İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinden tanınmış marka hükümsüzlüğü, markaya ve tasarıma tecavüz ile haksız rekabet iddialarına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacılar, dünya çapında tanınmış ve köklü "..." markalarının yanı sıra alt markaları ve tescilli/tescilsiz ürün tasarımlarına sahip olduklarını belirterek, davalının bu markalardan çok sonra tescil ettiği "..." markasının hükümsüzlüğünü, markalarına ve tasarımlarına yapılan tecavüzün tespiti ile haksız rekabetin önlenmesini talep etmektedir; zira davalının, müvekkil markasını, alt markalarını, alan adlarını ve ürün ambalajlarını kötü niyetli ve sistematik bir şekilde kopyalayarak tüketicilerde karışıklık yarattığı ve fikri mülkiyet haklarını ihlal ettiği iddia edilmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:█████████ Esas
KARAR NO:█████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2025
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Marka Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüz, Haksız rekabet ve Tasarıma Tecavüzden Kaynaklanan
KARAR TARİHİ:█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... şirketinin 1970’li yıllarda kurulduğunu, ... markasının tanınmış marka olduğunu ve bunun TÜRKPATENT ve yabancı mahkeme kararları ile davalı tescilinin başvuru tarihi olan 18.11.2016 tarihinden çok önce sabit olduğunu; müvekkilinin ... markalı ürünlerini kullanım amaçlarına göre kategorilere ayırdığını ve bu kategorilerin her biri için ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi alt markalar yarattığını; anılan bu markaların tüm dünyada uzun yıllardır tescilli olduğunu; ... markasının TÜRKPATENT nezdinde ilk kez 1997 yılında ... numara ile tescil edildiğini, diğer markaların da 3. sınıfta tescil edildiğini; müvekkilinin ... markasını dünya çapında uzun yıllardır pek çok alan adının kılavuz unsuru olarak da aktif bir şekilde kullandığını, Türkiye’de de ... alan adını 2007 yılında önceki unvanıyla... adına tescil ettirip hali hazırda müvekkiline ait olduğunu; diğer müvekkili ... İstanbul’un ilk olarak... Şti. unvanı ile 13.12.2007 tarihinde kurulduğunu; ... İstanbul’un kurulduğu 2007 tarihinden bu yana müvekkili ...’un başta ... olmak üzere dünya çapında tanınmış markalarını taşıyan ürünlerinin Türkiye’de satış ve pazarlamasını yaptığını ve ...’un izniyle markalarını ve tasarımlarını kullandığını; davalının ... sayılı tescilinin SMK m.6/3 ve m.6/6 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini; müvekkilinin ... markasını ilk kez ortaya koyması, piyasada maruf hale getirmesi ve adına tescil ettirmiş olması sebebiyle anılan marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu; bunun yanında markaların kurulduğu 2007 yılından bu yana ... İstanbul eliyle de ülkemizde kesintisiz biçimde kullanıldığını; ayrıca ... alan adının 1997 yılında tescil edilmiş olup Türkiye dahil dünya çapında erişilir durumda olduğunu; müvekkilinin Türkiye’deki ... alan adının da 15.11.2007 tarihinde tescil edildiğini ve aktif bir şekilde kullanıldığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için dava konusu markadaki malların müvekkilinin tescilleri kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/bağlantılı/benzer olmadığı varsayımında dahi SMK m.6/3 ve m.6/6 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini; kaldı ki somut olayda SMK m.6/1 şartlarının gerçekleşmiş olduğunu; müvekkiline ait tanınmış ... markasının 7 harfini aynen içeren davaya konu markanın, müvekkili markasındaki ürünler ile aynı, aynı tür, benzer, bağlantılı, ikame edilebilen ürünler üzerinde kullanılmasının tüketici nezdinde doğrudan müvekkilinin tanınmış ... markasının akla gelmesine sebep olacağını; müvekkilinin ... markasının tanınmış marka olması nedeniyle davaya konu markanın SMK m.6/4 ve m.6/5 uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini; davalının kötü niyetli olduğunu, bu bakımdan davalı markasının SMK m.6/9 kapsamında da hükümsüz kılınması gerektiğini; müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkilini ve markasını bilmediğinin düşünülemeyeceğini; davalının sistematik bir şekilde müvekkilinin markalarını, tescilli ve tescilsiz ürün ambalaj tasarımlarını kopyaladığını; davalının haksız kullanımlarının müvekkilinin marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini; davalının ... alan adı ve Facebook, Instagram, Youtube ve LinkedIn sosyal medya hesaplarında ... markasını tescilsiz olarak tescil edildiği halinden farklı kullandığını; davalının söz konusu kullanımlarının İstanbul 2. FSHHM ████████ D. İş dosyası kapsamında tanzim edilen 08.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini; davalının tescilli markası yerine markasını farklı şekilde kullanmasının nedeninin müvekkili markası ile karıştırma ihtimalini arttırmak olduğunu; davalının aynı zamanda müvekkilinin tescilli tasarımını ve ürün ambalajlarını kopyaladığını; müvekkilinin ... ve... numaralı tasarımların sahibi olduğunu; davalı kullanımına konu ambalajın müvekkili tasarımları ile ayniyete varacak derecede benzer olduğunu; davalının müvekkilinin tescilli ürün ambalaj tasarımını kopyaladığı gibi, müvekkillerinin uzun yıllardır tescilsiz olarak kullandığı ambalaj tasarımlarını da kopyaladığını ve aynı ürünler için kullandığını; müvekkilinin ... markasının davalı ticaret unvanına karşı da korunması gerektiğini belirterek Davalının müvekkilinden sonraki tarihte tescil edilmiş ... markası, tescilli olmayan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markaları için hukuka aykırı kullanımının müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz ve haksız rekabet, müvekkilinin ... no’lu tasarımına konu ürün ambalajı ve tescilsiz ürün ambalaj tasarımları ile aynı/benzer kullanımlarının müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığının tespitine, tespit edilen hukuka aykırılıkların durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; Davalının ... numaralı ... markasının hükümsüzlüğüne; Davalı unvanından “...” ibaresinin silinmesine; Davalının ... alan adına Türkiye’den erişimin engellenmesine, Facebook, Instagram, YouTube ve LinkedIn hesap isimlerinden ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ibarelerinin çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 17.03.2017 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, bu tarihten itibaren ilaç, medikal ürünler ve kozmetik güzellik müstahzaratı, vücut ve cilt bakım ürünleri, kremler, kolonya, parfüm, şampuan ve benzerlerinin ithalat, ihracat, alım satımı ve pazarlanması; kozmetik, ilaç, medikal ürünler ve diğer ... ürünlerinin üretimi; ilaç, medikal ürünler, temizlik ve kozmetik sektörüyle ilgili tüm hammadde, yarı mamul, mamul çeşitlerinin üretim, alım satımı, pazarlanması ile iştigal etmeye başladığını; müvekkili şirketin ... tescil numaralı “...” ibareli 3. sınıf mallarını kapsayan markasını 20.09.2017 tarihli marka devir sözleşmesi ile devir aldığını, devirden önce söz konusu markanın müvekkili şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan... adına kayıtlı olduğunu; müvekkilinin “...” markasını taşıyan ürünlerinin dünya çapında 15 ülkede satıldığını; müvekkili markasının 3. sınıfa dahil malların tamamı için tescilli olduğunu, davacı markasının ise 3. sınıfın sınırlı alt grupları için tescilli olduğunu, bu bakımdan davacı tescilleri kapsamındaki malların dava konusu markadaki mallar ile aynı/bağlantılı/benzer nitelikte olmadığını; davacıya ait “...” markasını oluşturan “...” ve “...” unsurlarının ayırt ediciliği bulunmayan ve/veya ayırt ediciliği oldukça düşük ve sektörde sık kullanılan ibareler olup bu ibarelerin doğal cilt ürünlerini tanımlayıcı nitelikteki cins isimlerine işaret ettiğini ve markanın kullanıldığı ürünleri nitelediğini; “...” ibaresinin birçok firma tarafından özellikle kişisel kullanıma ilişkin ürünlerde ürünün yaşama dair doğal ve katkısız olduğunu, kullanım için yan etkilerinin bulunmadığını ifade etmek için değişik eklerle kullanıldığını; “...” ibaresinin de deri ve cilt gibi anlamları bulunmakta olup birçok firma tarafından kişisel kullanıma ilişkin cilt bakım ürünlerinden olduğunu ifade etmek için kullanıldığını; bu iki ibarenin birleşmesi ile “doğal cilt bakım ürünlerini” özellikleri itibariyle doğrudan tanımlayacak bir anlamın oluştuğunu; davacının markasının bu zayıf unsurlarının üçüncü kişilerce kullanılmasına katlanmak zorunda olduğunu, alıcıların daha dikkatli ve seçici olduklarını, dolayısı ile ürünlerin ilgili olduğu tüketicilerin yüksek dikkat seviyesinin karıştırma ihtimalinin ortaya çıkma ihtimalini azalttığını; davacı itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini; bu bakımdan davacının SMK m.6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9’a dayanak ileri sürdüğü hükümsüzlük taleplerinin mesnetsiz olup reddinin gerektiğini; tecavüz iddiaları bakımından, müvekkilinin kullanımının tescilli markasının ayırt edici mahiyetine zarar verici nitelikte olmadığını, hukuka uygun kullanım olduğunu, bu bakımdan müvekkilinin kullanımının tescilsiz kullanım olarak nitelendirilemeyeceğini; “...” ve “...” ibarelerinin dermotolojik laboratuvarlar anlamına geldiğini, eklenen bu sözcüklerin ilgili sektörde herkes tarafından kullanılabilir nitelikte olduğunu; tanımlayıcı olan ve ayırt edici nitelikte olmayan bu unsurların işaret benzerliği değerlendirmesinde etkisinin bulunmadığını; bu kapsamda müvekkilinin kullanımına konu işaret ile davacı markasının, ibareler arasındaki farklılığın yanı sıra renkler, şekil unsurları bakımından da farklılık gösterdiğini, karıştırma ihtimaline yol açabilecek bir benzerliğin bulunmadığını, davacının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... markalarının müvekkili tarafından seri marka izlenimi uyandıracak şekilde kullanıldığı iddialarının mesnetsiz olduğunu; tasarım hakkına tecavüz iddiaları bakımından, davacının ileri sürdüğü tasarımlarının hükümsüz durumda olduğunu; somut olayda söz konusu tasarımların SMK’nın tescilsiz tasarıma ilişkin hükümleri kapsamında da korunmasının olanaklı olmadığını, keza tescilsiz tasarımlara ilişkin koruma süresinin geçmiş olduğunu; davacı ambalaj tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunmadığını; bahse konu şişe gövdelerinin dünya genelinde ve Türkiye’de birçok farklı firma tarafından kamuya sunulup harcıalem hale geldiğini; davaya konu ambalajların etiket alanı ve etiket üzerindeki markanın konumlandırılmasında tasarımcının seçenek özgürlüğünün dar olduğunu ve tasarımlar arasında ufak farklılıkların tasarımı ayırt edici yapmaya yeterli olduğunu; bu bakımdan tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:"....Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
1-Davalının “"...+Şekil” ibareli marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davalının "..." ve "..." ibareli marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." VE ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-Davalının ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,
4-Davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden davalıya ait "..." markalı ürünleri, "..." ve "..." ibareli, ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela, ve sair her türlü malzeme ve tanıtım malzemesinin, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemeye muhafaza altına alınarak el konulmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imha edilmesine, yine davalı tarafça "..." markalı ürünleri, "..." ve "..." ibareli kullanımların her türlü internet içeriklerinde kullanımlarının yasaklanmasına, varsa kullanımlarının durdurulmasına,
5-Davalı tarafa ait “...” isimli siteye ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, Erişim engeli yönünden verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine Mahkememizce müzekkere yazılmasına,
6-Davalı tarafa ait “...”, "...", "...", " ...", "..." isimli içeriklere ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE VE BU İÇERİKLERİN İÇERİK SAĞLAYICILAR TARAFINDAN PLATFORMLARDAN ÇIKARILMASINA, verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde İÇERİK SAĞLAYICI TARAFLARA müzekkere yazılmasına,
7-Davalı tarafa ait "... ŞİRKETİ'nin ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin TERKİNİNE,
8-Davacının haksız rekabetin tespiti ve durdurulması davasının REDDİNE,
9-Davacı tarafın davalı tarafın ..., ..., ..., ..., ... isimli kullanımların ihlal oluşturduğu ve ihlalin sonuçlarına ilişkin taleplerinin REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin █████/2025 tarihLİ, █████████Esas, ████████ karar sayılı ilamı ile; "... Davacının dava dilekçesinde; ... ve ... numaralı tescilli tasarımlar ile tescilsiz tasarımdan kaynaklanan haklara dayanılarak tespit, men, ref talebinde bulunulduğu, ilk derece mahkemesinin öninceleme tutatağında da bu yönde tespitin yapıldığı, ancak mahkemenin nihai kararında "tasarım hakkına tecavüz" iddiasına ilişkin olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmediği görülmüştür. Bununla birlikte hükmün (2) nolu bendinde davacının ... numaralı "..." ibareli markası ile davalı kullanımı olarak kabul edilen "..." ibarelerinde karışıklık olduğu, yine hükmün (1) ve (2) nolu bendinde davacı ve davalı ibarelerinde de karşılıklık olduğu görülmektedir.Bu durumda ilk derece mahkemesinin kararının öncelikle HMK 297 maddesine aykırılık nedeni ile kaldırılması gerekmiştir.Kabule göre de; ilk derece mahkemesince benzerlik sebebine dayalı hükümsüzlük istemi kabul edilmiş ise de, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında hükümsüzlüğe konu ... markasının tescilli olduğu 03 nolu emtia sınıfının alt sınıfları yönünden benzerlik hususu farklı değerlendirilmiş olmakla mahkemece hangi rapora itibar edildiği hususunun gerekçelendirilmemesi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenle davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" nedeni ile kararın belirtilen gerekçeler ile kaldırılmasına, sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,
-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2023 gün ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
- Sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına," şeklinde karar vermiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 2.KARARI:İlk derece mahkemesinin ████████, ████████ Karar sayılı, █████/2025 tarihli ilamında; "... öncelikle davacı tarafın hükümsüzlük yönündeki talepleri değerlendirilmiş; davacı tarafın ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğü yönündeki talepler de incelenmiş, dava konusu somut olayda davacı tarafa ait ... tescil numaralı "..." markasının 11.11.1997 tarihinde 3. Sınıfta, ... tescil numaralı ... markasının 23.06.2009 tarihinden geçerli olarak 3. Sınıfta, davacı adına tescilli olduğu ve markaların halen koruma altında bulunduğu, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." Numaralı markanın 3. Sınıfta tescilli olduğu, markaların kelime unsurları değerlendirildiğinde, arasında görsel, ses ve anlam yönünden üst düzey bir benzerlik bulunduğu, yine 28.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacı tarafın markasının tanınmış marka kapsamında olduğu, ayrıca 14.08.2023 tarihli raporda tespit edildiği üzere davalının davacı markalarına ve markalı ürünlerine yanaşma gayesi bulunduğu görüldüğünden, davalının davaya konu markanın başvurusunu yaptığı tarihte davacı markasından haksız olarak yararlanma niyetinin olduğundan bahisle söz konusu başvurunun m.6/9 kapsamında kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ve markaların tescilli olduğu sınıflar incelendiğinde ortak olan sınıfın 3. sınıf olduğu, taraflara ait markaların benzer ihtiyaçları giderdiği, birbirleri yerine ikame edilebildikleri, rekabet edebildikleri, kullanım yöntemleri ile amaçlarının aynı olduğu dolayısıyla taraflara ait markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğu, davalı markalarının tescil edildikleri tarihten itibaren kullanıldığı, öncesine dair kullanımları ve bu nedenle ayırt edicilik özelliği kazandıklarına dair delil bulunmadığı, her ne kadar davalı tarafın markasının tescil tarihi üzerinden 5 yıllık sessiz kalma süresi geçmiş ise de SMK'nın 6/9. Maddesindeki kötü niyet tespiti halinde bu süreye bakılmayacağı , süreye bakılmaksızın kötü niyetli tescil halinde her zaman dava ikamesi mümkün olduğundan, sonuç olarak davacı markası ile davalı markaları arasındaki benzerlik nedeniyle karıştırılma tehlikesinin bulunduğu ve 6769 Sayılı SMK'nın 6/1 ve 6/9. Maddesi kapsamında nispi tescil engeli şartının bulunduğu, bu nedenle 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesi maddesi uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kabul edilmiş ve davalı adına tescilli bulunduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın, davalının “...+Şekil” ibareli markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine ilişkin talepleri değerlendirilmiş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafın markası olan ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlük sebeplerinin bulunduğu, davalı tarafın bu markaya dayanarak kullanımını haklı sebebe dayandıramayacağı, davalı tarafın “...+Şekil” şeklindeki kullanımlarının davacının... tescil numaralı "..." markası ile aynı sınıftaki emtialarda olduğu, davalı tarafın markasal kullanımının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, yine davacı tarafın markasal kullanımının "... ..." şeklinde olduğu, davalı tarafın kullanımının da “...+Şekil” şeklinde olduğu, bu kullanımın davacı markası ile kullanım yöntemleri ile amaçlarının aynı olduğu dolayısıyla taraflara ait markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğu kabul edilerek davalının bu kullanımlarının davacı tarafın ... tescil numaralı "..." markası yönünden marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafın, davalının “...” ibareli markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine ilişkin talepleri değerlendirilmiş, tarafların markalarının “...” ve “...” ibareleri ile başladığı, “...” ibaresi ile tamamlandığı, markalar arasında sadece ikinci harf “...” farklılığı bulunduğu, markasal kullanımlarının güneş koruma kremlerinde olduğu, bu haliyle markalar arasında karıştırılma ihtimali doğacağı kabul edilerek davalı tarafın “...” şeklindeki kullanımlarının davacının ... tescil numaralı "..." markası yönünden marka hakkına tecavüz teşkil edeceği kabul edilmiştir. Davacı tarafın, davalının “...” ibareli markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine ilişkin talepleri değerlendirilmiş, tarafların markalarının ...-... markaları bakımından aynı “...” sesi ile başladıkları, ...- ... markaları bakımından aynı “...” sesi ile başladıkları ve aynı “...” sesi ile bittikleri, ... ibaresinin davacının ... markasının ilk kısmı “...” ile ...markasının son kısmı “...” ibarelerinin birleştirilmiş olması karşısında davalı kullanımına konu ibarenin davacı markalarına yanaşma amacı taşıdığı, görsel olarak da benzerliğin söz konusu olduğu, her iki tarafın markasal kullanımlarının da cilt bakımı ürünlerinde kullanıldığı, bu haliyle sınıfsal benzerliğinde bulunduğu dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali doğacağı kabul edilerek davalı tarafın “...” şeklindeki kullanımlarının davacının ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markaları yönünden marka hakkına tecavüz teşkil edeceği kabul edilmiştir. ..., ..., ..., ..., ... şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı tarafın marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiası ile dava ikame edilmiş ise de davalı tarafın ..., ... şeklindeki kullanımları ile davacı adına tescilli ... ve ... markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bulunmadığı, ... şeklindeki kullanımları ile davacı adına tescilli ..., markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bulunmadığı, davalı tarafın ... şeklindeki kullanımları ile davacı adına tescilli ..., ..., ...,... markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bulunmadığı, davalı tarafın ... şeklindeki kullanımları ile davacı adına tescilli ... markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bulunmadığı bu haliyle davalı tarafın anılan markasal kullanımları ile davacının markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmayacağı kabul edilmiş, alınan 14.08.2023 ve 28.01.2023 tarihli bilirkişi raporlarında da bu yöndeki tespitlerin birbirini teyit eder mahiyette olduğu dikkate alınarak davacı tarafın davalının ..., ..., ..., ..., ... şeklindeki kullanımları dolayısıyla tecavüz taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın, davalı tarafın ... markasını taşıyan şişe tasarımlarının davacı adına tescilli ... ve... tescil numaralı şişe tasarımından kaynaklı haklarına tecavüz oluşturduğuna dair iddiaları değerlendirilmiş, davacı adına tescilli ... ve... tescil numaralı şişe tasarımlarının yasal süresi içinde yenilenmediğinden hükümsüz hale geldiği, yine alınan bu haliyle davacı tarafın korunan bir tasarım hakkından söz edilemeyeceği kanaati ile tasarım hakkına tecavüz talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın tescilsiz tasarım hakkına tecavüz talepleri de incelenmiş, davacı tarafa ait tüp tasarımları ile davalının kullandığı tasarımların harcı alem tasarımlar olduğu, bu haliyle davacının korunacak bir tescilsiz tasarım hakkından söz edilemeyeceği dikkate alınarak tescilsiz tasarımdan kaynaklı tecavüz talepleri yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçeleri ile neticeten;
-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,
-Davalının “...+Şekil” ibareli markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-Davalının “...” ibareli markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-Davalının "..." ibareli marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-Davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden davalıya ait "...+Şekil", "..." ve "..." ibareli, ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela, ve sair her türlü malzeme ve tanıtım malzemesinin, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemeye muhafaza altına alınarak el konulmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imha edilmesine, yine davalı tarafça "...+Şekil", "..." ve "..." ibareli kullanımların her türlü internet içeriklerinde kullanımlarının yasaklanmasına, varsa kullanımlarının durdurulmasına,
-Davalı tarafa ait “...” isimli siteye erişimin engellenmesine, kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
-Davalı tarafa ait “...”, "...", "...", " ...", "..." isimli içeriklere ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE VE BU İÇERİKLERİN İÇERİK SAĞLAYICILAR TARAFINDAN PLATFORMLARDAN ÇIKARILMASINA, verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
-Davalı tarafa ait "... ŞİRKETİ'nin ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin TERKİNİNE,
-Davacı tarafın, davalı tarafın ..., ..., ..., ..., ... şeklindeki kullanımları dolayısıyla marka hakkına tecavüz oluşturduğundan bahisle ikame edilen dava ve taleplerin reddine,
-Davacının haksız rekabetin tespiti ve durdurulması davasının REDDİNE,
-Davacı tarafın tasarım hakkına tecavüz talepleri yönünden davanın REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bam kararının gereğinin yerine getirilmediğini,Usulü müktesep hak ilkesine aykırı karar verildiğini, davacının ilk karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığını, ilk kararda sadece SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük kararı verildiğini, ancak 2.kararda SMK 6/1 maddesine ek olarak SMK 6/9 maddesine göre hükümsüzlük kararı verildiği açıklanarak usuli müktesep hakka aykırılık oluşturulduğunu, Raporlarda 3.sınıfta benzerlik yönünden farklı değerlendirme yapıldığını, bu yönde itirazları olduğunu, istinaf kararında da bu hususun yer aldığını ancak 2.kararda da bu hususta gerekçeye yer verilmediğini, kararın eylemli direnme mahiyetinde olduğunu, Davaya konu markalar yalnızca davacı ... adına tescilli olup -bu şirket tarafından zaten dava ikame edilmiş iken- ...'un izniyle marka ve tasarımlarını kullandığı açıklanan ... ... Şirketi'nin; markanın hükümsüzlüğü, ticaret unvanından silinmesi, tescilli markalara tecavüz, tescilli ve tescilsiz tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığının tespiti vb. talepler yönünden Huzurdaki davanın ikamesinde hukuki yararı bulunmadığından, bu davacı yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Hüküm fıkrasında da davacılar yönünden ayrım yapılmadığını,20.01.2022 tarihli raporunun müvekkiline tebliğ edilmediğini, davaya cevap hakkı tanınmadan rapor alındığını,Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve hangi rapora hangi gerekçe ile üstünlük tanındığı gerekçelendirilmeden karar verildiğini, müvekkil kullanımındaki ... ve ... ibarelerinin davacı adına tescilli ..., ... ve ... markaları ile benzer olup olmadığı noktasında dosyadan düzenlenen raporlar arasındaki çelişki giderilmediğini, ilk derece mahkemesinin, markanın tanınmışlığı yönünden atıf yaptığı 28.01.2023 tarihli bilirkişi raporunun, müvekkili şirkete ait “...” markasının davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamayacağı, itibar ve ayırt edici karakterine zarar vermeyeceği kanaati bildirilmiş olması yönüyle, müvekkil şirketin davacı markasından haksız olarak yararlanma niyetinin olduğu kanaatini bildiren 14.08.2023 tarihli rapor ile çelişki arz ettiğini, “...” ve “...” ibareleri ayrıca söz konusu mallarla ilgili olarak ticari hayatta kullanımı oldukça fazla olan, yabancı dilde olsa dahi toplumda yaygın şekilde bilinen ibareler olup üzerinde kullanıldığı mal yönünden ilk akla gelen kelimeleri içerdiğini, yabancı dilde olsa dahi toplumda yaygın şekilde bilinen cins adlarının ayırt ediciliği bulunmadığını, davacının markasının zayıf unsurlarını 3.kişilerin kullanmasına katlanmak zorunda olduğunu ,14.08.2023 tarihli rapora itibar edilemeyeceğini, ürünlerin eczanelerde satıldığını, hitap ettiği tüketici kesiminin daha dikkatli ve seçici olduğunu, ... markasının tanınmış marka olduğuna dair bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, tanınmışlık incelemesinin ispatlanamadığını, değerlendirmenin doğru yapılmadığını, Karıştırılma ihtimalinin ispatına elverişli delil de olmadığını, taraf markalarının 5 yılı aşkın süredir karıştırılmadığını, Kötüniyet ve markaya yanaşma iradesine ilişkin tespitler yönünden raporu ve gerekçeyi kabul etmediklerini, ... ibaresinin ayırt ediciliği olmadığını, ... ibaresinin hassasiyeti tanımlamak için kullanıldığını, markalar arası benzerlik de olmadığını, ... ibaresinin davacının tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, Hükmün 9.10, 11 bentlerinde davacılar yerine davacı yazılması, 14 ve 16'da müştereken ve müteselsilen ibarelerine yer verilmemesinin hatalı olduğunu,7 ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş ise de dava yığılması söz konusu olup 9 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacılar aleyhine “tescilli” ve “tescilsiz” tasarım hakkına tecavüz iddiaları yönünden ayrı ayrı ve yine marka kullanımına dayalı haksız rekabetin tespiti ve tasarım ve ürün ambalajı kullanımı nedeniyle haksız rekabetin tespiti talepleri yönünden ayrı ayrı olacak şekilde, toplamda 9 ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,İlk derece mahkemesi davacının marka hakkına tecavüz ve erişimin engellenmesi talepleri yönünden davacı taraf lehine ayrı ayrı vekâlet ücretlerine hükmetmiş ise de erişimin engellenmesi talebi, marka hakkına tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin olup bağımsız ve ayrı bir talep olarak nitelendirilemeyeceğinden, davacı taraf lehine hem marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve kullanımların ortadan kaldırılması talebi hem de marka hakkına tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin olan erişimin engellenmesi talebi yönünden ayrı ayrı vekâlet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ... markasının SMK 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9. maddeleri gereğince hükümsüzlüğü, marka ve tasarım hakkından kaynaklanan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili, ilk derece mahkemesinin 2.kararı ile usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluştuğunu ileri sürdüğünden öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir. Davacı vekili, hükümsüzlük istemini SMK 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9.maddelerine dayandırmış, ilk derece mahkemesinin ilk kararında davacının hükümsüzlük istemi sadece SMK 6/1 maddesi gereğince kabul edilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İlk derece mahkemesinin ikinci kararında ise SMK 6/1 ve 6/9 maddeleri gereğince hükümsüzlük kararı verildiği açıklanmıştır. Ancak; ilk karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmadığı ve Dairemizce istinaf sebebi ile bağlılık kuralı gereğince hükümsüzlük kararı yönünden SMK 6/1 maddesindeki emtia sınıfı yönünden değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesi ile kaldırma kararı verildiği dikkate alınarak SMK 6/1 maddesi ile sınırlı olarak inceleme yapılması gerekirken, davalının usuli kazanılmış haklarına aykırılık oluşturacak şekilde SMK 6/9 maddesi gereğince de hükümsüzlük kararı verilmesi usul ve yasaya aykırılık oluşturmuştur.Somut uyuşmazlıkta; mevcut delil durumu ve istinaf sebeplerine göre davacının hükümsüzlük isteminin SMK 6/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı ... şirketinin, en eskisi ... tescil numaralı "..." markası 11.11.1997 tarihinde 03. sınıfta tescil edilmiş, davalının "..." markası ise 19.10.2017 'de 03. Sınıfta tescil edilmiştir. Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu yönündeki bilirkişi raporları yerindedir. Ancak; SMK 6/1 maddesi gereğince hükümsüzlük kararı verilebilmesi için marka tescil sınıflarının da aynı/benzer olması gereklidir. TPMK kayıtları ve dosya kapsamında alınan üç ayrı bilirkişi raporu Dairemizce değerlendirilmiştir. Davacının davalının markasının başvuru tarihinden önceki tarihli ... numaralı (sabunlar, kişisel kullanım için hijyenik sabunlar, kozmetik amaçlı makyaj temizleme pamukları, pamuklu çubuklar emtiasında), ...numaralı (sabunlar, yağlar, tüm kozmetik ürünler emtiasında), ... numaralı (ilaç, sıhhi ürünler, sıvalar, pansuman malzemeleri, dezenfektanlar emtiasında tescilli) ... markaları ile davalı markasının tescil sınıfları karşılaştırıldığında; markaların "sabunlar" ve "kozmetik ürünler" yönünden tescil sınıflarının aynı olduğu görülmektedir. Bilirkişi heyetlerinde 03 nolu emtia sınıfında benzerlik değerlendirmesi farklı ise de; son bilirkişi raporunda benzerlik incelemesi yönünden; “Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri” ile davacı markaları kapsamında bulunan “sabunlar” emtiasının temizlik amaçlı benzer ihtiyaçları gidermek için kullanılmakta, aynı dağıtım kanallarında satılmakta ve aynı üreticiler tarafından üretilmekte olup bu nedenle bağlantılı/benzer oldukları, davalı markası kapsamında bulunan “Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler(insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil)” ile davacı markaları kapsamında bulunan “kozmetik ürünleri” birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olup aynı dağıtım kanallarında satılmakta ve benzer alıcı çevresine hitap etmekte olduğundan bu malların da benzerlik şartını karşıladığı, davalı markası kapsamındaki “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tibbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” bakımından da davacı markaları kapsamındaki “sabunlar” ile bağlantılı olduğu, keza bunların kişisel temizlik için benzer ihtiyaçları giderdiği, aynı dağıtım kanallarında satıldığı ve benzer alıcı çevresine yönelik olduğu yönündeki gerekçelendirilmiş görüş ve tespitleri Dairemizce yerinde bulunmuş ve belirtilen emtia sınıfları yönünden davalı markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Davalı markanın zayıf marka olduğunu, genel tanımlayıcı ibarelerden oluştuğunu, davacıların hukuki yararı olmadığını ileri sürmüş ise de; davacı markası tanınmış marka olup raporlarda belirtildiği üzere davacıya ait ... markasının ilgili sektörde ayırt ediciliği yüksek, “...” ve “...” kelimelerinin anlamlarından bağımsız olarak bir işletmeye ait ürünün markası olarak algılandığı ve bilindiği, ... markasının, tescilden dolayı asgari ayırt ediciliği haiz olan ve ayrıca kullanım sonucu yüksek ayırt edicilik kazanmış davacıya ait ... markası ile karıştırma ihtimali yaratacağı, davacıların hukuki yararı olduğu da dikkate alındığında bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesinin kararında hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığına yer verilmiş ise de; TPMK kayıtları ile sabit olduğu üzere dava konusu marka 19.10.2017 tescil edilmiş, dava 17.11.2021'de açılmış olmakla dava süresinde açıldığından bu yöndeki gerekçe yerinde görülmemiştir. Markaya tecavüz yönünden ise; davalının ...+Şekil" "..." ve "..." ibareli markasal kullanımlarının davacının "..." "..." "..." "..." markasından kaynaklanan haklara tecavüz teşkil ettiği, fiili kullanımların davacının markasının tescil sınıfında olduğu, raporlardaki tespitlerde de markadan kaynaklanan haklarının ihlal edildiğinin yerinde olarak tespit edildiği dikkate alındığında ilk derece mahkemesince bu yönden markaya tecavüz isteminin kabulüne karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı vekili vekalet ücretine ilişkin isitnaf istemine gelince; somut uyuşmazlıkta davaların yığılması söz konusu ise de, davacı tarafça tek harç yatırılarak dava açıldığı, her markaya dayalı iddianın ayrı ayrı harçlandırılmadığı, mahkemece her marka yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı, erişimin engellenmesi kararı ise markaya tecavüzün sonucu niteliğinde olduğundan ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış davalı aleyhine hükmolunan vekalet ücreti yönünden istinaf istemi kısmen yerinde görülerek vekalet ücreti bu yönden düzeltilmiştir. İlk derece mahkemesince davalı lehine; "reddedilen her bir marka hakkına tecavüz, tasarıma tecavüz ve haksız rekabet yönündeki hüküm için AAÜT gereğince 40.000TL olmak üzere toplam 280.000TL vekalet ücretine" hükmedilmiştir. Mahkemece; kısmen reddedilen marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüz, reddedilen tasarıma tecavüz ve haksız rekabet istemi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, davacı karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. Karar kaldırılmış olmakla AAÜT 2/3.maddesi gereğince karar tarihindeki vekalet ücretine göre davalı lehine hükmolunan vekalet ücreti güncellenerek yeniden hüküm kurulmuştur. Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
2- 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2025 gün ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının 03 nolu tescil sınıfındaki; "Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri; Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil) sabunlar, Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları ” emtiaları yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, Diğer alt sınıflar yönünden hükümsüzlük isteminin reddine,
-Davalının “...+Şekil” ibareli markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-Davalının “...” ibareli markasal kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-Davalının "..." ibareli marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-Davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden davalıya ait "...+Şekil", "..." ve "..." ibareli, ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela, ve sair her türlü malzeme ve tanıtım malzemesinin, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemeye muhafaza altına alınarak el konulmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imha edilmesine, yine davalı tarafça "...+Şekil", "..." ve "..." ibareli kullanımların her türlü internet içeriklerinde kullanımlarının yasaklanmasına, varsa kullanımlarının durdurulmasına,
-Davalı tarafa ait “...” isimli siteye erişimin engellenmesine, kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
-Davalı tarafa ait “...”, "...", "...", " ...", "..." isimli içeriklere ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE VE BU İÇERİKLERİN İÇERİK SAĞLAYICILAR TARAFINDAN PLATFORMLARDAN ÇIKARILMASINA, verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
-Davalı tarafa ait "... ŞİRKETİ'nin ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin TERKİNİNE,
-Davacı tarafın, davalı tarafın ..., ..., ..., ..., ... şeklindeki kullanımları dolayısıyla marka hakkına tecavüz oluşturduğundan bahisle ikame edilen dava ve taleplerin reddine,
-Davacının haksız rekabetin tespiti ve durdurulması davasının REDDİNE,
-Davacı tarafın tasarım hakkına tecavüz talepleri yönünden davanın REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
-Davacı tarafça yapılan 135,60-TL harç, 20.868,70-TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 21.004,30-TL'nin kabul red oranına göre 10.502,15TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
-Davalı tarafça yapılan 872,00-TL posta ve tebligat masrafının kabul red oranına göre 436,00-TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kısmen kabul edilen marka hakkına tecavüz, kısmen kabul edilen markanın hükümsüzlüğü, kabul edilen ticaret unvanının terkini talebi yönünden her bir talep için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 55.000,00-TL olmak üzere toplam 165.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen her bir marka hakkına tecavüz, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönündeki hüküm için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2/3.maddesi gereğince 55.000,00-TL olmak üzere toplam 385.000,00-TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davacılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine
-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10TL istinaf yoluna başvurma harcı, 1.012,50TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.695,60TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 42,50TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,
-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!