Kasko sigorta şirketinin haksız eylem nedeniyle ödenen rücuen tazminatın tahsili için açtığı itirazın iptali davasında mahkemenin görevli olup olmadığının dava şartı olarak incelenmesi.
Özet: Kasko sigorta poliçesi kapsamında hasar gören aracın pert total bedelini sigortalısına ödeyen davacı sigorta şirketi, haksız eylem sonucu meydana gelen zarardan sorumlu davalılardan rücuen tahsilat yapmak üzere başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptalini talep etmektedir; araç malikinin tacir olup olmadığının tespiti yönünde yapılan araştırmalar sonucunda, mahkeme görevli olup olmadığının değerlendirmesine odaklanmıştır, zira dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlanmasına rağmen taraflar anlaşamamıştır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/02026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde ... nolu ... Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...'ın malik olduğu ... plakalı araçta 05.02.2023 tarihinde ....'nin sorumluluk ve kullanımında olan, hasar tarihinde ... Anonim Şirketi nezdinde sigortalı olan binadan inşaat parçalarının düşmesi sonucu maddi hasar meydana geldiğini, müvekkili şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden sigortalı araçta meydana gelen hasar sonrası aracın pert total olarak değerlendirildiğini, rayiç bedelin 520.000,00-TL olarak belirlendiğini, belirlenen rakamın 20.03.2023 tarihinde muhatabına ödendikten sonra aracın hasarlı halinin ise 328.888,00-TL'ye satıldığını, rayiç bedel ile sovtaj bedeli arasındaki fark olan 191.112,00-TL maddi hasar tazminatı ödemesi için müvekkili sigorta şirketinin TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, kaza sonucu sigortalıya ait araçta meydana gelen zarar ile ilgili müvekkili şirket tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporu incelendiği taktirde ....'nin hasarın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun görüldüğünü, .... ve ... Anonim Şirketinin ise poliçe limitleri dahilinde olmak üzere meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunduğunu, iş bu rücuen tazminat alacakları olan 191.112,00-TL'lik hasar tazminatının ödeme tarihi olan 20.03.2023 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili amacıyla davalılar/borçlular aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup yetki itirazı sonrası davalı/borçlu .... için dosyanın tefrik edildiğini ve Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve yasal süresi içinde borca, faize ve tüm fer’ilerine itiraz ettiğini, davalıların/borçluların itirazlarının haksız ve alacağı geciktirmeye yönelik olup işbu itirazın iptali için dava sürecine geçilmek istendiğini ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinin “konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü gereğince 09.12.2025 tarihinde karşı tarafın .... olduğu dosya için Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numarası ve 20.11.2025 tarihinde karşı tarafın ... Anonim Şirketi olduğu dosya için İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numarası ile arabuluculuğa başvurulduğunu, bu kapsamda ..... ve ..... tarihlerinde yapılan toplantılarda anlaşma sağlanamadığını ve huzurdaki davayı açma zarureti hâsıl olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla; Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyalarında haksız olarak yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, Arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; TTK'nun 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Merter Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; araç maliki ...'ın gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, Araç maliki ...'ın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığı hususunun bildirildiği görülmüştür.
Merter Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; Araç maliki ...'ın kendine ait veya kiralanan gayrimenkulün kiralanması ve işletilmesi faaliyetini yürüttüğü, mükellefin defter tutma yükümlülüğü bulunmadığının bildirilmiş olduğu görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri ise, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
22.03.1944 tarih, 37 esas, 9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın, davacı sigorta şirketinin ... Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın binadan inşaat parçası düşmesi sonucunda hasarlanması nedeniyle ödediği bedelin halefiyet ilkesi gereğince davalılardan tahsiline yönelik olduğu, davacının sigortalısı olan dava dışı ...'ın gerçek kişi ve sigortalı aracın hususi olduğu, davalılardan İlkem Öztürk Sağlık Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi tüzel kişi tacir ise de halefiyete dayalı olarak açılan davada dava dışı sigortalı gerçek kişi olduğundan açılan davanın TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafında ticari işletmesinden doğan ticari dava niteliğinde olmadığı, davacı sigorta şirketinin halefiyete dayalı olarak iş bu davayı açtığı ve davacının sigortalısı ile davalı arasındaki eylemin haksız fiil niteliğinde bulunduğu gözönüne alındığında, eylemin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmayıp, haksız fiilden kaynaklandığı ve davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip .....
¸¸
Hakim .....
¸¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!