Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında, ecrimisil alacağının tahsil riski nedeniyle üçüncü kişilerdeki alacaklara ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki inceleme, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tahliye taleplerini içeren bir davada, davacının ecrimisil alacağının yüksekliği ve tahsil edilememe riski nedeniyle davalının SGK, bankalar ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına yönelik talep ettiği ihtiyati tedbirin ilk derece mahkemesince, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesindeki ihtiyati tedbirin yalnızca dava konusu hakkında verilebileceği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu konu almakta olup, geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati tedbirin şartları ve yaklaşık ispat ölçütü çerçevesinde değerlendirilmektedir.

T.C.
DİYARBAKIRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİDAVANIN KONUSU : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil (Geçici Hukuki Koruma)KARAR TARİHİ : █████/2026Yukarıda esas numarası belirtilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinaf taleplerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra istinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ön incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu dosya okunup gereği düşünüldü. K A R A RDava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tahliye isteğine ilişkin olup ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya içeriğinden, davanın elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tahliye isteğine ilişkin olup, davacı tarafça ecrimisil alacağının yüksekliği ve tahsil edilememe riski de dikkate alınarak teminat karşılığında davalının SGK, bankalar ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, Mahkemenin ... tarihli ara kararı ile, HMK'nın 389. maddesinin yalnızca dava konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği konusunda emredici nitelikte olması nedeni ile davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, söz konusu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh. 714-Prof. Dr. Muhammet Özekes) Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerine yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.Nitekim 6100 sayılı HMK’nin Onuncu Kısmının Birinci Bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389. madde başlığında "Geçici Hukuki Korumalar" olarak vasıflandırılış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar da duraksamaya yer bırakamayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır. Aynı Kanun'un 390/3. maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesine yer verilmiş anılan hüküm ile ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu aranmıştır. Bu husus madde gerekçesinde "...Doktirinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez." şeklinde ifade edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki 6100 sayılı HMK'nin ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" ölçüsünün esas alınması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan ihtiyati tedbir kararı geçici nitelikte olup, durum ve şartların değişmesi ile her zaman değiştirilebilir.Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davacının elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tahliye istemli olarak eldeki davayı açtığı ve ecrimisil alacağının yüksekliği ve tahsil edilememe riski de dikkate alınarak teminat karşılığında davalının SGK, bankalar ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, talebin açıklanan niteliği ve ihtiyati tedbir talebinin davanın esası ile ilgili olup yargılama sonunda değerlendirilmesi gerektiği, kural olarak dava ile ulaşılmak istenen amacı sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğine ilişkin ilke gözetildiğinde 6100 sayılı HMK'nin 389 ve devamı maddelerindeki koşulların mevcut olmadığı gözetilerek ihtiyatî tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Hâl böyle olunca Mahkemenin ara karara ilişkin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan nedenlerle esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli, ... Esas sayılı ara kararına karşı davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, 4-6100 sayılı HMK'nin 359/4. maddesi kapsamında Dairemiz kararının tebliğ işleminin ilk derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi.