Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari belirsiz alacak davasında yargılama usulünün basit olarak belirlenmesinin savunma hakkını kısıtladığı iddiasıyla hakimin reddi talebinin reddi kararına yönelik istinaf incelemesi.
Özet: Davalı tarafın, karmaşık ticari belirsiz alacak davasında hakimin basit yargılama usulünü uygulama kararının savunma hakkını kısıtladığı ve yargılamanın sıhhatini tehlikeye attığı gerekçesiyle sunduğu hakimin reddi talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, istinaf kanun yoluna başvurularak, yüksek meblağlı ve detaylı teknik savunmalar gerektiren bir davada yazılı yargılama usulünün elzem olduğu, basit yargılama usulünün tarafların iddia ve savunmalarını genişletme ile ikinci cevap dilekçesi sunma haklarını engellediği, dolayısıyla mahkemenin başında yapılan bu usul tercihinin tarafsızlığı gölgelediği ileri sürülerek reddi hakim talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026 (Ara Karar)
TALEBİN KONUSU: Hakimin Reddi
KARAR TARİHİ: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 (Ara Karar) tarih ve ....sayılı dosyası üzerinden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize intikal eden dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:Davalı vekili hakimin reddi dilekçesinde özetle; davacının ticari belirsiz alacak davası olarak açtığı eldeki davanın yazılı yargılama usulüne göre uygulanması gerektiğini, basit yargılama usulüne göre yürütülmesi kararını veren hakimin savunma hakkını kısıtladığını belirterek hakimin reddi talebinde bulunmuştur.
CEVAP:Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK m. 36'da Hakimin Ret Sebeplerinin açık bir şekilde belirtildiğini, davalının iddia ettiği hususun ise kabul edilmemekle birlikte yalnızca bir usul hatası olduğu kabul edilse dahi bu durumun her iki taraf için de geçerli bir durum olduğunu, eldeki davada henüz ön inceleme duruşmasının gerçekleşmediğini, yalnızca tensip zaptının düzenlenmiş olduğunu, tarafların halihazırda uğramış olduğu herhangi bir hak kaybının söz konusu olmadığını, davalının hakimin reddinin gerekçesi olarak göstermiş olduğu sebeplerin en fazla taraflardan herhangi birinin talebi ile dahi telafisi mümkün olan bir usul hatası niteliğinde olduğunu, davalının iddia ettiği gibi hakimin tarafsızlığını gölgeye düşürecek bir hususun bulunmadığını, davalının reddi hakim talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunun açık olduğunu, bu sebeple hukuki dayanaktan yoksun reddi hakim talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MÜTALAA:Davalı tarafın reddi hakim talebinden sonra Hakim .. ın mütalaasında; dosya kapsamına göre, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğunu, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren bir sebebin bulunmadığını, davalı vekilinin iddiasının reddi hakim nedeni yaratma çabasının ötesine gitmediğini, hakimin reddi için somut delil ve emarenin bulunmaması sebebiyle reddi hakim talebin reddedilmesi gerektiğini mütalaa ettiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA KONU KARAR:Mahkemece reddi istenen hakim katılmaksızın oluşturulan heyetçe yapılan değerlendirme sonucunda; "Hakimin reddi talebinin REDDİNE; red talebinde bulunan davalı tarafın davayı uzatmaya yönelik ve kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından disiplin para cezası ile cezalandırılmasına yer olmadığına," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde, iddia edilen uyuşmazlık konusunun çok sayıda kalemden oluştuğunun görüldüğünü, böylesine bir uyuşmazlığın, dilekçeler aşamasının kısıtlandığı basit yargılama usulü ile görülmesinin, tarafların teknik itirazlarını ve savunmalarını tam olarak dosyaya yansıtmalarını engelleyeceğini, somut olayda davanın ticari niteliğinin, vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanmalarının yazılı yargılama usulünün uygulanmasını zorunlu kıldığını, mahkemenin bu husuları göz ardı ederek basit usulde ısrar etmesinin, yargılamanın sıhhatini tehlikeye attığını, davanın "Belirsiz Alacak Davası" olarak açılmış olması, yargılama usulünün belirlenmesinde kritik öneme sahip olduğunu, davacı taraf da dava dilekçesinde bildirdiği üzere davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını ve keşif, bilirkişi incelemesi vb, taleplerde bulunduğunu, belirsiz alacak davalarında alacağın miktarının yargılama sırasında netleşecek olması, tarafların iddia ve savunmalarını genişletme ihtiyacını da beraberinde getireceğini, bu durumun, basit yargılama usulünün katı kurallarıyla çeliştiğini, mahkemenin, basit yargılama usulünü seçerek müvekkil şirketin savunma hakkını "tek bir cevap dilekçesi" ile sınırlandırdığını, davacı firmaya müvekkili tarafından gönderilen █████/2024 tarihinde 150.000,00.USD, █████/2024 tarihinde 145.000,00.USD ve █████/2024 tarihinde 5.000,00.USD yüksek meblağlı tutarların, peşinatların iadesinin, onaylanmayan projelerin ve bilirkişi raporundaki hataların tartışıldığını, böylesine detaylı bir dosyada, davacının dava dilekçesindeki iddialarına karşı sundukları cevaplara, davacının vereceği cevaba karşı davalının da bir "ikinci cevap" (düopol dilekçeler aşaması) verme haklarının, davanın aydınlatılması açısından hayati önem taşıdığını, mahkemenin usul tercihinin, müvekkil şirketin teknik savunmalarını layıkıyla sunmasını imkansız hale getirdiğini, somut olayda mahkeme hakiminin, davanın en başında, henüz deliller toplanmadan ve uyuşmazlığın teknik boyutu analiz edilmeden "basit yargılama usulü"ne karar vererek, davanın hızlıca bitirilmesi yönünde bir irade ortaya koyduğunu, her ne kadar mahkeme heyeti, usul tercihinin bir "usul hatası" olabileceğini ve bunun reddi hakim sebebi sayılamayacağını savunsa da; 600.000,00.USD'lik sözleşmeye dayandığı iddia olunan bir davada, yazılı yargılama yerine basit yargılamanın seçilmesinin sıradan bir usul hatası olmadığını, davacı tarafın 41.760,00-TL gibi sembolik bir bedelle açtığını ancak özünde milyon dolarlık bir sözleşme ilişkisini iddia ettikleri bu davada, hakimin "basit yargılama" ısrarı, tanıkların dinlenmesi ve rapor alınması gibi süreçlerin "hızlıca" geçiştirileceği kaygısını doğurduğunu, hakimin, reddi hakim taleplerini "davayı uzatmaya yönelik bir çaba" olarak niteleyerek, daha işin başında müvekkil şirketin savunma stratejisini "kötü niyetli" olarak etiketlediğini, mahkeme heyetinin, reddi hakim müessesesinin temel amacı olan "yargılamanın tarafsızlığına dair en ufak şüphenin dahi bertaraf edilmesi" ilkesini göz ardı ettiğini; usul ekonomisi gerekçesinin arkasına sığınarak müvekkil şirketin anayasal teminat altındaki hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi hakimi, usul tercihinde ısrarcı olarak ve reddi hakim talebine karşı verdiği mütalaada taleplerinin "davayı uzatmaya yönelik" olarak niteleyerek, davanın esasına dair tarafsızlığını yitirdiğini, müvekkil şirketin savunma stratejisini peşinen "kötü niyetli" olarak kodladığını ispatladığını, reddi istenen hakimin mütalaasının hukuki niteliği ve davanın yazılı yargılama usulüne tabi olması gerektiği yönündeki temel itirazlarının hiç tartışılmadığını, hakimin, davanın belirsiz alacak davası niteliğini göz ardı ederek basit yargılamada ısrar etmesi, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2024 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı ilamındaki mantıkla değerlendirilmesi gerektiğini, ilgili kararda, hakimin delillerin etkisine dair önceden görüş bildirmesinin ihsas-ı rey olarak kabul edildiğini, somut uyuşmazlıkta da hakimin, tensip zaptı ile davanın niteliğini yanlış tayin ederek aslında davanın nasıl yürütüleceğine ve delillerin nasıl toplanacağına dair (veya toplanmayacağına dair) peşin bir hüküm ortaya koyduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER:Talep; dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tensip, duruşma tutanakları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE:Dava, ticari ilişkiden kaynaklı alacak davası olup talep reddi hakim istemine ilişkindir. Mahkemece heyetçe yapılan değerlendirme sonucunda; talep edenin reddi hakim talebinin reddine karar verildiği, karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince; İstinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
6100 sayılı HMK'nın 36. maddesinde hâkimin red sebepleri düzenlenmiş olup, anılan hükme göre; "Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir.
Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir; Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması, davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim yada hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması gerekir. Maddede belirtilen haller tahdidi olarak sayılmamakla birlikte hakimin şahsı ile ilgili olan veya kişisel sebeplerle tarafsızlığından şüpheyi gerektiren haller belirtilmiştir.
Yargıtay'ın süreklilik kazanmış uygulamaları ile şekillendiği ve kabul edildiği üzere, mahkeme ara karar ve usul işlemleri ret sebebi teşkil etmeyecektir.(Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin █████████-8382 E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin █████████- 10840 E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin █████████-4877 E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin █████████-4911 E.K. sayılı ilamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin █████████-10900 E.K. sayılı ilamı ile benzer sayısız ilamı) Yargılama sırasında mahkeme heyeti davanın ne şekilde yürütüleceği, hangi usul hükümlerinin uygulanacağı, hangi yasal maddeye göre davanın yürütüleceği konusunda her türlü kararı verebilir. Buna müdahale mümkün değildir. Mahkeme hakiminin bu kararlarından dolayı taraflı davrandığını ileri sürmek mümkün değildir. Zira bu nitelikteki karar ve usul işlemleri hüküm ile birlikte kanun yolu denetiminde değerlendirme konusu teşkil edecektir. Aksinin kabul edilmesi halinde mahkeme hakimi tarafından herhangi bir tarafın talebi hakkında verilen her olumlu-olumsuz ara kararın hakimin reddi sebebi sayılabileceği, bunun ise yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve yasa koyucunun amacına uygun bir uygulama olmayacağı açıktır.
Somut olayda talep eden, hakim tarafından yargılama usulünün hatalı olarak belirlendiği ve bu durumun savunma hakkı ile hukuki dinlenilme haklarını kısıtladığını belirterek reddi hakim talebinde bulunulmuş ise de; yukarıda da belirtildiği üzere mahkeme ara kararlarının ve usul işlemlerinin hatalı uygulanmasının ret sebebi teşkil etmeyeceği, dosyada ilgili hakimin tarafsızlığına gölge düşürecek herhangi bir görüş açıklama, yol gösterme vs. eyleminin ispat edilemediği görülmüştür.
HMK'nın 30. 31. ve 32. maddeleri dikkate alındığında yargılamanın hakim tarafından sevk ve idare edileceği, hakim tarafından yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca yargılamanın yürütülmesi gerektiği, ilgili hakimin tarafsızlığına gölge düşürecek herhangi bir görüş açıklama, yol gösterme vs eylemi iddia ve ispat edilmediği, ret sebeplerinin HMK'nın 36. maddesinde sayılı sebeplerden olmadığı, davaya bakan hâkimin taraflı davrandığına ilişkin bir delil bulunmadığının anlaşılmasına göre reddi hakim talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereği esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, bakiye istinaf gider avansının talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın kesin olduğu dikkate alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27.maddesi ile aynı kanunun 302/5 ve 359/4 maddeleri uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, harç, gider avansı, teminat iadesi ve diğer işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine GETİRİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 43/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!