöntemine ilişkin delillerin davacı tarafça dosyaya sunulması şart ve mecburi olduğunu, aksi halde, ispat yükü yerine getirilmediğinden tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğini, netice itibariyle davalı şirket hakkında hiçbir şekilde taraf teşkili sağlanmadan, usulüne uygun çağrı veya tebligat yapılmadan yürütülmüş yabancı yargılamanın ürünü olan söz konusu kararın, Türk hukukunda geçerli bir mahkeme ilamı gibi icra edilmesinin mümkün olmadığını, yabancı kararın, hem MÖHUK m.54/1-ç anlamında savunma hakkı ihlali oluşturmakta hem de MÖHUK m.54/1-c uyarınca Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmakta olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için gerekli koşulların bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı ... Limited Şirketi tarafından başvurulması üzerine Moskova Şehri Tahkim Mahkemesi tarafından █████/2025 Tarih ve ... sayılı karar verilmiştir. Ayrıca bu karara ilişkin █████/2025 tarihli tashih kararı bulunmaktadır.
Davacı tarafça, davaya konu yabancı mahkeme kararının icra edilebilmesi için kararın Türkiyede tenfizine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin olarak 5718 sayıl Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK) hükümlerinin uygulanması gerekir.
MÖHUK'un 50/1. Maddesi, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır, şeklinde düzenlenmiştir. MÖHUK'un 53. maddesine göre, tanıma ve tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi gerekir.
MÖHUK'un 54. maddesine göre de, tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması, gerekir.
Somut olayda davalı, tenfiz istemine karara ilişkin yargılamanı kendisine tebligat yapılmadan ve yokluğunda yapıldığını, bu haliyle tenfiz koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür. Tenfiz istemine konu Moskova Şehri Tahkim Mahkemesi kararında taraf ve temsilcililerine ilişkin kısımda "Davalı adına: Gelmemiştir, tebliğ yapılmamıştır" ifadesi yazılı ise de, bu ifadenin altında yargılama sürecinin anlatıldığı kısımı ise, "davalı mahkeme duruşmasına gelmemiştir, dosya içeriğinde duruşmanın yapılacağı tarih, saat ve yer bilgisi hakkında Rusya Federasyonu APK 123. Maddesi uyarınca usulüne uygun bilgilendirildiği ve gereken tebliğin yapıldığını delilerin bulunduğu tespit edilmiştir" şeklindedir. Ayrıca, █████/2025 tarihli tashihte de Moskova Şehri Tahkim Mahkemesinin ... numaralı dava dosyası kapsamında 30 Ocak 2025 tarihli kararın giriş kısmında dava taraflarına tebliğ yapılması bilgisi alanında "davalı taraf: tebliğ yapılmıştır, duruşmaya gelmemiştir" şeklinde okunmasına karar verilmiştir. Tashih kararının ise █████/2025 tarihinde kesinleştiği şerh edilmiştir. Tenfiz istemine konu Moskova Şehri Tahkim Mahkemesinin 30 Ocak 2025 tarihli kararının ise █████/2025 tarihinde kesinleştiği şerh edilmiştir. Buna göre, tenfiz istemine konu mahkeme kararı ve buna ilişkin tashih kararında davalıya tebligat yapıldığının belirtilmiş olması, ayrıca davalının Moskova Şehri Tahkim Mahkemesine kendisine tebligat yapılmadığı, ilk derece mahkemesince çağrı/tebligatlara ilişkin belgelerin talep edilmesi gerektiği iddialarıyla ilgili olarak bir başvuru yapıldığı ve/veya kesinleşmenin geçersiz sayıldığına ilişkin bir iddia ve ispatın bulunmaması nedeniyle davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir. Davaya konu yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ve kamu düzenine aykırı bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!