2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kamyon ve kepçe kiralama hizmetinden kaynaklanan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli dava.
Özet: Bu dava, davacı şirketin davalı şirkete sunduğu kamyon ve kepçe kiralama hizmetlerinden kaynaklanan 720.857,15 TL tutarındaki üç faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, davacı, haksız itirazın iptalini ve %20 icra inkar tazminatı talep ederken, davalı ise borcun olmadığını, faturaların ödendiğini, sadece 192.000 TLlik bir alacak kaldığını ve davacının kötü niyetli hareket ettiğini iddia ederek davanın reddini ve kendi lehine tazminat hükmedilmesini talep etmektedir.

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
H.........
..........
.......
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı şirkete kamyon ve kepçe kiralama hizmeti verdiğini ve bu hizmetler karşılığında 192.000,00 TL, 228.000,00 TL 300.857,15 TL tutarında 3 adet fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin günü geçmiş olmasına rağmen davalı tarafından ödenmediğini, fatura bedellerinin ödenmemiş olması nedeniyle ... 6. Genel İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli itirazının iptaliyle takibin devamına, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu da göz önüne alındığında, kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz eden davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davaya görev, yetki, husumet ve hukuki yarar noksalığı yönünden itiraz ettiklerini, taleplerin zaman aşımına uğradığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, müvekkili şirketin davacı taraftan kamyon ve kepçe kiraladığını ve işbu kira bedellerinin fatura karşılığında ödendiğini, taraflar arasında yallara sarih bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu ve müvekkilinin davacı tarafa hiçbir zaman borcu olmadığını, faturaların her zaman ödendiğini, müvekkili şirket tarafından ödenmemiş sadece 192.000,00 TL bedelli fatura alacağının kaldığını, müvekkili teamüle göre vadesi geldiğinde o fatura bedelini de ödeyecekken davacı tarafça kötü niyetle huzurdaki dava ikame edildiğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının iddiaları haklı görülecek olsa dahi, 208.254,24 TL talebinin haksız olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve dayanaksız davanın önce usulden reddini, tarafların imzaladıkları sözleşmelerde sarih olması ve taraflar arasında ticari teamül olmuş olduğu halde suiniyetle başlatmış olduğu takipte kötü niyetli olduğu açıkça ortada olduğunu, bu nedenle %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK olarak kısaltılacaktır) 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davasına ilişkindir.
Bilindiği üzere, 2004 Sayılı İİK'nın 67.maddesinde, "(Değişik fıkra: █████/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: █████/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:█████/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır" hükmü bulunmaktadır.
Mahkememizce davaya dayanak icra dosyası getirtilmiş ve incelenmiştir. ... 6. Genel İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacının, davalı aleyhine 720.857,15 TL asıl alacak ve 16.253,64 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 737.111,39 TL toplam alacak yönünden icra takibi başlattığı, bu kapsamda █████/2025 tarihinde örnek 7 ödeme emrinin davalıya gönderildiği ve █████/2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı tarafından aynı gün █████/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeniyle doğrudan bağlantılıdır. Görevle ilgili olarak gerek 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) pek çok hüküm bulunmaktadır. Söz gelimi, Anayasa'nın 142/1.maddesi uyarınca, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz (Anayasa'nın 36/2.maddesi). Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz (Anayasa'nın 37/1.maddesi). Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz. (Anayasa'nın 37/2.maddesi) Yine, HMK'nın 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.
HMK'nın "Sulh hukuk mahkemelerinin görevi" başlıklı 4. maddesine göre, "Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler".
6102 sayılı sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) ise ticaret mahkemelerinin her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak ticari iş olarak kabul edilen uyuşmazlıklarda görevli olduğu düzenlenmiştir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde eldeki dava dosyası incelendiğinde, davacının dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalıdan kamyon ve kepçe kiralama işi nedeniyle alacaklı olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzere takibin durduğunu ancak davalı tarafça icra takibinden sonra haricen 228.000,00 TL ve 300.857,15 TL ödeme yapıldığını, davalı tarafça yapılan ödemeler de dikkate alındığında davalıdan bakiye 208.254,24 TL alacakları bulunduğunu belirterek dava konusu icra dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalının ise cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki kamyon ve kepçe kiralama işi nedeniyle davacıya olan tüm borçlarını ödediklerini, taraflar arasında uzun süredir süregelen ticari teamül bulunduğunu, takibe konu iki adet fatura bedelinin bu ticari teamül kapsamında eksiksiz olarak ödendiğini, diğer fatura bedelinin de yine taraflar arasındaki ticari teamüle uygun olarak zamanı gelince ödenecekken takibe geçildiğini belirterek haksız davanın reddini istediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda, eldeki davanın alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun, davacının davalı tarafa kepçe ve kamyon kiralaması nedeniyle takibe konu faturalardan kaynaklı alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Tüm bu tespitler ışığında, davacı tarafça, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında kamyon ve kepçe kiralama işi nedeniyle düzenlenen üç adet faturadan kaynaklı alacakları bulunduğundan bahisle başlatılan takibe itirazın iptali talep edilmiş olup, uyuşmazlığın temeli kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Zira tarafların eldeki davada iddiası ve savunması incelendiğinde, taraflar arasında yazılı bir kira sözleşmesi bulunmasa da, davalı tarafça da kabul edildiği üzere taraflar arasında davacının davalıya kepçe ve kamyon kiralamasından kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacının davalı adına █████/2025 tarihli, 192.000,00 TL bedelli, █████/2024 tarihli, 228.000,00 TL bedelli ve █████/2024 tarihli, 300.857,15 TL bedelli üç adet fatura tanzim ettiği ve faturaların kepçe ve kamyon kira bedellerine ilişkin olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, taraflar arasındaki ilişkinin temelinin kira sözleşmesine dayandığı, dosya kapsamından kira sözleşmesinin karma nitelikteki operatörlü kira sözleşmesi mahiyetinde olduğuna ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözlü ilişkinin kira sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği değerlendirilmekle, dava taraflar arasındaki kira sözleşmesi çerçevesinde düzenlenen üç adet faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemli açıldığından ve uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklandığından somut olay bakımından görevli mahkeme 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesidir.
Buna göre, taraflar arasındaki temel ilişkinin kira ilişkisi olduğu, işbu itirazın iptali davasının sulh hukuk mahkemesinin görev alanında kaldığı gözetilerek, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Dava konusu olaya ilişkin görevli Mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi uyarınca Mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olduğundan, dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1.maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili ... Sulh Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- (2) numaralı ara karar gereği olarak dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için gerekli başvurunun yapılmaması durumunda davanın Kanun gereği açılmamış sayılacağı ve Mahkememizin bu konuda re'sen karar alacağı hususunun taraflara ihtarına (gerekçeli kararın tebliğinin ihtar yerine geçmesine)
4-Yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/2. maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!