Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, araç bakım, onarım ve tadilat hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında tarafların iddiaları.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kamyonet bakım, onarım ve üst yapı sistemleri aktarımı hizmetlerine ilişkin faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıyla ilgilidir; davacı, hizmetlerin tam ve eksiksiz yapıldığını, ödeme talep ettiğini belirtirken, davalı ise hizmetin gecikmeli, eksik ve ayıplı ifa edildiğini, hatta zarara uğradığını iddia ederek borçlu olmadığını savunmuş, mahkeme ise tarafların defterlerindeki çelişkili alacak-borç kayıtlarını incelemek üzere bilirkişi raporu almıştır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;Davalı tarafından davacı tarafa 2 farklı kamyonet teslim edildiğini, kamyonların bakım, onarım ve üst yapı sistemlerinin aktarılma işlemlerinin yapıldığını, yapılan işlemler için faturalar düzenlendiğini, cari hesap alacakları olduğunu, ödemenin yapılmadığını, davalı tarafın iade faturası düzenlediğini, icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, davalının Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı asıl alacak, faiz ve tüm fer “ilerine ilişkin itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine, her türlü yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafa icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili davalının herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davalı tarafından 10.11.2023 tarihinde davacı şirkete kasa aktarma ve tadilat işlemlerini yapmak üzere araçların teslim edildiğini, teslim tarihinin taraflar arasındaki yazışmalar ve tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere 25.12.2023 tarihi olarak kararlaştırıldığını ancak davacı tarafın araçları belirlenen tarihte teslim etmediği gibi faturada yazılı parçaların değiştirilmediğini ve taahhüt edilen tadilat işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, 30.01.2024 tarihinde teslim edilen aracın hiç alışmadığını, bunun üzerine aracı başka bir firmada tadilat ettirmek durumunda kalındığını, dolayısıyla davacının davalıya hizmeti sağlamadığı gibi zarara uğramasına neden olduğunu, usule ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın esastan incelemesine girilmezden evvel reddine, esasa ilişkin itirazların kabulü ile haksız ve mesnetsiz davanın külliyen reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce ... tarih ve ... Esas ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin .... tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile "Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacı müvekkili ile davalı yan arasındaki ticari ilişki kapsamında yer alan davaya konu olan ve olmayan tüm faturalarda vade farkına yönelik düzenleme bulunduğunu, ilgili vade farkı talebine yönelik olarak davalı yanın hiçbir zaman itirazda bulunmadığını, taraflar arasında bu yönde ticari teamül meydana geldiğini, yine davaya konu olan davalı tarafından ödemesi gerçekleştirilmeyen faturalar için de davalı tarafından herhangi bir itiraz edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, uygulanan faiz oranı ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, kararın eksik inceleme ile verildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı taraf araçları belirlenen tarihte teslim etmediği gibi faturada yazılı parçalar değiştirilmediğini ve taahhüt edilen tadilat işlemleri gerçekleştirilmediğini, .... tarihinde teslim edilen aracın hiç çalışmadığını, aracın başka bir firmada tadilat ettirildiğini, davacının alacağını ispatlayamadığını, davacının kötüniyetli olup yapılan kısmi ödemelerin de iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, araç tamir sözleşmesi gereği düzenlenen faturaların tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı ile yapılan sözleşme gereği iki adet ağır vasıtanın tamir edildiğini, faturaların ödenmediğini, davalı ile aralarındaki ticari teamül gereği vade farkı uygulamasının mevcut olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise, sözleşme ilişkisine kabul ederek kamyonun kararlaştırılan sürede teslim edilmediğini, yapılan işin de ayıplı olması nedeniyle başka bir firmada yeniden yaptırıldığını, borcunun olmadığını savunmuştur. Mahkemesince taraf delilleri toplanarak, davalının aracı hazır etmemesi nedeniyle dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler raporunda özetle; "Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı tarafa 586.660,00 TL borçlu olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı taraftan 586.660,00 TL alacaklı olduğu, Tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan alacağının olmadığı, davalı tarafa 586.660,00 TL borçlu olduğu, Davaya konu araçların incelemeye sunulmadığı, teknik olarak kanaat oluşturabilecek teknik ve idari herhangi bir sözleşmede olmadığı için görüş bildirmenin mümkün olmadığı, davacı tarafın alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiği'' yönünde görüş bildirmişlerdir. Buna göre, taraflar arasında davaya konu araçların tamiri konusunda eser sözleşmesi bulunduğu noktasında ihtilaf olmadığı, aracın kısmi tamir işlerini yapılarak davalıya teslim edildiği, davalının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyerek veya inceleterek ayıp ihbarının tespit, ihtar, tutanak gibi belgeler ile ispatlayamadığı, aracın teslim alındıktan sonra başka bir firmada yeniden tamir edildiğinin de ispatlanamadığı, vade farkı uygulamasına ilişkin yazılı sözleşme bulunmadığı gibi emsal olarak sunulan vade farkı faturasının da bulunmadığı, alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla beraber bilirkişi raporunda araca yapılan işlerin bedeli konusunda değerlendirme bulunmadığı, raporun bu yönden eksik olduğu anlaşılmakla faturalardaki iş ve miktarlara ilişkin ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacının ve davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. " gerekçesi ile kaldırılmış ve dosyanın yukarıda yazılı numarasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine ilişkin itirazın iptaline dairdir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne,
b-Esenyurt Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizce dosyanın res'en seçilecek smm bilirkişiye tevdi edilerek tarafların ticari defterlerinin incelenmesi hususunda rapor düzenlenilmesine karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı tarafa 586.660,00 TL borçlu olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı taraftan 586.660,00 TL alacaklı olduğu, Tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan alacağının olmadığı, davalı tarafa 586.660,00 TL borçlu olduğu, Davaya konu araçların incelemeye sunulmadığı, teknik olarak kanaat oluşturabilecek teknik ve idari herhangi bir sözleşmede olmadığı için görüş bildirmenin mümkün olmadığı, davacı tarafın alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Mahkememize ...... tarihinde sunulan bilirkişi ek raporunda özetle: "Dosya kapsamında incelenen faturaların, düzenlendikleri tarih itibariyle yürürlükte bulunan piyasa koşulları, sektör rayiçleri, yedek parça ve işçilik bedelleri ile uyumlu olduğu, fatura bedellerinin fahiş nitelik taşımadığı, yapılan iş ve kullanılan malzemelerle orantılı olduğu kanaatine varılmıştır" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5-Bilirkişi raporu ve ek rapor taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalı ile aralarında çeşitli araçların bakım ve onarımının yapılması hususunda eser sözleşmesinin bulunduğunu, davalı tarafından teslim edilen araçlar üzerinde talep edilen işlemlerin yapılmasına rağmen davalının ilgili bedeli ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımının söz konusu olduğunu, davacıya ilgili araçların onarım için bırakıldığını ancak teslim tarihinde araçların teslim edilmediğini, faturada belirtilen işlerin yapılmadığını, aracın hiç çalışmadığını ve başka bir firmada tekrar tamir ettirildiğini, herhangi bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki icra takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın davacıya tebliğ edilmediği, hak düşürücü sürenin tebliğ ile başlamadığı gözetildiğinde davanın süresinde olduğu, ayrıca davanın alacak davası ve eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla 6098 sayılı Kanun gereğince icra takip ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir.
Tarafların dava ve cevap dilekçelerindeki beyanları değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalı tarafından getirilen araçların onarımının yapılması hususunda sözlü eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmakta olup bu noktada uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı teslim ettiği araçlarda faturada yazan işlemlerin yapılmadığını, başka yerde tamir yaptırarak zarar gördüğünü iddia etmiştir. Davacı ise taraflar arasında kararlaştırılan ve faturaya yansıyan işleri yaptığını iddia etmektedir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; her iki tarafın da ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalıya 15.01.2024, 30.01.2024 ve 04.04.2024 tarihli faturalar kesildiği ve söz konusu faturalar üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından kesilen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, e-fatura niteliği gereği sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Buna karşılık davalı tarafından davacıya 29.03.2024 tarihinde ilgili faturalara istinaden iade faturası kesildiği, bu faturanın da e-fatura olduğu ve davacıya sistem üzerinden tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki alacağa yönelik temel uyuşmazlık bu 4 faturadan kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere faturanın e-fatura niteliği gereğince sistem üzerinden davalı borçluya kendiliğinden tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, davalı borçlunun fatura içeriğine itirazı olması durumunda 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde faturaya itiraz ve iade etmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalara yasal süresi içerisinde faturaya itiraz ve iade edildiğine dair bir delilin sunulmadığı, bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davacıya yönelik kesilen ilgili faturalara karşı iade fatura yaklaşık 2 ay sonra 29.03.2024 tarihinde düzenlenerek davacıya gönderilmiş olup, ilgili iade faturasının ve bu suretle ilgili 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalara yönelik itirazın süresinde olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından kesilen 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalar davalı tarafından da yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmeyerek davalıya ait ticari deftere işlenmiştir. Bu bağlamda ilgili faturaların içerikleri ve meblağı davacı lehine kesinleşmiş olup, aksini ispat yükü davalı üzerine geçmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."
Bu bağlamda davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu taraflar arasındaki eser sözleşmesindeki işe istinaden 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturaların davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve iade edilmeyerek davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davalı tarafından iade faturası işleminin yaklaşık 2 ay sonra ve kanunda belirtilen süresinden sonra yapıldığı, geçen 2 aylık süre içerisinde davalı tarafından davacıya işin yapılmadığına dair herhangi bir ihtarname keşide edilmediği gibi taraflar arasındaki eser sözleşmesine konu araçlar yönünden herhangi bir tespit davasının da ikame edilerek delil tespiti yaptırılmadığı ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır.
Nitekim davalı tarafından cevap dilekçesinde davacının faturaya konu ettiği işleri yapmadığını iddia edilmiş ise de; Mahkememizce teknik bilirkişi görevlendirilerek ilgili araçların inceleme için hazır bulundurulması için davalıya süre verilmiş ise de davalı tarafından kesin süre içerisinde ilgili araçlar teknik bilirkişinin incelemesi için keşif mahallinde hazır edilmemiştir.
Nitekim davalı tarafından davacının e-fatura olarak düzenlediği faturalar tebliğ alınmasına rağmen yasal süresi içerisinde itiraz ve iade işlemi yapılmadığı gibi faturaların ticari deftere işlendiği, yaklaşık 2 ay sonra yapılan iade işleminin ise süresinde olmadığı, aradan geçen 2 aylık süreç içerisinde davalı tarafından davacıya işin yapılmadığına dair herhangi bir ihtar çekilmediği ve bildirimde bulunulmadığı gibi bu konuda bir delil tespitinin de yaptırılmadığı bu suretle ispat yükü üzerine düşen davalının faturaya konu işlerin yapılmadığı ve meblağın daha düşük olması gerektiğine yönelik iddialarını ispat edemediği anlaşılmıştır.
Mahkememizce daha önce yukarıda yer verilen gerekçeye dayalı karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin .... tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile şu gerekçe doğrultusunda kaldırılmıştır:
" bilirkişi raporunda araca yapılan işlerin bedeli konusunda değerlendirme bulunmadığı, raporun bu yönden eksik olduğu anlaşılmakla faturalardaki iş ve miktarlara ilişkin ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli bulunmamıştır."
Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin ..... tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda makine mühendisi tarafından teknik bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi raporunda makine mühendisi teknik bilirkişi tarafından şu değerlendirmeler yapılmıştır:
"2024 yılı başı itibariyle: Ülkemizde enflasyonun devam etmesi nedeniyle parça ve işçilik maliyetlerinin .... oranında artması sebebiyle özellikle ağır ekipman ve hidrolik sistemlerde ciddi fiyat yükselişleri meydana gelmiştir.
15.01.2024 tarihli 679.200 TL'lik faturada çok sayıda parça komple sistem revizyonu içermekte olup, kalem bazlı incelendiğinde birim fiyatlar piyasa ile uyumludur.
30.01.2024 tarihli 143.000 TL * KDV üst yapı aktarımı yapıldığı bu işleminde ağır sanayi işi Olduğu dikkate alındığında işçilik * ekipman *montaj dahil rayiç fiyatlara uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Faturalar dönemin ekonomik şartları, enflasyon ve sektör rayiçleri ile uyumlu olduğu kanaatine varılmıştır."
Teknik bilirkişi tarafından davacının davalıya kestiği faturalara konu işlerin yapıldığı dönemdeki piyasa rayiçlerine uygun olduğu ve kadri maruf olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ayıp yönünden inceleme yapılmadığı iddia edilmiş ise de davalının söz konusu iddiasına yönelik istinaf sebeplerinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin ..... tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamında yerinde görülmediği ve bu yöndeki istinaf talebinin red edildiği anlaşılmakla bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı bilirkişi raporundaki piyasa bedellerine yönelik incelemenin soyut olduğunu iddia etmiş ise de bedelin yüksek belirlendiği ve o dönemdeki piyasa rayiçlerinin daha düşük olduğuna dair davalı tarafından somut bir belge ve delil sunulmamış olup, soyut beyana dayalı teknik bilirkişi kanaatini çürüten bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazına da itibar edilmemiş, bilirkişi raporunun gerekçeli denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak takibe dayanak 15.01.2024 ve 30.01.2024 tarihli faturalar bakımından davacının alacağının 350.240‬,00-TL olduğu anlaşılmakla, 350.240‬,00-TL asıl alacak yönünden davacının itirazın iptali talebinin kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
İlgili alacağın faturaya dayalı olduğu, likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 70.048‬,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından icra takibine konu edilen 03.04.2024 tarihli 36.386,58-TL bedelli faturanın ise vade farkı alacağına ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, tarafların arasında yazılı bir eser sözleşmesinin bulunmadığı bu suretle taraflar arasında vade farkı talep edilebileceğine dair bir anlaşmanın davacı tarafından ispatlanamadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafından sunulan taraflar arasındaki tüm faturalara konu ticari ilişki incelendiğinde davacı tarafından davalıya düzenlenmiş başkaca bir vade farkı faturasının bulunmadığı ve davalı tarafından daha önce davacıya vade farkı ödemesinde bulunulmadığı, dolayısıyla vade farkı talebinin taraflar arasında teamül haline gelmediği bu suretle davacının vade farkına yönelik alacağını ispatlayamadığı ve vade farkı yönünden talepte bulunamayacağı anlaşılmakla 03.04.2024 tarihli 36.386,58-TL bedelli fatura yönünden davacının itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 350.240‬,00-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 70.048‬,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 23.924,89-TL harçtan peşin alınan 6.726,90-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 17.197,99-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 6.726,90-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 7.154,50-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.200,94-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 399,06-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan 15.332,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 13.632,46 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan 1.105,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 122,48-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 56.038,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 43.663,90-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ......
e-imza
Hakim .....
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!