Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında alacağın likitliği ve icra inkar tazminatı koşullarının istinaf incelemesini gerçekleştirdi.
Özet: Bu hukuki evrakta, ticari alacaktan kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı faturayla teslim edilen mallar ve borç mutabakatıyla alacağını kanıtlama peşindeyken, davalı ise faturaların usulsüz tebliği, mal teslim edilmediği, belgelerdeki kaşe ve imzaların sahte olduğu ile yetkisiz kişi tarafından yapıldığı iddia edilen mutabakat gerekçeleriyle borcu reddetmekte; ilk derece mahkemesinin icra inkar tazminatı ve alacağın likitliği üzerine yaptığı değerlendirme, bölge adliye mahkemesince istinaf incelemesine alınmıştır.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K kararına karşı süresi içinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; borçlu firmanın bu ticari ilişkiye istinaden davacıya 89.700 TL; 96.500 TL, 200.000 TL, 124.500 TL, 556.416 TL ve 462.000 TL tutarlı çeklerle toplam 1.529.116,00 TL ödeme yaptığını, borçlu firma ile müvekkili firma arasında 30.07.2024 tarihi itibarıyla 3.619.222,91 TL üzerinden bakiye borç mutabakatı sağlanmış olduğunu, buna ilişkin "..." dosyaya sunduklarını, borçlu firmanın borcunu ödememesi ve işlerini tasfiye girişiminde olduğuna ilişkin emareler bulunması nedeniyle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ D. İş Esas - ████████ D. İş Karar sayılı dosyasından "İhtiyati Haciz Kararı" alınarak, borçlu firma hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden yasal takip işlemi başlatıldığını, ancak davalı borçlu firmanın takibe ve borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı borçlunun takibe ve borca itirazının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı borçluya faturada yazılı malların teslim edildiğini, faturaların davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini ve borçlu şirketin faturalara hiçbir itirazı olmadığını, taraf şirketlerin defter ve kayıtları incelendiğinde davalıya malların teslim edildiğini, yasal takip öncesinde bakiye borç tutarına ilişkin firmalar arasında mutabakat sağlandığının görüleceğini bildirerek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının tek taraflı düzenlediği, irsaliyeli dahi olmayan ve davalıya tebliği yapılmayan faturalar ile sahte kaşe ve davalı şirket yetkililerinden hiçbirine ait olmayan imza ile doldurulmuş olan sahte belgelere istinaden ihtiyati haciz kararı alındığını, davacı tarafından Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından takibe konulduğunu icra takibinde karşı tarafın talebi üzerine davalının tüm mal varlığına haksız yere hacizler konulduğunu, ilgili icra dosyasına yapılan itirazlar neticesinde bu davanın açıldığını, mahkemece yapılacak incelemeler neticesinde davalı ve davacı arasında açık hesap ilişkisinin olduğu, cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, söz konusu faturaların şirkete tebliği faturalardaki malzemelere ilişkin davalı şirkete teslim edilmeyen ürünlerin olduğunu, davacı tarafından sunulan belgelerdeki kaşe ve imzanın davalı şirket ve yetkililerine ait olmadığını, şirket yetkililerinin bu belgelerden haberlerinin olmadığını, mutabakatın davalı şirket çalışanı olmayan bir kişi tarafından mailden tarama yoluyla gönderildiğini, davalı şirket yetkilisinin imzası bulunmadığını, ayrıca davacı şirket tarafından icra ve ihtiyati haciz dosyasına bu belgenin aslının sunulmadığını, taraflar arasında... yılından bu yana ticari alım satım ilişkisi olduğunu, faturanın tek başına mal teslimini ispatlamayacağını, davacı tarafından ... tarihli fatura ile ... tarihli faturanın aynı nitelikte olduğunu ve mükerrer kesildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Yargıtay HGK.nun ███████-376-397 E-K sayılı kararında; "Genel bir kavram olarak 'likid (...) alacak" “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır”. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez" denilmiştir. Takip dayanağı fatura alacağı olup alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazimatına hükmolunmuştur. Davalı tarafça kötüniyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de yasal şartlar mevcut olmadığında davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. Davanın kısmen kabul, kısmen reddine, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...E.sayılı dosyasına yaptığı itirazının 3.619.222,38-TL yönünden iptali ile takibin 3.619.222,38-TL üzerinden devamına, fazlaya yönelik talebin reddine, İtirazın iptaline karar verilen 3.619.222,38-TL'nin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yasal şartlar mevcut olmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; █████/2024 tarihli 1.330.540,80-TL bedelli fatura ile davacı tarafından ... A.Ş adına düzenlenen █████/2024 tarihli 1.440.445,90-TL bedelli faturanın içerik ve tutar bakımından birbiriyle örtüşmediğinin açıkça görüldüğünü, ayrıca söz konusu e-irsaliye üzerinde, şirket yetkilisine veya yetkilendirilmiş bir temsilciye a ait imzanın bulunmamakta olup, “...” isimli, şirket nezdinde herhangi bir yetki veya temsil sıfatı bulunmayan bir kişinin imzası yer aldığını, nitekim bilirkişi raporunda da teslimin müvekkili şirketin yetkilisine yapılmadığı açıkça tespit edildiğini, bu hususun, faturaya konu malın usulüne uygun şekilde teslim edilmediğini ortaya koyduğunu, █████/2024 tarihli, ...A.Ş tarafından davacı adına düzenlenmiş fatura ve irsaliye dosya kapsamında sunulduğunu, yapılan incelemede, söz konusu faturanın tutarının 572.763,67-TL olduğunun görüldüğünü, ancak dava dilekçesinin incelendiğinde, bu tutara ilişkin herhangi bir fatura kaydına yer verilmediği gibi, faturada belirtilen ürün içeriğine dair de hiçbir açıklama veya talep bulunmadığının anlaşıldığını, dolayısıyla, dosyaya sunulan belge ile davacının dava dilekçesindeki iddia ve talepleri arasında açık bir uyumsuzluğun mevcut olduğunu, ayrıca söz konusu irsaliyede ... ismi, imzası ve ... plakasının yer aldığını, "..." isimli kişinin müvekkil şirket yetkilisi olmadığı gibi şirket tarafından yetkilendirilmiş bir kişi de olmadığının açık olduğunu, ... tarihli, ... A.Ş tarafından davacı adına düzenlenen fatura ve irsaliye incelendiğinde, belge tutarının 555.008,47-TL olduğunun görüldüğünü, dava dilekçesinin incelendiğinde, bu tutara ilişkin herhangi bir fatura kaydına yer verilmediği gibi, faturada belirtilen ürün içeriğine dair de herhangi bir açıklama ya da talepte bulunmadığının anlaşıldığını, öte yandan irsaliye üzerinde yer alan imzanın “...” isimli kişiye ait olduğu görülmekte olup, bu kişinin müvekkili şirket yetkilisi olmadığı gibi şirket tarafından yetkilendirilmiş bir kişi de olmadığının açık olduğunu, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu faturaya konu malların müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde teslim edildiğinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli 732.702,91-TL tutarlı ve █████/2024 tarihli 732.702,91-TL tutarlı faturaların irsaliyesi dosyaya sunulmadığını, ayrıca söz konusu ... tarihli faturanın mükerrer olarak düzenlendiğini, davacı tarafın, aynı emtiayı iki kez teslim ettiğini iddia etmesine rağmen, bu iki fatura içeriğinin birbirinden bağımsız, gerçek ve geçerli iki ayrı teslimat ile gerçekleştiğini somut bir şekilde ispatlayamadığını, bilirkişinin, bu açık ve teknik mükerrerlik itirazımızı derinlemesine incelemek yerine; ... tarihli fatura için ambar fişi üzerindeki silik, tam okunamayan, soyut ve tahmin edilerek ulaşılmaya çalışan rakamları yorumlayarak geçiştirdiğini, bilirkişinin, bu iki faturanın içeriğindeki malların miktar, cins ve birim fiyatlarını teknik olarak karşılaştırmadığını, sadece "teslim edilmiş olabilir" varsayımıyla rapor tanzim ettiğini, birebir aynı olan bu iki faturanın, davacının kendi kayıtlarındaki çelişkiyi ve haksız alacak talebini ortaya koyduğunu, birbirinin kopyası niteliğindeki bu faturaların, aynı mal teslimine ilişkin mükerrer düzenlenmiş olduğunun açıkça görülmekle birlikte, bilirkişinin tahmin yoluyla teslimat onaylamasının kabul edilemeyeceğini, ...A.Ş. tarafından sunulan ambar tesellüm fişinin incelendiğinde, söz konusu belgenin içeriğinin, faturalarla veya sevk irsaliyeleriyle uyuşmadığını, ayrıca herhangi bir fatura numarası veya tarih bilgisi içermediğini, fişte yalnızca “... kaydı yer almakta olup, bunların hangi ürünlere veya hangi faturaya ilişkin olduğunun belirsiz olduğunu, dolayısıyla, söz konusu ambar tesellüm fişinin, davacının iddialarını destekleyen bir belge niteliği taşımamakta ve dava konusu taleplerle herhangi bir şekilde ilişkilendirilemediğini, bilirkişinin, raporunda bir ambar fişi üzerindeki rakamın "irsaliye numarası olduğu tahmin edilen ... rakamı bulunmaktadır." şeklinde muğlak bir ifade kullandığını, hukukta tahmin veya ihtimal üzerinden milyonluk borç hükmünün kurulamayacağını, davacı tarafın, dava dilekçesinde belirttiği 10 adet faturanın tamamına ilişkin sevk irsaliyesini dahi dosyaya sunmadığını, sunmuş olduğu belgelerdeki mal teslimlerinin hangi faturalara ilişkin olduğunun dahi belli olmadığını, söz konusu faturalar ile sunulan irsaliye adı altındaki belgelerde yer alan ürünlerin içerik, miktar ve nitelik bakımından birbirleri ile dahi örtüşmediği ve müvekkili şirkete düzenlenen ürünlere ait fatura tutarlarından dahi müvekkili şirkete mal tesliminin bulunmadığının anlaşıldığını, söz konusu 4 adet faturanın ürünleri müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve davacı tarafından sunulan belgeler de Vergi Usul Kanunu’na göre resmi şartlarda düzenlenmiş irsaliyeler olmadığını, ayrıca, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği 10 adet faturaya ilişkin irsaliye belgelerini dahi dosyaya sunmadığını, davacı tarafın dayanmış olduğu faturaların içerik, miktar, tutar ve tarihleri birbirleriyle hiçbir şekilde uyuşmadığını, bu durumun, söz konusu faturaların hangi kıstaslara göre düzenlendiğinin ve hesaplamaların neye göre yapıldığının tamamen belirsiz olduğunu gösterdiğini, dolayısıyla, faturaların dayanak olarak kabulünün mümkün olmadığını ve müvekkili şirket aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğuramayacağını, tahmine ve varsayıma dayalı raporların kabul edilemeyeceğini, bilirkişinin uzmanlık alanının dışına çıkarak temsil yetkisi gibi tamamen hukuki nitelikteki bir konuda hüküm kurmaya yönelik kanaat bildirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf kanun yolu ile kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, gerekçedeki çelişki ve hukuken geçersizliği tespit edilen belgenin hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin, hükme esas aldığı WhatsApp yazışmasını teslimat olgusunun kesin ispatı olarak nitelendirdiğini, ancak aynı yazışma bütünlüğü içerisinde yer alan ve davacı tarafın mükerrer fatura tanzim ettiğine, ticari kayıtların fiili durumla örtüşmediğine ve vergi yükü nedeniyle fatura tarihlerini manipüle ettiğine ilişkin ikrar niteliğindeki beyanlarını hiçbir hukuki gerekçe göstermeksizin değerlendirme dışı bıraktığını, huzurdaki uyuşmazlığın bir ticari dava olup; Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu’nun emredici hükümleri uyarınca emtia tesliminin ispatının, sıkı şekil şartlarına bağlanmış olan sevk irsaliyesi, taşıma senedi ve usulüne uygun onaylanmış ambar tesellüm fişleri ile tevsik edilmek zorunda olduğunu, ticari hayatın hızı ve güvenliği, teslimat gibi borcun doğumuna sebebiyet veren maddi vakıaların, yasal geçerliliği olmayan whatsapp yazışmaları üzerinden değil; yasanın öngördüğü sevk iraliyeleri üzerinden ispat edilmesini gerektirdiğini, mahkemenin, mülkiyetin devrini kanıtlayan yasal irsaliyelerdeki imza eksikliklerini ve belgeler arasındaki maddi çelişkileri gidermek yerine, ticari defter ve belgelerin ispat gücünü zayıflatacak şekilde sadece yazışma kayıtlarına dayanarak hüküm kurduğunu, WhatsApp konuşmalarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, mahkemece değerlendirmeye esas alınacağı ihtimalinde ... tarihli WhatsApp yazışmaları, davacı şirket yetkilisi ...’ün, ticari defter ve kayıt disiplinini nasıl yok saydığını ve uyuşmazlık konusu faturaların maddi gerçekle bağdaşmadığını kendi ikrarıyla ortaya koyduğunu, varsayım ve tahmine dayalı hüküm kurulmasının ispat hukuku ilkeleriyle bağdaşmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu teslimatın kanıtı olduğu iddia edilen ambar fişi üzerindeki silik ve tahrif olmuş rakamlar için bizzat bilirkişi tarafından "..." ifadesi kullanıldığını, yerel mahkemenin, teknik inceleme makamı olan bilirkişinin dahi tereddütle karşıladığı ve tahmin düzeyinde bıraktığı bu muğlak veriyi, maddi gerçeğin kendisiymiş gibi kabul ederek milyonluk bir borç ilişkisinin temeli yaptığını, hukuk muhakemesi sistemimizde ispat faaliyetinin; varsayımlar, ihtimaller ve kişisel tahminler üzerine inşa edilemeyeceğini, borç ilişkisinin doğumu, özellikle de ticari bir borcun varlığı, şüpheye yer bırakmayacak derecede somut, denetlenebilir ve kesin delillere dayanması gerektiğini, biilirkişinin teknik imkansızlık ve belgedeki tahrifat nedeniyle net bir sonuca varamadığı, sadece olasılık üzerinden görüş bildirdiği bir noktada; ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın bu yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabul edilemeyeceğini, HMK m. 190 uyarınca, iddiasını somut delillerle ispatlayamayan tarafın, bunun hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, belge üzerindeki silik rakamları tahmin yoluyla bir sevk faturasına bağlamanın, hukuki güvenlik ilkesini zedelediği gibi, yargılamayı teknik bir incelemeden çıkardığını, mahkemenin, davacı tarafın müvekkili şirketin vergi kayıtlarını manipüle ettiği ve BA formlarında sonradan düzeltme yaptığı yönündeki soyut, mesnetsiz ve ağır ithamlarını aydınlatmak adına yargılama boyunca ..., ... ve ... Vergi Daireleri ile defatle yazışmalar yaptığını, vergi mevzuatındaki teknik detayları dahi (VUK 523) sorgulayarak davacı iddialarının doğruluğunu araştırdığını, ne var ki, bu titiz ve kapsamlı araştırma neticesinde davacı tarafın söz konusu iddialarının tamamen gerçek dışı olduğu, resmi vergi dairesi kayıtlarıyla kesin olarak tevsik edildiğini,dosya kapsamındaki bu hususun davacı tarafın yargılama makamını yanıltma gayesiyle hareket ettiğini ve dürüstlük kuralına aykırı bir tutum sergilediğini açıkça ortaya koyduğunu, mahkemenin davacının resmi kayıtlarla çürütülen bu ağır iddiaları karşısında sergilediği araştırma hassasiyetini; davanın esasına etkili olan sevk irsaliyelerinin araştırılması talepleri konusunda göstermediğini, davacı tarafın en temel iddialarının resmi makamlarca çürütüldüğü bir süreçte, mahkemenin davacının sunduğu diğer şüpheli belgelere (silik ambar fişleri ve çelişkili nüshalar) şüpheyle yaklaşma yükümlülüğünün doğduğunu, buna rağmen mahkemenin, davacının kötü niyetli ve yanıltıcı beyanlarını görmezden gelerek; savunma makamının bilirkişi incelemesine ve imza yetkisine dair esasa etkili itirazlarını karşılamadan hüküm kurduğunu, incelemedeki bu orantısızlık ve savunma delillerinin toplanması konusundaki ihmalin; hükmün eksik incelemeye dayalı olduğunu ve silahların eşitliği ilkesinin davalı aleyhine bozulduğunu açıkça kanıtladığını, ticari davanın söz konusu olduğunda sevk irsaliyesi hususunun talep dahi edilmeden araştırılması gerekmekteyken Yerel Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulmasının hukuken hatalı olup istinaf kanun yolu ile kararın kaldırılması gerektiğini, alacağın likit olmaması ve yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının; usule, yasaya ve ispat hukukuna açık aykırılıklar barındırması, kendi içinde esaslı çelişkiler taşıması ve eksik incelemeye dayalı olması sebebiyle istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın tamamen reddine, yargılama sürecinde mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğu resmi kayıtlarla sübut bulan davacı tarafın, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mal tesliminin ispatlanmış faturalara dayalı alacak talebinde müvekkili şirketin haklı ve samimi olup, işbu borcunu ödememek uğruna, yetkili şirket çalışanı tarafından, şirket kaşe ve imzasına havi olarak alan adına haiz resmi mail adresinden gönderilen mutabakat metninin sahte olduğunun ileri sürülmesinin, şirket çalışanı tarafından teslim alınan malların yetkisiz kişiye teslim edildiğinin iddia edilmesi, şirket yöneticisine ait olduğu resmi olarak tespit edilen ve itiraz edilmeyen telefon numarasına kayıtlı whatsapp yazışmalarındaki içeriklere itiraz edilmediği halde geçersiz olduğunun ileri sürülmesi haksız ve hakkaniyetten uzak olup, usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle yapılan istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. .
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; alacaklının ... Ltd. Şti, borçlunun ...A.Ş oldukları davacı tarafından davalı aleyhine 3.619.222,91 TL asıl alacak 107.758,64 Faiz 4700 TL İhtiyatı Haciz Vekalet 1.132,10 TL ihtiyatı haciz vekalet harcı olmak üzere toplam 3.732.813,65-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, takip dayanağı olarak"a- 26.11.2022 tarih ve ... nolu fatura ile 96.571,20 TL'lık, b-01.02.2023 tarih ve ... nolu fatura ile 324.500,00 TLlik,c-23.02.2023 tarih ve ... nolu fatura ile 89.717,76 TLlik,d-19.02.2024 tarih ve ... nolu fatura ile 556.416,00 TLlik,e-05.03.2024 tarih ve ...nolu fatura ile 462.336,00 TLlik,f-26.03.2024 tarih ve... nolu fatura ile 116.130,00 TLlik,g-23.05.2024 tarih ve ... nolu fatura ile 1.330.540,80 TLlik,h-28.05.2024 tarih ve ... nolu fatura ile 706.720,90 TLlik,ı-03.07.2024 tarih ve ...nolu fatura ile 732.702,91 TLlik,i-08.07.2024 tarih ve ...nolu fatura ile 732.702,91 TLlik olmak üzere toplam 5.148.338,48 TL tutarında fatura 5.148.338,48 TL " olarak gösterildiği davalı tarafından takibe ve ferilerine itiraz edildiği görülmüştür.
Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında 5.148.338,48 TL tutarında mal teslim ettiğini buna karşılık davalının toplam 1.529.116,00 TL’lik ödeme yaptığını belirterek eldeki davayı açmıştır.
Davalı ise teslim edilen mallara karşılık ödeme yaptığını 23.05.2024 tarihli 1.330.540,80 TL'lik fatura, 28.05.2024 tarihli 706.720,90 TL'lik fatura, 03.07.2024 tarihli 732.702,91 TL'lik fatura ve 08.07.2024 tarihli 732.702,91 TL'lik faturaya ilişkin mal teslimi yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Kanunun190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkemece aldırılan 20.01.2026 tarihli raporda; Davacı tarafından düzenlenen
1)26.11.2022 tarih ve ... nolu fatura ile 96.571,20 TL’lik,
2)01.02.2023 tarih ve ... nolu fatura ile 324.500,00 TL’lik,
3)23.02.2023 tarih ve ... nolu fatura ile 89.717,76 TL’lik,
4)19.02.2024 tarih ve ... nolu fatura ile 556.416,00 TL’lik,
5-05.03.2024 tarih ve ...nolu fatura ile 462.336,00 TL’lik,
6)26.03.2024 tarih ve... nolu fatura ile 116.130,00 TL’lik,
7)28.05.2024 tarih ve ... nolu fatura ile 706.720,90 TL’lik toplam 2.532.391,86 TL tutarlı faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirtilmiş olunup bu durumda davalı bu faturalar yönünden kendisine mal teslim edilmediğini ispat etmesi gerekmektedir.
Buna karşılık; aynı raporda; 23.05.2024 tarih ve ... nolu fatura ile 1.330.540,80 TL’lik, 9)03.07.2024 tarih ve ...nolu fatura ile 732.702,91 TL’lik, 10)08.07.2024 tarih ve ...nolu fatura ile 732.702,91 TL’lik toplam 2.795.946,62 TL'lık faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtilmiş olunup davacı bu faturalar karşılığı malları davalıya teslim ettiğini yazılı kesin deliller ile ispat külfeti altındadır.
Davalı defterlerinde kayıtlı olan toplam 2.532.391,86 TL tutarlı faturalardaki malların davacı tarafından teslim edilmediği yönünden dosyaya yazılı kesin deliller sunmadığı anlaşılmaktadır.
Buna karşılık davacı davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 23.05.2024 tarihli 1.330.540,80 TL'lik fatura, 03.07.2024 tarihli 732.702,91 TL'lik fatura ve 08.07.2024 tarihli 732.702,91 TL'lik faturalardaki malların davalı ile olan anlaşması doğrultusunda dava dışı şirketler ... firması ve ... tarafından davalının çalışanlarına teslim edildiğini ileri sürmüş olup bu hususu yazılı şekilde ispat etmek durumundadır.
Davacı cevaba cevap dilekçesinde whatsapp yazışmalarına dayanmıştır.
Yargıtay HGK 2024/7-124 Esas ████████ Karar 2025/7-376 Esas ████████ Karar sayılı ilamları nda belirtildiği üzere;
"Delil başlangıcı HMK'nın 202. maddesinde senetle ispat kuralının istisnalarından biri olarak,
"(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir" şeklinde hüküm altına alınmıştır. Maddenin 1. bendinde senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı bulunması durumunda tanıkla ispat imkânı tanınmış, 2. bendinde ise doğrudan delil başlangıcının tanımına yer verilmiştir.
Söz konusu tanımdan hareketle delil başlangıcından söz edebilmek için öncelikle bir "belge" bulunmalıdır. Belgeden ne anlaşılması gerektiği HMK'nın 199. maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir" şeklinde açıklanmıştır. Dayanılan belgenin uyuşmazlık konusu vakıayı ispata elverişli olması durumunda, diğer bir anlatımla senet niteliğini taşıması hâlinde delil başlangıcı hükmüne gitmeye gerek olmadığı açıktır. Ancak bir belgenin uyuşmazlık konusu vakıanın ispatına elverişli olmaması durumunda delil başlangıcı kabul edilebilmesi için aşağıdaki iki koşulun birlikte bulunması (gerçekleşmesi) gerekir. Bunlardan ilki belgenin, aleyhine ileri sürülen veya temsilcisi tarafından verilmesi ya da gönderilmesidir. Bununla birlikte delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını içermesinin gerekmediğini belirtmekte fayda vardır. İkinci koşul ise söz konusu belgenin, varlığı iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispata yeterli olmamakla beraber, o hukuki işlemin muhtemelen yapıldığını (onun varlığını) göstermesidir. Kanunun aradığı bu unsurları taşıyan bir belge delil başlangıcı sayılır ve artık senetle ispat zorunluluğunun istisnası olarak o hukuki işlem hakkında tanık dinlenebilir.
Belirtmek gerekir ki, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 292. maddesinde delil başlangıcının mutlaka yazılı olması koşulu benimsenmişken, HMK'da kavram daha geniş değerlendirilerek "yazılı" kelimesi benimsememiş ve sadece "delil başlangıcı" ibaresi kullanılarak, bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için mutlaka yazılı olması koşulu kaldırılmış ve ispat kuralları açısından oldukça önemli bir değişiklik yapılmıştır. (Benzer Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2005 tarihli ve ███████-677 Esas, ████████ Karar; 14.11.2019 tarihli ve 2017/1-1254 Esas, █████████ Karar sayılı kararları).
Mahkemece yazışmaların dökümü Bilirkişi marifetiyle yaptırılmış olunup davalının yazışmalara ve içeriklerine bir itirazı bulunmamaktadır. Ne var ki davacı tarafça dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ise de mahkemece 25.02.2025 tarihli oturumda tanıklarının isim ve soy isimlerini bildirmeleri için taraflara iki haftalık kesin süre verildiği, davacı tarafça süresinde mahkeme kararı uyarınca tanık bildirilmediği görülmüştür. Bu durumda bu yazışmaların tek başına hükme esas alınması mümkün değildir.
Bilindiği üzere yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa davacının iddiasını yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Davacı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olup mahkemece davacıya "davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 23.05.2024 tarihli 1.330.540,80 TL'lık fatura, 03.07.2024 tarihli 732.702,91 TL'lık fatura ve 08.07.2024 tarihli 732.702,91 TL'lık faturadaki malları davalı ile aralarında yapılan anlaşma uyarınca dava dışı şirketler ... firması ve... firmasından temin ederek davalıya teslim edildiği hususunda yemin delili hatırlatılarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Açıklamalar ışığında; Davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı kararın kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!