İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin vale hizmetleri sözleşmesinin feshi ile ilgili tespit davasında hukuki yarar ve derdestlik nedeniyle usulden ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket, davalı ile arasındaki vale hizmetleri sözleşmesinin otomatik olarak yenilendiğini ve davalının fesih ihbarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu iddia ederek sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitini talep etmiş; davalı ise davacının daha önce aynı konuda dava açtığını ve eda davası açma imkanı varken tespit davasında hukuki yararının bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığının eda davasında değerlendirilmesi gerektiği, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı ve derdestlik bulunduğunu gerekçe göstererek davayı usulden reddetmiş, davacı ise haksız fesih nedeniyle ortaya çıkacak zararları önlemek için tespit davasının zorunlu olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2026NUMARASI:████████ Esas, ████████ KararDAVA:TESPİTKARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında, müvekkili şirketin davalıya ait alanda münhasır yetkili olarak vale ve araç park hizmetleri sunması işi için, 01.02.2024 tarihli Vale Hizmetleri Sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin 8.1 maddesine göre sözleşmenin 31.12.2024 tarihine kadar geçerli olduğunu ve sona erme tarihinden 15 gün önce taraflardan birinin akdin feshini ihbar etmemesi halinde bir yıl daha uzayacağını, sözleşmenin 2024 yılı sonunda yenilenerek 2025 yılı boyunca devam ettiğini, ancak davalının sözleşmenin 2026 yılına otomotik uzamasını engellemek için 15.12.2025 tarihli ihtarname düzenlediğini, tebliğ süreci de dikkate alındığında, fesih ihbarının sözleşmenin sona ermesinden 15 gün önce yapılmadığını, ancak davalının 8.1 madde hükmünü dolanmak amacıyla 8.2 maddeye dayanarak sözleşmeyi feshettiğini, 8.2 maddesine dayanılarak sözleşmenin feshedilmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, sözleşmenin feshi ile müvekkilinin iş için istihdam ettiği personelin iş sözleşmelerinin sona erdirildiğini ve personelin işçilik alacaklarından sorumlu olacaklarını, ayrıca davalının halen müvekkilinin firmanın altyapısını kullandığını, bu nedenle müvekkili şirketin sözleşmenin geçerli olduğunun tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğunu ileri sürerek sözleşmenin yenilenerek yürürlükte olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında; davacının aynı sözleşmeye dayanarak aynı taleplerle açtığı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyası derdest iken açılan bu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, eda davası ile elde edilebilecek bir hukuki korumanın tespit davası yoluyla talep edilmesi halinde hukuki yararın bulunmadığını, davacı sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitini talep etse de, bu tespit talebinin davacıya ne şekilde somut bir hukuki koruma sağlayacağının ortaya konulmadığını, sözleşmenin haksız bir şekilde feshedildiği iddiasının eda davasına konu edilebilecek nitelikte olduğunu, davacının aynı taleple açtığı ███████ Esas sayılı dosyasında da hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddedildiğini, sözleşmenin 8.2 maddesinin hizmet alan müvekkili şirkete 30 gün önceden bildirmek kaydıyla sözleşmeyi dilediği zaman feshetme yetkisi tanıdığını, düzenledikleri 15.12.2025 tarihli ihtarname ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 günlük ihbar süresi sonunda 01.02.2025 tarihinde sözleşmenin sona erdiğini savunarak davanın öncelikle derdestlik ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalının sözleşmeyi Kadıköy ... Noterliği'nin 15.12.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 8.2 maddesine dayanarak feshettiği, feshin haklı veya haksız olmasının sonuçlarının birbirinden farklı olduğu, sözleşmeyi haksız olarak fesheden tarafın bu haksızlığın sonuçlarına katlanacağı, bu hususun ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve bu nedenle zarara uğradığını düşünen tarafın açacağı eda davasında tartışılacağı, bu nedenle eda davası açılarak orada tartışılması gereken bir hususun tespit davasına konu edilmesinde bir hukuki yarardan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca sözleşmenin tarafı olan davalının iradesini geçersiz sayarak sözleşmeler ile bağlı kalmaya zorlayacak şekilde bir tespit kararı verilmesinin de mümkün olmadığı, sonuç olarak davacının huzurdaki davada herhangi bir hukuki yararının mevcut olmadığı, kaldı ki davacının daha önce 19.01.2026 tarihinde tarafları ve konusu aynı bir dava daha açtığı, bu davanın da mahkemenin 26.01.2026 tarih ve ███████ E. ███████ K.sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK 114/1-h maddesinde yazılı hukuki yarar dava şartı yokluğundan HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği, bu nedenle açılan bu davanın derdestlik nedeniyle de reddi gerektiği gerekçesiyle HMK'nın 114/1.h, ı bentleri ve 115/2 maddeleri gereğince hukuki yarar ve derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ:Karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle müvekkili şirket personelinin iş akitlerinin tehlikeye girdiğini, ayrıca davalının müvekkilinin altyapısını ve tecrübesini kullanarak haksız menfaat elde ettiğini, müvekkilinin işçilik alacaklarından kaynaklanacak zararı ile altyapısının kullanımından doğan zararlarını engellemenin tek yolunun tespit hükmü kurulması olduğunu, bu nedenle tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunduğunu, ilk dava esasa girmeden usulden reddedildiğinden, derdestlik durumunun söz konusu olamayacağını, mahkemenin işin esasını girmeden usulden ret kararı vermesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, sözleşmenin yeni dönemde yürürlükte olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece; davanın hukuki yarar yokluğu ve aynı davanın daha önce açılmış ve derdest olması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının sözleşmenin geçerliğinin tespiti davası açmasında hukuki yararı bulunup bulunmadığı ile aynı taleple daha önce açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi halinde, eldeki davada derdestlik durumunun bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.1-6100 sayılı Kanunun 115. maddesinin 2. fıkrasında, “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. "HMK'nın 106/1 ve 2 fıkraları ise; "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır" hükmünü düzenlemektedir. Kanunla belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, eda davası ile inşai davalardan farklı olarak, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak, hukuki yararını ispatlamak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için sözkonusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Eğer davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisindeki iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar tespit davasının konusu olamaz.(Medeni Usul Hukuku, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez..., Yetkin Yayınları, 13. Bası)Ayrıca Yargıtay 15. HD'nin █████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, yasalarda sözleşmenin feshinin bazı koşullara bağlı tutulduğu istisnalar dışında, sözleşmeden dönme (fesih), mahkeme kararına gerek olmaksızın ileri sürülebilen, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı geri alınması mümkün bulunmayan bozucu yenilik doğuran tek taraflı irade beyanıdır. Sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönme mümkündür.Fesihle sona eren sözleşme nedeniyle hiç kimse sona eren sözleşme ile bağlı kalmaya zorlanamayacağından feshin iptali ya da bu şekilde yaratılan muarazanın men’ine karar verilemez. Sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti için açılan davaya ilişkin ilk derece mahkemesinin; sözleşme hürriyeti kapsamında davalının, sözleşmeyle bağlı kalmaya ve devamına zorlanamayacağı, fesih yahut dönme haksız ve kötüniyetli ise davacının bundan doğan zararlarını talep hakkının mevcut olduğu, mahkemece kurulacak tespit hükmünün, davalının devir prosedürlerini tamamlamayı reddetmesini, ortadan kaldırmaya elverişli olamayacağı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair kararı Yargıtay 11. HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.Yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı feshin haksız olduğu gerekçesiyle sözleşmenin uzadığını ve yürürlükte olduğunun tespitini talep etmişse de; sözleşmeden dönmenin karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı geri alınması mümkün bulunmayan bozucu yenilik doğuran tek taraflı irade beyanı olduğu, hiç kimsenin sona eren sözleşme ile bağlı kalmaya zorlanamayacağından feshin iptalinin talep edilemeyeceği, eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmayıp, davacının haksız feshe dayalı zararının giderilmesi için açılacak bir davada ileri sürülebilecek haksız fesih iddiası için ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin bu gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddetmesinde isabetsizlik görülmemiştir.2-Ayrıca mahkemece davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili bu yönden de hükmü istinaf etmiştir.HMK'nın 114/1-ı ve i bentlerinde aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması ve aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartları arasında sayılmıştır. Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir.Somut uyuşmazlıkta davacının yine aynı nedene dayanarak aynı taleple davalı hakkında sözleşmenin geçerliliğinin tespitini ilişkin açtığı davada, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Sözkonusu dosyada verilen karar henüz kesinleşmemiş olup, ilk davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi, aynı taleple açılan eldeki davada derdestlik şartını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle mahkemenin davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar vermesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026