Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazasından kaynaklanan ölüm ve cismani zarar tazminatı davasındaki ihtiyati haciz istinaf kararı.
Özet: Bir trafik kazasında ölüm ve cismani zarar iddiasıyla açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesince, kazada her iki tarafın da kusurlu olduğu ve yaralanan davacı ile ailesinin ciddi maddi ve manevi zararlara uğradığı tespitiyle, belirlenen meblağlar için kısmen ihtiyati haciz kararı verilmiş; bu karara karşı davalı tarafın, kazanın oluş şekline dair farklı iddialar ileri sürerek itirazda bulunduğu bu kararla incelenmektedir.

T. C.
K A Y S E R İ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatDAVA TARİHİ: █████/2026İSTİNAF KARARININVERİLDİĞİ TARİH: █████/2026YAZILDIĞI TARİH: █████/2026Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili; ... tarihinde saat 14:30 civarında davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan (Poliçe No:...) davalılardan ...'ın maliki olduğu, davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan ...plakalı aracın Kayseri ili ... ilçesi ... köyü mevkii iki şerit gidiş iki şerit dönüş toplam ... şeritlik yol hattı üzerinde .../... istikametinden .../Kayseri istikametine doğru seyir halindeyken, yine aynı yöne doğru seyir halinde olan davacı sürücü, yolun kendisine göre sol tarafında bulunan lokantalara doğru geçiş yapmak için sinyal vererek karşı istikametten gelen araçların geçişini bekleyerek, yolun uygun olması üzerine dönüşüne başladığını karşılıklı ... şerit arasındaki 1.5-2 metre genişliğindeki orta refüjü de geçtiğini, karşı istikametteki şeride geçmişken arkasından gelen davalı sürücü, davacının aracına sol orta kısmından çaptığını ve neticeten ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müteveffanın ölümü nedeniyle müvekkillerinin maddi manevi zarara uğradığını, müvekkili ...'un kaza tarihinde memur olarak görev yaptığını yoğun bakım sürecinde kaldığını, hafıza ve konuşma kaybına uğradığını duygu durumunun bozulduğu ayrıca erken emekli olmak zorunda kaldığını, yine davacı eş ...'un kaza sebebiyle eşinin cinselliğinin gitmesinden dolayı manevi, eşinin yaralanması sebebiyle de maddi olarak zorlu bir süreçten geçtiğini, yine ...'un oğlunun yaralanmasından dolayı manevi tazminat talep ettiğini belirterek davacı müvekkilleri için davalılara karşı 300-TL maddi, 8.500.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 8.500.300,00-TL tazminat talep ettiğini, davalıların mal varlıkları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını, aksi halde uygun bir teminat tutarı karşılığında ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: .Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; dava dilekçesi ile ekli belgeler birlikte değerlendirildiğinde, kaza tespit tutanağı ve Sarız Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Başkanlığı'nın ... tarihli raporuna göre kazanın meydana gelişinde davacı ... ve davalı sürücü ...'ın kusurlu olduğu, dava dilekçesi ekinde yer alan epikriz raporu ve ...Hastanesi'nin █████/2025 tarihli raporuna öre davacı ...'ın kaza nedeniyle ağır yaralanmasının bulunduğu gözetilerek geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde davacı ...'un maddi tazminat talebi yönünden yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olduğu anlaşılarak; maddi tazminat talebi yönünden davacı ...'un İİK’nın 257/1.maddesindeki koşullara uygun ihtiyati haciz talebinin KABULÜ ile; ... için 300,00-TL alacağın %5'i oranında HMK.'nın 87. maddesine göre nakdi teminat yatırılması veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde, davalılar ... ve ...'ın borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, manevi tazminat talebi yönünden davacıların İİK’nın 257/1.maddesindeki koşullara uygun ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile; davacı ... için 250.000,00-TL, ... için 100.000,00-TL davacı ... için 50.000,00TL olmak üzere takdiren 400.000,00-TL alacağın %5'i oranında HMK.'nın 87. Maddesine göre nakdi teminat yatırılması veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde davalılar, davalılar ... ve ...'ın borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, fazlaya yönelik talebin reddine dair █████/2026 tarihli ara karar kurulduğu anlaşılmıştır. Ara karara karşı davalılar vekili tarafından itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının normal yolunda seyir halinde ekine davalı şahsın kullandığı araç, kazaya karışan araçların gidiş yönüne göre yolun sol tarafından bulunan lokantaların önünde doğru yönelik durmak amacı ile aniden müvekkilin aracının bulunduğu şeride direksiyonu kırdığını, müvekkilinin hızının normal olmasına rağmen aracın ağır olması davalıya ait aracın beklenmedik bir zamanda aniden sola dönmek için en sağdaki şeritten sol şeride doğru manevra yapması nedeniyle ile aracı durduramadığını, müvekkilinin aracını durduramadığını bu sebeple kusur olarak yazıldığını ancak müvekkilinin aracının hazının nizamı olduğunu davalının aniden sola dönmeye karar vermesi sebebiyle sola hareket ettiği için kazanın meydana geldiğini, tutanağı düzenleyen memurlarca hız kontrolü yapılmadığını, kusurun tamamen karşı araç sürücüsünde olduğunu, ihtiyati haciz kararında talep aşılarak hüküm kurulduğunu, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini hükmün kaldırılmasını, ihtiyati haciz kararı için teminatın düşük belirlendiğini, maddi tazminat davası yönünden teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesinin haciz uygulanacak mal varlığı dikkate alındığında ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin oluşacak zararlarına karşılık olarak teminat olarak asgari bir bedel belirlenerek karar verilmesi gerektiğini tüm bu nedenlerle haciz kararının kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür.İlk derece mahkemesinin █████/2026 tarihli ara kararı ile; Davalılar ... ve ...'ın ihtiyati haciz kararına itirazın kısmen kabulü ile Mahkememizin ████████ esas █████/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının davalılar ... ve ...'ın borca yeter miktarda 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına yönelik kısmının kaldırılmasına, fazlaya yönelik talebin reddine dair ara karar kurulduğu görülmüştür. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili; ilk derece mahkemesince her ne kadar ihtiyati haciz kararı verilse de haciz miktarlarının çok düşük belirlendiğini, kaza neticesinde müvekkilinin bakıma muhtaç kaldığını, uzun süre tedavi gördüğünü, ...'un öz bakımını yapamadığını, ayakkabısını dahi birinden yardım almadan giyemediğini, bu durumun diğer davacıları da olumsuz etkilediğini, davacı müvekkilleri için toplamdan 8.500.300,00 TL tazminat davası açtıklarını, davacıların zararının bu kadar yüksek iken ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz miktarının bu kadar düşük belirlenmesinin hukuken yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine, talep ise █████/2026 tarihli ara karar ile kabul edilen ihtiyati haciz miktarlarına ilişkindir.İhtiyati haciz müessesesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi şu şekildedir;İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları 2004 sayılı İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup, maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de; borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. 2004 sayılı İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulması aranmaktadır. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. İhtiyati haciz, 6100 sayılı HMK’daki ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olup, ihtiyati haczin şartları ve etkileri 2004 sayılı İİK’da düzenlenmiştir. İhtiyati haciz yolu başlı başına bir icra takip yolu değildir. Alacaklı borçluya karşı alacak davası açtıktan veya icra takibi yaptıktan sonra da aynı alacak için ihtiyati haciz isteyebilir. Borçluya karşı genel haciz yolu ile takip yapmış olan alacaklı takip kesinleşmeden önce hakkını tehlikede görüp, aynı alacak için borçlunun mallarına ihtiyati haciz koydurma hakkını haizdir (Yargıtay 11. HD'nin █████/2014, E. █████████, K. ██████████; █████/2013, E. ██████████, K. ██████████; █████/2012, E. ████████, K. 2012/ 1837; █████/2009, E. █████████, K. █████████ tarih ve sayılı kararları).İhtiyati haciz, nitelikçe bir geçici hukuki koruma tedbiridir. (HMK 406/2) Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. İİK'nun 257 ve izleyen maddelerine göre rehin ile temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Bu kuralın haksız eylemden kaynaklanan tazminat isteklerinde de uygulanması gerektiği belirgindir. Çünkü bu isteklerde de para alacağına kavuşulması amaçlanmaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilke ve uygulamalarına göre, haksız eylemden kaynaklanan zarar haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. (Yargıtay 4. HD'nin █████████ E., ██████████ K. Sayılı ve █████/2022 tarihli kararı )İhtiyati haciz bir dava değildir. İhtiyati haciz yargılamasında taraflar, ihtiyati haciz talep eden alacaklı ve karşı taraf olarak borçludur. İhtiyati hacizde görevli ve yetkili mahkeme konusunda genel hükümler uygulanır (İİK 258/1).Ayrıca, manevi tazminat isteminde zararın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince kısmi ve belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli değildir. Bu sebeple davacıların manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz taleplerinin tamamının tek kalemde istenebileceğinden göz önünde tutularak ihtiyati haciz talebinin kabulü, hacizde ölçülülük ilkesi gereğince kısmen kabul kısmen reddi veya reddine karar verilmiş olması ileride hükmedilecek olan manevi tazminat istemi için 6100 sayılı HMK'nın 36/1-b bendi gereğince davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması niteliğinde görülemez. Diğer bir anlatımla, ihtiyati hacizde verilen karar ne olursa olsun buna bağlı olmaksızın nihai kararda █████/1966 tarihli 7/7 sayılı İBK'da göz önünde tutularak manevi tazminatın hüküm altına alınması mümkündür.Keza Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemesi Kararları arasındaki Uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair █████/2022 tarihli, █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı kararında "Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkündür." şeklindedir.Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davanın haksız fiil nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkin olduğu, haksız fiil (kaza) tarihi itibariyle zararın meydana geldiği, davacı tarafça yaklaşık ispata yeterli delillerin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davanın haksız fiil nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkin olduğu, haksız fiil (kaza) tarihi itibariyle zararın meydana geldiği, dava dilekçesi ekindeki kaza tespit tutanağı, tedavi rapor ve evrakları incelendiğinde davacı taraflarca yaklaşık ispata yeterli delillerin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Ancak gerçek zarar miktarının yargılama sonucunda belli olacağı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kaza tespit tutanağındaki kusur oranı ve kaza tarihi göz önüne alınarak kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Yukarıdaki düzenlemelerden ve yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzerine ilk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin belirtilen miktarlar üzerinden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. İlk derece mahkemesince yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek verilen kararın yasal düzenlemelere uygun ve isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararına itiraz eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Bu haliyle; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu vakıa ve hukuki değerlendirmede Kanun'a aykırılığın bulunmadığı, talebin kısmen kabulüne yönelik ilk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-) İstinaf başvurusu sırasında peşin alınan harçların mahsubu ile başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-) Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,5-) Davacı tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359 (4) maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026