2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, 1997 tarihli bankacılık dolandırıcılığı iddiaları ve Yargıtay içtihadı ışığında müteselsil sorumluluk taleplerini içeren alacak davası.
Özet: Davacı, 1997 yılında bankacılık işlemi sandığı bir eylemle, bir çalışana 200.000 DM yatırdığını, bunun daha sonra dolandırıcılık olduğunun anlaşıldığını belirterek, davalı banka ve holdingin mevduat cüzdanlarının korunması ve personelinin eylemlerinden kaynaklanan sorumlulukları bulunduğunu, benzer Yargıtay kararları ışığında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüklerini ihlal ettiklerini savunarak, müvekkilinin uğradığı 200.000 DM ana para ile işlemiş faiz ve munzam zarar alacaklarının davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmektedir.

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████HAKİM : Dr. ... ...KATİP : ... ...DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2017KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’ın, ...’ın bankacılık faaliyetlerinde değerlendirilmesi amacıyla aynı binada faaliyet gösteren ... Holding çalışanı olduğunu o anda bilmediği ...’a █████/1997 tarihinde 200.000,00 DM ödediğini, karşılığında kendisine normal bir şekilde ... A.Ş.’ye ait hesap cüzdanı verildiğini, hesap cüzdanı aslının ... 21.Asliye Ceza Mahkemesi’nin ████████ E, ████████ K, sayılı ceza dava dosyasında olduğu için aslı ya da fotokopisinin sunulamadığını, olağan bir bankacılık işlemi gibi aylarca hesabından para çektiğini ve yatırdığını, bu işlemleri ... A.Ş.’nin genel müdürlüğü ve banka şubesinin bulunduğu, ... Holding’le birlikte kullandıkları binada yaptığını, █████/2000 tarihinde ... A.Ş.’ye devlet tarafından el konulması ve sonrasındaki gelişmelerle ortada bir dolandırıcılık olayı olduğunu anlayan davacının ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu, ... 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda ████████ E, ████████ K. sayılı mahkumiyetine dair verilen kararın henüz kesinleşmediğini, davacı gibi mağdur olan çok sayıda kişinin ceza davasının şikayetçisi ve katliam olduğunu, gelişen süreçte aynı şekilde mağdur olan ... adına ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ████████ E. sayıyla açılan kısmi talepli tazminat davasının, davalı ... dışındaki davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin █████/2009 tarihli ██████████ E, █████████ K, sayılı kararı ile “davacının ceza hukuku tabiriyle dolandırılmasında etkin olan unsurun vadeli mevduat cüzdanının kullanılması olduğu, bu cüzdanların davalı tüzel kişiliklerin ayrılmasından önceki dönemde bankacılık işlemlerinde kullanıldığının çekişmesiz olduğu, sahteliklerinin iddia ve ispat edilemediği ifade edilerek bankaların özel yasa ile kurulmuş, yerine getirdikleri fonksiyon itibari ile de çeşitli imtiyazlar tanınmış güven kuruluşları olması nedeniyle en küçük kusurlarından dahi sorumlu oldukları, mevduat cüzdanlarının korunması ve kullanılması bakımından da özenle davranmak durumunda oldukları, bu nedenle vadeli mevduat cüzdanlarının korunması ve kullanılması bakımından da özenle davranmak durumımda oldukları, bu nedenle vadeli mevduat cüzdanlarının bankacılık işlemi de yapan davalı tüzel kişiliklerin öncesi genel müdürlüğe ait olduğu dikkate alınıp, ayrılmaya dair mevzuat ve varsa bu davalılar arasında protokol hükümleri incelenip, kullanılmayacak olan mevduat cüzdanlarının muhafazasından kimin veya kimlerin sorumlu olduğunun tespit edilmesi, mevduat cüzdanlarının fiziken davalı holding bünyesindeyken personeli tarafından ele geçirilerek kullanıldığı gerçeği karşısında her halükarda bu davalının basiretli bir tacir gibi vadeli mevduat cüzdanlarını devredilme veya imha aşamasına kadar muhafaza etmekle yükümlü olduğu değerlendirilip sonucuna göre davalı tüzel kişiliklerin hukuki durumlarının tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme hüküm kurulması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiğini, yerel Mahkemece bozma kararına uyulduğunu, mahkeme kararları ve çeşitli Yargıtay kararlarına göre her iki muhatabın da sorumlu olduğunu, davalıların aynı olayda aynı şekilde mağdur edilen müvekkil davacılara karşı da sorumlu olduklarının açık olduğunu, dava dışı bir kısım müvekkiller adına açılan davalarda Mahkemelerce verilen kabul kararlarının yine Yargıtay tarafından müterafik kusur araştırılması gerektiği gerekçesi ile bozulduğunu, belirtilen nedenlerle davacı müvekkil ...’ın █████/1997 tarihinde yatırmış olduğu 200.000,00 DM’in ceza davası gerekçeli kararında adli para cezası hükmüne göre Türk Lirası karşılığı 50.000,00 TL’nin bugüne kadar işlemiş faizi olan 373.100,00 TL’nin şimdilik 5.000,00 TL’si ile 6.631.100,00 TL faizle karşılanamayan munzam zarann şimdilik 5.000,00 TL’si olmak üzere toplam 60.000,00 TL’nin asıl alacağın ve munzam zarann ihtarname tarihinden (█████/2017) itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep edilmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Genel Müdürlüğün bankacılık işlemleri yapma yetkisi olmadığını, diğer davalı ... tarafından gerçekleştirilen dolandırıcılık eyleminin müvekkili ile bir bağlantısı bulunmadığını, ...’ın giden evrak servisinde diğer personelin arasında görev yapan bir memur olduğunu, yapmış olduğu eylemin göreviyle bir bağlantısı bulunmadığını, dolayısıyla illiyet bağı bulunmadığını, aksi halde ... Bisküvileri adına yapılan bir dolandırıcılık eyleminde de müvekkilinin sorumlu tutulabileceğini, isim benzerliğinin sorumluluğun doğması için yeterli olmadığını, müvekkilinin o tarihteki ünvanının ... Holding A.Ş. olduğunu, ...’la "..." kelimesi dışında bir benzerlik bulunmadığını, sorumluluğun doğması için gerekli unsurlardan birinin de illiyet bağı olduğunu, ...’ın giden evrak servisinde memur pozisyonunda çalışmakta iken dava konusu olayın gerçekleştiğini, dosya içeriğinden görüleceği üzere para verme olayının bazen dışarıda, bazen de bina da gerçekleştiğini, ...’ın çalıştığı odanın giden evrak servisi olduğuna ilişkin tabelası bulunduğu gibi odada bulunan ve postanelerde kullanılan otomatik damga basma makinesi, kaşeler, numaratörler gibi pek çok edevat bulunduğunu, davacı tarafa verilen banka mevduat cüzdanına göre pek çok kez para alışverişinde bulunan davacı tarafın bu odanın kapısındaki tabelayı görmemelerinin veya bu odada yapılan işi anlamamalarının imkansız olduğunu, aynı odada ... ile çalışan en az 3 kişi bulunduğunu ve giden evrak odası olması sebebiyle pek çok kişinin iş için uğradığını, bu nedenle açıktan bir para alma verme olayının olmasının da mümkün gözükmediğini, çünkü olayın bu serviste duyulması ve farkına varılması halinde devam edemeyeceğinin aşikar olduğunu, davacı tarafın resmi bir kuruma/bankaya para yatırma iddiasının geçersiz olduğunu, ayrıca davacıların anılan hususlara rağmen yüksek para kazanma hırsı nedeniyle dolandırılmalarında kendilerinin de kusuru olduğunun açık olduğunu, ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E, ████████ K, sayılı kararı ile “..davalı ... şirket (... Holding A.Ş.) çalışanı ise de şirketin bankacılık işlemini yapma yetkisi bulunmaması ile ..........’in şirketteki görevi ve işlemin yapıldığı yer göz önüne alındığında bu davalının ...’in eyleminden sorumlu olmayacağı..” gerekçesi ile hakkımızdaki davanın reddine karar verildiğini, mezkur karara karşı Yargıtay 11.HD.’nin █████/2009 tarih ██████████ E, █████████ K, sayılı bozma kararında ise davalı ...’ın para toplaması eyleminde etkili olan unsurun banka cüzdanı kullanılması olduğu hususuna işaret edilerek, dolandırıcılıkta kullanılan mevduat cüzdanlarının muhafazasından kimin sorumlu olduğunun tespit edilmesi ve bunun sonucuna göre davalı tüzek kişilerin hukuki durumlarının tespit edilmesi gerektiğinin ifade edildiği, mevduat cüzdanlarının muhafazasında herhangi bir sorumlulukları bulunmadığından müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, ... Genel Müdürlüğü=... Holding A.Ş.= ... Maden İşletlemeleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bankacılık faaliyetleri devam ettiren ... █████/1993 tarih ve 21636 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan █████/1993 tarih, ███████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ... Bankacılık Anonim Ortaklığı ünvanlı ayrı bir tüzel kişilik kazandığını, █████/1994 tarihinden itibaren 233 sayılı KHK’nın 22.maddesinin 2.fıkrasına göre tüzel kişiliğe sahip faaliyetlerinde özel ve sermayesiyle sınırlı sorumluluğa haiz bağlı ortaklıkları olduğunu, anılan Bakanlar Kurulu Kararı’mn 4.maddesinde “... 'ın bankacılık biriminin bütün aktif ve pasifi ile bankacılık biriminin kullanımındaki bütün menkul ve gayrimenkuller, araç, gereç ve malzemenin bu kararın yayım tarihi itibari ile çıkarılacak devir bilançosu üzerinden ... Bankacılık Anonim Ortaklığı 'na devredilir” hükmü getirildiğim, anılan kararın 5.maddesinde ise ...’ın bankacılık, madencilik ve metalürji birimlerinin müşterek hizmet veren denetim, danışma ve yardımcı birimlerinde görevli personeli ile müştereken kullanılan menkul ve gayrimenkullerin dağılımının iki kuruluş arasında yapılacak protokol ile tespit olunur düzenlemesinin yapıldığını, ... Bankacılık Anonim Ortaklığı Ana Statüsü’nün █████/1994 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, ... Bankacılık Anonim Ortaklığı’nın █████/1994 tarihinde █████ sayılı yüksek planlama kurulu kararıyla Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı’na devir edilmek suretiyle bağlı ortaklıkları olmaktan çıkarıldığını, bu karar ile banka ile teşekkülleri arasındaki tüm hukuki ve fiili bağların koptuğunu, Dava konusu somut olayda kullanılan vadeli mevduat cüzdanı altında matbu olarak ... A.Ş. ibaresi bulunduğunu, bu durumun ...’ın şirketleşerek tüzel kişilik kazandığı dönemden sonra bastırılıp kullanıldığını gösterdiğini, müvekkilinin bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu Anonim Şirket olmadığını, müvekkilinin mevduat cüzdanından dolayı sorumlu tutulamayacağını, ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uygun olarak verilen █████/2009 tarih ve ████████ E, ████████ K, sayılı kararda müvekkili ...’nün kusurlu olmadığı belirtilerek müvekkil aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğini, mezkur kararın diğer yanlarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. HD.’nce verilen █████████ E, █████████ K, █████/2011 tarihli bozma kararında “..yapılan yargılama sonucunda dolandırıcılıkta kullanılan bu cüzdanların davalı bankaya devir edilen ... A.Ş. ‘nin önceden kullandığı boş haldeki cüzdanlarını gereği gi-bi saklamadığı ve bu yönüyle davacı zararının meydana gelmesinde kusurlu olduğu açıktır. Yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuştur. Ancak mahkemece davacının zararı doğmasında müterafik kusurunun olup olmadığı hususunun üzerinde hiç durulmamış, bu yönüyle bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde, hakkındaki hüküm kesinleşen davalı ... 'la ilgili ceza dosyasının getirilmesi, hesap açılış şekli, davacının beyanları ve tüm dosya kapsamının irdelenmesi, gerektiğinde bankacılık hukuku alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime uygun rapor alınması ve zararın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir..” denildiğini, müvekkili hakkında verilen davanın reddine ilişkin kararın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiğini, açılan davanın zamanaşımına uğradığını, belirtilen nedenlerle bu hususta daha evvel verilen Mahkeme ve Yargıtay kararları da dikkate alınarak, haksız açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...S. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı açısından dava zamanaşımının gerçekleştiğini, davacı yanın müvekkil bankanın külli halefi olduğu ... A.Ş.’de açılmış vadeli/vadesiz ya da başka neviden hiçbir hesabı bulunmadığını, davacı yanın bahsettiği ...’ın davacının parasını teslim ettiği dönemde ve daha önceki dönemde ... A.Ş.’de çalışmadığını, bu şahsın çalıştığı ... Holding'in, ... A.Ş,’den farklı bir tüzel kişilik olduğunu, müvekkil bankanın külli halefi olduğu konumunda olduğu ... A.Ş.’nin tamamıyla kusursuz olduğunu, davacı yanın yüksek faiz geliri elde etmek için ödünç para verdiği ... A.Ş.’nin bankacılık faaliyetlerinde kullanılan ve ... Holding A.Ş.’den ayrılması nedeniyle artık kullanılmaz hale gelen mevduat cüzdanlarını ele geçiren davalı ...’ın ... A.Ş.’nin bir personeli olmayıp ... Holding A.Ş. bünyesinde çalışan bir ambar memuru olduğunu ve adı geçenin ... A.Ş. adına para alarak mevduat hesabı açma yetkisinin bulunmadığını, diğer davalının hesap cüzdanlarının benzerlerini de imal yoluyla da bu dolandırıcılığı yapabileceğini, davacı yanın dava konusu alacağı hesaplama yönteminin gerçek dışı olduğunu, davacı yanın █████/1997 tarihinde 200.000,00 DM’nin TL karşılığının 50.000,00 TL olduğunu iddia ettiğini, buna ilişkin hiçbir veri sunulmadığını, o tarihteki Merkez Bankası verilerine göre DM’nin; Döviz Alış 84.684, Döviz Satış 85.092, Efektif Alış 84.582, Efektif Satış 85.415 olduğunun görüldüğünü, bu durumda davacının hesaplamasının tamamıyla gerçeğe aykırı olduğunu, faiz hesaplamasının da hiçbir veriye dayanmadığını, davacı yanın munzam zarara ilişkin açıklama ve taleplerinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, munzam zararın oluşabilmesi için anapara ve faizi üzerinde bir zararın meydana gelmesi, zararın karşı tarafın kusurlu davranışı ile meydana gelmesi ve zararla kusurlu davranış arasında illiyet bağının bulunmasının zorunlu olduğunu, somut olayda bankanın davacı yanın zararının meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının zararı ile kusursuz sorumlulardan dahi bahsetmenin mümkün olmadığım, davanın bu yönüyle reddi gerektiğini, davacı tarafından keşide edilen aynı talepleri içerir ... l6.Noterliği’nin 12598 sayılı ihtarnamesine bankanın Beşiktaş 17.Noterliği’nin 22717 yevmiye nolu █████/2017 tarihli ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davacı yanın müvekkil banka tarafından █████/2017 tarihli ihtarname ile cevap verilmiş ve davacı yanın müvekkil banka nezdinde ... A.Ş.’den devir hiçbir hesabının bulunmadığının ihtaren bildirildiğini, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, bu istemin kabul edilmemesi halinde davacının haksız davasının tamamıyla reddine, dava masraftan ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi, talep edilmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı ...’ın istediği alacak miktarının abartılı olduğunu, alacak davasının █████████ E. nolu dosya ile ... 21.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüşüldüğünü ve sonuçlandığını, belgelerin 21. Asliye Mahkemesi’nin dosyasında olduğunu, ...’a 2001 yılında 37.000,00 Alman Markı ve 20.000,00 Danimarka Kronu ve 750,00 Dolar ödendiğini, ...’ın aldıklarını beyan etmediğini, durumunun çok kötü olduğunu, herşeyini kaybettiğini, emekli maaşının hacizli olduğunu, davayı ve borcu kabul etmediğini, davanın kabul edilmemesini, bu davayla ve diğer davalarla ... Bankası ve ... Madencilik İşletmesinin bir ilgisi olmadığını, alacaklı ...’m aradan 18 yıl geçtikten sonra dava açtığını ve zaman aşımı olduğunu, şahsının ...’ta bankacılıkta hiç çalışmadığını, ayrıca ambar memurluğu da yapmadığını belirterek dava dosyasına cevap dilekçesini sunduğu görülmüştür.... Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nin ███████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ile Mahkememizin █████/2021 tarih, ████████ esas, ███████ sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği görüldü. █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu somut olayın gerçekleştiği tarihte ... A.Ş.'nin ...'ne bağlı ortaklık olmaktan çıktığı ve ayrı bir tüzel kişilik kazandığı dönemde gerçekleştiği, ayrı bir tüzel kişilik kazanan ... A.Ş.'nin 2002 tarihinde ... A.Ş. bünyesinde devren birleştiği ve 2005 yılında ... A.Ş. olarak belirtilen ünvanın .... olarak değiştirildiği dikkate alındığında; boş hesap cüzdanlarını muhafaza sorumluluğunun .... ünvanı altında birleşen ayrı bir tüzel kişilik kazandığı görülen ... A.Ş.'ne ait olduğu, davalının █████/2024 tarihinde sunduğu itiraz ve beyan dilekçesinde davacı ... ...'a elden 37.000,00 Alman Markı ve 20.000,00 Danimarka Kronu ayrıca 750,00 Dolar ödediğini beyan ettiği, ancak söz konusu ödemelere ilişkin dava dosyası muhteviyatına sunulan belge/evrak bulunmadığından teknik olarak tespit edilmesinin ve hesaplamaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı, diğer hususlarda kök raporda herhangi bir değişikliğe gidilmediği bildirilmiştir. Dava; haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili ve munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.Taraflar arasında davacının █████/1997 tarihinde ... A.Ş. hesap cüzdanı karşılığında ... A.Ş.'ye para yatırma amacıyla davalı ...'a 200.00,00 DEM (Alman Markı) yatırdığı, paranın davacıya iade edilmediği, davalı ...'ın somut uyuşmazlığa konu benzer dolandırıcılık eylemleri nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonunda mahkumiyetine karar verildiği, Yargıtay tarafından dava zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının ... A.Ş. hesap cüzdanı karşılığında davalı ...'a teslim ettiği 200.000 DEM (Alman Markı) davalılardan talep edip edemeyeceği ve zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktasında temerküz etmektedir.Mahkememizce evvelce verilen görevsizlik hükmü, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu cihetiyle kaldırılmıştır.Mahkememizce yargılamaya devamla:Somut uyuşmazlık 2000 yılında dolandırıcılık iddiasıyla hâsıl olmuş ve hukuk davası da 2017 yılında ikame edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu █████/2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanunda önce 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlüktedir. Bunun yanında █████/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’dan önce de 765 sayılı TCK yürürlükte idi.6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri” başlıklı 5/1.maddesine göre:“Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur.”Öyleyse somut uyuşmazlığın ortaya çıktığı zamanda yürürlükte olan 818 sayılı BK ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca zamanaşımı değerlendirmesi yapılacaktır. 818 sayılı BK’nın zamanaşımını düzenleyen 60.maddesine göre:“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şukadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur.”İsnat edilen eylem dolandırıcılıktır ve 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2.maddelerine göre dava zamanaşımı süresi 7 yıl 6 aydır.Tüm bu açıklamalar bir kül halinde değerlendirildiğinde davacının 2017 yılında ikame ettiği davada zamanaşımı def’inin yerinde olduğu cihetiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM:1-Zamanaşımı nedeni ile davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin olarak alınan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile, fazladan yatırılan 409,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,5-Davalı ... tarafından yapılan 550,00 TL (posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, 6-Davalı ... İşl. Gen Müd. tarafından yapılan 50,00 TL (posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... İşl. Gen Müd.'ne verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸