İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, şirket yetkilisinin imzasını inkar ettiği kayıp/çalıntı çeklere ilişkin menfi tespit davasında istinaf kararını açıkladı.
Özet: Davacı şirket, kaybettiği veya çalındığını iddia ettiği çek koçanından çıkan toplam 100.000 TL bedelli iki çek üzerindeki imzanın yetkili temsilcisine ait olmadığını belirterek, bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, çeklere ödeme yasağı konulması ve aleyhindeki icra takibinin önlenmesi talebiyle menfi tespit davası açmış, davalılar ise davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, aktif husumet yokluğunu ve davacının kötü niyetli olduğunu savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:█████████ EsasKARAR NO:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2024NUMARASI:█████████ ESAS, ████████ KARARDAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.10.2014 tarihli, 50.000-TL bedelli Bankasya ... Şubesine ait ... no.lu çek, 24.10.2014 tarihli, 50.000-TL bedelli Bankasya ... Şubesine ait ... no.lu çeklerin muhatap bankadan temin edilmiş olduğunu, çeklerin altında bulunan imzanın müvekkili şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı çıplak gözle dahi anlaşılabildiğini, dava konusu çeklerin, 24.10.2014 tarihinde bankaya ibraz edildiğini, muhatap bankanın çekin arkasına “İş bu çek üzerindeki keşideci imzası ile keşidecinin Bankamız kayıtlarındaki imzaları benzeşmediğinden herhangi bir işlem yapılamamıştır” kaydı düşerek , çek fotokopisini müvekkili şirkete gönderdiğini, çek fotokopisi incelendiğinde, çıplak gözle dahi imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşıldığını, davalıların elinde olduğu anlaşılan, toplamda 100.000-TL bedelli olarak doldurulmuş çeklerin, müvekkili şirketin rızası hilafına imzasız ve boş olarak kaybettiği/çaldırdığı çek koçanından olduğunu, başkaca çekler çıkması halinde dava açma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili şirketin yetkili temsilcisinin, çek keşide etmek de dâhil her türlü temsil ve ilzam yetkisinin münferiden, şirket Yönetim Kurulu Üyesi ...'a ait olduğunu, müvekkili şirkette, ... dışında hiç kimsenin temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirket, turizm sektöründe maruf bir firma olduğunu, şirketin tanıtımına yönelik olarak yayınlanan kataloglarda, dergilerde vb. dokümanlarda müvekkil şirket yetkilisinin imzası çokça kullanıldığını, bu nedenle de kötü niyetli kişiler tarafından, temin ve taklit edilebilir durumda olduğunu, müvekkili şirketin davalılara herhangi bir borcu da bulunmadığını, müvekkili şirketin söz konusu çek koçanlarının kaybolduğunu fark ettiğini, muhatap bankaya gerekli başvuru yapıldığını, müvekkil şirketin bu çekler nedeniyle davalılara herhangi bir borcu da bulunmamasına rağmen, çeklerin ihtiyat-i haciz de dahil olmak üzere takip konusu yapılması ihtimali bulunduğundan yargılama sonuna kadar öncelikle HMK 208 vd. maddeleri uyarınca icra takibinin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, aksi halde, uygun görülecek teminat mukabilinde İİK 72/2. Maddesi gereğince icra takibinin önlenmesine yönelik ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek açıklanan nedenlerle; her türlü talep ve dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla: öncelikle, dava konusu çeklere ödeme yasağı konulması ve Bank ... Şubesine bildirilmesine, müvekkili şirket aleyhine icra takibine geçilmesinin önüne geçmek için, öncelikle HMK 208 vd. maddeleri uyarınca takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, bu talebimiz kabul görmediği takdirde, İİK.m. 72/2 hükmü uyarınca yargılama sonuna kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, dava konusu 24.10.2014 tarihli, 50.000-TL bedelli Bankasya ... Şubesine ait ... no.lu çek, 24.10.2014 tarihli, 50.000-TL bedelli Bankasya ... Şubesine ait ... no.lu çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının ve bu nedenle müvekkil şirketin herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile söz konusu çeklerin müvekkili şirket açısından iptaline; davalıların %20'den aşağı olmayan kötüniyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini müvekkili şirket adına vekâleten talep ve dava etmiştir.SAVUNMA:Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde davanın açılması gerektiğini, davanın aktif husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirkete çek doğrudan davacıdan geçmediğinden, bu konuda bilgi sahibi olmalarının mümkün olmadığını, imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmaması halinde bile davacının kötü niyetle itirazda bulunduğunu, kötü niyetin korumayacağını, taraflarınca edinilen bilgiye göre, davacı şirket yetkilisinin dava konusu çekte olduğu gibi, 3. kişilere verdikleri çok sayıda çeki, çalışanı olan bir kişiye imzalattığı ve sonradan imzasını inkar etmek suretiyle çek bedelini ödemeyi reddettiği belirtildiğini, bu konuya ilişkin çok sayıda dava ve şikayet olduğunu, davacının kötü niyetle borçtan kurtulmak amacıyla imza inkarında bulunduğunu, dava konusu çekin yetkisiz şirket çalışanı tarafından imzalanmışsa da davacının sorumluluğu olacağını, çek koçanının çalınmış ya da kaybolmuş iddiasının temelsiz olduğunu, kabul manasına gelememek üzere dava konusu çeklerin de bulunduğu çeklerin koçanının kaybolduğunun ileri sürülmesinin hiçbir dayanağı bulunmadığını, gerçekten borçlu olduğu halde, kesin borç ikrarı niteliğindeki bir sözleşmeye ve onun eki protokollere dayandığı bilinen işbu çeklerin altındaki imzaların şirketin imza yetkilisi dışında bir çalışan tarafından imzalandığı/ şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini savunarak davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine, bu mümkün olmadığı takdirde davacının haksız ve mesnetsiz davasının usul ve esastan reddine, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ████████ E. sayılı dosya ile söz konusu davanın birleştirilmesine, davacı şirket yetkilileri hakkında soruşturmanın yürütüldüğü Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma sayılı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma sayılı dosyası ve tespit edilecek diğer soruşturma ve ceza davalarının sonucunun beklenmesine, ayrıca HMK 329. md gereği haksız ve kötüniyetle hiçbir hakkı olmamasına rağmen dava açan davacı tarafa ödenecek akdi vekalet ücreti (5.000TL+KDV)’nin yüklenmesine ve ayrıca HMK 329/2 hükmü gereğince disiplin para cezası ödemesine, ödeme yasağına ilişkin ara karardan rücu edilmesine ve ihtiyati tedbir kararının koşulları oluşmadığı için ihtiyati tedbire karar verilmemesini, yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Tasfiye Halinde ... Şirketi tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas ████████ Karar 05.11.2024 Tarihli kararı:"...Somut dosya bakımından değerlendirme yapıldığında; davacı/borçlu, davalı/alacaklı ile arasındaki borç ilişkisini ve çeklerdeki imzayı inkar etmektedir. Bu durumda davacının, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Mahkememizce imza incelemesi için dosya alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, alınan raporda dava konusu çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisi ...'ın olduğu tespit edilmiştir.Her ne kadar ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin █████/2019 tarihli raporu ile, inceleme konusu çeklerdeki basit tersimli keşideci imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzaların basit tersimli, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle ...'ın eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği bildirilmiş ve davacı vekili tarafından bilirkişi incelemesinin fotokopi belgeler üzerinde yapıldığı ileri sürülerek rapora itiraz edilmekte ise de; UYAP üzerinden yapılan kontrollerde davacı şirketin aynı döneme ilişkin birden fazla imza inkarına yönelik menfi tespit davasının (savcılık, icra mahkemeleri ve asliye hukuk mahkemelerinde) bulunduğu ve mahkemelerde aynı evrak asıllarının imza incelmesi için delil olarak sunulduğu, mahkemelerce evrak asıllarının temini için sürekli ve uzun yıllar müzekkereler yazıldığı, iş bu dava dosyasında da üç yılı aşkın zamandır evrak asıllarının celp edilmeye çalışıldığı ve sonrasında celp edildiği, davacı şirket yetkilisinin imza örneklerinin alındığı ve bu kapsamda istiktap tutanağının düzenlendiği, istinaf incelemesi ile kesinleşen benzer dosyalardaki (bknz; İstanbul BAM 44. HD. █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile kesinleşen İAA 2. ATM █████████ Esas sayılı dosyası vb.) bilirkişi raporlarının aynı yönde olduğu, ayrıca iş bu davaya konu çekler ceza dosyasına konu olmasa da İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı şirketin düzenlediği soruşturmalara konu çekler üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı, ...-... uzmanlık numaralı raporda da çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında davacının itirazının dosyanın esasına bir etkisinin olmadığı değerlendirilmiş, tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu çekler yönünden imza inkarını ispat edemediği, dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olduğu anlaşılmakla, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-İİK madde 72/4 gereğince mahkememizce verilen tedbir kararının derhal kaldırılmasına, ilgili bankaya ödemeden men kararının kaldırıldığı hususunda müzekkere yazılmasına,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında bilirkişi heyetince rapor dahi düzenlenmediğini, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ Esas sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporları üzerinden değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan raporlarda, inceleme yapılmadan önce taraflarınca bildirilen mukayese imzaların yer aldığı belge asılları ilgili yerlerden celbedilmeden, fotokopi evrak üzerinden inceleme yapıldığından, incelemenin ve tanzim edilen raporun karara dayanak olması mümkün olmadığını, yasa ve içtihatlara göre delil niteliğinde olmayan fotokopi belge üzerinden imza incelemesi yapılmasının hukuken kabul edilebilir bir durum olmadığını,eksik incelemeye dayanan rapora göre verilen kararın kaldırılması gerektiğini,her bir çek niteliği gereği birbirinden bağımsız olup farklı mahkemelerde görülen davalardaki çekler hakkında verilen kararların işbu menfi tespit davasında müvekkili aleyhine değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu,dosyaya sunulan emsal imza örnekleri ve aşağıda alıntıladığımız imzalar karşılaştırmalı olarak incelendiğinde de tespit edileceği üzere; Davacı/Müvekkili Şirket yetkilisinin imzasının ortasındaki bölüm süreklilik arz eder şekilde düz olarak bitmesine karşın, davaya konu çekteki imzanın altındaki çizgi düz olarak bitmemekte, içeriye doğru kıvrımlanmakta olduğunu, Yine, Davacı/Müvekkili Şirket yetkilisinin imzasının ortasında bulunan kısa çizgiler bütün mukayese imzalarda süreklilik arz eder şekilde, en az üç el hareketinden (küçük çizgilerden) oluşmasına karşın, davaya konu çekteki imzada, tek çizgi vardır. İmzalardaki eğim ve oval çizgilerde de çok ciddi farklılıklar bulunduğunu, dolayısıyla, imzalardaki farklılıklar çıplak gözle dahi tespit edilebilmekteyken, fotokopi evrak üzerinden yapılan inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporundaki, “imzalar benzemekte, o halde çekteki imza ...’a aittir” şeklindeki kanaate katılmak ve işbu hatalı raporu kabul etmek mümkün olmadığını,Davaya konu çekteki imza sahteciliğini yapanların yukarıda belirtilen yöntemlerden hangisini kullanarak, imza sahteciliği yaptığını bilememekle birlikte, günümüz teknolojisi şartlarında, davaya konu çekteki imzanın, Davacı Şirket Yetkilisine ait olmadığının tespit edilememiş olması, eksik ve hatalı inceleme yapıldığını gösterdiğini, çünkü, davaya konu çekteki imza, esasında çıplak gözle incelendiğinde dahi, davacı şirket yetkilisinin imzasından farklı karakterler taşımakta olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sadece şablon ifadeler kullanıldığını, hiçbir gerekçe ve dayanak gösterilmediğini, davaya konu çekteki imzanın hangi nedenle ...’ın eli ürünü olduğu fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmediğini. bilirkişi raporu bu yönüyle de, yerleşik yargıtay kararlarına aykırıdır. hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sadece şablon ifadeler kullanıldığını, hiçbir gerekçe ve dayanak gösterilmediğini, davaya konu çekteki imzanın hangi nedenle ...’ın eli ürünü olduğu fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmediğini. bilirkişi raporu bu yönüyle de, yerleşik yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, Yerleşik Yargıtay kararları gereğince, bu tür imza incelemelerini yapacak olan kurulda en az bir grafoloğun ve Adli Tıp Uzmanının bulunması şart olduğunu,imza incelemesinin yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi, yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik araç gereç yardımıyla bu yönde inceleme yapılması gerektiğini, eksiklik giderilerek adli tıp kurumu başkanlığından rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekli olduğunu, karara dayanak yapılan raporun hatalı, eksik ve yetersiz olması, karara dayanak olan bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmaması ve dosyaya daha önce sunulan dilekçelerdeki beyan edilen hususlar dikkate alınarak istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Dava; Menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlığa konu çek suretlerinin incelenmesinden; ... seri numaralı çekin 24.10.2014 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli olduğu, ... seri numaralı çekin 24.10.2014 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiği görülmüştürDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından iki adet çek üzerindeki "imza inkarı" ve "bedelsizlik" iddialarına dayalı olarak davanın açıldığı, her ne kadar ATK tarafından tanzim edilen 23.01.2019 tarihli raporda; "İnceleme konusu çeklerde atılı keşideci imzaları ile...'ın mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzaların basit tersimli olmaları nedeniyle...'ın eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği" belirtilmiş ise de mahkemece grofoloji uzmanınından alınan 04.04.2016 tarihli rapor ve aynı doğrultuda sunulan 26.09.2019 tarihli grafoloji uzmanları tarafından hazırlanan bilirkişi heyet raporunda "inceleme konusu 2 adet çekte ... Şirketi'ne atfen atılmış keşideci imzalarının davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olduğu" kanaatine varıldığının bildirildiği, 26.09.2019 tarihli heyet bilirkişi raporu ile raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, çek keşide tarihleri nazara alındığında Kadıköy .... Noterliği'ne ait 22.08.2013, 28.02.2014, 14.05.2014 ve 06.06.2014 tarihli vekaletname asılları nazara alınarak yapılan imza incelemesinde usule aykırılık bulunmadığı, bedelsizlik iddiasına ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmadığı gibi davacı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı görülmekle davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.