Sigorta şirketinin iş kazası tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin poliçe kapsamı dışında olduğuna ilişkin menfi tespit davası istinaf kararı.
Özet: Bir sigorta şirketinin açtığı menfi tespit davasında, iş kazası geçiren bir işçinin ilamsız icra takibiyle talep ettiği tazminatın vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin haksız olduğunu ileri sürmektedir; şirket, söz konusu takibe konu borcun, poliçe kapsamındaki sigortalının doğrudan çalışanı olmayan işçinin alacaklarını, alt işveren teminatı ve manevi tazminat taleplerini karşılamadığını, ayrıca kendisinin önceki iş kazası davasında taraf olmadığı halde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haksız yere tahsil edilmeye çalışıldığını, Covid-19 sürecindeki tebligat karışıklığı sonucu kesinleşen bu takipten sorumlu olmadığını belirterek borçsuzluğunun tespitini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: ████████
KARAR NO: █████████
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ: █████/2021
DAVA: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ihbar olunan konumunda bulunduğu İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı ...'ın davacı konumunda olduğu iş kazası davasının 30.10.2019 tarihinde karara çıktığını, karar incelendiğinde de müvekkili şirket hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığını, hal böyle olduğundan takip alacaklısı tarafından da ilamlı icra değil .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ilamsız takip ödeme emrinin salgın Covid 19 nedeniyle müvekkili şirket tarafından tebliğde karışıklık sonucu ve yasal süre zarfı içerisinde ödeme emri kesinleştiği bilgisi edinilerek müvekkilinin hesaplarına haciz konulduğunu, bu süreçte hak kaybı yaşanmaması adına İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ D.İş ve ███████ Karar sayılı dosya ile tedbir kararı alındığını, haksız hacizleri kaldırabilmek adına anılan icra dosyasına borcun %120 karşılığı kadar (475.000,00TL) teminat mektubu sunulmuş olup hacizlerin kaldırıldığını, tedbir davalarının devamı niteliğinde olan menfi tespit davacı açmalarının hasıl olduğunu, müvekkili şirketin ilamsız takibe konu bir borcu söz konusu olmadığını, müvekkili nezdinde .... Şti'nin bir poliçesinin mevcut olmadığını, takip alacaklısı davalı işçinin .... Şti çalışanı olup, ilgili işyerinde çalışmakta iken iş kazası geçirdiğini, iş kazası sebebiyle tazminatını, dava dışı.... Şti'nin işveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinden talep ettiğini, ancak ilgili hasarın poliçe kapsamında olmadığını, müvekkili şirket nezdinde dava dışı.... Şti'nin adına düzenlenen ... numaralı ve 19.09.2007-17.05.2018 tarihleri arasında geçerli İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ilgili poliçeden de anlaşılacağı üzere işveren Mali Mesuliyet kapsamındaki her bir hasarda teminat limitinin 200.000TL olduğunu, ancak işverenin sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca davacı yanın taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olabilmesi için kazazedenin işverene bir hizmet akdiyle bağlı ve sosyal sigortalar kanununa tabi işçilerden olması gerektiğini, poliçeden de görüleceği üzere poliçede taşeron alt işveren teminatı bulunmadığını, dosya muhteviyatının incelendiğinde açıkça görüleceği üzere kazazede işçi sigortalı.... Şti 'nin çalışanı olmadığını, .... Şti çalışanı olduğunu, kazazedenin poliçede sigortalı olarak belirlenen sigortalının çalışanı olmadığından bu poliçeden yararlanamayacağını, poliçelerin tanzim edilirken sigortalının kim olduğu, kaç tane sigortalı olduğu, hangi tazminatların karşılanacağı gibi hususların sigorta pirimine doğrudan etken olduğunu, alt işverenlerin teminata dahil edilmesi sigortalı sayısını artırdığından riziko gerçekleştiğinden daha fazla sigortalının kusuruna sigorta şirketinin katlanacağı anlamına geldiğini, keza manevi tazminat talepleri yönünden teminat verilmesinin sigortacının riziko gerçekleştiğinde katlanacağı tazminat kalemlerini de artırdığını, bu sebeplerden taşeron ve manevi tazminat teminatlarının verilen poliçelerin primlerinin verilmeyenlerden daha yüksek olduğunu, anılan poliçede alt işverenlerin kusurları ve manevi tazminat taleplerinin teminat altına alınmayacak şekilde üretildiğini, dolayısıyla da primin ona göre tahsil edildiğini, ödenen prim ve poliçe gereği karşılanmaması gereken tutarın sigorta şirketi tarafından karşılanmasının sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayan .... Şti'nin çalışanlarının bu poliçeden yararlanmasının haksız menfaate sebebiyet vereceğini, poliçede manevi tazminat taleplerinin teminata dahil olmadığını, işverenin mali mesuliyet sigortası genel şartları 2.maddesi uyarınca aksine sözleşme yoksa manevi tazminat taleplerinin teminat dışında kalan hallerden olduğunu, ancak davalının teminata dahil olmamasına rağmen taşeron kusurlarına da denk gelen tazminat tutarları ve manevi tazminat talepleri için de takip başlatıldığını, müvekkilinin ihbar olunan konumunda olduğu davada hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin haksız şekilde takibe konu edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin davada taraf olmamasına rağmen ilamda hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin takibe konu edildiğini, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığı davada vekalet ücreti ve yargılama giderinin takibe konu edilemeyecekken adeta ilamlı icra mahiyetinde bir takip başlatılmaya çalışıldığını ve ve kalemlerin talep edilmesinin dahi takipte haksız ve kötü niyetin göstergesi olduğunu, tüm bu sebeplerle 7155 sayılı TTK. 5/A maddesi uyarınca ticari davalarda arabuluculuk dava şartı yerine getirilerek arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını ve bu durumların izah edildiğini, her ne kadar durum açıkça ortada olsada bir neticeye ulaşılamadığından anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle uğradığı zararlar nedeniyle alacağın %20'sinden daha fazla tutarda davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, İİK 72/1 gereği müvekkilinin .... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyasının alacaklısına karşı da borcu olmadığının tespitini ve takibi niptalini, İİK 72 uyarınca alacağın yüzde yirmisinden daha fazla tutarda davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin kazadan ve zarardan taşeron alt-üst işveren gibi kavramlarla sorumlu olmaktan kaçınmasının kanunu dolanma anlamına geldiğini, iş kazası nedeni ile verilen kararda davacının sigortaladığı şirketinde müştereken borçlu ve müteselsilen sorumlu olduğuna dair karar verildiğini, 5510 sayılı kanunun 16/6 maddesi gereği ve gerekse 4857 sayılı iş kanunu madde 2/7 gereği alt işverenin işçisinin aynı zamanda üst işvereninde işçisi sayıldığını, işçinin illaki sigortalı olması gerekmediğini, iş mahkemesi dosyasında mevcut SGK müfettiş raporunun kusur durumları başlığı altında işverenlerin %80 kusurlu olduğu tespitinin yapıldığını, daha sonra alınan rapor ile işverenlerin iç ilişkideki kusurunun Asyam için %50 ve Ak-Ay için %30 olarak belirlendiğini, bu kusur oranlarının iç ilişkide birbirlerine rücu sebebi olabileceğini, ancak müşterek ve müteselsil sorumluluk emreden Mahkeme kararına göre tarafları borçtan alacaklı işçiye karşı kurtarmayacağını ve sigorta şirketinin de işverenler gibi borcun tamamından sorumlu olacağını, sigorta şirketinde mevcut poliçede manevi tazminatın teminat altına alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...Davacı ... A.Ş nezdinde dava dışı .... Şt'nin... sayılı poliçe ile İşveren Mali Mesuliyet Sigortası mevcut bulunmaktadır. Poliçe incelendiğinde, sigortalı firmada çalışan 50 işçinin teminat kapsamına alındığı ve "işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kanunun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat taleplerine " teminat verildiği görülmektedir. Poliçede taşeron / alt taşeron / müteahhitler yönünden ve bunlara bağlı çalışanlar yönünden teminat mevut bulunmamaktadır. Poliçede iş kazası geçiren ...'ın SGK'lı olarak çalıştığı .... Şti'nin de teminat kapsamı altına alındığı yönünde bir ibare ve teminat mevcut değildir Poliçe gereğince taşeronlar teminat kapsamı dışındadır.
İşveren sorumluluk sigortaları, işverenin Sosyal Sigortalar Kanununa tabi çalışanlarına karşı olan sorumluluk riskini temin etmekte olup, sigorta ettiren işverenin var ise tali müteahhitleri ve taşeronları, alt taşeron çalışanları ayrıca sigorta ettiren işveren tarafından beyan edilirse, sigorta kapsamına sözleşmede belirtilmek ya da ek bir zeyilname ile alınabilirler. Davacı ... A.Ş tarafından düzenlenmiş poliçede taşeronlar yönünden teminat mevcut bulunmamaktadır. Bu bağlamda; İstanbul 2. İş Mahkemesinin dosyasında asıl işveren - alt işveren yönünden sorumluluğa gidilmiş olması, sigorta poliçesinde taşeronlar yönünden teminat mevcut olmadığından davacı ... A.Ş yönünden sorumluluk doğurmayacağından davacının bu ilama dayanılarak başlatılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş, davalının kötüniyeti kanıtlanamadığından kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir."
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın bu yönden düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının takibe süresinde itiraz etmediğini, kesinleştikten sonra dava açtığını, borç çok büyük olduğu için bu durumun müvekkili aleyhine olduğunu, baştan icra takibine itiraz etmeyip hacizlere bile epey ses çıkarmayan şirketin avukatsız, kendini savunmaktan aciz bir şirket olacağını kimsenin düşünemeyeceğini, davaya davacı sebebiyet vererek müvekkili iş kazası nedeni ile tazminatını alamazken bir de üzerine davalıya ve devlete harç, yargılama gideri ödemek zorunda kaldığını, borçlu olduğu inancı uyandırdıktan sonra böyle bir dava açması müvekkil aleyhine 56.713-TL (yargılama gideri, vekalet ücreti, harç) borç çıktığını, bu nedenlerle yargılama giderlerinin, harcın ve vekalet ücretinin davaya sebebiyet vermemiş olan davalıya yüklenmesinin doğru olmadığını, sigorta şirketinin kazadan ve zarardan taşeron alt - üst işveren gibi kavramlarla sorumlu olmaktan kaçmasının kanunu dolanması anlamına geldiğini, gerek 5510 Sayılı Kanun'un 12/6 maddesi gereği ve gerekse 4857 Sayılı İş Kanunu madde 2/7 gereği alt iş verenin işçisinin aynı zamanda üst işverenin de işçisi sayıldığını belirtmiş cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; İİK 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Davalı tarafından, davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden, İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K sayılı kesinleşmiş ilamına dayalı olarak toplam 327.765,00 TL alacağın tahsili için █████/2020 tarihinde genel haciz yoluyla takip başlatılmıştır. Ödeme emri █████/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafça yasal süre içerisinde itiraz edilmemiş ve takip kesinleşmiştir.
Davacı tarafından, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinden █████/2021 tarihli ███████ D.İş ███████ K. sayılı ihtiyati tedbir kararı ile İİK 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı alınmıştır.
Menfi tespit davası, İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Kanun, menfi tespit davasının icra takibinden önce veya takip sırasında açılabileceğini (m.72/1) ve tedbir kararı alınmayarak borcun ödenmiş olması halinde de davaya istirdat davası olarak devam edileceğini (m. 72/6) belirttiğine göre; ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra da -takip konusu cebri icra tehdidi altında icra dairesinin banka hesabına yatırıncaya kadar- mendi tespit davası açılabilir. (m.72/6). Diğer bir deyişle icra takibinin kesinleşmesi menfi tespit davası açılmasına engel olmaz. (Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2025, Cilt I, s.757)
İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. sayılı dosyası incelendiğinde; davasının ..., davalıların .... Şti. ve .... Şti. olduğu, ... A.Ş.'nin ihbar olunan olarak yer aldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde; ...'ta vinç operatörü olarak çalıştığını, bu sırada ...'ın ...'a taşeron olarak ...işini yaparken kamyonlardan birinin geri geri gelerek çarpması sonucu yaralandığını belirterek maddi ve manevi zararlarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılamada ...'ın .... Şti.'nin sigortalısı olarak çalışırken █████/2007 tarihinde iş kazası geçirdiği, .... Şti. ile .... AŞ arasında █████/2006 tarihli Taşeron Sözleşmesi bulunduğu, sözleşme konusu işin İstanbul Büyükşehir Belediyesi İski Genel Müdürlüğü Atıksu Daire Başkanlığı'na ait "Asya Bölgesi Müteferrik Atıksu ve Yağmur Suyu Kanal İnşaatı" işi olduğu, sözleşme kapsamında .... AŞ'nin işveren, .... Şti.'nin taşeron olarak adlandırıldığı, aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, iş kazası olayında .... Şti.'nin %50, .... AŞ'nin %30, ...'ın %20 oranında kusurlu olduğu, ...'ın %17 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmek suretiyle maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle █████/2019 tarihli kararı ile "1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a-Maddi tazminat olarak 143.069,46 TL'nin, iş kazası tarihi olan 17.11.2007 tarihinden işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, b-Manevi tazminat olarak tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL'nin iş kazası tarihi olan 17.11.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığından █████/2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Davalı tarafından işbu ilama dayalı olarak, davacı hakkında takip başlatılmıştır. Ancak davacı İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. sayılı dosyasında ihbar olunan konumunda olup davanın tarafı değildir.
Takip, davacı şirket nezdinde, dava dışı .... A.Ş. için tanzim edilen İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesine dayalı olarak başlatılmıştır.
İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 1.maddesi; "Bu poliçe, işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı Kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağlara kadar temin eder. Sigorta poliçesinde Sosyal Sigortalar Kanununun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri teminat kapsamında kabul edilmiştir..." şeklindedir.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı .... AŞ'nin sigortalı olarak yer aldığı, █████/2007-█████/2008 tarihleri arasında geçerli "İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi" düzenlenmiştir. Poliçede faaliyet konusu: Asya Bölgesi Müteferrik Atıksu ve Yağmur Suyu Kanal İnşaatı, çalışan sayısı: 50, yıllık brüt işçilik ücretleri: 300.000,00 TL, kişi başı bedeni: 200.000,00 TL, kaza başı bedeni: 500.000,00 TL olarak belirtilmiştir.
Poliçede teminat kapsamı; "Sigortalının yukarıda belirtilen riziko adresi ve faaliyet konusunda çalışan personelin İşveren Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları dahilinde meydana gelebilecek kazalar sonucu uğrayabilecekleri zararları yukarıda belirtilen teminat limitleri dahilinde teminat altına alınmıştır. ... A.Ş. Bu poliçe ile sigortalının işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene yüklenebilecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile aynı Kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarını ilişik İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde yukarıda yazılı meblağlara kadar temin eder." şeklindedir.
Davacı işveren mali sorumluluk poliçesinde sigortalı olan .... A.Ş.'nin değil, bu şirket taşeronu olan .... Şti.'nin sigortalı çalışanıdır. Ancak poliçede işverene yani .... A.Ş.'ne hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçilerin uğrayabileceği zararlar teminat altına alınmıştır. Poliçede sigortalıya ait işyerlerinde çalışan taşeron işçilerinin sigortalı adına yürüttükleri faaliyetleri esnasında meydana gelebilecek kazalar sonucu sigortalıya yöneltilebilecek hukuki sorumluluklar ise teminata dahil edilmemiştir. Bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde ve dava kabul edildiği için yargılama giderlerinden HMK'nın 326.maddesi uyarınca davalının sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiştir.
İİK'nın 72/5.maddesinde göre dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu lehine tazminata hükmedilmesi için alacaklının hem takibinde haksız hem de kötüniyetli olması gerekmektedir. Somut olayda, davalı alacaklının takibinde haksız olduğu yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde tespit edilmiş ise de, kötüniyetli olduğuna dair bir delil olmadığından mahkemece kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi yerindedir.
Açıklanan nedenlerle; kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL 'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davalının istinaf giderleri yönünden adli yardım talebi kabul edildiğinden, istinaf başvurusu sırasında alınmayan 732,00 TL istinaf karar harcının HMK'nın 339/1 maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,
7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!