Bölge Adliye Mahkemesi, kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla ticari şirkete kesilen faturalara ilişkin istirdat davasında istinaf başvurusunu inceliyor.
Özet: Davacı şirket, işyerindeki soğutma ihtiyacı sebebiyle, kaçak elektrik kullanımı tespitine istinaden haksız yere ödediğini iddia ettiği fatura bedellerinin iadesi talebiyle açtığı istirdat davasında, ilk derece mahkemesi 10.000 TL alacağın faiziyle birlikte davalı elektrik dağıtım şirketinden tahsiline karar verirken, davalı şirket istinaf başvurusunda kaçak kullanımın mevzuata uygun şekilde tespit edildiğini, faturaların doğru düzenlendiğini ve davacının kesinleşmiş bir icra takibi olmaksızın istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını ileri sürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI : ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU: İstirdat
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ibraz ettiği dava dilekçesinde; müvek- kili şirket ile davalı ... AŞ. arasında 10.03.2021 tarih ve 17-34- 01-1 sayılı Perakende Satış Sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin sözleşme gereğince kullanım yapmakta iken tamamen afaki gerekçelerle (260.299,31 TL) ve (47.871,96 TL) TL bedelli 2 ayrı fatura düzenlenerek ödeme talep edildiğini,ancak davaya konu faturaların tanzimini ve ceza uygu- lanmasını gerektiren bir durum olmadığını, müvekkili şirketin işyerinde et ağırlıklı çalıştığından ve etlerin soğutucuda olması gerektiğinden mezkur bedellerin ödediğini beyanla; yapılan ödemeye ilişkin olarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL'nin davalı- lardan istirdatına, masraf ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğduğunu, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu, dav konusu borcun, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği yapılmış olan kaçak elektrik kullanımı tespiti ve tahakkukundan doğduğunu,müvekkili şirket ... A.Ş. (...)'nın iş bu davada pasif husumetinin bulunmadığını,
Müvekkili ... çalışanlarınca davacının kullanımında olan "Sinanpaşa Mah. ... Sok. N:... Beşiktaş İstanbul" adresinde kurulu bulunan ... hizmet numaralı tüketim noktasına ait tesisat mahallinde saha ekipleritarafından17.06.2022 tarihinde yapılan kont- rollerde "harici hat çekilerek kaçak enerji kullanıldığı" nın tespit edildiğini,bu tespite istinaden ... nolu kaçak tespit tutanağı tanzim edildiğini,söz konusu tutanağa istinaden 30.06.2022 son ödeme tarihli 39362 kWh karşılığı 260.299,31 TL tutarında kaçak elektrik kullanım faturası ve 40455 kWh karşılığı 47.871,96 TL tutarında kaçak ek kullanım faturası tahakkuk ettirildiğini,
Kaçak elektrik kullanım tespiti, tahakkuku mevzuata uygun olup müvekkili ...'ın işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını,
Davacı her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını iddia etmiş olsa da; dosyasına iddia- sını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte, tespit tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahiyette herhangi bir somut delil sunamadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce "uyuşmazlığın ticari dava niteliği arz ettiği ve Ticaret Mahkemeleri'nin görev alanında kaldığı" gerekçesi ile göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle "USULDEN RED" kararı verilmiş, karar istinaf yoluna gidilmeksizin kesinleşmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nce:
1-Davacı tarafından davalı ... A.Ş. hakkında açılan davanın KABULÜ ile; 10.000,00 TL alacağın 20.06.2022 tarihinden, alacağın 05.05.2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacı tarafından davalı ... A.Ş. hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İstirdat davasının İcra iflas Kanunu m.72/6-8'de düzenlendiğini, belirtilen madde hükmü doğrultusunda istirdat davasının açılabilmesi için borçlu olun- mayan bir paranın icra takibinin kesinleşmesinden sonra cebri icra tehdidi altında ödenmiş olmasının gerektiğini, somut olayda davacıya yönelik kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığı gibi, davalı müvekkil şirket tarafından davacı aleyhine yürütülen bir takip prosedürü de bulunmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığının bulunmadığını,
Davacıya ait ... hizmet numaralı "Sinanpaşa Mah. ... Sok. N:.. Beşiktaş İstanbul" adresli ticarethane niteliğindeki adreste, müvekkili şirket görevlileri tarafından 17.06.2022 tarihinde yapılan kontrolde; "harici hat çekilerek kaçak enerji kullanıldığı" hususunun tespiti üzerine ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğini, dava konusu 260.299,31-TL kaçak tüketim ve 40455-kWh karşılığı 47.871,96-TL kaçak ek tüketim faturasının bu tutanak gereğince tahakkuk olunduğunu, fatura hesaplamasının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında yapıldığını, kaçak elektrik tarifesinden tahakkuk ettiril- miş olup tespit ve tahakkukta hata bulunmadığını,
Davacı her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını iddia etmiş olsa da dosyasına iddia- sını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte,tespit tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahi- yette herhangi bir somut delil sunamadığını,faturaya süresinde itiraz etmediğini,fatura bedellerini ihtirazi kayıt olmaksızın ödediğini,
Bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı tespitler içerdiğini,hükme esas alına- mayacağını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.
İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
1.Dava türü ile ilgili olarak;
HGK'nun 2022/3-80 E. ████████ K. Nolu 10.02.2022 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere;
Türk Hukuk Lûgatında istirdat (geri alma) davası;
“1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alın- masını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122),
2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. " şeklinde tanımlanmaktadır: (İİK m.72)” (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 414).
İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. Fık- rasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tama- men ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulunabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra daire- sinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir.
Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borçlunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI).
İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nede- niyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması(Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı,)
İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından sonra sebepsiz zenginleşme kavra- mına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır.
Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep ol- maksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur.Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir.
Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962).
Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginle- şenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. Mad- desinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zengin- leşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur.
Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır.
Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(23)6-868 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Eldeki dosyada davalı tarafça davacı hakkında uyuşmazlık konusu faturalara dayalı olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı anlaşılmakla davanın "istirdat" talebi olarak değil, menfi tespit ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümü gerekmektedir.
Davacı tarafın dava konusu faturalar nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti ve yapı- lan ödemenin için dava açmaktan başka yolu olmadığından davada hukuki yarar mevcuttur.
2.) Esasa ilişkin olarak;
Dosya kapsamından;
Davalı ... çalışanlarınca davacının kullanımında olan "Sinanpaşa Mah. ... Sok. N:.. Yeni no:.. Beşiktaş İstanbul" adresinde kurulu bulunan ... hizmet numaralı tüketim noktasına ait tesisat mahallinde, 17.06.2022 tarihinde yapılan kontrollerde "harici hat çekilerek kaçak enerji kullanıldığı" nın tespit edildiği, bilahare bu tespite istinaden ... nolu kaçak tespit tutanağı tanzim edildiğini, söz konusu tutanağa istinaden 30.06.2022 son ödeme tarihli 39362 kWh karşılığı 260.299,31 TL tutarında kaçak elektrik kullanım faturası ve 40455 kWh karşılığı 47.871,96 TL tutarında kaçak ek kullanım faturası tahakkuk ettirildiği, söz konusu faturaların 20.06.2022 ödeme tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacı kaçak elektrik kullanmadığından bahisle yaptığı ödemenin iadesini istemektedir.
KAÇAK KULLANIM OLGUSU: Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 42. Madde (1) b) bendine göre; Perakende satış sözleşmesi mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik tüketimi sayıldığından dava konusu olay kaçak elektrik tüketimi olup kaçak tespitinin usule uygun şekilde yapıldığı dosyaya sunulan tutanak, video kaydı ve bilirkişi raporu ile tartışmasız hale gelmiştir.
TAHSİLİ GEREKEN FATURA BEDELİ VE FAZLA ÖDEME BULUNUP BULUNMADIĞI İLE İLGİLİ OLARAK;
Mahkemece Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri arasından seçilen elektrik müh. Doç. Dr. ... ,Doc. Dr. ... ve Doc. Dr. ...'tan alınan 11.02.2024 tarihli raporda:
... yetkilileri tarafından 17.06.2022 tarihinde düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağında "harici hat çekilerek kaçak enerji kullanılan kapı hava perdesi"nin gücünün 12 kW olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak, ... tarafından yapılan hesaplamalarda bu değerin 15,62 kW olarak alındığı tespit edilmiştir. Bu değer hatalıdır.
Dolayısıyla 12 kW güç değeri üzerinden tekrar tüketim hesabı yapılmıştır.
Fatura...'ın tahakkuku Bilirkişi tarafından hesaplanan Fazla tahakkuk
Kaçak kullanım......260.299,31 TL....................197.805,99 TL...........................62.493,32 TL
Ek tahakkuk.............47.871,96 TL..................... 36.778,16 TL...........................11.093,80 TL
TOPLAM ..............308.171,27 TL................... 234.584,15 TL...........................73.587,12 TL
Tabloda özetlendiği üzere; dava konusu 17.06.2022 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden davalı ... tarafından davacıya tahakkuk ettirilen 30.06.2022 son ödeme tarihli kaçak elektrik faturası ve ek kaçak elektrik (eksik tüketim) faturası toplam tutarının 308.171,27 TL olduğu, bu bilirkişi rapo- runda her iki fatura için hesaplanan dava konusu toplam fatura tutarının (asıl alacağın) 234.584,15 TL olduğu ve davalı ... tarafından davacıya 73.587,12 TL fazla tahakkuk yapıldığı tespit edilmiştir. " şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen rapor içerdiği gerekçe ve teknik inceleme itibariyle dosya kapsamında mevcut delillere uygun ,hükme elverişlidir.
Davacı dava dilekçesinde, 10.000,00 TL ile sınırladığı dava değerini bilirkişi raporunun ibrazından sonra ıslah etmiş ve dava değerini 63.587,12 TL artırarak neticede 73.587,12 TL tutarın- daki yersiz ödeme yönünden iade kararı verilmesini istemiştir. Mahkeme kararı da bu yöndedir.
Davalı her ne kadar davacının ödemede ihtirazi kayıt ileri sürmediğini İİK 78 maddesi gereğince iade talebinde bulunamayacağını iddia etmiş ise de, davacının ödeme anında ihtirazi kayıt koymamış olması , davalının sebepsiz şekilde zenginleştiği gerçeğini değiştirmeyecek ve iade borcunu ortadan kaldırmayacaktır.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalı ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 5.026,74-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.257,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.769,74 TL'nin istinaf edenden bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!