Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin, menfi tespit davasında İcra İflas Kanunu 72. madde uyarınca haksız ve kötü niyetli icra takibinde borçlu lehine tazminat koşullarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, aleyhine başlatılan icra takibine konu bononun hukuka aykırı doldurulduğunu iddia ederek borçlu olunmadığının tespiti, takibin iptali ve kötü niyet tazminatı talebiyle açtığı menfi tespit davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesidir; davalı ise borcun geçerli olduğunu ve davanın reddini savunmakta olup, belgede İcra ve İflas Kanununun 72. maddesi kapsamında haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle borçlu lehine tazminat hükmetme koşulları detaylandırılmaktadır.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF EDEN DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av... Av...
DAVA : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: █████/2026
YAZIM TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, takibe konu bononun müvekkilinin bilgisi dışında hukuka aykırı olarak doldurulduğunu, davalının veresiye fişinin üzerini doldurarak kambiyo senedi olarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında ticari alım satımdan kaynaklı borç ilişkisi bulunduğunu, davacının müvekkiline borcunu ödememek için kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine takip konusu alacak miktarının %20‘sinden aşağı olamamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava; Menfi Tespit davasıdır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davanın İİK.72.maddesine dayalı menfi tespit davası olduğu, İİK.72.maddesi "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir." İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/███████-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.(1) (Değişik: 9/███████-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.(1) Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.
"
Davacı (borçlu) Lehine tazminata Hükmetmenin koşulları
a)Alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunmuş olması: Borçlunun açtığı menfi tespit davasından önce veya dava sırasında, alacaklı tarafından borçluya karşı bir icra takibi yapılmışsa, menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması halinde, ayrıca borçlu lehine tazminata hükmedilemez.
b) İcra takibinin hem “haksız” ve hem de “kötü niyetle” yapılmış olması: Bu tazminata ancak, alacaklının yaptığı takibin hem “haksız” ve hem de “kötü niyetle” yapılmış olması halinde hükmedilir. Başka bir deyişle, takibin sadece ”haksız” olması yeterli olmayıp, ayrıca “kötü niyetle” de yapılmış ve bu hususların davacı-borçlu tarafından ispat edilmiş olması gerekir.
c) Davacı – borçlunun, lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiş olması: Yukarıdaki iki koşul gerçekleştiğinde mahkeme kendiliğinden tazminata hükmetmez. Tazminata ancak, davacı – borçlunun bunu “talep etmiş” olması halinde hükmedilir. İcra takibinden sonra açılan olumsuz tespit davalarında, borçlunun, tazminat isteminin dava dilekçesinde bildirilmesi gerekir. Ancak, talep dava dilekçesinde bildirilmemişse “istemin genişletilmesi” itirazı ile karşılaşmadan, bu istemini daha sonra dava içinde de ileri sürebilir.
Menfi Tespit Davasında Borçlunun (davalı - alacaklının lehine) Tazminata Mahkum Edilmesinin Şartları
a-İcra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın fiilen uygulanmış olması gerekir.
b-Alacaklının bir talebi olmasa bile Mahkeme, durdurulan icra takibi konusu alacağın %20’si oranında tazminata mahkum etmekle yükümlüdür.
c-Alacaklı lehine hükmedilen tazminatı borçlunun ihtiyati tedbir kararı alırken yatırdığı teminattan alabilir.(Mahmut Coşkun, Yargıtay Üyesi, İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali, İflas ve İflasın Ertelenmesi, Sıra Cetvelline İtiraz, 4. Baskı). Bilgileri de gözönüne alındığında,
Mahkememizce verilen█████/2023 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın █████/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı,
Davalı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu █████/2025 tarihli beyan dilekçesi ile; "Dosya kapsamında bulunan ticari defter kayıtları, bilirkişi raporu ve müvekkil şirket yetkilisinin mahkemeniz huzurunda yemin ettiği göz önüne alındığında davacı borçlu iken; işbu davayı borçlu olmadığının tespiti için mahkemeniz nezdinde açtığı göz önüne alındığında yemin metni tarafına sunulduğunda yemin etmemesinin aksi düşünülemeyecektir. Tarafımızca davacıya yemin teklifinde bulunmadığımızı bildiririz." şeklindeki beyanı ile,
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, davalı yanın █████/2025 tarihli beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davacının, Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı şartları oluşmadığından reddine..." gerekçesiyle, davacının, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, ispat yükünün tayininde hata yapıldığını, olayda "çifte talil" söz konusu olup, ispat yükünün hala davacı üzerinde olduğunu, menfi tespit davalarının temelini oluşturan ispat hukuku kurallarının mahkemece hatalı yorumlandığını, kambiyo senetlerinin mücerret borç ikrarını haiz belgeler olduğunu, bu senetlere dayalı bir alacağın varlığının karine olarak kabul edildiğini ve bu karinenin aksini iddia eden borçlunun ispatlaması gerektiğini ancak, alacaklının senette yazan ihdas nedeninden farklı bir sebep ileri sürmesi durumunda ispat yükünün yer değiştirdiğini, mahkemenin bu kuralın önemli bir istisnası olan "çifte talil" müessesesini göz ardı ettiğini, somut olayda davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkil şirkete hiçbir borcu olmadığını, senedin bilgisi dışında takibe konulduğunu iddia ederek senedin varlık nedenini tamamen inkâr ettiğini, bu durumun senedin temelindeki hukuki ilişkiyi inkâr etmek suretiyle yapılan açık bir talil olduğunu, müvekkili şirketin ise, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacının 2018 yılından devreden bir borcu bulunduğunu, takibe konu senedin bu borç ilişkisi çerçevesinde alındığını savunduğunu, bu durumda her iki tarafın da senedin düzenlenmesine ilişkin kendi versiyonunu ileri sürdüğünü ve dolayısıyla çifte talilin meydana geldiğini, davacının senedin bedelsiz olduğunu iddia ederek talilde bulunduğunu, müvekkili şirketin de alacağın kaynağını açıkladığını, ispat yükünün davacı tarafta kalması gerekirken mahkemece çifte talil müessesesi göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin, bilirkişinin bu net tespitini görmezden gelerek, sadece takibe konu 50.000 TL'lik senedin kayıtlarda olmamasını gerekçe gösterip davanın kabulüne karar vermesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin gerekli araştırmayı yapmaktan kaçındığını, kaldırma kararında da çifte talil durumunun gözetilmediğini, davacının borçlu olmadığını kanıtlayacak hiçbir delil sunmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ... E-... K. Sayılı ilamı ile ''....Mahkemece davalı şirkete ait ticari defterler üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan 07.06.2022 tarihli raporda, davalının ticari defterlerine göre taraflar arasında 2019 ve 2020 yıllarında mal alım satım ilişkisi olmadığı, davalının davacıdan 2018 yılından devir gelen 15.186,59 TL alacağı olduğu, takibe konu edilen senedin, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, tespitlerinin bulunduğu, mahkemece, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Takip konusu bononun ihdas nedeni kısmının boş olması nedeniyle senedin nakit karşılığı alındığı karinesi mevcut ise de davalı tarafça gerek cevap dilekçesinde gerekse de duruşmada alınan beyanında, bononun taraflar arasındaki mal alım satımı nedeniyle alındığı savunmasında bulunulmuş olmakla, senetteki alacak sebebinin talil edildiği, bu nedenle ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının iş bu savunmasını yazılı delille ispat etmesi gerekmekte olup, davalı tarafından yazılı delille ispat edilemediği, kendi ticari defterlerinin tek başına lehine delil olarak kabulünün de mümkün olmadığı, ancak davalı cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından, alacağa konu edilen malın davacıya teslimi yönünden davalıya yemin delili hatırlatılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenlerle davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına....'' gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sırasında davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davalı tarafça yemin teklifinde bulunulmayacağının beyan edilmesi üzerine yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, Konya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile 15.05.2019 keşide, 20.01.2020 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli bonoya istinaden davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, dava ve takip konusu bonoda davacının keşideci, davalının lehtar olup, senedin ihdas kısmının boş olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafça, davalı şirkete ait petrol istasyonundan 2013 yılına kadar akaryakıt alındığı, veresiye fişleri imzalandığı, takibe konu senedin de bu veresiye fişleri altında bulunduğu, daha sonradan bononun, veresiye fişinden kesilerek hileli olarak doldurulduğu iddia edilmiş, davalı tarafça, davacının dava dışı ...'nin yetkilisi olduğu, bononun taraflar arasındaki ticari alım-satımdan kaynaklandığı, bono miktarı kadar davacıdan alacaklı olduğunun savunulduğu anlaşılmıştır.
Bu durum karşında, Dairemiz kaldırma ilamı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf edenin sıfatı ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davalı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 3.698,61 TL harçtan, peşin alınan 925,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.773,61 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!