Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin, ölümlü trafik kazası sonucu haksız fiil ve ihtiyati haciz iddialarına dayalı maddi tazminat talepli istinaf davası inceleme kararı.
Özet: Davacı anne, oğlunun ölümüne yol açan trafik kazasında, müteveffanın kendi şeridinde seyrederken davalı sürücünün şerit ve hız ihlalleri nedeniyle %100 asli kusurlu olduğunu, ilk kaza tespit tutanağının hatalı olduğunu, ancak bilirkişi raporuyla kusurun davalıda sabitlendiğini ileri sürerek maddi tazminat, adli yardım ve davalı aracına ihtiyati tedbir uygulanmasını talep ederken; davalı sigorta şirketi ise aynı kazaya ilişkin daha önce açılmış benzer davaların usul ekonomisi gereği birleştirilmesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C.
DİYARBAKIRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİDAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)|Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : █████/2026Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ:Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkilinin 70 yaşında olduğunu, hiçbir malvarlığı bulunmadığını, taşınır ve taşınmaz hiçbir mal varlığı olmadığını, yargılama harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu, oğlunu kaybettiğini, aile destekten mahrum kaldığını, sunulan ... kaydından görüleceği üzere çalışmadığını, müvekkiline ait, ekonomik geliri olan mal varlığı olmadığını, mahkemenin de re’sen maddi durumunu araştırabileceğini, müvekkilinin hiç bir taşınır veya taşınmaz mal varlığı olmadığından e devlet ekran görüntüsünü sunduklarını davalı ...'ın ... günü sevk ve idaresindeki ... Plaka sayılı aracı ile ... istikametinden ... İstikametine doğru seyir halindeyken ... Mahallesinde bulunan ... Çayı köprüsü mevkinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kazanın nedeninin, araç sürücüsünün yüzde yüz (%100) ve asli kusurlu olması, şerit ihlali, hız ihlali trafik kurallarını ihlal etmesi olduğunu, bu hususların, ... Sulh Hukuk Mahkemenin ... Değişik İş Sayılı Delil Tespiti dosyasında yapılan keşif ve sunulan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, davacının oğlu ..., ... - ... istikametinde kendi şeridinde trafik kurallarına uyarak seyir halindeyken; davalının, müvekkilinin oğluna ait motorsiklete -...'a- çarpması sonucu müvekkilinin oğlunun olay yerinde feci bir şekilde yaralandığını ve çok geçmeden hayatını kaybettiğini, söz konusu kazanın oluşumuna neden olan ... plaka sayılı aracın, ... no’lu poliçeyle diğer davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalandığını, kaza sonrasında kolluk tarafından tutulan Kaza Tespit Tutanağı, şüpheli ve yakınlarının tek taraflı ve gerçeğe aykırı beyanları esas alınarak hazırlandığını, tutanakta kusura ilişkin kısmın bu şekilde olduğunu; kazanın oluşumunda ... plakalı minibüs sürücüsü ... 'ın kazada kusurunun bulunmadığı, diğer ... plakalı motosiklet sürücüsü ...' un ... sayılı Karayolları Trafik Kanunda belirtilen asli kusurlardan 84/G (Şeride tecavüz etme) ve diğer kusurlardan 46/A (Araçlarını gidiş yönüne göre yolun sağından yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmek) maddesi kuralını ihlal ettiği kaza yerinde alınan ölçüm değerlendirme sonucu kanaatine varıldığını daha sonra ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş dosyasında yapılan keşif ve kusur durumunun tespitine ilişkin raporda ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'ın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, izah edilen ve resen dikkate alınacak bütün nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm dava hakları saklı kalmak kaydıyla; yargılama harç ve giderleri yönünden adli yardım talebinin kabulüne, davalı tarafın mal kaçırma şüphesinin olması, müvekkilin HMK 389 da yer alan hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, nedenleriyle davalıya ait ... plakalı ... marka minibüsün devir ve tasarruf yetkisinin kısıtlanacak nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine, belirsiz alacak davasının kabulü ile yargılama sırasında alınacak olan bilirkişi raporları doğrultusunda 6100 sayılı yasa’nın 107. maddesine göre talebi arttırmak üzere şimdilik ...-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Borçlar Kanununun 76. maddesi uyarınca ...- TL geçici ödeme yapılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... tarihinde sigortalı ... plakalı aracın karıştığı kaza nedeni ile yine müteveffanın mirasçıları tarafından mahkemede ..., ..., ..., ..., ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... sayılı dosyalar ile davaya konu edildiğini, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ve işbu iki dosya aynı trafik kazasına ilişkin aynı talepleri taşıyan ve davalı sıfatına haiz müvekkil şirket her iki dosyada da tek davalı olarak bulunduğundan davaların birleştirilmesi gerektiğini usul ekonomisi ve HMK m. 166 gereğince görülmekte olan işbu davaların önce açılan işbu dosyada birleştirilmesine karar verilmesini, davacı vekili tarafından, müvekkil sigorta şirketi aleyhine; fazlaya dair haklar saklı tutularak destekten yoksun kalma tazminatı talepli işbu tazminat davası ikame edildiğini Açılan dava, haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde ... tarihinde ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde müteveffanın vefat ettiği ve davacıların destekten yoksun kaldığı iddia edildiğini kazaya karışan ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde ... nolu Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile ...-... tarihleri arasında sigortalı olduğunu, bu sigorta bir zorunlu trafik sigortası (sorumluluk sigortası) olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluğu da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını poliçe limiti maktuen ödenecek rakam olmadığını, açıklanan re'sen dikkate alınacak sair nedenlerle müvekkil sigorta şirketi aleyhine açılan tamamen haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararı ile; "...Dava maddi tazminat istemine ilişkindir.Mahkememizce asıl dava davacısı ve birleşen davalar davacıları vekilinin ... ve ... tarihli tensip zaptları ile ayrı ayrı adli yardım taleplerinin reddine karar verilerek her bir dava yönünden ayrı ayrı başvuru harcı ve peşin harcın ve asıl dosya ile birleşen ... esas sayılı dosya yönünden gider avansının yatırılması hususunda 2 hafta kesin süre verilmiş, gider avansının ikame edilmemesi durumunda asıl ve birleşen davanın usulden reddolunacağı ihtar olunmuş ve neticeten ilgili tensip zaptları davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Kesin süre içerisinde harç ve gider avanslarının ikmal edilmediği anlaşılmakla asıl dava ve birleşen davaların ayrı ayrı usulden reddine karar vermek gerekmiş, davalı sigorta şirketi vekilinin birleşen ... esas sayılı dosya yönünden cevap dilekçesi sunmadığı gözetilerek bu dosya yönünden lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş ve ağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.1-Asıl dava ve birleşen davaların HMK'nın 114/1-g ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,..." karar verilmiştir.D) İSTİNAF NEDENLERİ:Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinafında; Yerel mahkemenin, maktulün çocukları ..., ..., ... (., ., .. yaşlarında), anne babası ... ve ... ile eşi ...'nın yaşadıkları mağduriyet nedeniyle açtıkları tazminat davasında, ... Asliye Ticaret Mahkemesince ... ve ... tarihli tensip zaptları ile adli yardım taleplerinin reddedilmesi ve iki haftalık kesin süre içinde başvuru harcı, peşin harç ile asıl dosya ve birleşen ... esas sayılı dosya yönünden gider avansının yatırılmaması gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, ancak müvekkillerinin ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosyasında adli yardım taleplerinin kabul edildiğini, nüfus kayıt örnekleri ve fakirlik belgeleriyle malvarlığı bulunmadığının kanıtlandığını, buna rağmen yerel mahkemenin yetim çocukların, yaşlı anne babanın ve ev hanımı eşin adli yardım taleplerini reddetmesinin hatalı olduğunu, ayrıca ... Asliye Ticaret Mahkemesinin adli yardım talebinin reddi kararına karşı süresi içinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasına itiraz edildiği halde bu itiraz hakkında kesin bir karar verilmeden davanın usulden reddedilmesinin Yargıtay içtihatlarına ve hukuka aykırı olduğunu, zira Yargıtay kararlarında, adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmeden harç ve gider avansının tamamlatılması için kesin süre verilemeyeceğini açıkça belirtildiğini, birleşen ... esas sayılı dosyada birleştirme kararının tebliğ edilmediğini ve adli yardım talebinin değerlendirilmediğini, özellikle ... tarihli tensip zaptının (harç ve masraf tamamlama kararını içeren) taraflarına tebliğe çıkarılmadığı halde tebliğ edildiği yanılgısıyla davanın usulden reddine karar verilmesinin usul hatası olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkemenin ... Esas ve ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılarak yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulü ile müvekkillerinin HMK 334 ve devamı maddeleri gereğince adli korumadan faydalandırılması gerektiğini, bu hususlar yönünden yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf konusu etmiştir. İstinaf Başvuru değerlendirme kararı ile; "Davacılar vekiline gönderilen muhtıraya rağmen yasal süresi içinde istinaf maktu karar harcı ve istinaf başvurma harcının süresinde yatırılmaması nedeniyle HMK 344/1 maddesi hükmü gereğince davalı vekilinin İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURMA TALEBİNDEN VAZGEÇMİŞ SAYILMASINA, 2-İstinaf kaydının bu nedenle KAPATILMASINA,," karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili ek karara karşı istinafında ise; "Yerel mahkemenin ikame olunan davayı usulden reddetmesi üzerine adli yardım talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, ancak yerel mahkemenin ... tarihli muhtıra ile istinaf harçlarının yatırılmasını talep ettiğini, bu talebe karşı ... tarihli beyan dilekçesiyle istinaf başvurusunun adli yardım talepli yapıldığını ve ... TL posta gider avansının yatırıldığının belirtilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesinin talep edildiğini, akabinde kalem personelinin adli yardım talebini gözden kaçırdıklarını, ... TL avansın yetersiz olduğunu ve ... TL gider avansının yatırılması gerektiğini bildirmesi üzerine ... tarihinde ... TL gider avansının yatırıldığını, ancak tüm bu gelişmelere rağmen ... tarihinde yerel mahkemece, davacılar vekiline gönderilen muhtıraya rağmen yasal süresi içinde istinaf maktu karar harcı ve istinaf başvurma harcının süresinde yatırılmaması nedeniyle HMK 344/1 maddesi hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek bir karar verildiğini, oysa HMK 336/3 maddesi uyarınca kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebini değerlendirme yetkisinin yerel mahkemede değil, Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay'da olduğunu, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.09.2020 tarihli ████████ E., ████████ K. sayılı ilamı ile Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 09.01.2017 tarihli █████████ E., ███████ K. sayılı ilamı ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 01.12.2016 tarihli ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamlarının da bu hususu açıkça teyit ettiğini, ayrıca davacı müvekkili çocukların ., ., . yaşlarında olup adlarına hiçbir malvarlığı bulunmadığını, maktulün yaşlı anne babasının gelirleri ve malvarlığı olmadığını, müvekkili ...'nın ise hayatı boyunca ev işleri dışında çalışmadığını, dolayısıyla davacıların taşınır ve taşınmaz hiçbir malvarlığı bulunmadığını ve yargılama/istinaf harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olduklarını, bu durumun dosyadaki belgelerle de anlaşıldığını belirterek HMK 334 ve devamı maddeleri gereğince müvekkillerinin adli korunmadan faydalandırılmasını, yerel mahkemenin ... Esas ve ... Karar sayılı ek kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, trafik kazası sonucu oluşan maddi zararın giderilmesine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davacılar tarafından adli yardım talepli olarak eldeki davanın açıldığı, yerel mahkemenin ... tarihli tensip tutanağının 12. Maddesi ile adli yardım talebinin reddine karar verdiği, aynı maddenin devamında ise, adli yardım talebinin reddine ilişkin kararın tebliğinden itibaren harçlar ve gider avansının yatırılması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmesine karar verdiği, davacılar vekilinin ... havale tarihli dilekçesi ile adli yardım talebinin reddine dair karara itiraz ettiği, bunun üzerine dosyanın adli yardımın reddi kararına itirazın değerlendirilmesi için ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, işbu itirazın sonucu ve kesinleşmesi beklenmeden davanın usulden reddine karar verildiği, bunun üzerine davacılar vekilince kararın istinaf edildiği ve istinaf aşaması için de Dairemizden adli yardım talebinde bulunduğu, yerel mahkemece, Dairemizin yetki alanına girmesine rağmen istinaf harç ve giderleri için davacılar vekiline ... tarihli muhtıra çıkartıldığı, muhtıra sonrası istinaf harç ve giderlerinin yatırılmadığı gerekçesiyle bu defa ... tarihli ek karar ile davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, işbu ek kararın da davacılar vekilince, süresinde istinaf edildiği anlaşılmaktadır. İstinafın Değerlendirilmesi:1-a-) Ek karara yönelik istinafın değerlendirilmesi; "...Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.” Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/9 E., ███████ K. sayılı ek kararı ile davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin 17.02.2020 tarihli ve 2019/9 E., ███████ K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir..." (Yargıtay HGK. ████████ E. ████████ K. Sayılı ve 29.09.2020 tarihli ilamı)Somut olayda, davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde adli yardımdan yararlanmak istediğini bildirmiştir. HMK'nın 336/3. maddesine göre; “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.” Bu kapsamda davacılar vekilinin istinaf aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, istinaf incelemesini yapmakla görevli bulunan Bölge Adliye Mahkemesi yani Dairemizdir. Buna rağmen yerel mahkemenin görev sınırlarını aşarak Dairemizin görev alanına giren talep hakkında karar vermesi usule aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle yerel mahkemece verilen ... tarihli ve ... E, ... K, sayılı Ek Kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 1-b-) Davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin değerlendirilmesi; Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Taş Korkmaz H.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 6100 sayılı HMK’nın “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmamasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).Somut olayda, davacı çocuklar ., . ve . yaşlarında olup hiçbir mal varlıkları bulunmamaktadır. Yine diğer davacılar üzerine kayıtlı hiçbir taşınmaz mal bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davacılardan her birinin kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılmakla; Dairemizce davacıların adli yardım taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2-Esas karara yönelik istinafın değerlendirilmesi; Yerel mahkemenin ... tarihli tensip tutanağının 12. Maddesi ile adli yardım talebinin reddine karar verdiği, aynı maddenin devamında ise, adli yardım talebinin reddine ilişkin kararın tebliğinden itibaren harçlar ve gider avansının yatırılması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmesine karar verdiği, davacılar vekiline ayrıca bir muhtıra çıkartmadığı ve adli yardım talebinin reddi kararının itiraz sonucunu beklemeden ve bu karar kesinleşmeden tensip tutanağıyla ihtarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Hâkim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa, geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur. Yine adli yardımın reddi kararının kesinleşmesini beklemeksizin çıkartılan muhtıranın yasal hiçbir hükmü bulunmamaktadır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, 6100 sayılı HMK’nın 344. maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.1968 tarihli ve 1968/9-483 E. - 476 K.; 01.10.1969 tarihli ve 1969/2-417 E.-719 K.; 19.02.1997 tarihli ve 1996/2-897 E.-███████ K.; 13.04.2005 tarihli ve ███████-237 E.-248 K.; 30.11.2005 tarihli ve 2005/5-634 E.-680 K.; 09.05.2007 tarihli ve ███████-178 E.-249 K.; 22.07.2009 gün ve ███████-348 E.- 398 K. sayılı ilamlarında açıkça vurgulanmış; daha sonra verilen kararlarda da kararlılıkla bu uygulama sürdürülmüştür. Nitekim, doktrinde de aynı görüş benimsenmiştir (Baki, Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Bası, Cilt 5, Sayfa 4587 vd.). (Hukuk Genel Kurulunun 16.6.2010 tarih ve ███████-86 E., ████████ K. sayılı kararı). O halde; yukarıda anılan usule uygun şekilde (adli yardımın reddi kararına itiraza yönelik verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği de denetlenmek suretiyle) harçların ve gider avansının ikmali için davacı vekiline usulüne uygun ihtarat yapılması ve neticesine göre hüküm kurulması gerekli iken, yanılgılı değerlendirme ve gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılamanın yukarıda açıklanan usûl ve esaslar dairesinde yeniden yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-Davacılar tarafından yatırılan peşin istinaf karar ve ilam harcının istek halinde İADESİNE,4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Kanunun 362/1-g maddesi uyarınca █████/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.