İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, ilk derece mahkemesinin ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali kararının bilirkişi raporu ve delil değerlendirmesindeki hatalar nedeniyle istinaf incelemesi.
Özet: İlk derece mahkemesi, ticari alışverişten kaynaklanan alacak iddiasıyla açılan itirazın iptali davasında, bilirkişi raporlarını esas alarak davacının 4.931 TLlik alacağını %20 icra inkar tazminatıyla birlikte kabul etmiş, ancak davacının bazı faturalara ilişkin teslimat kanıtı sunamaması ve kur farkı talebini ispatlayamaması nedeniyle bakiye alacak talebini reddetmiştir; davacı vekili ise istinaf başvurusunda, mahkemenin bilirkişi raporunu faturadaki malların teslimine dair ihtilaf olmamasına rağmen davalı lehine yorumlamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ek raporun çelişkili ve hatalı olduğunu, kesin süreye rağmen belge sunulamadığı gerekçesiyle verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile borçlu taraf arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı ile yapılan alışveriş sonrasında alacak bakiyesi doğduğunu, alacağın yapılan tüm ihtarlara rağmen ödenmediği, bu nedenle davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olduğu, haksız itiraz edildiği gerekçesi ile itirazın iptali, takibin devamı ve % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafça sunulan faturaya itiraz edildiğini beyanla davanın reddini, davacının en az %20 haksız icra, kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu; davalı ticari defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 4.931,00 TL borçlu olduğu; davacının ticari defterlerine göre davalının davacıya 112.587,84 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi ile ayıp iddiasında bulunulmadığından faturaya konu mallar üzerinde ayıba yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Bilirkişi kök raporunda ihtilaflı olduğu belirtilen ve davalı tarafından iade edilen faturalara konu malların davalıya teslimine ilişkin tüm bilgi ve belgeleri sunmak üzere davacıya kesin süre verilmiş olup; verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından faturalara konu malların davalıya teslim edildiği yönünde dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Bu nedenle davacının bu faturalar yönünden talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davacı tarafça █████/2019 tarihli kur faturasına yönelik talebinin, davalı tarafından daha önce kabul edilmiş ve ödenmiş bir kur farkı faturasının veya kur farkına ilişkin taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmaması nedeni ile reddine karar verilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi kök ve ek rapor doğrultusunda davanın 4.931,00 TL bakımından kabulü ile kabul edilen tutarın %20'si oranında takdir edilen icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye alacak talebi bakımından ise ispatlanamayan davanın reddine; davacının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, kök raporda belirtilen bu faturalar davalı lehine yorumlanarak, hayatın olağan akışına, hukuka ve hakkaniyete aykırı karar verildiğini, mahkemece verilen kararın, istinaf incelmesi sonunda bu yönden kaldırılması gerektiğini, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda da kolaya kaçılarak, bu husus göz önünde bulundurulmadan, Mahkemenin daha önce verdiği ara karar yerine getirilmemiş olması durumu esas alınarak, kendi içinde ve kök rapor ile çelişen, hatalı bir rapor düzenlendiğini, son celse hiçbir gerekçe gösterilmeden ara karardan rücü talebimiz reddedilerek, çelişkili raporlar esas alınarak hüküm kurulduğunu, ancak, ara karardan rücu gerekçemizde detaylı bir şekilde ifade edildiği gibi, mahkemece verilen ara kararın yerine getirilmediğinden bahisle verilen karar, hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda, davalı tarafından düzenlenen faturaların "kusur ve iadeye" dayandığı belirtilmesine, yapılan yargılamada, davaya konu faturalardaki malların teslimine ilişkin taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamasına, davalı tarafın, hem davaya konu icra dosyasında bu hususta bir itirazı olmadığı hem de yargılamanın hiçbir aşamasında kusur ve iadeye ilişkin bir iddiası bulunmadığı, mahkemece bu sebeple, kusurlu ürün ve iade edilen ürünlere ilişkin bilirkişi incelemesi yoluna gidilmediği açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafından düzenlenen bu faturalar ile davacı şirkete olan borcun sıfırlandığı hususu da gözden kaçırılarak; hukuken davalının kusurlu ürün ve iade mala ilişkin fiili durumunu kanıtlaması gerekir iken (söz konusu iddiaların ispat yükünün davalıda olduğu hususu göz ardı edilerek), bu hususun davacı taarfından kanıtlanması gerektiği düşünülerek, hukuka aykırı ve makul olmayan bir ispat yoluna dayanılarak hüküm kurulduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, eksik inceleme ve hatta bu çelişkinin giderilmesi için ek rapor alınması talebi de reddolunarak savunma hakkı kısıtlanarak hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, fiili duruma ve hukuka aykırı olarak davalı tarafından yasal süre içinde itiraz edilmemesine rağmen kayıtlara alınmayan bu fatura bedeli olan 27.163,32.-TL'nın da davacının alacağı olarak hesaba dahil edilmesi gerekmekte karara esas alınan bilirkişi raporlarından; taraflar arasında döviz bazlı bir ticaret olduğu, taraflarca TL ve USD hesap ekstrelerinin ayrı ayrı tutulduğu, taraflar arasındaki USD cari hesap ekstrelerinin birbiri ile uyumlu olduğu ve hesap ekstrelerindeki farklılığın kur farkından kaynaklandığı açıkça tespit edilmiş olup düzenlenip, davalıya gönderilen █████/2019 tarih ... nolu 27.163,32.-TL. bedelli kur farkı faturasına da davalı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, bu sebeple söz konusu fatura davalı tarafından kabul edilmiş bir fatura olduğunu, ancak, davalı şirket söz konusu faturaya itiraz etmemiş olmasına rağmen, bu faturayı kayıtlarına da almadığını, davacının düzenlenen kur farkı faturasına, davalının hiçbir itirazının olmadığı, söz konusu faturanın davalı tarafından kabul edildiği açıkça ortada olup bu durum davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını fiili duruma aykırı ve eksik tuttuğunu ortaya koyduğu gibi davalının kötüniyetini de açıkça ortaya koyduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ispat yükü, kur farkı talep edilebilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 112.587,62 TL asıl alacağın tahsili istemiyle █████/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 112.587,84 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıdan 4.931,00 TL alacaklı görünmektedir.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, bilirkişi raporuna göre 2018 yılı devir bakiyesindeki farklılık, davalının ödemelerine ilişkin kur farkı kaynaklı kayıtlardan ve davacının davalıya düzenlediği toplam 139.750,94 TL bedelli █████/2019 tarih ve BDA...240, 241, 242, 243 ve 244 nolu iade faturaları ile █████/2019 tarih ve BDP...... nolu iade faturası ile █████/2019 tarih ve BDP...134 nolu kur farkı faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Davacının mutabakatsızlığa neden olan iade faturalarını, daha önce mal satışı üzerine davalının düzenlediği iade faturalarına karşı düzenlediği anlaşılmaktadır.Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve █████████ E. - █████████ K sayılı kararı). Bu durumda, faturaları ticari defterine işleyen taraf, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davacı, davalının iade faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Davacı tarafça davalının iade faturalarına karşı düzenlediği kendi iade faturaları sunulmuş ise de, başta itiraz edilmeden davalının iade faturalarını ve dolayısıyla iade sebebini benimsenerek ticari defterlerine kaydettiğine göre, bu aşamadan sonra davalının ticari defterlerinde kayda alınmamış olan davacı iade faturalarının, kendi ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle düzenlendiğinin ispatlanması gereklidir. Ancak buna ilişkin dosyada herhangi bir ispat bulunmamaktadır. Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan davacı iade faturalarının düzenlenme sebebi ve dayanağının usulüne uygun olarak ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın kendi defterlerinde kayıtlı olması tek başına davacının iddiaları ispata elverişli değildir.Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Davacı tarafça, kur farkı istenebileceğine ilişkin sözleşme veya taraflar arasında bir teamül bulunduğu ispatlanamamış olup, kur farkı alacağı talep edilebilmesinin koşulları da oluşmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Başlangıçta peşin olarak yatırılan istinaf karar harcı 1.838,51 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 732 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 586,32 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026 .