İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde kefilin tüketici kredisi ve muacceliyet uyarısı eksikliği iddialarıyla açtığı menfi tespit davası.
Özet: Bu hukuki evrak, bir kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza atan davacının, borçlu olmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasını özetlemekte olup davacı, tüketici hukukuna tabi adi kefil olduğunu ve asıl borçluya başvurulmadan takibe geçilemeyeceğini, ayrıca borcun muacceliyeti için zorunlu olan 30 günlük ihtarnamenin gönderilmediğini ileri sürerken; davalı ise kredinin ticari nitelikte olduğunu, davacının Borçlar Kanunu kapsamında müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduğunu ve kat ihtarının gönderildiğini savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkeme de bu uyuşmazlığın çözümü için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edilmesine ve ek rapor istenmesine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının takibe dayanak yaptığı sözleşmeyi sunması halinde; böyle bir sözleşmesel ilişki bulunduğu takdirde müvekkiline davalı arasındaki ilişkinin tüketici kanununa tabi olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını, 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun'un 4/(6) maddesi "Tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır" hükmünü amiri olduğunu, müvekkilinin davalı ile diğer borçlu ... arasında aktedilen tüketici sözleşmesini adi kefil sıfatıyla imzalamış olup adi kefaletin niteliği gereği asıl borçlu hakkında takip yolları tüketilmeden kefile müracaatın yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin evvelemirde bu nedenle mezkur icra dosyası bakımından alacaklıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmenin (adi) kefili olduğu yönünde bir saptama yapılamadığı bir an için düşünülse bile davalının takibinde dayandığı sözleşmeyi sunması halinde; takibe girişildiği tarihte meri 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 28. Maddesinin 1. Fıkrası;"Belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabileceğini, kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunlu olduğunu, hükmünü amir olup davalı yanın işbu kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak iddiası için takibe girişmeden önce müvekkiline 30 gün süreli muacceliyet ihbarında bulunduğunu kanıtlaması gereği izaha muhtaç olmadığını, zira somut olaya tatbik edilecek işbu hüküm gereği; tüketici kredi sözleşmesi yönünden, satıcının, alacağının tümünü talep edebilmesi için, diğer şartlarla birlikte bu hakkı açıkça saklı tutmasının yanında, tüketiciye en az 30 gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunlu olduğunu, müvekkili aleyhine tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak iddiası ile ... 1. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız takibe girildiğini, müvekkilinin mezkûr takipten kaynaklı borcu bulunmadığının tespitini davalı tarafın %20'den az olmamak kaydı ile tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olan kredi ticari kredi olduğunu, bu nedenle huzurdaki dava mutlak ticari dava olduğundan görevli mahkeme ticaret mahkemesi olduğunu, bu nedenle mahkemenizce görev yönünden işbu davanın usulden reddi gerektiğini, banka kayıtlarından davaya konu kredinin davacı dışı ...'ya verildiği davacı tarafından da işbu kredi sözleşmesinin müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı ve kredi borcunun ödenmediği açık bir şekilde görüleceğini, davacı borçlu tarafından davaya konu olan icra takibine itiraz edilmemiş, ilgili icra takibi devam ederken hiçbir hukuki yola başvurulmadığını, bu husus davacı borçlunun borcu ikrar ettiğine sarih olarak delalet ettiğini, davacı, kredi sözleşmesini borçlar kanunun 586. maddesi kapsamında müşterek kefil sıfatıyla imzaladığını, dolayısıyla kredi borcundan asıl borçluyla birlikte sorumlu olduğunu, dava dışı banka tarafından davacıya kat ihtarnamesi gönderildiğini, davacı tarafından bu kat ihtarnamesine itiraz etmediğini, davacı borçlu bankayla yaptığı sözleşme hükümlerine akde vefa ilkesi gereğince bağlıdır. bu nedenle davacı borçlu sözleşme ve yasal mevzuat gereğince faiz borçlarından sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; temlik alacaklısı olan müvekkil şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kefil sıfatıyla akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca menfi tespit talebine ilişkindir.
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen dosya mahkememiz tensip ara kararı ile bankacı bilirkişiye tevdi ile, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle tüm dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Mahkememiz █████/2024 tarihli ara karar ile bir kısım eksiklikler tamamlandığında dosyanın ek rapor için yeniden bilirkişiye tevdiine, karar verildi.
█████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, dava konusu taksitli kredi alacağına ilişkin hesaplama yapılabilmesi için gerekli belgelerin dosyada bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından Genel Kredi Sözleşmesinin yalnızca 2 sayfasının sunulduğu, sözleşmenin tamamının dosyada yer almadığı, ihtarname ve tebliğ şerhinin dosyada bulunduğu, ancak ihtarnamede talep edilen toplam alacağın 210.370,22 TL olarak gösterildiği halde dava dilekçesi ve takip talebinde 36.926,15 TL kredi alacağından bahsedildiği belirlenmiştir. Bilirkişi, dava ve takibe konu kredi alacağının hesaplanabilmesi için Genel Kredi Sözleşmesinin tüm sayfaları, taksitli kredi ödeme planı, kullandırım tarihinden dava tarihi olan █████/2023 tarihine kadar kredi ve cari hesap ekstreleri, Merkez Bankasına ilan edilen azami kredi faiz oranları listesi ve takip ekstresinin dosyaya sunulması gerektiğini, mevcut haliyle asıl alacak ve faiz hesabının yapılamayacağını, eksik belgelerin tamamlanması halinde hesaplama yapılabileceğini ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
Mahkememiz █████/2025 tarihli ara karar ile dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi ile, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle, tüm dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verildi.
█████/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda; Dosyaya sonradan sunulan ödeme planları ve hesap ekstreleri incelenerek yapılan hesaplamalarda, █████/2018 tarihinde kullandırılan 64.000,00 TL tutarlı kredi için █████/2020 takip tarihi itibarıyla 35.162,40 TL asıl alacak, 5.866,41 TL işlemiş faiz ve 293,32 TL BSMV olmak üzere toplam 41.322,13 TL alacak bulunduğu hesaplanmıştır. 40.200,00 TL tutarlı kredi için 22.086,38 TL asıl alacak, 3.684,84 TL işlemiş faiz ve 184,24 TL BSMV olmak üzere toplam 25.955,46 TL alacak, diğer bir kredi için 19.697,00 TL asıl alacak, 2.857,79 TL işlemiş faiz ve 142,89 TL BSMV olmak üzere toplam 22.697,68 TL alacak, █████/2019 tarihinde kullandırılan 85.300,00 TL tutarlı kredi için ise 85.300,00 TL asıl alacak, 11.256,40 TL işlemiş faiz ve 562,82 TL BSMV olmak üzere toplam 97.119,22 TL alacak hesaplanmıştır. Ancak takip talebinde hangi kredi alacağının talep edildiğinin açıkça belirtilmediği, dava tarihi olan █████/2023 tarihine kadar yapılan ödemelere ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle takip konusu alacak ile hesaplanan tutarların karşılaştırılmasına yönelik kesin bir değerlendirme yapılamadığı, yapılan hesaplamaların yalnızca dosyaya sunulan kredi ödeme planları ve hesap ekstreleri esas alınarak oluşturulduğu, nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
█████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, UYAP üzerinden sunulan... numaralı █████/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin... tarafından imzalandığı, davalı ...’ın ise █████/2019 tarihli kefalet sözleşmesi ile müteselsil kefil olduğu tespit edilmiştir. ... 48. Noterliği aracılığıyla... tarihinde ihtarname düzenlendiği, ihtarnamenin davalı müteselsil kefil ...’ın...adresine gönderildiği belirlenmiştir. Kredi ödeme planlarında...’a kullandırılan tüm kredilerden %15 KKDF kesintisi yapıldığı, bu nedenle kullandırılan kredilerin ticari kredi değil tüketici kredisi niteliğinde olduğu, ödeme planlarında kefile ait imza bulunmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca ... ile müteselsil kefiller ..., ..., ..., ..., ...ve ... hakkında ... 1. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile █████/2020 tarihinde takip başlatıldığı ve takipte toplam 48.998,51 TL alacak talep edildiği tespit edilmiştir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava dışı ... ile dava dışı ... A.Ş arasında ticari kredi sözleşmesi akdedildiği, davacı ... işbu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu krediye ilişkin borcun ödenmemesi neticesinde huzurdaki davaya konu olan icra takibi ikame edildiği ve dolayısıyla davaya konu işlem bankacılık işlemi olduğundan ticari iş mahiyetinde olduğu hususunda itilaf bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dava dışı ... A.Ş ile dava dışı ... arasında █████/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin akdedildiği, davalı ...’ın ise █████/2019 tarihli kefalet sözleşmesi ile müteselsil kefil olduğu, banka kayıtlarının incelemesinde eş rızasının bulunduğuna ilişkin kayıtların da dosyamız arasına alındığı, dosya borcunun ödenmemesi üzerine ... 48. Noterliği'nin... tarihinde ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, ihtarnamenin tebliği ile temerrüt olgusunun oluştuğu, davacı ... hakkında ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile █████/2020 tarihinde takip başlatıldığı ve takipte toplam 48.998,51 TL alacak talep edildiği, dosyaya sunulan ödeme planları incelendiğinde, 4 adet krediyle ilgili ödeme planı ve ekstreler sunulduğu ,sunulan belgeler dahilinde tespit edilen kullandırım ve ödemeler ışığında mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla █████/2018 tarihinde kullandırılan 64.000,00 TL tutarlı kredi için █████/2020 takip tarihi itibarıyla 35.162,40 TL asıl alacak, 5.866,41 TL işlemiş faiz ve 293,32 TL BSMV olmak üzere toplam 41.322,13 TL alacak bulunduğu hesaplanmıştır. 40.200,00 TL tutarlı kredi için 22.086,38 TL asıl alacak, 3.684,84 TL işlemiş faiz ve 184,24 TL BSMV olmak üzere toplam 25.955,46 TL alacak, diğer bir kredi için 19.697,00 TL asıl alacak, 2.857,79 TL işlemiş faiz ve 142,89 TL BSMV olmak üzere toplam 22.697,68 TL alacak, █████/2019 tarihinde kullandırılan 85.300,00 TL tutarlı kredi için ise 85.300,00 TL asıl alacak, 11.256,40 TL işlemiş faiz ve 562,82 TL BSMV olmak üzere toplam 97.119,22 TL alacak hesaplandığı, takibin hangi krediden kaynaklandığı hususunda somutlaştırma yapılmamış ise de kredi alacağı nedeniyle davacı yanın takip çıkışını aşan bedel üzerinde borçlu olduğu görülmekle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00-TL maktu red harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü yazılı toplam 5.020,00-TL (20,00-TL tebligat, 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!