İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla açılan itirazın iptali davasında delil yetersizliği ve görevli mahkeme tartışmalarını içeren kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, sözleşmesiz ve kayıtsız sayaçtan kaçak elektrik kullanımı tespit edilen davalıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebini ve davalının, iddiaların mesnetsiz olduğunu, yeterli delil sunulmadığını, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması gerektiğini savunarak davanın reddini istediği bir hukuki süreci özetlemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI : ████████ E - ████████ KDAVANIN KONUSU: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı, ... numaralı tesisatına kayden elektrik enerjisi kullanmakta olup, davacı kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, davacının dava dışı ilgili elektrik perakende satış firması ile karşılıklı herhangi bir perakende satış sözleşmesi imzalamaksızın kayıtta olmayan sayaçtan tesisatsız bir şekilde enerji kullanımı yaptığı 28.12.2021 tarihinde tespit edildiği ve kullanım yerinin elektrik enerjisinin kesildiği ve mühürlendiği tespit edilerek davalı aleyhine ... seri numaralı kaçak tutanağı düzenlendiği ve faturanın icra takibine konu edildiği, bu kapsamda, dava dışı ilgili elektrik perakende satış firması ile herhangi bir perakende satış sözleşmesi imzalamaksızın kaçak elektrik kullanımı yapan davalı tarafın enerjisi, davacı tarafından mevzuat yükümlülüklerine uygun şekilde, kaçak elektrik enerjisi tespit tutanakları düzenlenerek kesildiğini, ne var ki kayıtta olmayan sayaçtan tesisatsız bir şekilde kaçak elektrik enerjisi tespit tutanaklarının düzenlenmesine ve kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirilmesine sebep olunduğunu, davalı bahse konu fatura(lar), süresinde ifa edilmediğinden fatura(lar) bedelinin tahsili maksadıyla aleyhine işbu davaya konu icra takibi ikame edildiğini, alacak likit ve belirlenebilir olması sebebiyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle ve resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle davanın kabul edilerek davalı tarafça İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyana yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, hükmolunan bedelin %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddiaların hiçbir geçerliliği bulunmamakla birlikte davacı yanın haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak başlattığı İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı ilamsız icra takibine taraflarınca süresi içerisinde itiraz edildiğini, İşbu davanın haksız olarak ikame edildiğini, davacının ileri sürmüş olduğu gerçeğe aykırı iddialara karşı beyanlarını yasal süreler içerisinde mahkemeye sunduklarını, huzurdaki davaya bakmaya görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz iddiaları göz önüne alındığında abonelik olmaksızın elektrik tüketilmesi fiilinin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiile dair davalarda görevli mahkemenin ise asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı tarafça kaçak elektrik tahakkuk hesap detayı ve kesilen fatura sunulduğunu, davalıca elektriğin tüketildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığını, kaçak tutanağı ibraz edilmediğini, bu yönden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dosyasında davacı yanca sunulan evraklar ve davacı... a.ş.'ye yazılan yazıya istinaden sayın mahkeme'ye sunulan 18.07.2022 tarihli cevabi müzekkere incelendiğinde; sadece kaçak elektrik tahakkuk hesap detayı ve ... faturasının sunulduğunun tespit edildiği, müvekkilce işbu davaya konu elektrik tüketimini yaptığına dair herhangi bir belge sunulmadığını, bu yönden dava ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça kaçak sayaç ile elektrik tüketiminini hukuka aykırı gerçekleştirildiği iddia edilmiş olsa da beyanları iddiadan öteye gidemediğini, sayacın kaçak olduğuna, müvekkil tarafından kullanıldığına, sayacın müvekkile ait olduğuna, elektrik tüketiminin müvekkil tarafından yapıldığına dair herhangi bir belge, fotoğraf sunulmadığını, ispatlanamayan davaya ve müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğine ilişkin emsal, güncel ve benzer nitelikte olan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2020 tarihli █████████ e. ve █████████ k. sayılı ilamı gereği, davacı yanca sadece kaçak tahakkuk sureti ile elektrik faturası sunulan, sayaca ait labaratuvar raporlarının bulunmayan, kaçak tutanağının sunulmayan hangi sayaca göre düzenlendiğinin belirlenemeyen davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunun kabulüne karar verildiğini, hal böyle olunca, yüksek mahkeme kararıyla benzer nitelikte olan sayın hakimliği'nizde görülen dosyada, davacı yanca sadece kaçak tahakkuk sureti ile elektrik faturası sunulduğundan müvekkilce elektriğin kullanıldığına dair ispata yarar bir belge sunulmadığının dikkate alınması gerektiğini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve ispatlanamadığını, bu yönden ispatlanamayan davanın sayın hakimliğinizce reddine karar verilmesini, itirazın iptali davalarında davacı ancak dava dilekçesiyle delil gösterebilir veya sunabileceğini, gösterilmeyen ve sunulmayan delillerin bu aşamada davacı yanca sunulmasına veya gösterilmesine muvafakat etmediklerini, müvekkil şirketin 03.11.2021 tarihinde kurulduğu ticaret sicil kayıtlarıyla ortadadır. bu yönden 01.04.2021 - 03.11.2021 tarihleri arasındaki elektrik kullanımında müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an olsun elektrik tüketiminden ötürü müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesi halinde dahi iskanı alınmayan inşaat halindeki binanın bütün elektrik borcunun müvekkiline atfedilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek öncelikle, davanın usulden reddine,mahkeme aksi kanaate ise, hukuki dayanaktan yoksun davanın tümden reddine, haksız ve kötü niyetli olarak dava ikame eden davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkeme,"1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 38.310,20-TL asıl alacak, 694,69-TL işlemiş faiz ve 125,04-TL KDV olmak üzere toplam 39.129,93-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, Alacak likit olmamakla icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar vermiştir.Kararı taraf vekilleri istinaf etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini,bilirkişi raporunun yasa ve yönetmeliklere aykırı ve gelen cevapları dikkate almadan hazırlandığını,bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, ... kayıtlarına göre davalı tarafın mezkur adresteki sözleşme tarihi █████/2021 olup bilirkişi, yapmış olduğu eksik değerlendirmede bu durumu yok saymış ve mahkeme tarafından kurulacak hükmü saptırdığını,davalı tarafın bu yeri ticaret sicil kaydının tescilinden çok önce fiilen kullanmaya başladığını,davalının fiili kullanıcı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kaçak kullanım iddiasının ispat edilemediğini,davacının sunduğu belgelerin tek başına alacağı ispatlamaya yeterli olmadığını,taşınmaz bu tarihte müvekkile natamam vaziyette teslim edilmiştir. Dava konusu kaçak elektrik tahakkukunun dayanağı olan 04.01.2021 – 29.12.2021 tarihleri arasındaki dönemin büyük bir kısmında, söz konusu taşınmaz henüz inşaat aşamasında olup, iskanı dahi alınmamış bir şantiye niteliğindedir.davalı şirketin, henüz kiracı sıfatını kazanmadığı, fiili hakimiyetinin bulunmadığı ve ticari faaliyetine başlamadığı bir dönemde, inşaat halindeki bir binanın elektrik tüketiminden sorumlu tutulması, kusursuz sorumluluk ilkesini dahi aşan, hukuki dayanaktan yoksun bir yaklaşım olduğunu,hayatın olağan akışı içerisinde, ticari faaliyette bulunmayan ve henüz tüzel kişiliği dahi tescil edilmemiş bir şirketin, geçmişe dönük inşaat elektriği tüketimini gerçekleştirmesinin fiilen imkansız olduğu,kaçak elektrik kullanımına konu edilen dönemde taşınmazın iskan ruhsatının bulunmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğu,iskanı alınmamış bir binada gerçekleşen elektrik tüketimi, teknik ve hukuki niteliği itibarıyla şantiye elektriği kapsamında olduğu,arada illiyet bağının bulunmadığı,davalının 2022 yılında tam olarak işlerini faaliyet geçirdiğini,bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini,zararın ortaya çıkmasında davacının denetimsizliğinin bulunduğu ve davacının müterafık kusurunun olduğunu,taşınmazda sadece davalının bulunmadığını, binadaki diğer kiracıları ve potansiyel tüketim kaynaklarını araştırmadan hüküm kurulması, eksik inceleme niteliğinde olup kaçak elektrikten yapı sahibi ve müteahhidin sorumlu olduğunu,davalının 2022 yılında faaliyet başladığının İski ve Türktelekom kayıtları ile sabit olduğunu,mahkemenin görevli olmadığını,davacının dava açmakta kötüniyetli olduğunu,davacının yeni delil sunmasına muvafakat etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Taraf vekilleri istinafa cevap dilekçelerini sunmuştur.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,kaçak tahakkuk bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptaline ilişkindir.İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 159.522,98 TL asıl alacak, 2.892,68 TL işlemiş faiz, 520,68 TL KDV olmak üzere toplam 162.936,34 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu görülmüştür.Yargılama sırasında alınan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Emsal Yargıtay kararları gereğince; aksi kanıtlanmadıkça resmi ve geçerli belgelerden olan 28.12.2021 tarihli kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağına göre, elektriğin kayıtsız sayaç üzerinden perakende satış sözleşmesi olmaksızın kullanılmasının yönetmeliğin ilgili hükümleri gereği kaçak elektrik kullanımı olduğu, davalının da faaliyette olduğu dönemde yasal şekilde elektrik kullanımı yaptığına dair kanıt niteliğinde bir bilgi ve belge sunamadığı için kaçak elektrik kullanımından ve karşılığında tahakkuk edecek fatura bedelinden sorumlu olduğu, kaçak elektrik tüketim miktarı hesabında, tutanakta endeks değeri verilen sayacın bu tüketimi hangi zaman aralığında kaydettiği belli olmadığı gibi, davacının ilgili adreste faaliyette başladığı 03.11.2021 tarihinden 28.12.2021 kaçak tespit tarihine kadar bu tüketimin yapılmış olmasının da davalının iş konusu göz önüne alındığında mümkün görünmediği anlaşılmakla, davalının tamamından sorumlu da olmadığı anlaşılan sayaç endeks değerlerinin tüketim miktarı hesabında esas alınamayacağı değerlendirilmiş, Yönetmeliğin diğer hesaplama yöntemi ile yapılan hesaplama sonucunda, davalının ... tescil tarihi esas alınarak ilgili tesisatın bulunduğu adreste faaliyette olduğu 56 gün üzerinden yapılan hesaplama ile tüketim miktarı 2.822,4.-kWh olarak hesaplanmış, hesaplanan 2.822,4.-kWh tüketim karşılık fatura bedelinin 14.01.2022 son ödeme tarihi itibariyle 5.154,56.-TL, 18.02.2022 tarihli takip tarihi itibariyle 5.227,47.-TL olduğu ve davalının icra takibinin bu kısmından sorumlu olduğu " belirtilmiştir.İtiraz sonrası başka bilirkişiden alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Takibe konu asıl alacak bedeli, davalı şirket adına tahakkuk ettirilen, Mehmet Akif Mah. ... Sk. No ... Çekmeköy adresinde, idareye kayıtsız- sözleşmesiz sayaçla kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesi ile düzenlenen 14.01.2022 son ödeme tarihli 159.522,98 TL. tutarındaki kaçak elektrik tüketim faturası olduğu, davacı kurumca, kayıtsız sayaç üzerinde tespit edilen 93369,05 kwh lik tüketim dikkate alınarak kaçak elektrik tüketim faturası düzenlenmiştir. Davalı şirketin mahalli kullanmaya başladığı tarih önem arz ettiği, ... seri nolu kayıtsız sayaç üzerinde tespit edilen 93369,05 kwh lik tüketimin tamamının davalı tarafça kullanılmama ihtimali mevcut olduğu, davacı kurumun düzenli aralıklarla (her ay ki sayaç okuma peryodu) sayacı kontrol etmesi, gerektiğinde her ay tutanak düzenleyerek gerçek kullanıcıyı tespit etmesi gerekirdi. Davacı kurumun 04.01.2021 – 29.12.2021 tarih aralığında 1 kez mahalline giderek tutanak düzenlemesinin kabul edilemeyeceği kanaatinde olduğu, Bu kapsamda yukarıda yapılan değerlendirmeler doğrultuşunda kira kontratı ve ticari sicil kayıtlarındaki 03.11.2021 işe başlama tarihi dikkate alındığı, davalı taraf mahalli kullanmaya başlaması ile elektrik tüketimi gerçekleştirmiştir, tükettiği miktarı ödemesi gerekeceği kanaati kapsamında borcunun bulunmadığını iddia edemeyeceği kanaatinde olduğunu, ayrı başlıklar açılarak yapılan değerlendirmeler doğrultusunda; davalı şirketin dava konusu dönem için kullandığı elektrik miktarına karşılık gelen kaçak elektrik faturasının 38.310,20 TL. olabileceğine kanaat getirildiği, İstanbul Anadolu 6.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası bakımından, Takibin 38.310,20 TL. (Asıl alacak) + 694,69 TL. (gecikme faizi) + 125,04 TL. (KDV) = 39.129,93 TL. üzerinden davalı ....Ltd.Şti. adına devam edebileceği" belirtilmiştir.İlk bilirkişiden alınan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;"Davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi; davacı ... vekilinin ilk itirazı, kök raporumda sayaç demandına eşzamanlılık katsayısı (0,60) uygulanarak hatalı işlem yapıldığı yönündedir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 44. maddesinin 2. -b fıkrasında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0,60 ile çarpımı sonucu bulunan değerin bağlantı gücü olarak kabul edileceği açık biçimde düzenlenmiştir. Rapor, doğrudan bu maddeye dayanarak hesaplama yapmıştır. Demand değeri, sayaç tarafından ölçülen anlık en yüksek güçtür, işletmenin sürekli çektiği gücü yansıtmaz. Bu nedenle, 0,60 katsayısı teknik olarak, işletmedeki tüm cihazların aynı anda devrede olmaması olasılığını dikkate almak amacıyla mevzuat tarafından öngörülmüştür. Davacı vekilinin “bütün alıcıların aynı anda devreye girmesi hayatın olağan akışına aykırıdır” yönündeki açıklaması, aslında bu katsayının uygulanma gerekçesini doğrulamaktadır. Zaten 0,6 kullanma faktörü bu gerekçe dahilinde dikkate alınmaktadır. Dolayısıyla raporda sehven bir işlem yapılmamış, aksine yönetmeliğe uygun biçimde değerlendirme yapılmıştır. Bu sebeple katsayı uygulaması doğru ve teknik olarak gereklidir.İkinci itiraz, kök raporumda kira kontratı ve ticaret sicil kayıtlarındaki 03.11.2021 tarihini esas almasının hatalı olduğu, çünkü ... kayıtlarına göre 08.07.2021 tarihinde bağlantı sözleşmesi yapıldığı ve 17.07.2021 tarihinde ilk gaz verilişinin gerçekleştiği yönündedir. Ancak bu veriler, işletmenin fiilen faaliyete başladığını göstermez. ... kayıtlarındaki erken tarih, yalnızca teknik bağlantı işleminin yapıldığını ve doğalgaz hattının kullanıma hazır hale getirildiğini ifade eder. Kök raporumda da açıklandığı üzere, bu tarihler hamburgerci işletmesinin hazırlık döneminde ekipman denemeleri için alınan bağlantıya ilişkindir. Düzenli veya ticari nitelikte bir tüketim kaydı bulunmamaktadır. Buna karşın, kira sözleşmesi 01.11.2021 tarihinde düzenlenmiş, ticaret siciline tescil ise 03.11.2021 tarihinde yapılmıştır. Bu iki belge, işletmenin resmen faaliyete başladığını gösteren somut ve resmi delillerdir. Fiilî elektrik tüketimi, bu tarihten itibaren başlamıştır. Bu nedenle, kök raporumdaki 03.11.2021 tarihini esas alarak yapmış olduğum hesaplamaların teknik açıdan doğru bir yaklaşım olduğu kanaatindeyim.Sonuç olarak, davacı vekilinin her iki itirazı da bilirkişi raporundaki esas kanaati değiştirecek nitelikte değildir. 0,60 katsayısının uygulanması mevzuata uygundur, ... kayıtlarındaki tarih ise fiilî faaliyeti göstermeyecektir. Bu nedenle, itirazlar bakımından davalının kullanım başlangıcı olarak 03.11.2021 tarihinin alınması ve buna göre hesaplanan 38.310,20 TL tutarındaki kaçak tahakkuku kanaati geçerliliğini korumaktadır.Davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi; davalı vekilinin birinci itirazı, davalı tarafın müvekkilinin inşaat halinde olan binada henüz iskân alınmadan elektrik tüketiminden sorumlu tutulamayacağı yönündedir. Bu itirazın temelinde, inşaat halindeki binada tüketimin kim tarafından yapıldığının belirsiz olduğu, hayatın olağan akışına aykırı biçimde tüm tüketimin müvekkiline atfedilemeyeceği iddiası yer almaktadır. Ancak kök raporumda açıkça belirtildiği üzere, davalı şirketin dava konusu mahalde ticari faaliyetine 03.11.2021 tarihinde başladığı, ticaret sicili ve kira kontratının da bu tarihi doğruladığı tespit edilmiştir. Kaçak tespiti ise 29.12.2021 tarihinde yapılmıştır. Bu iki tarih arasındaki dönemde işletme faaliyettedir. Bu nedenle “inşaat halinde bina” iddiası somut dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Ayrıca Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 45. maddesi, kaçak kullanım tespitinde doğru bulgu ve belgelerin esas alınmasını öngörür, mevcut tespit tutanağı da bu zorunluluğu karşılamaktadır. Dolayısıyla bu itiraz kök raporumdaki kanaatte değişikliğe gitmeyi gerektirecek bir yön taşımamaktadır.İkinci itirazda, kök raporumda 38.310,20 TL tutarındaki kaçak enerji bedeline dayanak bir somut delil gösterilmediği, bu miktarın soyut biçimde belirlendiği ileri sürülmüştür. Oysa raporda hesaplama, Yönetmeliğin 44, 45 ve 46. maddeleri uyarınca yapılmış, 47,668 kW güç, 0,60 kullanma faktörü, 14 saatlik günlük ortalama çalışma süresi ve 56 günlük süre esas alınarak 22.423,02 kWh tüketim bulunmuş ve bu değer üzerinden fatura tutarı hesaplanmıştır. Hesaplama tablosu ve mevzuat atfı kök raporumda ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla tespit soyut değil, mevzuatça belirlenen teknik formüle ve yönetmelik hükmüne dayanmaktadır. Bu itiraz bakımından da kanaatim devam etmektedir.Üçüncü itiraz, dosya kapsamında iki farklı bilirkişi raporu bulunduğu ve aralarında çelişki olduğu iddiasına dayanmaktadır. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 44. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde açık biçimde belirtildiği üzere, diğer tüketici gruplarında —yani mesken dışındaki ticari işletmelerde— “tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0,60 ile çarpımı sonucu bulunan değerin bağlantı gücü olarak kabul edileceği” düzenlenmiştir. Aynı bentte, bu hesaplama yapılmadığı takdirde “aynı yörede bulunan benzer kullanım yerlerinin ortalama tüketimlerine göre hesaplama yapılacağı” hükme bağlanmıştır. Bu açık hüküm uyarınca, somut olayda olduğu gibi fiilen tespit edilmiş bir kurulu güç değeri mevcutken, bu değerin dikkate alınmadan doğrudan varsayımsal bir 3 kW güç üzerinden hesap yapılması yönetmelik hükmüne uygun değildir. Kök raporumdaki tespitlerimde 47,668 kW’lık demant (azami güç) değeri fiilen kaydedilmiştir. Bu nedenle yönetmelikte öngörülen öncelik sırasına göre, tespit edilen bu kurulu gücün 0,60 kullanma faktörü ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak alınmalı ve hesaplama buna göre yapılmalıdır. Başka bir deyişle, burada “3 kW alt sınırı” yalnızca hiçbir teknik tespit bulunmadığı haller için geçerlidir. Oysa mevcut dosyada somut ölçüm değeri bulunduğundan 47,668 kW x 0,60 formülüne göre hesaplama yapmak hem teknik hem de hukuki açıdan doğru ve mevzuata uygundur. Davalı vekilinin dördüncü itirazı, davacı kurumun düzenli kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle davanın haksız olduğu ve davalı şirketin 03.11.2021 tarihinde kurulmuş olması sebebiyle bu tarihten önceki döneme ilişkin faturalandırmanın hatalı bulunduğu yönündedir. Ancak belirtmek gerekir ki, kaçak tahakkuk hesaplamasında tarafımdan esas alınan işe başlama tarihi zaten davalı vekilinin de belirttiği 03.11.2021 tarihidir. Kaçak tespit tutanağının 29.12.2021 tarihli olması, kaçak eyleminin 03.11.2021 tarihinden sonra gerçekleştiğini göstermekte olup, söz konusu dönem (03.11.2021 – 29.12.2021) davalının fiilen faaliyette bulunduğu süredir. Bu nedenle, davalı tarafın bu tarihler arasında tespit edilen elektrik tüketiminden mevzuat hükümleri çerçevesinde sorumlu tutulması gerekmektedir. Ayrıca, davalı taraf belirtilen dönemde elektriği yasal bir sözleşme kapsamında ve mevzuata uygun biçimde kullandığını gösteren herhangi bir belge ya da kayıt sunamamaktadır. Dolayısıyla, bu döneme ilişkin sorumluluğun belirlenmesi yönünden önceki kanaatim aynen korunmakta olup, davalı vekilinin itirazı bakımından kök raporumdaki kanaat aynen devam etmektedir.Sonuç olarak, davalı vekilinin ileri sürdüğü itirazlar kök raporumdaki esas kanaati değiştirecek nitelikte değildir. Kök raporumda kullanılan yöntemin mevzuata uygun olduğu, hesaplama formülünün teknik olarak temellendirilmiş ve tüketim süresi fiilî faaliyetin başladığı 03.11.2021 tarihi esas alınarak doğru biçimde sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla davalı vekilinin itirazları bakımından kök rapordaki kanaat aynen devam etmektedir." hususları belirtilmiştir.Yargılama esnasındaki cevabi müzekkerelerdeki kayıtlar kapsamında n müzekkere cevapları ve kira kontratı ile ticari sicil kayıtlarında █████/2021 işe başlama tarihi değerlendirilerek alınan ilk kök ve bu bilirkişiden alınan ek rapor içeriğinden , davalı şirketin kaçak tüketime konu taşınmazı kullanmaya başlaması ile elektrik tüketiminin gerçekleşeceği,buna göre davalı şirketin dava konusu dönem için kullandığı elektrik miktarına karşılık gelen kaçak elektrik faturasının 38.310,20-TL olduğu hesaplanmakla,takipte davacının 38.310,20 TL asıl alacak, 694,69 TL gecikme faizi ,125,04-TL KDV olmak üzere toplam 39.129,93 TL alacaklı olduğu belirlendiğinden takibin bu tutar üzerinden devam etmesi gereklidir.İlk kök ve bu bilirkişiden alınan ek rapor taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalıdan alınması gereken 2.672,97 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.940,97 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026