İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki Haksız Fiilden Kaynaklanan Belirsiz Alacak Tazminat Davasında, Limanda Konteyner Düşmesi Sonucu Ticari Aracın Uğradığı Kazanç ve Değer Kaybının Tahsili Talebi.
Özet: Bir şirket, davalı liman işletmecisinin limanında, insani yardım yüklemesi sırasında kırılan bir kanca nedeniyle ticari aracının hasar görmesi ve dört ay boyunca kullanılamaması sonucu oluşan kazanç kaybı ile araç değer düşüklüğünün tazminini talep ederken; davalı, kazanın deprem yardımı kapsamında iyi niyetle onarım masraflarını karşıladığı, olayda kusurunun bulunmadığı, öngörülemez bir durum olduğu ve onarım süresinin makul olmadığı gerekçeleriyle davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████ Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'de bulunan (davalı şirkete ait) Yazıcı Limanında, 09.04.2023 tarihinde, ... gemisine ... adına ... firmasına ait demonte konteyner yüklemesi esansında konteynere takılmış olan kancanın kırılması sonucu kancalara takılı 6 adet konteyner, müvekkili şirkete ait ... plakalı araç üzerine düşerek araç ve dorseye zarar verdiğini, meydana gelen kaza nedeniyle davalı şirketin asli ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkili şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın ve ...Şti.ne ait ... plakalı dorsenin tamirat giderleri davalı şirket tarafından karşılandığını, bu durumun kazanın davalı şirket kusurundan kaynaklandığını açıkça gösterdiğini, müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın ticari araç olduğu ve müvekkili şirketin, bahse konu aracı ticari ve taşıma işinde kullanmaktayken, servis onarımında kaldığı sürede kullanamadığını, müvekkili şirkete ait aracın 4 ay süresince çalışamadığını, müvekkili şirketin, Haziran 2023 sonuna kadar devam eden konteyner taşıma sözleşmesi kapsamında bu aracı kullanamadığından, bu araca ilişkin aylık kira bedelinden mahrum kaldığını, Haziran ayı sonrasında da yürüttüğü ticari faaliyetlerde bu aracı çalıştıramaması nedeniyle ticari anlamda büyük zarara uğradığını, müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın, ... A.Ş. ... Şubesi'nde onarım gördüğünü, Adresi:...olduğu, müvekkili şirkete ait aracın, ticari kazanç kaybına uğradığı gibi, ayrıca meydana gelen kaza nedeniyle aracın değerinin de düştüğünü, davalı taraf ile yürütülen arabuluculuk süreci anlaşmama olarak sona erdiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, bu sebeplerle, bilirkişi tarafından hesaplama yapılarak tam tutarlar belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 100.000,00 TL kazanç kaybı bedelinin 09.04.2023 tarihi itibari ile işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, (Belirsiz alacak davası niteliğindedir.), şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı bedelinin 09.04.2023 tarihi itibari ile işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, (Belirsiz alacak davası niteliğindedir.), yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle müvekkili şirkete ikame edilen işbu davanın müvekkili şirketin liman ve terminal işletmecisi yasal sorumluluk sigorta poliçesini yapan ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarını talep ettiklerini, konunun esasına gelindiğinde ise; bahse konu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, ilgili kaza, ... depremi sonrası bölgeye yardım malzemelerinin ulaştırılabilmesi için müvekkili şirketin ... ile organize olarak yapılmış olan yardım gemilerine kendi limanından malzeme yüklenebilmesi için limanını açması sonucu, bu gemilerden olan ... gemisinde yükleme faaliyeti sırasında yaşandığını, yükleme esnasında kancanın kırılmış olması nedeniyle davacıya ait araç ve dorse zarar gördüğünü, kanca da dahil olmak üzere limanda kullanılan tüm malzemelerin gerekli bakımları, rutin kontrolleri yaptırıldığını, buna rağmen kanca kopması sebebiyle kazanın gerçekleşmesi öngörülemez ve karşı konulamaz bir durum olup kaçınılmazlık ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen ve ülkenin içinde bulunduğu durumda yardım amacıyla yapılan bir işlem sonucunda kimsenin mağdur olmaması için iyi niyetle hareket ettiğini ve davacının aracının ve dorsesinin tamir bedellerini karşıladığını, ilgili durumun tamamen öngörülemez nitelikte olduğunu, bunun yanı sıra, aksi, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunsa dahi onarım bedelleri karşılandığı, üzerine düşeni yerine getirdiğini, davacının belirtmiş olduğu şekilde tamir sürecinin 4 ay sürmesi de makul bir onarım süresi olmamakla hayatın olağan akışına aykırı olup bu sürece ilişkin olarak sürecin uzaması da dahil olmak üzere daha fazla zararın meydana gelmesindeki kusur kime aitse, ilgili oranın da mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre makul onarım süresinin üzerinde bildirilen süreler hesaplamada dikkate alınamayacağı beyanı ile huzurdaki işbu davanın reddini talep etmiştir.
İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin liman faaliyetleri ... numaralı Liman ve Terminal İşletmecisi Yasal Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirket tarafından sigortalandığını, davaya konu hadisenin meydana gelmesi üzerine müvekkili şirkete hasar ihbarında bulunulduğu ve ... numaralı hasar dosyası açılarak eksper atandığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalı şirkete 277.716,96 TL tazminat ödemesi yapıldığını, ekspertiz raporu ve ibranamenin ekte sunulduğunu, görüleceği üzere müvekkili şirket poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirdiğini, dava konusu hadiseye ilişkin başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu taleplerin değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin olup poliçe teminatına dahil olmadığını beyan etmiştir.
Davacı vekili talep arttırım dilekçesi ile, 128.056,50TL kazanç kaybı bedelinin 09.04.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber davalıdan tahsilini, 133.000,00TL araç değer kaybı bedelinin 09.04.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalıya ait limanda █████/2023 tarihinde konteyner yüklemesi sırasında davacıya ait ... plakalı araçta hasar meydana gelmesi sebebiyle davacının uğramış olduğu kazanç kaybı ve araçta meydana gelen değer kaybı tazminatının tahsiline ilişkindir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacı taraf meydana gelen kazada davalının kusurlu olduğunu ve kaza sebebiyle kazanç kaybına uğradığını ve aracında değer kaybı oluştuğunu ispatlamak durumundadır.
Dosya davalı şirkete ait limanda meydana gelen demonte halindeki konteynera takılan kancanın kırılması neticesinde davacıya ait ... Plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle davacının davalıdan kazanç kaybı ve değer kaybı talep edip edemeyeceği noktasında rapor düzenlemesi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişiler dosyaya sunduğu raporda ; Lojistik yönden değerlendirmede: dava dosyasındaki ilgili olabilecek kuruluşlardan gelen yazılardan da açıkça anlaşılacağı üzere komple TIR ve çekici kiralarına ilişkin belirli bir piyasa ve rayiç bedelden söz edilmesinin mümkün olmadığı, uzun süreli kira bedellerinin tarafların irade mutabakatı ile belirlendiği; ancak aynı duruma hizmet eden TIR bekleme/demuraj ücretlerinin belir bir ölçü verebileceği ve bu kapsamda davacı şirkete ait ... plakalı çekici aracının günlük bekleme ücretinin, yukarıdaki gerekçelerle 65 Euro (KDV dahil) olarak belirlenmesinin yerinde olduğu, makul tamirat süresince bu bedeli talep edebileceği; ancak tamirat bedeli, mahrumiyet zararı ve değer kaybı olarak alabileceği toplam miktarın ... plakalı aracın kaza tarihlindeki değerini aşamayacağının değerlendirildiği;
Aracın kaza sonucu hasar görmesinde vinç firması ...Hizmetleri firmasının kusurlu olduğu, liman işleticisi olan... Tic. A.Ş nin oluşan zarardan müştereken sorumlu oldukları 45 günlük makul tamir süresi dikkate alınarak davacı firmanın kazanç kaybı olarak toplam 2.925 Euro talep edebileceği, Davacı firmanın araçta oluşan değer kaybı olarak 9-4-2023 kaza tarihi itibarıyla 133.000 TL talep edebileceği yönünde rapor ibraz etmiştir.
Araç mahrumiyet bedeli, meydana gelen trafik kazasında kusursuz olarak aracını kullanamaması sebebiyle zarara uğrayan araç sahibinin kusurlu olan taraftan uğradığı zararları tazmin etmek amacıyla talep ettiği tazminattır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 29.09.2022 tarihli ve... E.... K. sayılı kararı uyarınca araç kazalarında tamir sürecinde araç kiralanmasa ve kiralama faturası sunulmasa bile kusurlu taraf aleyhine araç mahrumiyeti tazminatına hükmedilmesi gerekir : “Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50’nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin ilgili kararları şu şekildedir;
... E.-...K. 22.09.2008 T. ilamı; “…BK’nun 105. maddesine göre, bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. MK’nun 6. maddesine göre, herkes iddiasını ispat etmek zorundadır. Araç mahrumiyetine ilişkin delil sunulamaması halinde BK’nın 42. maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Araç mahrumiyetine ilişkin delil sunulamaması halinde BK’nun 42. maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir.”
... E. ... K. 08.03.2018 T. ilamı; “…Davacının ikame araç bedeli talebi mahkemece davacı tarafından araç kiraladığına dair belge sunulmaması nedeni ile reddedilmiş olup bu süre ile ilgili araç kiralandığına dair belge sunulmasa da B.K. 42 maddesi (50. md) uyarınca hâkim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan, bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir rapor almak suretiyle davacının mahrumiyet bedeli talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir.”
...E.-... K.- 11.06.2019 T. ilamı; “…Davacı aracının hasarlandığı ve tamir gördüğü süre zarfında davacı yanca kullanılamadığı sabittir. Bu durumda aracın çalışmadığı süre içinde oluşacak gelir kaybı değil, dosyada görevlendirilecek konusunda uzman makina mühendisi bilirkişi tarafından, davaya konu kaza sebebiyle araçtaki hasarın giderilmesi için gereken makul onarım süresi belirlenerek kazanç kaybının hesaplanması gerekirken, eksik inceleme ile aracın üyesi olduğu Kooperatif tarafından çalışmadığı bildirilen 23 gün üzerinden kazanç kaybının belirlenmesi doğru olmamıştır.”
... E....K.- 23.10.2019 T. ilamı; “…Fatura tarihi kaza tarihinden sonraki bir tarihi taşıyabilir. Bu durumda mahkemece, davacıya ait aracın mevcut hasarına göre makul tamir süresinin ne olduğu, belirlenen makul tamir süresi içinde emsal nitelikteki bir aracın (davacı tarafından kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs. gibi zorunlu giderler indirildikten sonra) kiralama ücretinin miktarı ve çekici ihtiyacı konularında ayrıntılı, açıklamalı ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
... E.-... K.-03.10.2019 T. ilamı; “…Davacının ikame araç bedeli talebi hakkında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmaması nedeni ile hesaplama yapılmamış mahkemece de bu hesap raporu doğrultusunda yapılan hesap hükme esas alınarak karar verilmiştir. Bu süre ile ilgili araç kiralandığına dair belge sunulmasa da B.K. 42 maddesi (50.md) uyarınca hâkim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan, bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir rapor almak suretiyle davacının mahrumiyet bedeli talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir.”
Kaza yapan ve onarılan bir aracın değerindeki düşüşe “araç değer kaybı” denilmektedir. Yargıtay, araç değer kaybını şu şekilde tanımlamaktadır; değer kaybı zararı, aracın olay tarihindeki hasar değeriyle hasarı giderildikten sonra (tamir edilmiş hali ile) edeceği değer arasındaki farktan ibarettir (...).
Kazanın oluş şekline göre değişkenlik göstermekle birlikte, kazalı bir araçta hayatın olağan akışına göre değer kaybı oluşacağı muhakkaktır. Kazalı bir araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı veya oluşan değer kaybının miktarı; aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarın nitelik ve niceliği vs. gibi hususlara bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Değer kaybı; bahsedilen kriterler göz önüne alınarak, aracın hasarsız hâliyle ve kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki ikinci el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki hâline göre serbest piyasadaki ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın tespit edilmesiyle bulunur. Kusur durumu gibi değer kaybı incelemesi de teknik bilirkişi incelemesini gerektirmektedir (...).
Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği ve daha önce karışmış olduğu kaza da dikkate alınarak kazadan sonraki onarılmış halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerekir (...).
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi... E.... K. Sayılı ilamında; “Değer kaybı zararı belirlenirken yapılması gereken, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2. el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesinden ibaret olduğu” Şeklinde belirtmiştir.
Davacı tarafın talebi esasen TBK 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.
Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, davalının haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı şirkete ait limanda meydana gelen demonte halindeki konteynera takılan kancanın kırılması neticesinde davacıya ait 33 BSU 06 Plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle kaza tarihi itibarıyla 133.000 TL değer kaybının oluştuğunun rapor edilmesi ve 45 günlük makul tamir süresi dikkate alınarak davacı firmanın kazanç kaybı olarak toplam 2.925 Euro talep edebileceğinin rapor edilmesi karşısında kazanın oluşumunda davalı firmanın kusurlu olduğunun ve aracın kaza sonucu hasar görmesinde vinç firması Mollaoğlu Tahmil Tahliye Liman Hizmetleri firmasının kusurlu olduğu, liman işleticisi olan ... A.Ş nin oluşan zarardan müştereken sorumlu olduklarının rapor edilmesi karşısında davanın kabulü ile, 128.056,50 TL kazanç kaybı ve 133.000,00 TL değer kaybı tazminatının █████/2023 tarihinden işleyecek ticari avans fazi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile, 128.056,50 TL kazanç kaybı ve 133.000,00 TL değer kaybı tazminatının █████/2023 tarihinden işleyecek ticari avans fazi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 17.832,77TL karar harcından peşin alınan 1.709,46 TL ve 2.748,74 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 13.374,57 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40TL başvurma harcı, 1.709,46 TL peşin harç ve 2.748,74 TL tamamlama harcı bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 15.025,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL bedelin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
7-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!