İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, kooperatif üyeliğinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında ilk derece kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bir kooperatif üyesi, kendisine tahsis edilen dairenin başkasına ait olduğunun anlaşılması ve üyeliğinden istifa etmesi üzerine ödediği paraların iadesi için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali amacıyla dava açmış; kooperatif ise borcu olmadığını, ödemelerin genel kurul kararı ile ertelendiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi, davacının alacağının önceki bir kararla sabit olduğu, kooperatifin ödeme gücüne sahip olduğu ve genel kurulun erteleme kararının usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve inkar tazminatına hükmetmiş, bu karar kooperatif tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:█████/2025NUMARASI:████████ Esas, ████████ KararDAVA:İTİRAZIN İPTALİKARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı kooperatifin üyelik hakkını █████/1998 tarıhinde eşi ...'den devir alarak █████/2010 tarihinde davalı kooperatifin ortağı olduğunu, aidat ve ödemelerini █████/1998 tarihinden itibaren ödemeye devam ettiğini ve toplamda 116.280.00 TL ödediğini, davalı kooperatif tarafından tahsisi taahüd edilen C blok 18 nolu dairenin █████/2010 tarihinde natamam olarak teslim edildiği müvekkilinin daireye birçok masraf yaparak kiraya verdiğini, ancak sonradan müvekkilinin aynı dairenin ... adına tapuda kayıtlı olduğunu öğrendiğini, tahsis edilecek başka bir dairenin de kalmadığını, davalı kooperatiften istifa etmek zorunda kalan müvekkilinin açtığı davada alacağının 116.280,00 TL olduğu sabit olduğunu, ancak İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas ███████ Karar sayılı kararı ile davanın süre yönünden usulden reddedildiğini, müvekkilinin alacağı █████/2013 tarihinde muaccel olduğu halde kooperatif yönetiminin 1163 sayılı yasa hükümlerine aykırı mağdur olan üyelerden aldığı haksız aidat ve ödemeleri geri ödememekte ısrar ettiğini, müvekkilinin bahsi geçen davada tespiti yapılan alacağının tahsili için İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden başlattığı takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatifin üzerine düşen tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz yerine getirdiğini ve davacı tarafça gayri kabili rücu ibra edildiğini, davanın açılmasında davacının hukuki hiçbir menfaatinin bulunmadığını, müvekkili kooperatifin 2016 yılına ait █████/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında ve ayrıca önceki tarihli muhtelif genel kurul kararlarında, çıkan ve çıkarılan ortağa yapılacak iade ödemeleri kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye sokacağından ödemelerin ertelenmesi yönünde karar alındığını, süresinde açılmayan davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte temerrüde düşmeyen müvekkili aleyhine işlemiş faiz yada takip sonrası faiz adı altında hiçbir şekilde talepte bulunulamayacağını, ikrar anlamına gelmemekle birlikte, yargılama sonunda davacı tarafa herhangi bir ad altında ödeme yapılması şeklinde bir hüküm kurulsa dahi; bu ödeme hakkında bir ödeme planı düzenlenmesi ve █████/2017 tarihli Olağan Genel Kurul tarihinden itibaren üç yıl sonrasından başlamak suretiyle erteleme kararı verilmesi gerektiğini, zira bu genel kurulda ödemelerin 3 yıl ertelenmesi yönünde karar alındığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine, icra takibinin iptaline ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN █████/2021 TARİH VE █████████ ESAS ███████ KARAR SAYILI KARARI İLE:Davalı kooperatifin 2017 yılı itibariyle artık inşaat imalatı yapmadığı, bu tarih itibariyle tüm konut imalatlarının bitirilip ortaklara dağıtılmış olduğu, kooperatifin giderlerinin cari giderlerden ibaret olduğu, kooperatif yönetiminin ortakların ödemediği aidatları tahsil, ödeme yapılmaması halinde yaptırımların uygulanması yönünde yükümlülüğünün bulunduğu, kooperatifin ortaklıktan çıkan/çıkartılan üyelere, alacağı yargıtay kararı ile de kesinleşmiş davacıya geri ödeme yapılması yükümlülüğü taşıdığı, davalı kooperatifin, 2016 yılı bilançosunun görüşüldüğü █████/2017 genel kurul tarihi itibariyle davacının geri ödemesini yapabilecek gelire (likitideye) sahip olduğu gibi genel kurul tarafından yönetim kuruluna yapılan yetki devrinin geçersiz olduğu, genel kurulun bu yetkisini devredemeyeceği, dolayısıyla davacıya yapılacak olan iade ve ödemelerin usulüne uygun bir şekilde genel kurulca ertelenmiş olduğundan bahsedilemeyeceğinden davacının alacağını talep etmekte haklı olduğu, davacının mahkeme kararı ile kesinleşen alacağından, payına düşen giderler ve taşınmazın kendisinde olduğu dönemde elde ettiği kira geliri düşüldükten sonra kalan kısım yönünden davanın kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne, davacı takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.Karar davalı kooperatif vekili tarafından istinaf edilmiştir.DAİREMİZİN █████/2024 TARİH VE ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI KARARI İLE:Somut olayda, █████/1998 tarihinde davalı kooperatife üye olan ...'den █████/2010 tarihinde üyeliği devralarak davalı kooperatife üye olan davacının Gölcük ... Noterliğinin █████/2012 tarih ve...yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kooperatiften istifa ettiğini davalı kooperatife bildirerek ödediği aidat ve daire için yaptığı masrafları talep ettiği, ihtarnamenin davalı kooperatife █████/2012 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda davacının, istifasını hesap senesinin sonundan en az 1 ay önce vermediği dikkate alındığında, hesap senesinin son ayında verilen istifa sebebiyle çıkma payı alacağının, istifayı takip eden bir sonraki yıla ait 2013 yılı bilançosuna göre hesaplanması gerektiği, ayrıca bu bilançonun genel kurulda kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonraki tarihten itibaren muaccel olup talep edilebilir hale gelen çıkma payı alacağına da bu tarih itibariyle faiz yürütülebileceği, oysa mahkemece hükme esas alınan █████/2020 tarihli bilirkişi raporunda çıkma payı alacağı 2012 yılı bilançosuna göre hesaplanmış olup işleyecek faizin de bu bilançonun görüşülüp kabul edildiği genel kurul tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren bir ay sonrası esas alınarak hesaplandığı, yine hesaplanan çıkma payı alacağından 2013 yılı bilançosu genel giderlerinin mahsup edilmesi gerekirken 2012 yılı bilanço giderlerinin esas alınmasının da doğru olmadığı, buna göre hesap senesinin son ayında verilen istifa sebebiyle çıkma payı alacağının, istifayı takip eden bir sonraki yıla ait 2013 yılı bilançosuna göre hesaplanması gerektiği gözetilerek davalı kooperatifin ana sözleşmesi ve 2013 yılı bilançosunun görüşüldüğü genel kurul toplantı tutanakları da getirtilerek dosya kapsamındaki bilgi, belgeler ve gerekli görülürse kooperatif defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi isabetli olmadığı gerekçelerine istinaden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN █████/2025 TARİH VE ████████ ESAS ████████ KARAR SAYILI KARARI İLE:Davacının, davalı kooperatifin eski ortağı olduğu, █████/2012 tarihli dilekçesiyle kooperatif üyeliğinden istifa ettiği, kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortaklarla hesaplaşma ile çıkma payının nasıl belirleneceğinin Kooperatifler Kanununun 17. ve yapı kooperatifi ana sözleşmesinin 15. maddelerinde düzenlendiği, buna göre kooperatiften ihraç edilen ortağın, ödediği aidatın tamamını değil ihracın kesinleştiği yılın bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkına sahip olduğu, bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hakkın talep edilebileceği, kooperatifin 2013 yılı gelir tablosuna göre genel yönetim giderlerinin 236.782,79 TL olduğu, davacının, davalı kooperatiften genel gider payı ve tahsil edilen kira bedeli düşüldüğünde takip tarihi itibariyle 103.145,55 TL asıl alacak ve 23.983,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 127.129,01 TL'yi talep edebileceği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 103.145,55 TL alacağın %20 si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacı takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin kanun ve ana sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülükleri tam ve zamanında yerine getirdiğini, taşınmazın davacıya teslim edildiğini ve davacı tarafça, müvekkilinin gayri kabili rücu ibra edildiğini, ayrıca taşınmazı kiraya veren davacının uzun yıllar kira geliri elde ettiğini, bu nedenle davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı lehine hüküm verilmesi durumunda da davacının herhangi bir menfaat elde edemeyeceğini, aksine müvekkili kooperatifin Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesinde ifade edildiği üzere mevcudiyetinin tehlikeye düşeceğini, müvekkili kooperatifin 2016 yılına ilişkin █████/2017 tarihli genel kurulunda alınan karar ile (ayrıca önceki tarihli muhtelif genel kurul kararlarında), 2016 yılı bütçe dönemleri içerisinde çıkan ve çıkarılan ortaklara yapılacak iade ödemelerinin, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye sokacağı, kooperatifin amacına ulaşmasını engelleyeceği ve bütçenin, bu ödemeleri yapamayacak durumda olması dolayısıyla bu ödemelerin, Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesi uyarınca 3 yıla kadar ertelenmesine karar verildiğini, bu nedenle davanın yasal süresinde açılmadığından bahisle usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin, davacı tarafa hiçbir şekilde borcu bulunmadığı gibi ayrıca hiçbir zaman temerrüde düşmediğini, bu nedenle işlemiş yada takip sonrası faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacak ve ferileri likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece tesis edilen kararda, davalı kooperatifin 2017 yılı itibariyle inşaat imalatı yapmadığı, bu tarih itibariyle tüm konutların imalatının bitirilip ortaklara dağıtılmış olduğu, kooperatifin giderlerinin, cari giderlerden ibaret olduğu, 2017 veya sonraki yıllar değerlendirildiğinde, ortaklardan birikmiş alacaklar tahsil edilmedikçe veya genel kurullarda, çıkan/çıkartılan üyelere özgü bir aidat toplanması cihetine gidilmedikçe çıkan veya çıkarılan ortaklara geri ödeme yapılmasının mümkün olamayacağı şeklinde gerekçeye yer verilmiş ise de, yapı kooperatifleri ancak kat mülkiyetine geçiş ile tasfiye edilebileceğini, müvekkili kooperatifin ise kat mülkiyetine geçiş sürecindeki inşaat faaliyetlerinin hukuken ve fiilen devam ettiğini, fakat müvekkilinin, birtakım üyeleri, arsa sahipleri ve başkaca 3. şahıslarla yaşadığı hukuki ve mali ihtilafların, müvekkili kooperatifin tanımlanan işbu borç ve yükümlülüğünü ifa etmesine engel olduğunu, bu ihtilafların çözümlenmesi amacıyla müvekkilinin, verdiği tüm hukuki mücadelelerin yanı sıra, üyelerinden olan alacaklarının tahsili amacıyla da ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli hukuki mücadeleleri verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden davacının çıkma payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 116.280,00 TL asıl alacak ve 38.721,24 TL faiz olmak üzere toplam 155.001,24 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, istifa suretiyle kooperatif ortaklığından ayrıldığı itiraz konusu olmayan davacının, çıkma payını isteme hakkının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı noktasında toplanmaktadır.Dairemizin kaldırma kararından önce mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişi raporu alınmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2018 tarihli raporda; ortak cari hesap ekstresi incelendiğinde davacı tarafından davalı kooperatife muhtelif tarihlerde toplam 116.280,00 TL ödeme yapıldığı, davacının istifa talebi █████/2012 tarihinde gerçekleştiğinden geri iade talep hakkının K.K.17. ve anasözleşmenin 15. maddesi gereğince 2012 yılının bilançosunun görüşüleceği 2012 yılı genel kurul toplantısından 1 ay sonra muaccel hale geleceği, 2012 yılı bilançosunun görüşüldüğü toplantının █████/2013 tarihinde yapıldığı, 2012 yılı bilançosuna göre davacının yaptığı ödeme tutarının 116.280.00 TL olduğu, davacının, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ancak yıl sonu bilançosuna göre payına düşen miktarı alabileceğini, bu miktardan davacının hissesine düşen genel giderlerin düşülmesi ve davacı alacağının muaccel olduğu █████/2013 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekeceği, ticari deftere ilişkin bilgisayar kayıtlarının incelenmesinde, ticari defterin kayıtlarına geçen ... kodlu Genel Yönetim Giderleri hesabındaki 2012 yılı bilanço giderinin toplam 174.428.32 TL olduğu, kooperatifin 96 kayıtlı üyesi olup davacıya düşen gider payı tenzilinden sonra davacının alacağının 116.280.00 TL - (174.428,32 TL / 96 - 1.816,96 TL ) = 114.463,04 TL olarak hesaplandığı, bu alacağın muaccel olduğu █████/2013 tarihinden █████/2017 icra takip tarihine kadar işlemiş faizin 39.259,24 TL olduğu, davacının talebinin ise 38.721,24 TL olduğu, buna göre talep edilebilecek toplam alacağın153.184,28 TL olduğu, erteleme kararı kooperatif genel kuruluna ait olup devredemeyeceği yetkileri arasında olduğundan davacıya yapılacak olan iade ve ödemelerin usulüne uygun bir şekilde genel kurulca ertelenmiş olduğundan bahsedilemeyeceği bildirilmiştir.Farklı bir bilirkişi tarafından sunulan █████/2019 tarihli raporda; davalı kooperatifin, ihtilafın yaşandığı 2008-2014 dönemine ait defterlerinin başka bir yargılama dolayısıyla bulunduğu Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı kaleminde, 2016-2017 yılı defterlerinin ise kooperatif merkezinde incelendiği, 2008, 2010, 2014, 2015, 2019 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı, ancak kapanış tasdiklerinin süresinde alınmadığı, 2009, 2011, 2012, 2013, 2016, 2017, 2018 yıllarının açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde alındığı, davalı kooperatifin kayıtlarında davacının hesap hareketleri incelendiğinde █████/2012 tarihli bilançodaki 126.380,00 TL alacağın sonraki yıllarda da aynı tutarda devam ettiği, █████/2017 takip tarihi itibariyle de aynı tutarda alacağın bulunduğu, davacının istifasına göre 2012 yılı genel yönetim giderlerinin 96 üye içerisindeki 1.816,96 TL payın tenzili ile davacının alacağının 124.563,04 TL olarak hesaplandığı, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının takip tarihinde 116.280.00 TL asıl alacak talep edebileceği, işlemiş faiz yönünden ise yatırılmış bir harç olmadığından itirazın iptalinin istenemeyeceği bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan █████/2019 tarihli ek raporda; davacının eksik harcı tamamlaması durumunda 38.721,24 TL faiz talebinde bulunabileceği, davalı kooperatifin, davacının istifası sonrası öncesinde elde ettiği kiraları davacı ortağa ödeyeceği aidat bedellerinden mahsup edip edemeyeceği itirazlarının hukuki değerlendirmesinin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.İlk raporu düzenleyen bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2020 tarihli ek raporda; davalı kooperatif tarafından ibraz edilen ve incelenen 2015 (defteri kebir ve envanter), 2016, 2017, 2018 ve 2019 ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süreleri içerisinde yaptırılmış olduğu, 2015 yılı yevmiye defterinin (bulunamadığı, farklı bir mahkemede olabileceği) ibraz edilmediği, ticari defterlerin birbirlerini teyit ettiği, Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında olduğu bildirilen 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 yıllarına ait ticari defterlerin ise █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Mahkeme kalemine gidildiğinde ticari defterlerin olmadığı beyanıyla incelenmesinin mümkün olmadığının rapor edildiği, davalı kooperatif ticari defter kayıtlarına göre, davalı kooperatifin icra takip tarihi olan █████/2017 tarihi itibariyle davacıya 129.380,00 TL borçlu durumda bulunduğu, davalı kooperatifin 2012 yılı Genel Yönetim Giderlerinin 178.322,97 TL olduğu, davacının ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ancak yıl sonu bilançosuna göre payına düşen miktarı alabileceği ve bu alacaktan davacının payına düşen genel giderlerin düşülmesi gerektiği, davacı alacağının muaccel olduğu █████/2013 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulannlası gerekeceği, davalı kooperatifin 96 kayıtlı üyesi olup davacıya düşer gider payının 1.857,53 TL olarak hesaplandığı, davacının alacak talebinin 116.280,00 TL olduğu dikkate alındığında ise 1.857,53 TL genel gider payı düşüldüğünde ise davacının talep edebileceği alacağın 114.422,47 TL olarak hesaplandığı, işlemiş faizin ise 38.721,24 TL olduğu, buna göre takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak toplamının 153.143,71 TL olduğu, davacının beyanına göre tahsil ettiğini belirttiği 10.642,00 TL kira geliri mahsup edildiğinde ise işlemiş faiz ile birlikte takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak toplamının 139.375,75 TL olduğu bildirilmiştir.Davacı tarafından aynı sebeplere dayalı olarak kooperatife karşı açılan davada İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2014 tarih ve ███████ Esas ███████ Karar sayılı kararı ile, davacının dava tarihi itibariyle davalı kooperatiften talep edebileceği muaccel bir aidat alacağı bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olup kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece uyuşmazlık ile ilgili önceki bilirkişilerden farklı bir bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2018 tarihli raporda; davacı tarafından kooperatife yapılan ödeme tutarının 116.280,00 TL olduğu, hazirun cetveline kayıtlı 95 ortağı bulunan davalı kooperatifin 2013 yılı bilanço ve gelir tablosunun görüşüldüğü genel kurulunun █████/2014 tarihinde yapıldığı, kooperatifin bağlı bulunduğu vergi dairesine sunulan ve tahakkuk ettirilen █████/2014 tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekinde sunulu 2013 yılı gelir tablosuna göre, genel yönetim giderlerinin 236.782,79 TL olduğu, buna göre talep edilebilecek asıl alacağın 103.145,55 TL olduğu, çıkma payının genel kurulun yapıldığı █████/2014 tarihinden 1 ay sonra █████/2014 tarihi itibariyle istenebilir olduğu, bu durumda takip tarihine kadar hesaplanan işlemiş faiz tutarının 24.156,88 TL olduğu bildirilmiştir. "...Dava, çıkma payı alacağının tahsiline ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1. ve anasözleşmenin 15/1. maddesi gereğince, ayrıldığı yıl sonu bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haiz olup, ayrıldığı yıl sonu bilançosunun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ayın sonunda bu alacak temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın muaccel olur ve talep edilebilir. Aynı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle ödemelerin 3 yıl geçmemek üzere belli bir süre ile geciktirilmesine ilişkin alınan kararın, anılan aynı genel kurulda alınması ve mahkemece, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğunun bilirkişi raporu ile yargılama sırasında saptanması halinde, erteleme kararındaki süre geçmeden önce açılan dava, ödemeleri geciktirme süresinden önce (erken) açıldığı gerekçesiyle reddedilmelidir..." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı). Kooperatif ansözleşmesinin 13/1 fıkrası 1. cümlesi uyarınca, her ortağın, hesap senesi sonundan en az 1 ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabileceği; 15/1 fıkrası uyarınca, çıkma payı alacağının, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanarak bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verileceği kararlaştırılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 17. maddesinde ise, çıkma payı alacağının, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacağı, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemelerin, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, █████/1998 tarihinde davalı kooperatife üye olan ...'den █████/2010 tarihinde üyeliği devralarak davalı kooperatife üye olan davacı Gölcük ... Noterliğinin █████/2012 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kooperatiften istifa ettiğini davalı kooperatife bildirerek ödediği aidat ve daire için yaptığı masrafları talep etmiştir. İhtarname davalı kooperatife █████/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda kanun ve ana sözleşme hükümlerine göre davacının, istifasını hesap senesinin sonundan en az 1 ay önce vermediği dikkate alındığında, hesap senesinin son ayında verilen istifa sebebiyle çıkma payı alacağının, istifayı takip eden bir sonraki yıla ait 2013 yılı bilançosuna göre hesaplanması gerekir. Tüm bu hususlar Dairemizin kaldırma kararında da vurgulanmıştır.Davalı kooperatif vekili istinafında, kooperatifin 2016 yılına ilişkin █████/2017 tarihli genel kurulunda alınan karar ile (ayrıca önceki tarihli muhtelif genel kurul kararlarında), 2016 yılı bütçe dönemleri içerisinde çıkan ve çıkarılan ortaklara yapılacak iade ödemelerinin, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye sokacağı, kooperatifin amacına ulaşmasını engelleyeceği ve bütçenin, bu ödemeleri yapamayacak durumda olması dolayısıyla bu ödemelerin, Kooperatifler Kanununun 17/2 maddesi uyarınca 3 yıla kadar ertelenmesine karar verildiğini belirterek davanın yasal süresinde açılmadığından bahisle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Ancak davalı kooperatife, iade ödemelerinin yapılması bakımından üç yıla kadar erteleme hakkı tanıyan bu kararın, iddia edilenin aksine, çıkma payı alacağının hesaplanması bakımından esas alınan 2013 yılı bilançosunun görüşüldüğü █████/2014 tarihli genel kurulda alınmış olması gerekir. Bu genel kurulun 9 nolu gündem maddesi ile ise "2013 bütçe dönemleri içerisinde çıkan ve çıkarılan ortaklara yapılacak iade ödemelerin kooperatif mevcudiyetini tehlikeye sokacak, kooperatifimizin amacına ulaşmasını engelleyecek ve bütçemizin bu ödemeleri yapamayacak durumda olması dolayısı ile bu ödemelerin kooperatifler kanununun 17/2 maddesi uyarınca 3 yıla kadar ertelenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine oy birliği ile karar verildi." şeklinde karar alınmıştır. Somut olayda, dava konusu takip tarihi █████/2017 ve dava tarihi ise █████/2017 olsa da, anılan 9 nolu genel kurul kararının, ödemenin ertelenmesine ilişkin olmayıp ödeme ertelenmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin olduğu, ancak 1163 sayılı Kanunun 17/2 maddesi uyarınca ödemenin ertelenmesi genel kurula tanınmış bir yetki olduğundan bu yetkinin yönetim kuruluna devrinin mümkün olmadığı anlaşılmakla sonuç olarak ortada usulünce alınmış bir erteleme kararı bulunmadığından davalının bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Öncelikle, davalının iddia ettiğinin aksine davacıya teslim edildiği ihtilaf konusu olmayan taşınmazın davacı adına tapuda tescil edildiği davalı tarafından iddia edilip ispatlanamadığından davacı çıkma payı alacağını talep etmekte haklıdır. Davalı kooperatifin 2013 yılı bilançosunun görüşüldüğü genel kurul █████/2014 tarihinde yapılmış olup bilançonun genel kurulca oybirliği ile kabul edilerek kesinleştiği bu tarihten itibaren bir ayın sonunda (█████/2014) temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın muaccel olup talep edilebilir hale gelen çıkma payı alacağına da bu tarih itibariyle faiz yürütülebilir. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda, genel gider payı ve tahsil edilen kira tutarı mahsup edilerek tespit edilen asıl alacak üzerinden █████/2014 ile icra takibine başlanılan █████/2017 tarihi arasında işlemiş faiz 24.156,68 TL olarak hesaplanmış olup kaldırma kararında ki gerekçelere uygun olduğu anlaşılan raporun hükme esas alınarak mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekili istinafında, icra inkar tazminatına ilişkin şartların oluşmadığını ve kötüniyet tazminatı taleplerinin ise kabulü gerektiğini ileri sürerek hükmü bu yönlerden de istinaf etmiştir. İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtirazın iptali davalarında İİK'nun 67/2 maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Yapılan açıklamalar gözetildiğinde, davacı tarafından kooperatife yapılan ödemeler kooperatif kayıtları ile sabit olduğu gibi dava ve takip konusu çıkma payı alacağının 2013 yılı bilançosu esas alınarak belirlenebilecek olmasına göre davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerekir ise de, davacının icra takibinde kısmen haksız olmasının, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre kötüniyet tazminatına ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmakla bu yönden de tesis edilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcının, davalı tarafından yatırılan toplam 2.172,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.440,00 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026