İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, sanayi sitesinde meydana gelen oto lastiği hırsızlığı nedeniyle güvenlik hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında verilen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, işyerinden çalınan lastikleri nedeniyle sanayi sitesi yönetimi ve güvenlik şirketine karşı icra takibi başlatan bir davacının, davalıların borca itirazlarının iptali talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davacı, hırsızlığın güvenlik zafiyeti ve ihmalden kaynaklandığını iddia ederken, davalılar aktif husumet yokluğu, kusursuzluk ve davacının kendi önlemlerini almadığı için ağır kusurlu olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise bilirkişi raporları ve kamera kayıtlarıyla çalınan lastiklerin varlığını ve faturalarını doğrulamıştır.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:███████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ(Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Sitesi içinde ... işi üzerine işyerinin bulunduğunu, 04.09.2019 tarihi saat 7.20 de işyerinin kapı kilitlerinin sökülmek suretiyle işyerinde hırsızlık olayı meydana geldiğini ve 70 adet oto lastiğinin çalındığını, davalı güvenlik şirketi ile sanayi sitesi arasında güvenlik ve temizlik hizmetleri sözleşmesi bulunduğunu, hırsızlık olayının güvenlik şirketinin zaafiyeti ve sanayi sitesi yönetiminin ihmali nedeniyle yaşandığını, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin zararından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkili tarafından çalınan 70 adet lastiğin faturalarına binaen davalılar hakkından Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından borca itiraz edildiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının 23.408,13 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin devamına icra takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı ... Sitesi Yönetimi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi eklerinin taraflarına tebliğ edilmediğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davacının olayın meydana geldiği sanayi sitesinde mal sahibi veya kiracı olmadığını, bu nedenle aktif husumetinin bulunmadığını, müvekkillinin kusura dayalı veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, bu konuda bir sorumluluk var ise sorumluluğun diğer davalı güvenlik şirketine ait olduğunu, müvekkili ile diğer davalı arasında güvenlik sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin, güvenlik şirketinin ihmal kusur ya da özensizliğinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dava konusu olaya ilişkin güvenlik hizmetinde herhangi bir kusurun bulunmadığını, davacının hırsızlık iddialarını ispat edemediğini, davacının gerekli önlemleri almadığından ağır kusurlu olduğunu, davacının olaydan sonra müvekkili yönetime herhangi bir başvurusunun veya ihbarının bulunmadığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, sitenin yönetim planında, sitenin ortak alanlarında meydana gelen hırsızlık olayları nedeniyle zararın yönetimce karşılanacağına dair bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın usulden, husumetten ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalındığını iddia ettiği lastiklerin kaç adet olduğunu, markaları, faturaları gibi somut verileriyle birlikte ispat etmesi gerektiğini, olayda davacının kusurlu bulunduğunu, davacının alması gereken teknik ve fiziki önlemleri almadığını, olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, ... Sitesinin 216 dönümlük bir yerleşkede, 824 işletme ve günlük araç giriş çıkışının minumum onbinin üzerinde olduğunu, araç girişinin 3 ayrı kapıdan sağlandığını, sabah 7.00 ile 20.00 saatleri arasında giriş çıkışın serbest olduğunu, sitede kamera sisteminin bulunduğunu ve toplam 12 güvenlik görevlisinin vardiyalı çalıştığını, aynı anda dört güvenlik güvenlik görevlisinin çalıştığını, davacının iddia ettiği hırsızlık olayının site kapılarının açık ve girişin yoğun olduğu zaman diliminde meydana geldiğini, müvekkilinin giriş çıkışlarda ya da site içerisinde herhangi bir güvenlik zafiyetinin olmadığı gibi dava konusu hırsızlık olayı nedeniyle herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığını belirterek davanın reddine ve davacının % 20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Mahkemece aldırılan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda çalınan lastiklerin fiyatlandırmasının davacı ticari defter ve kayıtları incelenerek satış ile stokların ve fatura ile ticari defter içeriğinin karşılaştırılması yapılarak düzenlendiği, çalınan lastiklerin girişlerinin ticari deftere kaydedildiği ve faturalar ile ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu doğrultuda davacının sunduğu faturalara aksi ispatlanıncaya kadar itibar edilmesi gerektiği, davacının vergi levhası ve beyannameleri ile dava konusu faaliyetini sürdürdüğü, bu nedenle çalınan ürünlerin bulunduğunun kabulü gerektiği, yine Büyükçekmece CBS'nin ██████████ soruşturma sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda incelenen kamera görüntülerinden davaya konu lastiklerin hırsızların aracına aktarıldığı, bu nedenle hırsızlık tarihinin öncesine ilişkin faturalı ürünlerin çalındığının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle ticari defterlerde kayıtlı olan fatura tutarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalılar arasında site yönetimi tarafından davacıya vekaleten imzalanan sözleşme hükümlerine göre, sorumluluk alanında kalan yerlerde cana ve mala olabilecek tecavüzlerin önlenmesi görevi de üstlenildiğinden, davalıların somut olaydaki zarardan kusurları oranında (TBK.m62) sorumlu oldukları , davacıya karşı ise TBK'nın 61.maddesi gereğince birlikte müşterek- müteselsil sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulü ile; Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 23.408,23TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı ... Şirketi vekili istinaf nedenleri olarak; davacının çalındığının iddia ettiği lastiklerin kaç adet olduğunu, markaları, faturaları gibi somut verilerle birlikte işyerinde bulunduğunu ve çalındığını ispat etmesi gerekirken ispat edemediğini, dosyaya sunulan lastik faturalarındaki şirket isimleri ile davayı açan davacı şirketin farklı unvana sahip olduğunu, dosyaya sunulan faturalar ile şirket kayıtlarının birbirini tutmadığnı, bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sanayi sitesinin mevcut durumu ve olayın oluş şekli itibariyle müvekkilinin giriş ve çıkışlarda ya da site içerisinde herhangi bir güvenlik zafiyetinin kusur ve ihmalinin bulunmadığını, davacının kusur ve ihmalinin olduğu açık iken bu hususun göz ardı edildiğini, olayın hırsızlık olup olmadığının dahi şüpheli olduğunu, hırsızlığa karşı davacı tarafından gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığınında ispatlanamadığını, müvekkilinin verdiği hizmetin genel güvenliğe ilişkin olduğunu site yönetiminin talebi doğrultusunda hizmetle yükümlü olan müvekkilinin verdiği hizmetin giriş kapısındaki kontrolleri ile alakalı olduğunu, her bir dükkan için ayrı bir güvenlik hizmeti verileceği hususunda sözleşmede ayrı bir madde bulunmadığını, dosyaya sundukları delillerinin toplanmadığını, emsal bir araç ile inceleme yapılmadığını, 70 lastiğin bu araca sığdırılmasının mümkün olup olmadığının incelenmediğini, hırsızlığa karşı gerekli tedbirlerin davacı tarafından alınmış olsaydı yine hırsızlığın mümkün olup olmayacağına dair taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... Yönetimi vekili istinaf nedenleri olarak; dava dilekçesi eklerinin taraflarına tebliğ edilmediğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davacının olayın meydana geldiği sanayi sitesinde mal sahibi veya kiracı olmadığını, bu nedenle aktif husumetinin bulunmadığını, müvekkillinin kusura dayalı veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, bu konuda bir sorumluluk var ise sorumluluğun diğer davalı güvenlik şirketine ait olduğunu, müvekkili ile diğer davalı arasında güvenlik sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin, güvenlik şirketinin ihmal kusur ya da özensizliğinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,dava konusu olaya ilişkin güvenlik hizmetinde herhangi bir kusurun bulunmadığını, davacının hırsızlık iddialarını, iddia olunan lastiklerin olay tarihinde işyerinin içerisinde bulunduğunu, lastiklerin sayısını, bu lastiklerin marka ve modellerini ispat edemediğini, bu miktar lastiğin panelvan araca sığamayacağını, davacının gerekli önlemleri almadığından ağır kusurlu olduğunu, davacının sunduğu faturalar üzerindeki firma unvanı ile davacının işyeri unvanının farklı olduğunu, davacının iddiaları ile dosyaya sunulan delillerin çelişkili ve olayın oluş şekline aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından piyasa rayiçleri araştırılmadan davacının sunduğu faturalardaki rakamlara göre tek taraflı olarak rapor düzenlediğini, bu nedenle yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, ayrıca bilirkişinin talep olmadığı ve görevlendirme yapılmadığı halde, vazife dışına çıkarak, zararın dava ve rapor tarihindeki Merkez Bankası Euro kuru üzerinden karşılığının belirtilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle hükme esas alınamayacağını, davacının dinlene iki tanığının görgüye dayalı tanıkları bulunmadığı, davacının çalışanı ve komşusu olarak tarafsız olmadıklarından beyanlarına itibar edilemeyeceğini, tanık anlatımlarının çelişkili olduğunu, tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, davacının olaydan sonra müvekkili yönetime herhangi bir başvurusunun veya ihbarının bulunmadığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, sitenin yönetim planında, sitenin ortak alanlarında meydana gelen hırsızlık olayları nedeniyle zararın yönetimce karşılanacağına dair bir hüküm bulunmadığını, belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hırsızlık sebebiyle oluşan hasar tutarının zarardan sorumlu oldukları iddia edilen davalılardan tahsili istemiyle başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir.HMK'nın 1. maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, HMK nun 115/1 maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır.Yine HMK 355. madde de Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf dilekçesinde başvuru konusu yapılmasa bile kamu düzeni söz konusu olduğunda, bu durumun resen gözetileceği hükme bağlanmıştır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nun 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında; "...5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3’üncü maddesinde ise; esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ek onomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca █████/2007 tarihinde kararlaştırılıp, █████/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararında esnaf - tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Buna göre;1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve sanatkar kollarına dahil olup da ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr,2- Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde, ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden, Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.O halde Mahkemece; yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak, davalının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir... " denilmiştir.Davaya konu somut olayda; Avcılar Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında; davacı Müslüm Karakuş'un 2. Sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. Davacının şahıs işletmesi bulunsa da, faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği, dolayısıyla davacı tacir olmadığından nispi bir ticari davadan söz edilemeyeceği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmaktadır.Somut olayda, davacının davalılardan rücuen tazminat talebinin, davalılardan Site Yönetiminin, bina yöneticisi olması nedeniyle kat mülkiyetine dayalı sorumluluğundan, davalı güvenlik şirketinin sorumluluğu ise davalılar arasında imzalanan güvenlik hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34.maddesinin 1.fıkrasında; "Kat malikleri, ana gayrimenkulün yönetimini kendi aralarından veya dışarıdan seçecekleri bir kimseye veya üç kişilik bir kurula verebilirler; bu kimseye (Yönetici), Kurula da (Yönetim Kurulu) denir." hükmü düzenlenmiştir. Kanunun 38. maddesinde yöneticinin sorumluluğuna ilişkin genel kural "Yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur." şeklindedir. Kanunun 39.maddesinde yöneticinin hesap verme yükümlülüğü düzenlenmiş, 40.maddenin 1.fıkrasında ise yöneticinin hakları "Yönetici kaide olarak vekilin haklarına sahiptir." şeklinde ifade edilmiştir. 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının Ek 1. maddesi görev konusunu özel olarak düzenlemiş, bu yasanın uygulanmasından doğan her türlü anlaşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözümleneceğini kurala bağlamıştır. Ancak davacının işyerinin bulunduğu sitenin tapu kayıtları dosyada bulunmadığından zararın gerçekleştiği tarih itibariyle kat mülkiyetinin yada kat irtifakının kurulu olup olmadığı belirlenememiştir. Mahkemece tapu müdürlüğünden dava konusu sigortalı taşınmazın bulunduğu taşınmazda kat mülkiyeti ya da kat irtifakının kurulup kurulmadığı hususunun sorulması, taşınmaza ait tapu kayıtlarının ve yönetim planının celp edilmesi gerekmektedir. Taşınmazda kat mülkiyeti kurulu olması yada kat irtifakı kurulu ise 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 17/3.maddesi gereği, hasar tarihi itibariyle ana taşınmazın üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanılmış olması halinde uyuşmazlığa kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda ise 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Ek 1.maddesi gereğince görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.Açıklanan nedenlerle taraf delilleri de toplanarak somut uyuşmazlığa kat mülkiyeti kanunu hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı tespit edilerek, akabinde, duruma göre şartları varsa görevsizlik kararı vermek gerekirken, yukarıda belirtilen şartlar mevcut değilse, uyuşmazlığın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği tartışılmadan karar verilmesi hatalı olduğundan, davalı vekillerinin istinaf taleplerinin sair hususlara ilişkin nedenleri incelenmeksizin kabulü ile HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dairemizin kararına uygun şekilde ilgili kayıtlar temin edilerek, görev hususu yönünden inceleme yapıldıktan sonra karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı ... Yönetimi tarafından yatırılan 400,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 331,55 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı ... Şirketi tarafından yatırılan 399,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 332,25 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davalılar tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11.06.2026