Kefalet sözleşmesindeki limitin sonradan doldurulması veya imza sahteliği iddialarına dayanan menfi tespit davasında istinaf incelemesi.
Özet: İlk derece mahkemesi, davalı bankanın boş kredi sözleşmesine sonradan kefalet limiti doldurularak alınan imzanın Türk Borçlar Kanunundaki şekil şartlarına aykırı olduğu ve bilirkişi raporuyla davacıya ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davacının bankaya borçlu olmadığına karar vererek, ayrıca davalı bankayı %20 kötü niyet tazminatına mahkum etmiştir; davalı banka ise istinaf başvurusunda, davacının daha önce kefilliğini kabul ettiğini, ödeme planlarını imzaladığını ve kendisine karşı icra takibi başlatılmadığını, dolayısıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmektedir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../...-.../...
T.C.....BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİDOSYA NO : .../...KARAR NO : .../....T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : NUMARASI : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih, .../.... Esas, ..../...Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı banka ile dava dışı .......arasında █████/2010 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin müvekkili tarafından kefil olarak imzalandığını, kefalet limitlerinin sonrada doldurulduğu içinh sözleşmenin geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinin kurucu unsurlarının gerçekleşmediğini, davalı bankanın kötü niyetli olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli davalı bankanın %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının söz konusu istifanamede açıkça kefil olduğunu kabul ettiğini, davacı tarafın daha önce kefil olduğunu ve borcun ödenmemesi üzerine açıkça kefillikten kurtulmaya çalıştığını, davacı taraf ve dava dışı ......ile müvekkili banka arasında █████/2010 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu tarihten sonra borçlulara açılan limitle bir çok kredi kullandırıldığını, bunların bir kısmının ödeme planlarında davacının da imzasının bulunduğunu, davacının iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili bankanın gerekli özeni gösterdiğini, bu iddiaların borçların ödenmediği döneme denk gelmesinin davacı tarafın borcu ödememek için kötü niyetle hareket ettiğinin göstergesi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Yerel mahkemece, kredi sözleşmesi düzenlenirken davalı bankanın, davacıdan üzerinde kefalet limiti yazılmadan açığa imza alındığı, boş olarak imzalanan kefalete ait kısımların sonradan doldurulmak suretiyle kefalet limitinin belirlenmesi, BK.'nun 484.maddesinde gösterilen hükümle bağdaşmadığından, başka anlatımla açığa imzalı ve boş kısma sonradan limit yazılması veya limit miktarının silinerek tahrif edilmesi imza atanı yeni yazılan miktar ile sınırlı olan kefil hale getirmeyeceği, bu görüşü yeni Borçlar Kanununun 583.maddesi de desteklediği, Yeni Borçlar Kanununun şekil şartını düzenleyen 583. Maddesine göre kefilin sorumluluğunu gösteren miktarın ve müteselsil kefaletin kefilin kendi el yazısı ile yazılması kefalet sözleşmesindeki sorumluluğu artıran tüm değişikliklerin de kefalet için öngörülen şekle uyulması, yani kefilin el yazısı ile yazılması zorunlu hale getirilmiş olduğu, eski kanun döneminde de kefilin sorumluluğu için, kefalet sözleşmesindeki kefalet limitinin gerçek iradesini yansıtması zorunlu olduğu, Kefalet sözleşmesindeki sorumluluk limitinin sonradan doldurulması veya tahrif edilerek kazınıp silinerek sonradan yazılması yasanın öngördüğü şekil şartları karşısında geçersiz olup kefili bağlayıcı olmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu takip dayanağı kredi sözleşmesindeki el yazısının davacıya ait olmadığı anlaşıldığından davacıya atfedilen kefalet geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibinden dolayı davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile davalının aleyhine dava konusu miktarın %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf talebinde; Müvekkil ....... ile dava dışı .........ve davacı........arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi gereğince İsmail Hakkı Uslu’ya kredi kullandırıldığını, Genel Kredi Sözleşmesinde davacı İbrahim Adu müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attığını, Genel Kredi sözleşmesinin onaylı örneğinin dosyada mevcu olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacıya hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, davacı tarafından müvekkili bankaya gönderilen Bursa ......Noterliğinin ......tarih ve ...... yevmiye nolu kefaletin kaldırılmasına ilişkin İstifanamede davacı tarafın kefil olduğunu kabul ettiğini, GKS kapsamında kullandırılan kredilere ilişkin ödeme planlarında davacının da imzası bulunduğunu, Dosyada onaylı örneği bulunan █████/2010 tarihli teslim belgesinde de görüldüğü üzere davacı Genel Kredi Sözleşmesinin bir örneğini teslim aldığını, Müvekkili banka tarafından davacı aleyhine kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılmış bir icra takibi olmadığını, davacı tarafa sadece ihtarname gönderildiğini, dosyada müvekkili bankanın kötü niyetle işlem yaptığına dair bir delil de bulunmadığını, davacı tarafın borçlu olmadığı düşünülse bile müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, Davacı tarafça dosyaya sunulan █████/2020 tarihli dilekçe de ......'nun kefil olduğu kabul edilmiş ve kefalet rakamının 50.000.-TL olduğunun beyan edilmiş olduğunu, ancak yerel mahkemenin bunu dikkate almadığını belirterek Yerel mahkeme kararını istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, Genel Kredi Sözleşmesindeki davacıya ait kefaletin şekil şartlarına aykırı olduğundan geçersiz olduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı Banka ile dava dışı ............ arasında imzalanan █████/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki davacıya ait kefaletteki imzanın davacıya ait olduğu, ancak el yazısının davacı eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, kefalete ilişkin davacı imzasının açığa ve boş olarak atıldığı, davalı banka tarafından kefalet limitinin sonradan doldurulduğu, kefalet limitlerinin kazınıp silinerek değiştirildiğinin kanıtlandığı gerekçesiyle kredi sözleşmesindeki davacıya atfedilen kefaletin geçersiz olduğundan bahisle Genel Kredi Sözleşmesinden ötürü davacının borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Taraflar arasındaki █████/2010 tarihli GKS'nin imzalandığı tarihte 818 Sayılı Borçlar Kanunu hükümleri geçerli olup, anılan tarihte yürürlükte olmayan 6098 Sayılı TBK'nun 583.ve 584. maddesinin dava konusu olayda uygulanması söz konusu olamaz. 818 sayılı BK'nun 484. maddesine göre, kefaletin yazılı olması ve miktarın gösterilmesi geçerliliği için yeterlidir. Davacı dava öncesi keşide ettiği █████/2019 tarihli istifaname başlıklı ihtarname ile dava konusu sözleşmedeki kefilliğini kabul etmiş, gördüğü lüzum üzerine kefillikten vazgeçtiğini belirterek bundan sonraki doğacak borçlardan sorumlu olmayacağını davalıya bildirmiştir. Ayrıca Genel Kredi Sözleşmesinde kredi limiti 500.000,00 TL olarak yazılı olup, bu haliyle sözleşme imza tarihindeki kanun hükmü dolayısıyla kefaleti geçerli olup, 500.000,00 TL limitli olarak kefil bulunduğu gözetilerek karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar vermek doğru olmamış, bu nedenle davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmekle, Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verildiği ve kararın mahkemece belirlenen teminat yatırılarak infaz edildiği anlaşıldığından, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 19. HD. █████████ Esas, ████████ Karar ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı)Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK’nın 353/1-b/2. maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;2-Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih, ..../.... Esas, .../.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Davacı aleyhine 78.534,00 TL asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan 15.706,80 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 59,30 TL harcın, peşin olarak alınan 1.385,57 TL harçtan mahsubu ile artan 1.326,27TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 11.009,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,9-Peşin olarak yatırılan gider avanslarından kullanılmayan tutarların hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden;1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. █████/2021 Başkan(e-imza) Üye(e-imza) Üye (e-imza)Katip(e-imza)