İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden kooperatif yöneticilerinin hileli muhasebe, zimmet, usulsüz sosyal tesis satışları ve muvazaa iddialarıyla açılan tazminat ve tapu iptali davalarına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Kooperatif, genel kurul tarafından ibra edilmeyen eski yönetim ve denetim kurulu üyelerine karşı, muhasebe kayıtlarında hile, gelir gizleme, vergi kaçırma ve sosyal tesis satışlarında muvazaa yoluyla zimmetlerine para geçirdikleri, kooperatifi zarara uğrattıkları iddialarıyla tazminat talep etmekte ve bu usulsüz satışlara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile tescilini istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS : ████████KARAR: █████████DAVA TARİHİ : █████/2013KARAR TARİHİ: █████/2025BİRLEŞEN DOSYA MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS : ████████KARAR: ████████ASIL DAVA: Tazminat (Kooperatif Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri Hakkında Sorumlulukları Nedeniyle Açılan)BİRLEŞEN DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Muvazaa İddiasına Dayalı)KARAR TARİHİ: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kooperatifin ..../███████ tarihinde kabul edilen ana sözleşme ile ...olarak kurulduğu, kooperatifin amacına ulaşması neticesinde ana sözleşmesinin █████/2010 tarihli genel kurul kararı ile değiştirilerek site işletme kooperatifi olmasına karar verildiğini, davalıların davacı kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduğunu, kooperatifin █████/2012 tarihinde yapılan 2011 hesap yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporları ile mali tabloların ibra edilmediğini, ibra edilmeyen dönem olan 2011 yılı başta olmak üzere geriye doğru beş yıllık hesaplarının tetkiki için inceleme komisyonu oluşturulduğunu, yapılan incelemelerde kayıtların yeterli açıklığa sahip olmadığı, tek düzen muhasebe sistemi genel tebliğinde açıklanan husus ve standartlara uygun kayıt yapılmadığı, 213 sayılı VUK'da sayılan belgelerin dışında fatura yerine makbuz düzenlendiği, aktif hesaplara nedensiz alacak pasif hesaplara nedensiz borç kaydı yapıldığı, bir kısım gelirlerin kayda alınmadığı, 2007 yılında 66 adet sosyal tesisin satış işleminde 214.097,00 TL gelirin kooperatif üyelerinden ve vergi dairesinden gizlenerek eksik bildirildiği, sosyal tesis satışlarında gerçek satış bedelleri resmi kayıtlara yansıtılmayarak satış badelinin yarısına yakın bir tutarın faturasız ve KDV ödemeksizin katılım bedeli adı altında tahsil edilerek usulsüz işlem yapıldığının tespit edildiğini, yapılan bu işlemlerle kooperatifin zarara uğratıldığını, ssyal tesis satışlarındaki usulsüzlüklerle ilgili olarak Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığının ██████████ sayılı soruşma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, █████/2012 tarihli inceleme tutanağının 5-6 ve 7. Maddelerinde tespit edilen sosyal tesis satışlarındaki 366.097,00 TL'nin mevzuata uygun olmayan belgeler düzenlenerek ve defter kayıtlarında muhasebe hilesi yapılarak kooperatif yönetiminin ve çevresinin zimmetine geçirildiğini, 2007 yılı bilançosunda "ortaklardan alacaklar" hesabında gelir gider tablolarında muhasebe defter kayıtlarında muhasebe hileleri yapıldığını, ortakların kooperatife olan borçlarının (anapara + faiz) kar payı tutarından mahsubu görüntüsü altında düzenlenmesi gerekirken fatura, makbuz vb belgelerin usulüne uygun düzenlenmeyerek gelirin olması gerekenden az, giderin ise fazla gösterildiğini, avans kar payı tutarları ile mahsup edilen ve bu şekilde üyelerden tahsil edilen ödemelerin 2007 ve 2008 dönemlerine ait gelir tablolarında eksik gösterildiğini, hesap inceleme komisyon raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere hileli hesap yöntemi kullanılmak suretiyle 1.444.388,22 TL tutarındaki meblağ 2009 yılına devredilmeyerek 2007 ve 2008 hesap döneminde kooperatif yönetiminin zimmetine geçirildiğini, 2007 yılına ait kayıtların tetkikinde kurumlar vergisi, katma değer vergisi matrahının eksik beyan edildiğini bu nedenle VUK 359 maddeye göre vergi ziyaı cezasının kesilmesine engel olmak için üyelerin bilgisi dışında kooperatif adına matrah artırımına gidilerek kooperatif üyelerinin 83.994,96 TL ilave borç yükü altına sokulduğunu, inceleme raporunun 12-13 sayfasında belirtildiği üzere 2007-2010 döneminde muhasebe hilesi ile 1.380.381,84 TL tutarındaki özkaynağın yok edildiğini, inceleme raporunun 14-15 sayfalarında açıklandığı üzere kooperatif bünyesinde yapımı gerçekleştirilen sosyal tesislerin satılmasına ilişkin ihale tarihinden sonra, bir kısım (görünürdeki) ihale alıcılarının tapu devri olmaksızın açık ve şeffaf bir şekilde yapılması ve sürdürülmesi gereken ihaleye fesat karıştırarak almış oldukları yerleri o tarihte görevli kooperatif yönetimine bir dilekçe vererek devrettiklerini, bu şekilde ihaleye fesat karıştırmak suretiyle o dönem yönetim kurulu başkanı olan ...ve yakın çevresi ile diğer yönetim kurulu üyelerinin sosyal tesisleri hileli yöntemlerle ve ihale bedellerini dahi ödemeyerek ele geçirdiklerini, zira kooperatif kayıtlarında satın alma bedellerinin ödendiğini gösterir kayıtların bulunmadığını, kooperatif yönetiminde görev alan ... ve ...'nın beyanlarının ise bu hususu doğruladığını, Maliye Bakanlığı tarafından kooperatif defterleri üzerinde inceleme yapılarak █████/2013 tarihli vergi inceleme raporu ve █████/2013 tarihli vergi tekniği raporunun düzenlendiğini, düzenlenen bu raporların davalıların sorumluluğunu ispatlar nitelikte olduğunu, sahte ve yanıltıcı faturalar kullanılmak suretiyle 1.577.528,75 TL tutarında kooperatif varlığının yok edildiğini, vergi tekniği raporuna istinaden sorumlular hakkında Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ E sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, yaşanan bu gelişmeler üzerine █████/2012 tarihinde yapılan 2011 hesap yılı genel kurulunda ibra edilmeyen kooperatif yönetiminin 2011 hesaplarının tetkiki için hesap tetkik komisyonunun kurulmasına karar verildiğini, hesap tetkik komisyonunun █████/2013 tarihli inceleme raporuna göre 2011 yılına ait finansal tabloların tetkikinde kooperatif varlıklarının 1.031.090,28 TL, borçlarının 30.573,74 TL, özkaynak tutarının 1.000.516,54 TL olduğu, kayıtlardan 2010 hesap döneminde yok edilen 1.577.528,75 TL tutarındaki meblağın tekrardan kayıtlara alındığına dair bir bilgiye rastlanılmadığı, kayıtlarda bir takım yolsuzluk ve usulsüzlükler yapıldığı, bu nedenle kooperatif aleyhine 3.500,00 TL özel usulsüzlük cezası kesildiği, matrah artırımına gidilerek ortakların ilave borç altına sokulduğu, kooperatifin aktifinde yer alan varlıkların hileli yollarla önce kademeli olarak başka aktif karakterli (yapılmakta olan yatırımlar vs gibi) hesaplara aktarıldığı daha sonra bilançonun pasifinde bulunan "sermaye yedekleri" hesabının borcuna kayıt yapılmak suretiyle yok edildiği, 2007 yılından 2010 yılının sonuna kadar geçen süre içinde kooperatif kaynaklarının yönetim tarafından sistemli bir biçimde zimmete geçirildiği, yanıltıcı faturalar düzenlenerek zimmetin gizlenmeye çalışıldığı tespit edilerek eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun açıkça ortaya konulduğunu, kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin anılan eylemleri nedeniyle 1163 sayılı yasanın 62.maddesi uyarınca sorumlu olduklarını, aynı yasanın 98.maddesi yollaması ile TTK'nın 555.maddesi gereği kooperatif ve aynı zamanda kooperatif denetçileri olan pay sahipleri adına eldeki davanın açıldığını belirterek, HMK 107.maddesi uyarınca şimdilik 400.000,00 TL kooperatif zararının, zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAHDavacı vekili █████/2015 işlem tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporuna karşı bir itirazları olmadığını, davalılardan talep edilen alacak miktarını, bilirkişi raporunda lehe tespit edilen toplam 10.234.455,85 TL'ye arttırdıklarını beyan ederek harcını yatırmıştır.CEVAPBir kısım davalılar vekili Av. ... cevap dilekçesinde özetle; sorumluluk davası açılması için genel kurulda karar alınması gerektiğini ancak bu yönde alınan karar ve verilen yetki olmadığını, müvekkillerinin yönetici ve denetçi bulundukları dönemlere ait tüm iş ve işlemleri, Kooperatifin amaç ve uygulamalarına uygun olarak gerçekleştirdiğini, Kooperatifin zararına işlemleri bulunmadığını, genel kurul seçimlerinde kullanılmak amacıyla bir takım asılsız iddia ve ithamlarla müvekkillerinin yıpratılmasının amaçlandığını, hakaret ve iftira nedeniyle müvekkillerinin açtığı davalarda cezalar verildiğini, bu dava ile güdülen amacın müvekkillerinin Genel Kurul nezdinde itibarsızlaştırılması, sonraki seçimlerde kendilerine rakip olunmaması düşüncesi olduğunu, muhasebe kayıtlarının düzenlenmesi, tarafsız ve objektif hale getirilmesi için yapılan işlemler ile kesilen maliyet faturalarının da bu kapsamda değerlendiriidirilerek, kollanılmak istendiğini, Kooperatifin zararı olarak gösterilen meblağın maliyet faturalarındaki bilgiler olduğunu, bu faturaların bir borç ya da mali yükümlülük getirmediğini, vergi açısından külfet oluşturmadığını, fiilen teslim edilen işyerlerinin Kooperatif kayıtları ile çakışmaması için güncelleme niteliğinde olduğunu, Kooperatifçilik Uzmanı ...tarafından hazırlanan █████/2013 tarihli raporun faturaların niteliğini ortaya koyduğunu, zimmet suçundan takipsizlik kararı verildiğini, yalnızca Kooperatifler Kanununa muhalefetten dava açıldığını, Ticaret Bakanlığınca yapılan teftişte suça konu bir eylem tespit edilmediğini, usulsüzlüğü yada kooperatifi zarara uğrattığı ileri sürülen faturaların esasen kooperatif ana sözleşmesi, Kooperatifler Kanunu ve VUK hükümleri çerçevesinde işin gerçek maliyetine uygun olarak kesildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı kooperatifte yakın arkadaşların ısrarı sonucu 2007 ve 2008 yıllarında münhasıran üye olarak görev yaptığını, görevde olduğu süre içinde hukuka uygun görmediği hiçbir kararın altına imza atmadığını, bu durumun kooperatif kararları ile de sabit olduğunu, sosyal tesis satış ihalesine iştirak edenlerin önemli bir kesiminin ihale kendilerine kaldıktan bir müddet sonra haklarını kooperatif başkanı ... ve yakın çevresine devretmiş olmaları, gerek ihale sırasında gerekse de devir sırasında ortaya çıkan bedellerin tamamına yakın bölümünün bankaya yatırılması gerekirken kooperatife ait kasa makbuzu karşılığında ödeme yapılmış gösterilmesi, mezkur ihale sonucunda sosyal tesislerin önemli bir bölümüne sahip olan ...'ın "devlete vergi ödememe" bahanesiyle ihalede ortaya çıkan bedelin tamamı için değil sadece %50'si için fatura düzenlemesi ve ödemelerin ısrarla bankacılık dışında gerçekleşmesine onay vermesi üzerine müvekkilinin kendisiyle tartıştığını ve dilekçe vererek kooperatif yönetiminden ayrıldığını, müvekkilinin █████/2008 tarihinden sonra hiçbir kararda imzasının bulunmadığını, Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ nolu dosyada kooperatif başkanı ... ve kooperatifteki diğer imza yetkilisi şahıslardan şikayetçi olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Kooperatif yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde, kendisine yada yakınlarına menfaat sağlamaya yönelik, hiçbir karara imza atmadığını, kooperatifin mali işlerinin başkan, mali müşavir ve akukat olan kişiler tarafından takip edildiğini, sorunun eski yönetim kurulu başkanı ... ile yeni yönetim arasında süregelen çekişmeden kaynaklandığını beyan etmiştir. BİRLEŞEN DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul İli, ...İlçesi, ...Köyünde bulunan ... Ada 1 Parsel 4 nolu bağımsız bölümün ve ... ada 1 parsel 5 nolu bağımsız bölümün tapuda █████/2008 tarihinde yapılan 17517 yevmiye nolu tahsis işlemi ile davalı adına kaydedildiğini, dava konusu her iki gayrimenkulün davalı adına tahsis işlemi ile tapuya tescil edilmeden önce davacı kooperatif adına kayıtlı olduğunu, kooperatif ana sözleşmesinin 65. Maddesinde yer alan hüküm gereği kooperatifin sosyal tesislerinin satılması konusunda hukuken geçerli bir irade beyanın oluşabilmesi için mutlaka ana sözleşmenin ve yönetim planın değişmesi gerektiğini, davalı adına yapılan tescilin muvazaalı olduğunu beyanla dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve kooperatif adına tescilini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Genel kurulda alınan karar ile satış işlemlerinin yapıldığını, ihale sürecinin açık olduğunu, ihale alıcısının diğer iş yerleriyle ilgili ödediği hesaplar virman edilerek borçsuz devirlerin yapıldığını, yönetim kurulunca da onaylandığını, genel kurul ve satışın iptali davalarının reddedildiğini, olağan dışı bir uygulama olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI1-Mahkemenin █████/2019 tarihli kararı ile; sosyal tesislerde bulunan 66 adet işyerinin 66 adet iş yerinin Kooperatif Olağan Genel Kurulu’nun 09.04.2006 tarihli toplantısında alınan karara istinaden satış işlemi gerçekleştirildiği, genel kurul kararlarına uygun olarak hatta genel kurul kararında belirtilen m2 değerinin üstünde satıldığının gelen kayıtlar ve bilirkişi raporlarından sabit olduğu, kaldı ki bu Genel kurul kararına karşı genel kurulda alınan kararların iptali yönünde açılan davanın ise yasal bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçeleriyle reddine karar verilerek kesinleştiği, dükkan satışları konusunda Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca ██████████ E █████████ sayılı takipsizlik kararı verildiği ve kesinleştiği, satış yetki verilen genel kurulunun hukuken geçerli olduğu yerine başka bir genel kurul kararı da alınmadığı dikkate alındığında sosyal tesislerde bulunan 66 adet İşyerinin genel kurul kararlarına uygun olarak hatta genel kurul kararında belirtilen m2 değerinin üstünde satılması nedeniyle kooperatifin 10.167.025,72 tutarında zarara uğratıldığı iddiasının yerinde görülmediği, bir kısım davalı yöneticiler için matrah artırımına gidilmek suretiyle yol açılan zarar kalemi bakımından ise 6111 sayılı Kanunun 6 ve 7 inci maddelerine göre kooperatif matrah artırımında bulundurmaları ve özel usulsüzlük cezası kesilmesine sebep olmalarının dayanağı aynı zamanda kesinleşen Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi ████████ Esas Karar No : ████████ sayılı dosyada da Sanıklara atılı sosyal tesislerin satışı yapılırken gerçek bedelleri üzerinden değilde rayiç bedel üzerinden satış yapıldığı hususuyla ilgili olarak sanıklar hakkında hem 2006-2009 yılları arasında kanuni defter ve belgelerin üzerinde inceleme yapılmasını önlemek maksadıyla matrah arttırımına gittikleri ve kooperatif üyelerini ilave borç altına soktuklarından ve hem de bu eylemden dolayı 1163 sayılı Yasa'nın 59.maddesine aykırı hareket ettikleri iddiasıyla 1163 sayılı Yasa'nın Ek 2/1 maddesinden cezalandırılmalarının talep edildiği, matrah arttırımı ile ilgili konunun sabit görülmekle mahkumiyet kararı verildiği ve 6111 sayılı Kanunun 6 ve 7 inci maddelerine göre kooperatif matrah artırımında bulundurmaları ve özel usulsüzlük cezası kesilmesine sebep olmaları nedeniyle genel kurulca ibra edilmediği tespit edilen 80.930,13 TL.lik zarardan başvuruyu yapan dönemin yönetim kurulu üyeleri Hakan Kılıçarslan, ..., M.Naci Atasever'in müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle sadece bu davalılar yönünden asıl davanın kabulü ile davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, birleşen dosyanın (Bakırköy 3 ATM ████████ Esas Sayılı Dosya) esastan reddine karar verilmiştir. 2-Dairemizin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararı ile; Davacı tarafça dava dilekçesinde, birçok olaydan bahsedilerek kooperatifin zarara uğratıldığı ifade edilmiş ve toplam 400.000,00 TL tazminat talep edilmiş ise de talep edilen bu miktar zarar kalemlerine ayrıştırılmadığı, hangi olay/zarar nedeniyle ne kadar tazminat talep edildiğini açıklanmadığı, mahkemece bu hususta bir açıklama yaptırılmadığı, dosyaya ibraz edilen █████/2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda sosyal tesislerdeki işyeri satışları nedeniyle 10.157.025,72 TL ve matrah artırımı nedeniyle 77.430,13 TL olmak üzere toplam 10.234.455,85 TL kooperatifin zarara uğradığı açıklandığı, davacı vekilinin ise █████/2015 tarihli ıslah dilekçesinde bilirkişi raporuna karşı bir itirazları olmadığını, davalılardan talep edilen alacak miktarını bilirkişi raporunda lehe tespit edilen toplam 10.234.455,85 TL'ye arttırdıklarını beyan ederek harcını yatırdığından davacının talebinin ıslah dilekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde sosyal tesislerdeki işyeri satışları nedeniyle 10.157.025,72 TL ve matrah artırımı nedeniyle 77.430,13 TL olmak üzere toplam 10.234.455,85 TL zarardan ibaret olduğu, 66 adet işyerinin satışının genel kurulda alınan karara istinaden belirlenen bedeller dahilinde yapıldığı açıklanarak bu istem yönünden red kararı verilmiş ise de emsal kararlarda açıklandığı gibi yönetim kurulunun gerek kooperatifin amaçlarının gerçekleşmesi gerekse ortakların çıkarlarının korunması için işleri titizlikle ve en iyi şekilde yürütmekle görevli olduğu, bu nedenle söz konusu taşınmazların rayiç bedellerini belirleyerek o miktarlar üzerinden satışın gerçekleştirilmesi gerektiği, genel kurul kararında belirtilen asgari satış bedeli üzerinden satış yapılmasının yönetim kurulunun bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarında taşınmazların satış tarihi itibariyle değerleri denetime elverişli olacak şekilde tespit edilmediği, bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak taşınmazın gerçek m²'leri ile satış tarihindeki rayiç değerinin tespit edilmesi, dosya kapsamında alınan diğer raporlarda, davacı tarafça sunulan gayrimenkul değerleme raporlarında yer verilen tespitler değerlendirilerek ayrıca taraf vekillerinin dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına karşı sunmuş oldukları itirazları tek tek incelenerek denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile dava konusu talebini sosyal tesislerdeki işyeri satışları nedeniyle 10.157.025,72 TL ve matrah artırımı nedeniyle 77.430,13 TL olmak üzere toplam 10.234.455,85 TL olarak belirlemiş ve sınırlandırmış olmasına rağmen davacının ıslah talebine konu olmayan 3.500,00 TL özel usulsüzlük cezası nedeniyle de kabul kararı verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu, tespit edilen haksız eylem tarihlerinden itibaren avans faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi doğru olmadığı, istinaf yoluna başvuran davalılar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirmelerine ve davanın haklarında tamamen reddine karar verilmesine rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davacı vekilinin, davalılar ..., ... ve ...vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca asıl dava yönünden KALDIRILMASINA kesin, Birleşen dava (Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. sayılı dosyası) yönünden davacı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ESASTAN REDDİNE temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. 3-Mahkemenin █████/2025 tarihli kararı; Asıl dava yönünden, "...İstinaf ilamı sonrasında mahkememiz 06.02.2024 tarihli ara kararında; “İstinaf ilamı doğrultusunda taşınmazın gerçek m2 leri ile satış tarihindeki rayiç değerinin tespit edilmesi, dosya kapsamında alınan diğer raporlarda, davacı tarafça sunulan gayrimenkul değerleme raporlarında yer verilen tespitler değerlendirilerek ayrıca taraf vekillerinin dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına karşı sunmuş oldukları itirazları tek tek incelenerek denetime elverişli rapor alınmasına,” karar verilmiş olup Ayrıntıları 5. Maddede arz edildiği üzere Sayın Mahkemece, görevlendirildiğimiz çerçevede davaya konu edilen 66 adet işyerinin mevcut reel ölçüleri alınmış ve bu ölçüler üzerinden satış tarihi itibarı ile rayiç değerleri ; 32 adet bağımsız bölümün taşınmazların; Keşif tarihi itibariyle toplam yasal değeri 42.310.650-₺, 31.01.2024 dava tarihi itibariyle toplam yasal değeri 31.835.448-₺, Keşif tarihi itibariyle toplam mevcut rayiç değeri 49.750.000 -₺ ve 31.01.2024 dava tarihi itibariyle toplam mevcut rayiç değeri 37.432.975-₺ kıymet takdir edilmiştir. 34 adet bağımsız bölümün taşınmazların; Keşif tarihi itibariyle özelikle imar durumunun kısmen düşük olması dikkate alınarak toplam yasal değeri 35.389.100,00-₺, 31.01.2024 dava tarihi itibariyle toplam yasal değeri 26.627.524,00-₺, Keşif tarihi itibariyle toplam mevcut rayiç değeri 44.375.000-₺ ve 31.01.2024 dava tarihi itibariyle toplam mevcut rayiç değeri 33.388.709-₺ kıymet takdir edilmiştir. Yapılan taşınmaz değerlemelerine göre bilirkişi incelemelerinde, taşınmaz satışlarının rayiç bedelin üzerinde gerçekleştiği, bu yönüyle satış işlemlerinden kaynaklı bir zarar oluşmadığı, Ancak, matrah artırımı nedeniyle kooperatifin 77.430,13 TL tutarında zarara uğratıldığı yönünde önceki raporlarla benzer tespitler yapılmıştır.Toplanan tüm delillere göre; Davaya konu asıl davada davalı yöneticilerin 6-15-16.08 ve 12.09.2007 tarihlerinde açık arttırma suretiyle yapılan ihalede sosyal tesislerdeki 66 işyeri satışında görevli olan Yönetim Kurulu Başkanı ve üyelerinin, işyerlerinin gerçek değerinin tespitinde Kooperatifler Kanununun 59,62 ve Ek 2. maddesinin kendilerine yüklediği görev ve sorumluluğu yerine getirip getirmedikleri, gerek metraj yönünden daha büyük ve gerekse de rayiç bedel yönünden daha değerli olan işyerlerinin olduğundan düşük bedelle satılmasına sebebiyet verip vermedikleri ve bu suretle Kooperatifin ve bilvesile üyelerin 10.157.025,72 TL'lik zararına yol açıp açmadıkları yönünden yapılan yargılama sonunda talebe konu taşınmazların rayiç değerleri mahkememizce tespit edilmiş ise de söz konusu sosyal tesislerde bulunan 66 adet İşyerinin genel kurul kararlarına uygun olarak hatta genel kurul kararında belirtilen m2 değerinin üstünde satıldığı gelen kayıtlardan ve bilirkişi raporlarından sabittir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42/6. maddesine göre, kooperatiflere ait taşınmazların, kooperatif genel kurulunun, yönetim kuruluna vereceği yetki ile satışının yapılabileceği genel kuraldır..." gerekçesiyle ve kaldırma öncesi kararda yer alan gerekçelere de yer verilerek satış yetki verilen genel kurulun hukuken geçerli olduğu yerine başka bir genel kurul kararı alınmadığı dikkate alındığında sosyal tesislerde bulunan 66 adet işyerinin genel kurul kararlarına uygun olarak hatta genel kurul kararında belirtilen m2 değerinin üstünde satılması nedeniyle kooperatifin 10.167.025,72 tutarında zarara uğratıldığı iddiasının yerinde görülmediği ancak dönemin yönetim kurulu üyeleri Hakan Kılıçarslan, ..., M.Naci Atasever'in 6111 sayılı Kanunun 6 ve 7 inci maddelerine göre kooperatif matrah artırımında bulundurmaları ve özel usulsüzlük cezası kesilmesine sebep olmaları nedeniyle genel kurulca ibra edilmediği 77.430,13 TL'lik zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile 77.430,13 TL'lik zararın davalılar Hakan Kılıçarslan, ..., M.Naci Atasever'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden; kaldırma öncesi gerekçeler tekrar edilerek, Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas Sayılı dosya yönünden davanın esastan reddine dair yeniden hüküm kurulmuştur. Ayrıca davalı ... vekili tarihinde sunduğu dilekçeye istinaden █████/2025 tarihli tashih kararı, davalı ...vekilinin █████/2025 tarihinde sunduğu dilekçeye istinaden █████/2025 tarihli tavzih kararı verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Asıl Dava Yönünden; kaldırma kararı uyarınca denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor düzenlenmediğini, itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmazlar tapulandırılırken fazladan arsa payı verildiğini, fazla payların alıcılara bila bedel peşkeş çekildiğini ve kooperatifin zarara uğratıldığını, taşınmazların her birinin gerçek değerlerinin tespit edilmesi gerektiğini, raporda belirlenen bedellerin gerçeklikten uzak olduğunu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Birleşen dava yönünden ise birleşen dava yönünden ilk karara karşı istinaf yoluna başvuruları sonucu istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi ve bu karara karşı temyiz yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşmesine rağmen mahkemece yeniden hüküm tesis edilmesinin nedeniyle mükerrer olan kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; kooperatifin matrah artırımı ile zarara uğramadığını aksine vergi ziyaından kurtarıldığını, 2011 yılına ait bilanço ve gelir gider tablolarının genel kurulda oybirliği ile kabul edildiğini ve genel kurul onayının alındığını, genel kurulun onaylaması ile kararların genel kurul iradesi haline geldiğini, bu nedenle asıl davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca asıl davada 10.000.000,00 TL yönünden dava reddedildiğine göre reddedilen kısım itibariyle düşük tutarda vekalet ücretine hükmedildiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEAsıl dava; kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, usulsüz işlemleri nedeniyle kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.Birleşen dava ise; tahsis işleminin geçersiz ve muvazaalı olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.Dairemizin önceki kararında, ilk derece mahkemesi kararının yalnızca asıl dava yönünden kaldırıldığı, birleşen dava yönünden istinaf talebinin esastan reddine dair temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığı tespit edilmiştir.Kaldırma kararının ardından Kooperatif Hukuku Uzmanı ..., İnşaat Mühendisi ..., Yüksek ..., Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ...SMM ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan █████/2025 tarihli raporda; █████/2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "Söz konusu İstanbul İli, ...İlçesi ,...Mahallesi,... Ada ... Parsel sayılı, 3,842.08 m² miktarlı arsa nitelikli ana taşınmazda yer alan dükkan nitelikli 34 adet bağımsız bölümün taşınmazların ve .... Ada ... Parsel sayılı, 4,238.55 m² miktarlı arsa nitelikli ana taşınmazda yer alan dükkan nitelikli 32 adet bağımsız bölümün taşınmazların değeri onaylı mimari projesinden farklı olarak yerinde tip dükkanların yapıldığı, hem onaylı mimari projeyi esas alan değerleri hem de yerinde yapılan değerler dikkate alınarak kıymet takdirleri tek tek yapılmıştır. Bunla birlikte bu değerler dava tarihine indirgenerek değerleme sonuçlarına ulaşılmıştır. Değerleme emsal karşılaştırma yönetmei kullanılış olup yukarıda bahsedilen tipler haricindeki nitelikli olmayan eklemeler kullanılan malzemelerde dikkate alındığında değerlemeye esas alınmamıştır.Huzurdaki dosyada yer alan Ekip Taşınmaz Değerleme Gayrimenkul Değerleme raporunda yasal alanlar 20 m², 40 m² ve 80 m² olarak esas alınmış olup yukarıda belirtildiği üzere yasal alanlar onaylı mimari projede belirtilen 17.71 m², 35.85 m² ve 2.56 m² olarak esas alınmış olup bundan dolayı rapor değerleme aşamasında esas alınmamıştır.Yine 12.10.2015 tarihli Bilirkişi heyetinin değerleme kısmında reel metraj ve yasal metrajın olması gereken farklı olduğu tespit edilmiştir.Bu kapsamda tarafların itirazları doğrultusunda yerinde yapılan ölçümler ve onaylı mimari projeye esas m² ler tek tek tespit edilerek kıymet takdiri yapılmıştır." tespitlerine yer verilmiş, █████/2009 tarihinde 3.035.000,00 TL toplam bedel karşılığı satışı yapılan satışı yapılan 66 adet taşınmazın, teknik tespitler çerçevesinde █████/2007 tarihli satış fiyatının rayiç değerinin 2.670.806,00 TL olarak tespit edildiği dolayısı ile satış fiyatının rayiç tespit edilen bedelin üstünde olduğu belirtilmiş ayrıca değer hususunda her bir taşınmazın █████/2009 tarihi ve güncel tarihteki rayiç değerleri tablo halinde gösterilmiş, yapılan taşınmaz değerlemelerine göre taşınmaz satışlarının rayiç bedelin üzerinde satışının gerçekleştiği, bu yönüyle satış işlemlerinden kaynaklı bir zarar oluşmadığı tespit edilerek matrah artırımı nedeniyle önceki raporlarda da tespit edilen zararın oluştuğu ifade edilmiştir. Asıl dava yönünden inceleme;Asıl dava; kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, usulsüz işlemleri nedeniyle kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.Davacının talebi ıslah dilekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde sosyal tesislerdeki işyeri satışları nedeniyle 10.157.025,72 TL ve matrah artırımı nedeniyle 77.430,13 TL olmak üzere toplam 10.234.455,85 TL zarardan ibarettir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 59/3. Maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur." hükmüne yer verilmiş, 62/1. maddesinde yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının koruması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmış, 62/3. fıkrasında ise, "Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı Kanunun 65/1.maddesinde denetçilerin, genel kurul namına kooperatifin bütün işlem ve hesaplarını tetkik edeceği belirtilmiş, 66/1.maddesinde; "Denetçiler, işletme hesabiyle bilançonun defterlerle uygunluk halinde bulunup bulunmadığını, defterlerin düzenli bir surette tutulup tutulmadığını ve işletmenin neticeleriyle mameleki hakkında uyulması gerekli olan hükümlere göre işlem yapılıp yapılmadığını incelemekle yükümlüdürler. Ortakların şahsan sorumlu veya ek ödeme ile yükümlü olan kooperatiflerde denetçiler, ortaklar listesinin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığını da incelemek zorundadırlar.", 67/2.maddesinde; "Denetçiler, görevleri çerçevesinde işlerin yürütülmesinde gördükleri noksanlıkları, kanun veya anasözleşmeye aykırı hareketleri bundan sorumlu olanların bağlı bulundukları organa ve gerekli hallerde aynı zamanda genel kurula haber vermekle yükümlüdürler." hükümlerine yer verilmiştir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98.maddesinde; "Bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." düzenlemesi uyarınca eldeki sorumluluk davasında anonim şirketlere ilişkin TTK'da yer alan hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.Dava konusu olayların gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK hükümleri incelendiğinde; 6762 sayılı e.TTK'nın 309/1.maddesinde "Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir." 309/4.maddesinde "Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur."336.maddesinde; "İdare meclisi azaları şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsan mesul olamazlar. Ancak aşağıda yazılı hallerde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler.1.Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vukubulan ödemelerin doğru olmaması; 2.Dağıtılan ve ödenen karpaylarının hakiki olmaması; 3.Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulması; 4. Umumi heyetten çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi; 5.Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması.Beş numaralı bentte yazılı vazifelerden birisi 319 uncu madde gereğince idare meclisi azalarından birine bırakılmışsa, mesuliyetin ancak ilgili azaya yükletilmesi lazım gelip o muameleden dolayı müteselsilen mesuliyet cari olmaz."337.maddesinde; "Yeni seçilen veya tayin olunan idare meclisi azaları, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecburdurlar. Aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak ederler."338.maddesinde; "Yukarki maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucibolan muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu muamelelere muhalif rey vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla beraber murakıplara hemen yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o muamelenin müzakeresinde hazır bulunmıyan aza dahi mesul değildir."340.maddesinde; "336 ve 337 nci maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309 uncu madde hükmü de tatbik olunur."354.maddesinde; "Murakıplar; her yıl sonunda şirketin hal ve durumuna, idare meclisinin tanzim ettiği bilançoya ve sair hesaplara ve dağıtılmasını teklif ettiği kazançlara mütaallik idare meclisinin vereceği rapor ve sair evrak hakkındaki mütalaalarını havi olmak üzere umumi heyete bir rapor vermekle mükelleftirler. Böyle bir rapor alınmadan umumi heyet bilanço hakkında bir karar veremez. Murakıplar, vazifelerini ifa esnasında idare işlerine ait olmak üzere öğrenecekleri noksanlık ve yolsuzlukları veya kanun yahut esas mukavele hükümlerine aykırı hareketleri, bunlardan mesul olanın üstü olan makama ve idare meclisi reisine ve mühim hallerde umumi heyete ihbar ile mükelleftirler."380.maddesinde; "Bilançonun tasdikine dair olan umumi heyet kararı, aksine sarahat olmadığı takdirde, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıpların ibrasını tazammun eder. Bununla beraber bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte veyahut bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususları ihtiva etmekte ise, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıplar, bilançonun tasdikiyle ibra edilmiş olmazlar." hükümleri yer almaktadır.Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 553.maddesine göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK'nın 554.maddesinde ise şirketin ve şirketler topluluğunun yılsonu ve konsolide finansal tablolarını, raporlarını, hesaplarını denetleyen denetçi ve özel denetçiler; kanuni görevlerinin yerine getirilmesinde kusurlu hareket ettikleri takdirde, hem şirkete hem de pay sahipleri ile şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarar dolayısıyla sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 555.maddesinde; "(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. (2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır." hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 557.maddesinde; "(1) Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. (2) Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir. (3) Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir."TTK'nın 558.maddesinde; "(1) İbra kararı genel kurul kararıyla kaldırılamaz. 445 inci madde hükmü saklıdır. (2) Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer."TTK'nın 560.maddesinde; "(1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır." hükümlerine yer verilmiştir. Davacı Kooperatifin █████/1993 tarihinde ... adı ile ile kurulduğu, kooperatifin yapı kooperatifi olarak kuruluş gayesine uygun işyerlerini yaparak tüm ortaklarına tapuları teslim ettiği, kooperatife ait olan 66 adet dükkanın ise genel kurul tarafından █████/2006 tarihinde alınan karar gereğince ihale usulü ile satışına ilişkin yönetim kuruluna yetki verildiği, verilen yetkide satış bedelleri yönünden 1.kısımdaki 25 m2 dükkanların 30.000,00 TL, 50 m2 dükkanların 50.000,00 TL, 100 m2 dükkanların ise 80.000,00 TL'den ve 2.kısımdaki 25 m2 dükkanların 20.000,00 TL, 50 m2 dükkanların 35.000.00 TL, 100 m2 dükkanların ise 70.000,00 TL'den az olmamasına karar verildiği anlaşılmıştır. Kooperatifin kuruluş amacının gerçekleştirilmesinin ardından, █████/2010 tarihinde yapılan genel kurulda site işletme kooperatifine dönüştürülmesine, ana sözleşmenin "Site İşletme Ana Sözleşmesiyle" değiştirilmesine, unvanının ise "Sınırlı Sorumlu ..." olmasına karar verilmiştir. Davalı ...'ın █████/2006-█████/2008, █████/2008-█████/2010 ve █████/2010-█████/2012 tarihleri arasında kooperatif yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı, Davalı ...'in █████/2006-█████/2008, █████/2008-█████/2010 ve █████/2010-█████/2012 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı,Davalı ...'in █████/2006-█████/2008 ve █████/2010-█████/2012 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı,Davalı Süleyman Tamer'in █████/2006-█████/2008 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi, █████/2008-█████/2010, █████/2010-█████/2012 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı,Davalı ...'nün █████/2006-█████/2008 ve █████/2008-█████/2010 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı,Davalı ...'nın █████/2006-█████/2008 ve █████/2008-█████/2010 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı,Davalı ...'nun █████/2006-█████/2008 ve █████/2008-█████/2010 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı tespit edilmiştir.Davacının, dava konusu ettiği işlemlerin 2005-2010 yıllarına ait olup 2006-2011 yıllarında yapılan genel kurullarda, yönetim kurulu üyelerinin ve denetim kurulu üyelerinin ibra edildikleri anlaşılmaktadır.2011 hesap dönemine ilişkin █████/2012 tarihinde yapılan genel kurulda ise; yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra edilmemelerine oy çokluğu ile karar verilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 380. maddesi "Bilançonun tasdikine dair olan umumi heyet kararı, aksine sarahat olmadığı takdirde, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıpların ibrasını tazammun eder. Bununla beraber bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte veyahut bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususları ihtiva etmekte ise, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıplar, bilançonun tasdikiyle ibra edilmiş olmazlar.” hükmünü içermektedir. Buna göre ibra, kooperatifin gerçek durumunu yansıtmalıdır. Bilanço ve gelir gider tablosu tüm ayrıntıları ile açıklanıp irdelenmişse, genel kurulca verilen ibra kararı, gerçek anlamda borçtan kurtarma ve aklama niteliğini taşır. İbra, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir. Açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibra yok sayılır. Dosya kapsamında kooperatif genel kurullarında alınan ibranın hangi konuda olduğunun açık ve seçik olarak belirlenmediği, özel olarak alınmış bir ibra olmadığı halde 1994 yılı faaliyetinin ibrası için 03.06.1995 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan genel ibraya itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması uygun görülmemiştir.",Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...Kooperatif genel kurullarında alınan genel ibra kararları kooperatif yöneticilerini sorumluluktan kurtarmaz. Ancak, genel kurulda ibra görüşülürken sorumluluğa konu olay genel kurulun bilgisine sunulmuş ise, ibranın sorumluluğa konu olay hakkında özel ibra olduğunun ve kooperatif yöneticilerini sorumluluktan kurtardığının kabulü gerekmektedir..." denilerek ibranın hangi hallerde geçerli olacağı, hangi hallerde geçerli olmayacağı açıklanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2020 tarihli ███████-874 E. ████████ K. sayılı ilamında; "...dava dışı kooperatifin 22.06.2002 tarihli olağan genel kurulunda, kooperatife ait ... ada . parsel sayılı taşınmazın asgari 10.000 TL bedelle ve pazarlık usulü ile satılması için yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmaktadır. Anılan taşınmaz, kooperatif yönetim kurulunca 28.06.2002 tarihinde 10.000TL bedelle davalılardan İ...G...'e, bu davalı tarafından da 02.10.2002 tarihinde yine aynı bedelle dava dışı İ...O...'ya satılmış ancak eldeki dava dosyasında alınan 19.07.2010 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihindeki değerinin 66.865,75TL olduğu belirlenmiştir.K...4.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2009 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasında alınan 26.04.2005 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın dava dışı İ...O...’ya satışının yapıldığı 02.10.2002 tarihinde değerinin en az 98.000TL olduğu belirtilmiş, 17.10.2005 tarihli bilirkişi raporunda ise taşınmazın davalı İ...G...’e satıldığı 28.06.2002 tarihindeki değerinin 47.026,94TL olduğu belirlenmiştir.Görülmektedir ki, gerek eldeki dava dosyası gerekse de ceza dosyasında yer alan beyanlar ve alınan bilirkişi raporlarına göre taşınmazın satışlarının yapıldığı 28.06.2002 ve 02.10.2002 tarihlerinde tapuda satış bedeli olarak gösterilen miktarın taşınmazın rayiç değerlerine oranla çok düşük olduğu anlaşılmaktadır.Dava dışı kooperatifin 22.06.2002 tarihli genel kurulunun 9. maddesi ile alınan ve kooperatife ait bulunan ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın asgari 10.000TL bedelle satılmasına ilişkin kararda belirtilen asgari satış bedeli en az satış tutarını ifade etmektedir. Buna göre, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yönetim kurulunun işleri titizlikle ve en iyi şekilde yürütmekle ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları dikkate alındığında yönetim kurulunca sergilenmesi gereken olağan ve gerekli davranış, taşınmazın satış tarihindeki mahalli rayiçlere göre satılması hususunda azamî özen ve titizlik göstermektir.Her ne kadar kooperatifin 08.02.2003 tarihli olağan genel kurulunda bilançonun oy birliği ile kabul edildiği ve yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibra edildiği kararı alınmış ise de, geçerli bir ibranın söz konusu olabilmesi ve sonuç doğurabilmesi için, sorumluluğa esas işlem veya faaliyetin genel kurulda ayrıca ve açıkça tartışılması, ortaya konulması veya bilançoda gösterilmesi gerekmekte olup, ibra kararı 6762 sayılı eTTK’nın 380. maddesi uyarınca gerekli koşulları taşımadığından hukuki sonuç doğurmaz..." şeklinde karar verilmiştir. Emsal kararlarda da açıklandığı üzere yönetim kurulu, gerek kooperatifin amaçlarının gerçekleşmesi gerekse ortakların çıkarlarının korunması için işleri titizlikle ve en iyi şekilde yürütmekle görevlidir. Bu nedenle genel kurul kararında belirtilen asgari satış bedeli ile sınırlı kalmaksızın taşınmazların rayiç bedellerini belirleyerek o miktarlar üzerinden satışın gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Genel kurul kararında belirlenen bedelin üzerinde olsa dahi şayet satış rayiç bedel altında yapılmış ise yönetim kurulunun yukarıda açıklanan yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Kaldırma kararının ardından alınan bilirkişi raporunda █████/2009 tarihinde 3.035.000,00 TL toplam bedel karşılığı satışı yapılan satışı yapılan 66 adet taşınmazın aynı tarihte toplam rayiç değerinin 2.670.806,00 TL olarak tespit edildiği, bu durumda satış fiyatının tespit edilen rayiç bedelin üstünde olduğu belirlendiğinden, davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Asıl davada kabul edilen kısım yönünden ise; kooperatif yönetim kurulu 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümleri kapsamında kooperatif adına matrah artırımına giderek tahakkuk eden vergi taksitlerini ödeme planına almış ise de Kanun hükmünden davacı kooperatifin yararlaması için geçerli bir nedenin bulunmadığı, matrah artırımının üyelere ek ödeme yükümlülüğü mahiyetinde olması nedeniyle bu hususta genel kurulda nitelikli çoğunlukla karar alınmasının gerektiği ancak bu yönde bir karar alınmadığı, Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. sayılı ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kararı ile "█████/2011 tarihli yönetim kurulu kararıyla 6111 sayılı Yasa'nın 7/1 maddesine göre matrah arttırımına gidildiği, bu hususta genel kuruldan herhangi bir yetki almadıkları, 1163 sayılı Yasa'nın 52.maddesinde "Ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızası gereklidir" şeklinde düzenlemenin, aynı Yasa'nın 59/8.maddesinde "Yönetim kurulu üyeleri ve temsile yetkili şahıslar, genel kurulun devredemeyeceği yetkilerini kullanamaz" hükmünün bulunduğu, aynı Yasa'nın Ek 2/1 maddesinde ise 59/8 maddesine aykırılığın cezalandırılacağının bildirildiği..." gerekçesiyle mahkumiyetlerine karar verildiği, yani eylemin ceza dosyası kapsamında da sabit olduğu, yönetim kurulunun matrah artırma yetkisi olmamasına rağmen matrah artırımı ile kooperatifin ve üyelerin 77.430,13 TL zararına yol açtığı ve 2011 yılı genel kurulunda ibra edilmedikleri anlaşıldığından davalılar ...ve ... vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Vekalet ücreti yönünden AAÜT 13/2 maddesi kapsamında hesap ve takdir edilmesi gerektiğinden, davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazlarının da reddi gerekmiştir. Birleşen dava yönünden inceleme;Dairemizin önceki kararında, ilk derece mahkemesi kararı yalnızca asıl dava yönünden kaldırılmış, birleşen dava yönünden istinaf talebinin esastan reddine dair Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığı için kesinleşmiştir. Buna rağmen mahkemece birleşen dosya yönünden yeniden hüküm tesis edilmesi hatalı olup, davacı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; asıl dava yönünden kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekili ile davalılar ...ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden ise kesinleşen karara yönelik mahkemece yeniden hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusu HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabul edilerek yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Asıl dava yönünden; davacı vekili ile davalılar ...ve ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Birleşen dava yönünden; davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Birleşen davada (Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/.. E. 2015/.. K. sayılı dosyası) Dairemizin ..../███████ tarihli 2023/.... E. 2023/...K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine dair kararına karşı temyiz yoluna başvurulmadığı için karar kesinleştiğinden YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalılar ...ve ... tarafından ayrı ayrı yatırılan 1.382,00 TL 'den mahsubu ile arta kalan 650,00 'şer TL'nin istemi halinde davalılara iadesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taralara ilk derece mahkemesince iadesine,8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca asıl dava yönünden kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026