İflas tasfiyesinde, tam ödenmiş konut üzerindeki banka ipoteğinin terkinine yönelik tüketici tarafından açılan sıra cetveline itiraz davası.
Özet: Davacı, davalı inşaat şirketinden bedelini tamamen ödeyerek satın aldığı konutun bağımsız bölümü üzerindeki, banka lehine kurulmuş ipoteğin iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde tesis edildiğini, bankanın taşınmazların üçüncü kişilere satıldığını bilmesine rağmen gerekli özeni göstermediğini ve kötü niyetli davrandığını ileri sürerek, iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz yoluyla, tüketici hukuku kapsamında, 387 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipotek kaydının bila bedel fekkini ve ilgili tapu müdürlüğüne bildirilmesini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili görevsiz Bakırköy ...... Tüketici Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ..... ile müvekkili arasında Bakırköy ..... Noterliği'nin .... yevmiye no ile 30.11.2014 tarihinde akdedilen Konut Satım Sözleşmesi kapsamında İstanbul İli Esenyurt İlçesi .... Mah. .... Konutları ..... Ada .... Parselde yer alan Bozcaada Blok (Sözleşmede BOZCAADA diye yazdığını) 20.Kat 387 nolu bağımsız bölümün satış tutarı 290.000,00-TL+KDV olarak belirlenmiş olduğunu, müvekkilinin taşınmaza ilişkin olarak tüm ödemeyi yapmış olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında işbu taşınmazın satış bedelinin müvekkili tarafından ödenmiş olup, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, müvekkilinin davalı ..... ’ya bu bağımsız bölümün satışına dair sözleşme ile ilgili herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan Konut Satış Sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca davaya konu taşınmazların 30.11.2017 tarihinde müvekkiline teslimi kararlaştırılmışsa da ilgili daire üzerinde dava konusu ipoteğin bulunması sebebiyle müvekkilinin konutu teslim alamamış olduğunu, müvekkilinin iş bu vakte kadar davalı şirket tarafından oyalanmış olduğunu, ilgili ipotekler ilk başta ....bank A.Ş. ve ...... Kiralama A.Ş. lehine konulmuş olsa da...... bank T.A.Ş ile .... Kiralama A.Ş. arasında Beyoğlu ..... Noterliği'nin 22.02.2021 tarihli .... yevmiye no ile alacağın devri sözleşmesi yapılmış olup, ilgili sözleşme kapsamında ...... A.Ş tarafından .... aleyhine konulan ipoteklerin hepsinin 100.000,00 TL bedel ile .... bank T.A.Ş ye devredilmiş ve bunun sonucunda mevcut durumdaki ipoteklerin tüm sahibinin .... bank T.A.Ş olduğunu, müvekkilinin davalı şirket ..... ile yaptığı görüşmeler sonucunda davalı bankanın ipotekleri fek etmediğini öğrenmiş olduğunu, davalılar arasında yapılmış olan sözleşmeye göre edimini tamamlayan müşterilerin taşınmazları üzerindeki ipoteklerin fek edilmesi gerektiği bilgisinin paylaşılmış olduğunu, dava konusu bağımsız bölümde gerçekte ne davalı ..... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’nin ne de diğer davalı ..... bank T.A.Ş'nin herhangi bir şekilde ayni bir hakkı bulunmadığını, öte yandan davalı ..... bank T.A.Ş. tarafından dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis ederken, borçlu ..... şirketinin ticari defter ve belgeleri üzerinde gerekli incelemeyi yapmak ve bu konuda bir finans kuruluşundan beklenen gerekli basiret ve özeni göstermek zorunda bulunduğunu, davalı .... bank T.A.Ş.'nin bu özen yükümlülüğüne uymadığı gibi esasında bu projede olan tüm bağımsız bölümlerin 3.kişilere satılmakta olduğunu bilmekte olduğunu, zira bu projeden yapılan satışların senetlerinin davalı ..... bank'a verildiği gibi; tüm reklam mecralarında da bu bağımsız bölümlerin satıldığının alenen davalı ..... bank tarafından bilinmekte olduğunu, yine davalı finans kuruluşunun ipotek kurduğu gayrimenkuller ile ilgili olarak kapsamlı araştırma ve inceleme yapma yükümlülüğü bulunduğunu, davalı .... bank bu yükümlülüklerini özen borcuna uygun şekilde yerine getirmiş olsa idi zaten 3. şahıslara satıldığını bildikleri bu taşınmazlara ipotek tesis etmeyeceğini, davalı ..... bank T.A.Ş.'nin 3. şahıslara satılan bu bağımsız bölümlere kurduğu ipoteklerin tüm bu yönleri ile iyi niyet ve dürüstlük kuralarına da aykırı olup açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, anılan ipoteklerin bila bedel fekki gerektiğini, zira bu ipoteklerden dolayı müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığı gibi davalılar arasında yer alan sözleşmelerde tüketici aleyhine olan ve haksız şart niteliğindeki hükümlere dayanılarak herhangi bir şekilde müvekkilinin hukuki sorumluluğunun bulunmayacağını, müvekkilinin her halükârda borcunu ifa etmiş ve mülkiyet hakkını talep edebilecek hale gelmiş olduğunu, davalı .... bank T.A.Ş'nin kötü niyetli olduğu dikkate alınarak, dava konusu 387 numaralı bağımsız bölümün üzerindeki ipotek kayıtlarının -müvekkilinin herhangi bir borcu ve sorumluluğu bulunmadığı dikkate alınarak- terkini ile ipotek kayıtlarının terkin edildiğinin ilgili tapu müdürlüğüne bildirilmesine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı müvekkilinin, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca dava konusu ipotekklerin konulduğu konutu satın almış olduğunu, bu nedenle görülmekte olan işbu davanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle çözümlenmesi gerektiğini, müvekkilinin, hem 4077 hem de 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun da ifade edilen niteliklere sahip bir tüketici olduğunu, üzerine ipotek konulan konutu kendisi ve ailesinin ihtiyacı için oturmak amacıyla satın almış olup, tüm birikimlerini bu konut için harcamış olduğunu, müvekkilinin tüketici olarak ekonomik çıkarlarının ve ekonomik güvenliğinin korunmasının hem 4077 sayılı yasanın hem de 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun amaçları arasında olduğunu, ayrıca 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun dönemimde yani 06.03.2003 tarihinde 4822 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle “konut” mal kapsamı içine alınmış olduğunu, somut olayda davalı .... ile ipotek lehtarı diğer davalı ..... bank T.A.Ş. arasında olan sözleşmelerde tüketici aleyhine olan tüm hükümlerinde haksız şart niteliğinde olacağı ve müvekkilini bağlamayacağını, tüm bu yasal düzenlemeler çerçevesinde müvekkilinin tüm bedelini ödeyerek satın almış olduğu konuta haksız ve hukuka aykırı davranışlar sonucunda konulan ipotek nedeniyle ikinci kez ödemek zorunda kalmasının hakka, adalete, hakkaniyete, usul ve yasaya, tüketicilerin korunmasına yönelik düzenlemelere tamamen aykırı olduğunu, mahkeme tarafından davalı ..... ile yapılan sözleşme incelendiğinde davalıya herhangi bir borcu olmayan ve sözleşmeye göre müvekkiline ait olan taşınmaz üzerinde davalı ..... bank T.A.Ş. tarafından ipotek tesis edildiği görülecek olup, müvekkili tarafından sözleşme kapsamında toplamda 290.000,00 TL+KDV ödenmiş olduğunu, davaya konu taşınmazın davalı ..... bank tarafından satılması durumunda telafisi imkansız zararlar ile karşılaşılmaması ve müvekkilinin daha çok mağdur olmaması adına tedbir kararı verilmesi gerektiğini, nitekim İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... E. sayılı dosyasında ..... bank’a veyahut ..... Kiralama AŞ’ye verilen senetlere ilişkin tedbir konulmasına karar vermiş olduğunu, aynı şekilde tarafı oldukları Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi'nin ..... E. sayılı dosyada da ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmiş olduğunu, davalı .... bank T.A.Ş tarafından müvekkiline ait olan taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği sabit olduğundan davalı bankanın, dava konusu olan taşınmazı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile 3. kişilere devretmesi olasılığı bulunduğunu, hatta davalı ....bank T.A.Ş tarafından diğer davalı ..... aleyhine Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosya no ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılarak hayata geçirilmiş olduğunu, aynı şekilde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosya ile de davalı ..... aleyhine takip başlatılmış olduğunu, bu nedenle dava konusu olan taşınmazın mevcut ipotek ve başkaca takyidatlar ile ilgili olarak icra ve haciz işlemleri veya ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle 3. kişilere satış ve devrinin önlenmesi için HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ediyor olduklarını, ilaveten, davalı .... firması aleyhine başlatılan ve bunların arasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başlayan diğer davalı ...... bank'ın dosyasının da bulunduğu Bakırköy İcra Tevzi Bürosundan ve Büyükçekmece İcra Tevzi Bürosundan alınan listeyi sunuyor olduklarını, her iki listede de görüleceği üzere davalı ..... firması aleyhine birçok icra takibi başlatılmış olduğunu, firmanın borca batık olduğu ve mal kaçırma girişiminde bulunması muhtemel olacağı gibi, haksız yere ipotek şerhi tesis eden davalı ...... bank'ın da dava konusu taşınmaz için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıp dava konusu taşınmazı satabileceğinin de muhtemel olduğunu, davalı ..... bank T.A.Ş tarafından müvekkili ile davalı ...... arasında sözleşme akdedildiği bilinmesine rağmen kötü niyetli bir şekilde müvekkilinin maliki ve zilyedi olduğu ..... numaralı bağımsız bölümün üzerine ipotek kaydı konulmasının tamamen kötü niyetli bir davranış olup, kötü niyetin korunmaması ve dava konusu ..... numaralı bağımsız bölümün üzerindeki ipotek kaydının terkin edilmesi gerektiğini beyanla; gecikme ve kira tazminatı ile sözleşme kapsamında ödenen bedellerin güncel değerlerini ve denkleştirici adalet ilkesi kapsamında talep edilebilecek değerlerini isteme hakları ile yasalardan kaynaklanan tüm hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle ve ivedilikle, dava konusu gayrimenkulün 3. kişilere satış ve devrinin engellenmesi açısından HMK 389. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca tapu kaydına teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, yine müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlarının önlenmesi açısından davalı ..... bank T.A.Ş tarafından konulan ve tapu kaydında mevcut tüm ipoteklerin ve varsa diğer takyidatlar ile haciz kayıtlarının paraya çevrilmesine yönelik yapılacak her türlü yasal takibin dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar durdurulması mahiyetinde HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haklı hukuki nedenlere dayanan davanın kabulü ile, İstanbul İli ..... İlçesi ..... Mah... ....... Park Konutları .... Ada .... Parselde yer alan Bozcaada Blok (sözleşmede BOZCAADA diye yazdığı) 20.Kat 387 nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davalı ..... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına olan tapu kayıtlarının iptali ile İstanbul İli ..... İlçesi .... Mah. ..... Park Konutları ..... Ada ..... Parselde yer alan Bozcaada Blok (Sözleşmede BOZCAADA diye yazdığı) 20.Kat 387 nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın müvekkili adına tüm takyidatlardan ari olarak tapuda kayıt ve tesciline, tapu senedinin müvekkiline teslimine, davalı .... bank T.A.Ş. tarafından konulan ipoteklerden dolayı davacı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul İli ..... İlçesi .... Mah. ..... Park Konutları ..... Ada .... Parselde yer alan Bozcaada Blok (Sözleşmede BOZCAADA diye yazdığı) 20. Kat 387 nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın üzerinde yer alan davalı ..... bank T.A.Ş. tarafından konulan tüm ipoteklerin terkin edilerek (fekkine) tüm ipoteklerin kaydının terkin edildiğinin ilgili Tapu Müdürlüğü’ne bildirilmesine, yukarıdaki taleplerinin kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete ödenen 290.000,00 -TL+KDV’nin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca mevduata uygulanacak en yüksek faizle birlikte müvekkiline iade edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... bank T.A.Ş. Vekili görevsiz Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi'ne vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın ipoteklerin fekki yönünden müvekkili bankaya karşı açılmış olduğunu, öncelikle müvekkili bankanın ipotekleri fek yükümünün bulunup bulunmadığının anlaşılabilmesi için müvekkili banka ile davalı .... arasındaki hukuki ilişki ve ihtilafın açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç bulunduğunu, bu nedenle işbu dilekçede müvekkili banka ile ..... arasındaki ticari kredi ilişkisi, hukuki ihtilaf ve bu ticari kredi ilişkisi kapsamında ipoteği fek yükümünün doğup doğmadığı, davacı ile müvekkili banka arasında bağlı kredi ilişkisi bulunup bulunmadığı açıklandıktan sonra davaya ilişkin usul ve esas yönden savunma ve itirazlarına yer verilecek olduğunu, müvekkili banka ile .... arasında ticari kredi ilişkisi bulunduğunu, davalı .....'nın, 2013 yılında, dava konusu taşınmazın bulunduğu ..... Projesi kapsamında dava dışı .... Bank A.Ş.’den kredi kullanmış, bu krediden kaynaklı olarak .... Bank A.Ş.’ye kredi borcunun, 2016 Eylül itibarı ile 400.000.000 TL seviyesine ulaşmış olduğunu, davalı ......'nın hem ... Bank kredisini ödeyerek kapatmak (refinansman) için hem de kalan inşat harcamalarını finanse etmek için müvekkili bankadan yeni bir kredi kullanmış olduğunu, müvekkili banka ile davalı ..... arasında 23 Eylül 2016 tarihli 1.325.000.000-TL limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi (“GKS”) ve bu GKS’nin eki ve ayrılmaz bir parçası olan Ek Protokol imzalanmış olduğunu, görüldüğü üzere davalı .... ile müvekkili banka arasında ticari bir kredi ilişkisi bulunduğunu, bu ticari kredinin teminatının taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde; ".... projesinin yapılacağı taşınmaz üzerinde, müvekkili banka lehine toplam 1.750.000.000 TL tutarında 1. dereceden ipotek tesis edileceği, kredi geri ödemesi tamamlanıncaya kadar, davacı ....’nın müvekkili banka nezdindeki hesaplarında, kredi borç (ana para + faiz + BSMV) bakiyesinin % 20’si tutarında nakit tutulacağı, .... 1.325.000.000 TL tutarında müteselsil kefalet vereceği, .... Bank’ta bulunan 400.000.000 TL tutarındaki satış senedi ile bu tarihten sonra yapılacak olan satışlara ilişkin senetlerin usulüne uygun şekilde temlik/ciro edilerek teminat olarak müvekkili banka’ya verileceği, davalı ....’nın diğer bankalarda bulunan ve Proje’ye ilişkin mevcut satışlardan kaynaklanan yetkili hamil olduğu tüm senetlerin müvekkil bankaya teminat olarak temlik/ciro edileceği, bu senetlerin diğer bankalardan yapılacak tahsilatları, tahsilatın yapılmasını takip eden 1 (bir) iş günü içinde davalı .....’nın müvekkili banka nezdindeki hesaplarına aktarılacağı, yine davalı ...'nın, Türkiye ve Dubai menşeli satışlarına ilişkin tüm tahsilatların da müvekkili banka nezdindeki hesaplara yatırılacağını taahhüt etmiş olduğu, böylelikle, müvekkili bankanın, kredi geri ödemesini projeden bağımsız bölüm alan alıcıların bu ödemelerinden karşılaması planlanmış olduğunu, inşaatın kalan harcama bakiyesinin % 50’si oranındaki tutar, davalı .....’nın müvekkili banka nezdindeki hesaplarında hazır tutulacak, harcamalar teknik danışmanların hazırlayacağı ön rapora dayalı olarak avans usulü ile 3 ayda bir maksimum 60.000.000 TL olacak şekilde yapılacağı şeklinde belirlenmiş olduğunu, yukarıda açıklanan taraflar arasında imzalanmış GKS ve Ek Protokol kapsamında, müvekkili Bankanın sözleşmesel edimini yerine getirmiş ve davalı ....'ya 27 Eylül 2016 tarihinde, 750.000.000 TL tutarında nakit yatırım kredisi kullandırmış olduğunu, ....'nın sözleşmesel yükümlülüklerinin ise ödemelerini vadesinde yapmak ve tüm kredi süresi boyunca teminat koşullarını yerine getirmek olduğunu, ancak ....'nın bu edimlerini yerine getirmemiş olduğunu, bu teminat şartları kapsamında taşınmaz üzerinde bulunan ve 2013 yılında ..... Bank A.Ş. lehine tesis edilmiş ipotek fek edilerek, bir anlamda kullanılan refinansman kredisi kapsamında bu ipoteğin devamı niteliğinde olmak üzere müvekkili banka lehine 25.10.2016 tarihinde 1.dereceden ipotek tesis etmiş olduğunu, akabinde Eylül 2017 tarihinde kat irtifakı tesis edilmesi üzerine, müvekkili banka lehine kurulu olan ipoteğin, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 13.maddesi uyarınca bağımsız bölümler üzerine aktarılmış, ancak yukarıda açıklandığı üzere davalı .....'nın ipotek dışındaki diğer teminat yükümlülükleri olan tüm kredi vadesi boyunca banka nezdindeki hesaplarında; kredinin kalan ana para + faiz +bsmv toplamının % 20’sini nakit teminat olarak, inşaatın kalan harcama tutarının % 50’sini nakit olarak bulundurmak, satışlardan kaynaklı olarak yetkili hamili olduğu senetleri usuli işlemleri yerine getirmek suretiyle müvekkili bankaya teminata vermek, başka bankalarda olanları getirmek ve söz konusu senet bedellerinin müvekkili bankaya ödenmesini sağlamak, satış tahsilatları ile müvekkili bankaya kredi ödemeleri yapmak zorunluluğuna rağmen, davalı .....'nın 27.12.2017 tarihi itibariyle gerek kredi geri ödemelerini yapmak gerekse teminat şartlarını sağlamak yükümlülüklerini ifa edememe durumuna düşmüş olduğunu, müvekkili banka ile davalı şirket arasındaki anlaşma gereğince .....'nın müvekkili bankaya sağlayacağı teminatların ipotek, nakit blokaj ve satışlara konu senetlerin müvekkili bankaya devrinden, tahsil edilen bedellerinin müvekkili bankaya aktarılmasından ibaret olduğunu, davalı .....'nın, .... park projesinden satışlar yapacak, satışa konu bedelleri müvekkili bankaya getirecek, tüm kredi vadesi boyunca bakiye kredi borcunun %20’si kadar nakit blokaj tutacak, bu tutarı aşan kısmı Protokol’de belirtilen şartlarla inşaat harcamalarında kullanacak, satmış olduğu taşınmazların ödemelerini tamamlayan ve bedelleri bankaya aktarılan alıcıları müvekkili bankaya bildirecek ve yukarıdaki teminat şartlarının sağlanmış olması kayıt ve şartıyla da ödemesi müvekkili bankaya tamamlanan ilgili taşınmazlar üzerindeki ipoteğin müvekkili banka tarafından fek edilecek olduğunu, görüleceği üzere, kurgu, davalı ....'nın şirketin söz konusu projeden yapacağı satışlarla kredi borcunun geri ödemesinin yapılması, kredi vadesi boyunca teminat/kredi borcu oranının korunması ve bu şartlarla da ipoteklerin peyderpey fek edilmesi şeklinde olduğunu, buna karşın, davalı .... 'nın, söz konusu satışlara konu ödemeleri müvekkili bankaya getirmediği gibi taşınmaz alıcılarına müvekkili banka tarafından “ödemelerin ..... bank nezdindeki hesaplara yapılması gerektiği” yönünde yapılan ihtara rağmen, ....'nın kötü niyetli olarak alıcıları yönlendirmek suretiyle tahsilatların başka bankalar üzerinden gerçekleşmesini sağlamış ve alıcıların .... bank nezdindeki hesaplara ödeme yapmalarını engellemiş olduğunu, kredi veren müvekkili bankanın, vermiş olduğu kredinin en önemli güvencelerinden biri olan bu tahsilatlardan yoksun kalmış, bu durum karşısında, .... tarafından ödenmeyen ve takip hesaplarına intikal eden kredinin teminatı olarak müvekkili bankanın elinde sadece taşınmaz ipotekleri kalmış olduğunu, ticari kredi sözleşmeleri gereğince müvekkili bankanın ipotekleri fek etme yükümlülüğü doğmamış olduğunu, ipoteğin, ancak teminat altına aldığı borç sona erdiği takdirde terkin ettirilebilecekt olduğunu, alacağı sona ermiş olan alacaklının, şekli anlamda varlığını koruyan ipoteği terkin ettirme yükümlülüğünün o zaman söz konusu olacağını, .... ve müvekkili banka arasında yapılan Ek Protokol’ün Yükümlülükler başlıklı 3. maddesinin Teminat Şartları bölümünün 6. paragrafının: “Yukarıdaki şartlar sağlanmak ve Firma tarafından Banka nezdinde bakiye borç tutarı nispetinde yeterli teminat bulundurulmak kaydı ile .... Park 1 ve 2. Etaplarından alınmış olan konut ipotekleri, dairelerin senet ödemeleri tamamlandıkça fek edilecektir” şeklinde olduğunu, .....'nın bu hükümde geçen “… dairelerin senet ödemeleri tamamlandıkça fek edilecektir” ifadesine dayalı olarak huzurdaki davada “..... bank’ın taahhüdüne uygun davranmadığını, alıcı tarafından bedeli ödenmiş taşınmazlar üzerindeki ipoteğin fek edilmesi gerektiğini” ileri sürmekte, ancak bu ödemelerin müvekkili bankaya yapılması gerektiği yönündeki sözleşme hükümlerini gündeme getirmeyerek ve kredinin kalan ana para + faiz +bsmv toplamının % 20’si nispetinde nakit teminat blokaj bulundurma şartının sağlanmadığından hiç bahsetmeyerek yargıyı yanıltmaya çalışmakta olduğunu, protokol’ün teminat şartlarına ilişkin düzenlemesinin 9. paragrafının; “Firmanın diğer bankalarda bulunan ve mevcut satışlardan kaynaklanan yetkili hamil olduğu tüm senetler operasyonel olarak mümkün olan en kısa sürede (6 aydan uzun olmamak kaydı ile) Kredi Veren’e teminat tahtında usulüne uygun bir şekilde temlik/ciro edilecektir. Bu süre zarfında diğer bankalarda oluşan tahsilatlar, tahsilatın yapılmasını takip eden 1 iş günü içerisinde Firma’nın Kredi Veren nezdindeki hesaplarına aktarılacaktır” şeklinde olduğunu, ek protokol dışında müvekkili banka ile davalı .... arasında imzalanan “Bankacılık ve Sigortacılık İşlemleri Protokolü’nün III numaralı uygulama hükümlerinde; .... bank’ın projenin tek ve ana bankası olacağı, proje kapsamında yapılacak olan satışların tüm senet ve nakit tahsilatlarının tek bankasının .... bank olacağı, Proje’ya ait nakit akışının kredi veren’den geçeceği, yine bu kredinin teminatı olmamak kaydı ile firmanın Bulgaristan projesi ile ilgili Türkiye ve Dubai menşeli satışlarının da tahsilatlarının nakit akışının da .... bank üzerinden yapılacağı, işbu protokolün ihlali halinde GKS ve Ek Protokol gereği kullanılan kredilerin muaccel hale geleceklerinin düzenlenmiş olduğunu, ipotekle teminat altına alınan ve davalı .... tarafından hiçbir zaman ve şekilde geçerliliğine itiraz edilmemiş olan Genel Kredi Sözleşmesi ve Ek Protokol gereğince müvekkili bankanın ipotekleri fek borcunun ancak sözleşmede yer alan teminat koşullarının sağlanması halinde söz konusu olacağını, ....'nın sözleşmesel ödeme ve teminat taahhütlerini ifa etmemesi karşısında ticari kredinin teminatı olan bir ipoteğin fekkinden söz edilemeyecek olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında bağlı kredi ilişkisi bulunmadığını, huzurdaki dava açısından müvekkili tarafından davacıya verilmiş bir konut kredisi bulunmadığından, satıcı .... ile müvekkil banka arasında davacının konut tedarikine ilişkin bir sözleşme de bulunmadığından, dava konusu ihtilafta bağlı krediden de bahsedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı ....... tarafından dosyalara sunulan ve Prof. Dr. ..... tarafından hazırlanan hukuki mütalaada, .... bank T.A.Ş. ile ....... arasında imzalanan protokolde, projeden taşınmaz satın alacak gerçek ve tüzel kişilerin, satış bedelinin belirli bir kısmı için Banka’dan kredi talep etmesi halinde kredinin tahsis ve kullanım koşullarının ve bu kredilerin teminatlandırılmasına ilişkin hususlar ile sözleşmenin tarafları arasındaki ilişkilerin ve tarafların karşılıklı sorumluluk ve yükümlülüklerinin belirlenmesine ilişkin hususlara yer verildiği, yine işbu protokolün bağımsız bölüm satılması amacıyla Banka tarafından kullandırılacak kredilere ilişkin genel ve düzenleyici hükümler içeren bir çerçeve protokol olduğu, bu protokolde, kredilendirme şartlarını düzenleyen her bir alıcı ile Banka arasında ayrı bir kredi sözleşmesi imzalanacağının öngörüldüğü, doğrudan satıcı ....... üzerinden kredi alan tüketicilere ilişkin hususların hüküm ve kayıt altına alındığı ve bu kapsamda mütalaa konusu somut olay bakımından ortada hukuken geçerli bir bağlı kredi sözleşmesinin mevcut olduğu, .... Bank nezdinde çekilen kredilerin .... bank tarafından refinansmanının yapıldığı, bu kapsamda ....... ile .....bank arasında evvelce ...... Bank’tan kullandırılmış kredilerin refinansmanı ve kalan inşaat harcamaları için yapılan GKS’nin ayrılmaz bir parçası niteliğinde bir protokol imzalandığı, Protokol hükümleri ve verilen bilgi ve belgelerden, ......., .... bank ve tüketiciler arasında üçlü bir yapı ile oluşturulan geçerli bağlı kredi sözleşmesi bulunduğu, ileri sürülmekte olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere tüketici kredisi sözleşmelerinde bağlı kredileri düzenleyen TKHK.30. ve 35. madde hükümlerine göre ancak iki temel unsurun birlikte varlığı halinde bağlı kredinin bulunduğu kabul edilebilecek olduğunu, 1-Kredinin bir mal veya hizmetin temini için verilmiş olması, 2-Mal veya hizmeti satan veya sağlayan kişilerle kredi veren arasında ekonomik bir birliğin mevcut olması ilk koşul açısından müvekkili banka tarafından davacıya huzurdaki davaya konu taşınmazı davalı .......’dan satın alabilmesi amacıyla verilmiş bir kredi bulunmadığını, dava konusu ihtilafta müvekkili bankanın ilgili projedeki konutlar için vermiş olduğu 45 adet konut kredisi dışında, alıcı/tüketicilere kullandırmış olduğu başkaca bir kredi de bulunmadığını, müvekkili tarafından kredi davalı/satıcı .......’nın ..... Bank’a olan kredi borcunun refinansmanı ve kalan inşaatın tamamlanması amacıyla vermiş olduğunu, bu kredide kredi borçlusu ......., kredi alacaklısı ise ....bank olduğunu, ....bank’ın tüketici/alıcılarla .......’nın projesinden bağımsız bölüm alınmasına ilişkin yapmış olduğu konut kredisi sözleşmeleri bulunmadığını, ortada bir konut kredisi olmadığından, bağlı krediden de bahsedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava konusu uyuşmazlık açısından bağlı kredinin ikinci koşulu olan ekonomik birlik koşulunun da gerçekleşmemiş olduğunu, TKHK ve TKSY gereği ekonomik birlikte ve dolayısıyla bağlı krediden bahsedilebilmesi için; ya tüketici/alıcının yararlanacağı kredi sözleşmesinin bizzat satıcı tarafından kredi veren olarak yapılması ya da kredi sözleşmesinin satıcı tarafından kredi verenin doğrudan temsil edilmesi suretiyle yapılması veya belirli bir konutun alınmasının kredi sözleşmesinde açıkça belirtilmesi gerektiğini, yukarıda sayılan hallerin hiçbirinin dava konusu uyuşmazlık açısından gerçekleşmemiş olduğunu, dava konusu uyuşmazlık açısından davalı ....... hem satıcı hem de kredi veren sıfatı ile davacıya bu nitelikte bir kredi vermiş olsa bile bağlı kredi ilişkisi ....... ve davacı arasında gerçekleşmiş olacağından müvekkili bankanın bu durumla bir ilgisi bulunmadığını, huzurdaki dava açısından müvekkili bankanın davalı .......’ya vermiş olduğu bir temsil yetkisi bulunmadığını, .......'nın alıcılarla .... bank’ı temsilen kredi sözleşmesi yapmış olduğundan bahsedilemeyeceğini, aksine müvekkili ve ....... arasındaki Protokol’de, kredi sözleşmesinin bizzat .... bank tarafından yapılacağı ve .......’nın bu konuda hiçbir yetkisinin olmadığının belirtilmiş olduğunu, kaldı ki davacının müvekkili bankadan kullandığı bir kredi bulunmadığından bu ihtimalin gerçekleştiğinin ileri sürülmesinin objektif olarak mümkün bulunmadığını, tüketici ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde belirli mal veya hizmetin adının açıkça anılması durumunda da ekonomik birlik ve bağlı kredi bulunduğunun kabul edilecek olduğunu, bu ihtimalde kredinin açıkça belirli bir mal veya hizmet için temin edilmekte kredi veren banka tüketiciyi belirli bir satıcıya yönlendirmekte olduğunu, yukarıda da belirtildiği üzere dava konusu ihtilafta müvekkili bankanın ilgili projedeki konutlar için vermiş olduğu 45 adet konut kredisi dışında, başkaca bu nitelikte bir konut kredisi de bulunmadığını, dosyalara davalı ....... tarafından sunulan mütalaada müvekkili banka ve ....... arasında yapılmış olan protokol kapsamında doğrudan satıcı ....... üzerinden kredi alan tüketicilere ilişkin hususların hüküm ve kayıt altına alındığı ve bu kapsamda mütalaa konusu somut olay bakımından ortada hukuken geçerli bir bağlı kredi sözleşmesinin mevcut olduğu ileri sürülmekte olduğunu, oysa, müvekkili banka ile ....... arasında yapılmış olan Protokol’de belirtilen şekilde bir düzenleme bulunmadığını, aksine ilgili Protokolün bu iddianın aksini düzenlemekte olduğunu, şöyle ki, Protokol’ün Amaç, Konu ve Kapsam başlıklı 1. Maddesi, Proje’den satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak konut ve işyeri alacak KİŞİLERİN, satış bedelinin belli bir kısmı için BANKA’DAN KREDİ TALEP ETMESİ HALİNDE, kredi tahsis ve kullanım koşulları ile Firma (.......) ve Banka (.... bank) arasındaki ilişkilerin ve tarafların karşılıklı sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla akdedilmiştir, denilmekte olduğunu, yine aynı madde, “İşbu protokol yukarıda belirtildiği şekilde Banka tarafından kullandırılacak krediye ilişkin genel ve düzenleyici hükümleri içeren bir çerçeve sözleşmedir. BU SÖZLEŞMEYE EK OLARAK HER BİR ALICI İLE BANKA ARASINDA AYRI BİR SÖZLEŞME YAPILACAKTIR” denilmekte olduğunu, yine aynı madde, “İşbu protokol hiçbir şekilde Firma’nın Banka’ya belirli sayıda kredi alıcısı temin etme taahhüdü ve BANKA’NIN DA FİRMA TARAFINDAN YÖNLENDİRİLEN KİŞİLERE KREDİ KULLANDIRMA TAAHHÜDÜ OLARAK YORUMLANAMAZ” düzenlemesine sahip olduğunu, protokol’ün işlem prosedürü başlıklı 2. Maddesinin; “a. Bu protokol kapsamındaki işbirliği çerçevesinde; Firma, Proje kapsamında yer alan konut/iş yeri satın almak için kendisine başvuran Alıcı ile detaylı görüşme yapıldıktan sonra, ALICI’NIN BANKA’DAN KREDİ KULLANMAYI TALEP ETMESİ HALİNDE Firma Alıcı ile aralarında yapmış oldukları Satış Vaadi sözleşmesinin aslı ile (Ek 1-2-3)’te yer alan belgelerle birlikte Alıcı’yı Banka’ya yönlendirecektir. (…) b. BANKA kredi başvurusunda bulunan Alıcının incelemesini yapmakta, gerekli belgeleri istemekte, kendi yöntemlerine göre belirlediği tutarda/oranda kredi tahsis edip etmemekte, KREDİ KULLANDIRIM KOŞULLARINI BELİRLEMEKTE VE KREDİ KULLANDIRIP KULLANDIRMAMAKTA TAMAMEN SERBESTTİR. c. Banka tarafından kullandırımı uygun görülen Alıcılara Tüketici Kredisi Sözleşmesi, Genel Kredi Taahhütnamesi ve ödeme planı ve diğer belgeler imzalatılarak kredi kullandırılır. Banka’nın kredi kullandırmayı uygun görmediği Alıcılar için Firma’nın hiçbir talep hakkı bulunmamaktadır “. bu kadar açık bir düzenleme karşısında, dosyada bulunan mütalaada ....... tarafından kullandırılmış bağlı krediden bahsedilmesinin hiçbir anlamı ve açıklaması bulunmadığını, protokol’ün bu maddesinden de anlaşılmaktadır ki, müvekkili bankanın alıcılara kredi kullandırma ve kredi verip vermemek konusundaki yetkiyi tamamen uhdesinde bulundurmakta, .......’ya hiçbir noktada kredi sözleşmesi yapmak konusunda yetki vermediğini, aksine, .......’nın müvekkili bankaya yönlendirmiş olduğu alıcılara bile kredi verip vermemek konusunda müvekkili bankanın serbest olduğunun ifade edilmiş olduğunu, durum bu kadar net iken, .......’nın protokol gereği alıcılara tüketici kredisi vermiş olduğunun söylenmesinin anlamı ve gerçekliği bulunmadığını, bu nedenle, dava konusu olay açısından müvekkili bankanın alıcılara vermiş olduğu bir krediden (ve bağlı krediden) bahsedilemeyeceğini, bağlı kredi söz konusu olmadığı için, alıcıların, TKHK ve ilgili mevzuat gereği, ....bank’tan bir talepte bulunmalarının da hiçbir hukuki temeli bulunmadığını, üstelik, mütalaanın kendi içinde de tezatlık taşımakta olduğunu, şöyle ki, mütalaada, Protokolde, her bir alıcı ile Banka arasında ayrı bir kredi sözleşmesi imzalanacağının öngörüldüğü belirtilmesine rağmen, hemen akabinde, protokol kapsamında doğrudan satıcı ....... üzerinden kredi alan tüketicilere ilişkin hususların hüküm ve kayıt altına alındığı, ....... ile Banka arasında imzalanan protokol gereği .......’nın da tüketici kredisi vermiş olduğu ifadesi yer almakta olduğunu, oysa Protokol hükümleri arasında böyle bir düzenlemenin mevcut olmadığının mütalaadan da, yukarıda ilgili hükümleri belirtilen Protokol’den de anlaşılmakta olduğunu, yine mütalaada, .... Bank nezdinde çekilen kredilerin müvekkili banka tarafından refinansmanının yapıldığı, bu kapsamda ....... ile müvekkili banka arasında evvelce .... Bank’tan kullandırılmış kredilerin refinansmanı ve kalan inşaat harcamaları için yapılan GKS’nin ayrılmaz bir parçası niteliğinde bir protokol imzalandığı, Protokol hükümleri ve verilen bilgi ve belgelerden, .......'nın, .... bank ve tüketiciler arasında üçlü bir yapı ile oluşturulan geçerli bağlı kredi sözleşmesi bulunduğu, banka veya ilgili protokol kapsamında doğrudan ....... üzerinden alınan kredilerin teminatı olarak ipotek tesis edildiği, banka tarafından söz konusu ipoteklerin kaldırılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun ifade edilmiş olduğunu, bu beyan ve iddiaların ne dava konusu vakıalar ile ne de hukuki gerekçelerle uyuşmadığını, şöyle ki, müvekkili bankanın ....... projesine ilişkin ..... Bank’tan kullanılan tüketici kredilerinin (bağlı kredilerin) refinansmanını yapmamış olduğunu, aksine akbank bu kredileri özellikle refinansman dışında tutmuş olduğunu, .... bank’ın vermiş olduğu kredi, .......’nın .... Bank’tan almış olduğu yatırım kredisinin refinansmanı ve inşaatın tamamlanması için kullanılacak kredi olduğunu, yani, ortada tüketici kredilerinin (bağlı kredilerin) refinansmanı değil, doğrudan .......’nın kredisinin refinansmanı bulunduğunu, mütalaada ise, açıkça hatalı bir biçimde, .... bank’ın ..... Bank tarafından verilmiş olan tüketici kredilerini refinanse ettiği, bu refinansman nedeniyle de tüketici/alıcılara karşı sorumlu olduğu ve ipotekleri fek etmesi gerektiği ifade edilmekte olduğunu, çıkış noktası hatalı olunca varılan sonuç ve hukuki değerlendirmenin de tamamen hatalı olduğunu, vakıaların yanlış değerlendirilmesine dayalı olduğundan, müvekkili Banka veya ilgili protokol kapsamında doğrudan ....... üzerinden alınan kredilerin teminatı olarak ipotek tesis edildiği ve müvekkili Banka tarafından söz konusu ipoteklerin kaldırılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu ifadesinin de bu nedenle hatalı olduğunu, ....bank’ın ipoteği, .......’ya verilmiş olan ticari kredinin teminatı olarak alınmış olduğunu, bu durumun Ek Protokol’den açık biçimde anlaşılmakta olduğunu, durum böyle olmasına rağmen, Banka’nın ipoteğinin tüketicilere verilen kredilerin teminatı olduğunu söylemenin de açıkça hatalı olduğunu, müvekkili bankanın vermiş olduğu 45 adet konut kredisi dışında, ortada bir bağlı kredinin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğini, bu nedenle, müvekkilinin davalı .......’dan bağımsız bölüm alan kişilere karşı (söz konusu 45 adet konut dışında) herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin, .......’ya vermiş olduğu kredi alacağının teminatı olarak tesis edilmiş olan ipotekleri fek etmek zorunda olmadığını, bankanın kredi borcunun geri ödemesinde temerrüde düşen .......’ya karşı takibe geçmesi ve ipoteklerin paraya çevrilmesini istemesinin mümkün olduğunu, dava konusu olayda, davacının talepleri incelendiğinde "davalı ....... İNŞAAT SANAYİ ve TİCARET A.Ş. ile akdetmiş olduğu satış sözleşmesine konu taşınmazın üzerinde bulunan tüm ipoteklerin fekki şeklinde talebi mevcut olduğunu, müvekkil banka ile davacı arasında krediden ve sair nedenden kaynaklı herhangi bir sözleşme, sebepsiz zenginleşme, taahhüt, haksız fiil ve sair borç doğuran bir hukuki ilişki bulunmadığını, bu hususların tamamının davacının dilekçesindeki vakalardan da anlaşılmakta olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında söz konusu taşınmaza ilişkin olmak üzere herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, dava dilekçesinde satış vaadi sözleşmesinin davalı ....... ile akdedildiğinin anlaşılmakta olduğunu, müvekkili bankanın söz konusu satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmayıp, müvekkili banka'nın bu türlü bir sözleşmesinin tarafı olmasının da beklenemez olduğunu, bu nedenle, müvekkili bankaya bu yönde bir husumet yöneltilemeyeceğini, davanın öncelikle müvekkili Banka'ya HUSUMET yöneltilemeyeceğinden reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, diğer taraftan tapu iptal ve tescil davasının, iptal ve tescili istenilen taşınmazın tapudaki son malikine karşı açılacağını, yasal düzenleme ile yerleşik yargı kararları bu yönde olduğunu, dava dilekçesindeki talep bölümü incelendiğinde davacının, tapu kayıtlarına göre mülkiyeti dava-dışı ....... adına kayıtlı bulunan taşınmazın, tapuda davacı adına tesciline karar verilmesini müvekkilinden de talep etmekte olduğunun görülmekte olduğunu, müvekkili bankanın, tapuda malik olmadığını, müvekkili bankanın, maliki olmadığı bir taşınmazın 3. bir kişi adına tescilini sağlayamayacağını, bu nedenle de davanın müvekkili yönünden husumetten reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı ile müvekkili banka arasında tüketici ilişkisi ve/veya herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, ihtilafa konu taşınmaz üzerinde bulunan ve fekki talep edilen ipoteğin ise müvekkili banka ile davalı ....... arasındaki Genel Kredi Sözleşmeleri ve Ek Protokole dayalı ticari bir kredinin teminatı olduğunu, görüldüğü üzere müvekkili bankanın ne davacı ne de davalı ....... ile arasında bir tüketici işlemi bulunmadığından görev yönünden itiraz ediyor olduklarını, müvekkili bankanın işbu dava ile fekki talep edilen ipoteği, fek yükümlülüğünün hukuken doğup doğmadığının ....... ve müvekkili banka arasında imza edilen GKS, Ek Protokol ve Bankacılık Sigortacılık İşlemleri Protokolü kapsamında değerlendirileceğini, her iki tarafın tacir olduğu bu ticari kredi sözleşmesine ilişkin olarak görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, husumetin tüm takyidat lehtarlarına yaygınlaştırılması gerektiğini, huzurdaki davaya konu taşınmazın tapu kaydında birden fazla ipotek, haciz vb takyidat bulunduğunu, ancak taşınmazın tapu kaydındaki diğer şerh lehtarlarına husumet yöneltilmeden yahut ihbar edilmeden dava açılmış olduğunu, mahkemece, şerh sahiplerinin davaya katılımı sağlanmaksızın, husumet yaygınlaştırılmadan bu tarafların yokluğunda görülecek dava sonucunda verilecek kararın usul ve yasaya aykırı olacağını, taraf teşkili, davanın görülebilme koşullarından olup, mahkemece re'sen yapılması gereken işlemlerden olduğunu, o halde, dava konusu taşınmazın tapu kaydında ki tüm şerh sahipleri belirlenerek davaya katılımı sağlanarak husumet yaygınlaştırılmalı, tarafların ileri sürecekleri delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, nitekim ....... ile (davacı ile aynı şekilde) adi yazılı satış vaadi sözleşmesi imzalamış üçüncü kişi tarafından açılan tapu iptali ve takyidatlardan arındırılmış olarak tescili talepli davada İstanbul .... Bölge Adliye Mahkemesi'nce .... E. .... K. sayılı ilamıyla "bağımsız bölümün tapu kayıtlarından taşınmaz üzerinde haciz ve ipotek şerhi konulduğu, ancak haciz ve ipotek konulan kurumların davada taraf olmadıkları yerel mahkemece lehtarların ihbar olunması ile yetinildiği, taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verildiği görülmüştür. ...lehtarların davaya dahil edilmesi ya da bu kişiler aleyhine birleştirme talepli dava açılması için davacıya imkan tanınması ve daha sonra işin esası hakkında HMK 297. madde gözetilerek tarafların taleplerini karşılayacak şekilde karar verilmesi gerekir.." denilerek bozulmuş olduğunu, anılan istinaf kararı ve emredici yasal düzenlemeler gereğince davanın açıldığı tarihte taşınmaz üzerindeki tüm takyidat lehdarlarının davaya katılımının sağlanması gerektiğini, arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan iş bu davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, somutlaştırma ve delillerin gösterilmesi yükümünün yerine getirilmemiş olduğunu, huzurdaki davada, dava dilekçesi incelendiğinde müvekkili yönünden davanın açık ve somut olmadığını, müvekkiline yöneltilen ipoteğin fekki talebi yönünden, hangi vakıalara ve hukuki gerekçelere dayanıldığı, delillerin neler olduğu HMK’na uygun bir şekilde ortaya konulmamış olduğunu, müvekkiline yöneltilen ihtilaf/talep yönünden dava somutlaştırılmadığından ayrıntılı savunma yapılamadığını, öncelikle bu usuli eksikliğin giderilmesi gerektiğini, dava müvekkili yönünden somutlaştırıldıktan sonra davaya ilişkin savunma haklarını saklı tutuyor olduklarını, davacının davasının ipoteklerin fekki talebi yönünden usul ve yasaya uygun olmadığını, davacı ile diğer davalı firma arasında akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince müvekkili banka lehine tesis ve tescil edilen ipoteğin fekkine karar verilemeyeceğini, her ne kadar davacı ile diğer davalı firma arasında şeklen geçerli bir satış vaadi sözleşmesi akdedilmiş ise de Tapu Kanunu 26. maddesi uyarınca tapu siciline şerh ettirilmemiş olduğunu, tapuya şerh edilmemiş satış vaadi sözleşmesi uyarınca sözleşmede hak sahibi olan davacı taraf açısından eşyaya bağlı bir borç oluşmayacağını, diğer bir deyişle tapu siciline şerh edilmeyen sözleşme gereğince davacının, diğer davalı firmaya karşı ileri sürebileceği bir şahsi hakkı olmakta ise de işbu şahsi hakkı 3. şahıslara karşı dermeyan edemeyecek olduğunu, somut olayda davacı ile diğer davalı firma arasında şeklen geçerli bir taşınmaz satış vaadi akdedilmiş ise de tapu siciline şerh edilmediğinden dolayı müvekkili Banka'nın davacı ile diğer davalı arasında bir satış vaadi sözleşmesi imzalandığını bilmesinin imkan dahilinde olmadığını, müvekkili bankanın iyi niyetli olup, kaydında satış vaadi sözleşmesi şerhi olmayan bir taşınmazı ipotek almakla kazanımının MK’nun 1023. maddesi uyarınca korunmakta olduğunu, davacıhoh satış vaadi sözleşmesinden doğan taleplerini yalnızca davalı .... karşı ileri sürebileceğini, davacının taşınmaz üzerindeki tüm haciz ve takyidatların, bu arada banka lehine olan ipoteklerin de tapudan terkin edilmesi şeklindeki talebinin Borçlar Hukuku ve Eşya Hukukunun temel ilke ve prensipleriyle bağdaşmadığını, davacının ....... ile adi yazılı satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı tarihte tapuda ipotek bulunmadığı, davacının bu tapu kaydına güvenerek sözleşme imzaladığı davacı için bu açıdan aleniyet ilkesinin geçerli olduğunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, alıcıların satış vaadi sözleşmesini gerçek malik olan ....... ile yapmış olduklarını, dolayısıyla davacının tapu kaydına güvenerek satış vaadi sözleşmesi imzaladığını ve aleniyet kuralının geçerli olduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, davacı alıcının satış vaadi sözleşmesinin imzası tarihinde tapu kütüğünde malik olarak satış vaat eden .......’nın gördüğünü ve iyiniyetli olduğunu ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığın,ı zira satış vaadi sözleşmesi ayni hak kazandırmadığını, alıcının iyiniyetli olup olmadığından bahsedilemeyeceğini, esas itibariyle konu bu noktadan değerlendirildiğinde satış vaadi sözleşmesi yapılırken, satışı vaat eden kişinin malik olduğunu gören kimsenin, satış vaadinden sonra malikin o taşınmazı başka bir kişiye devredebileceğini veya bir ayni hak ile taşınmazı yükleyebileceğini de bilebilecek durumda olduğunu, zaten kanun koyucu satış vaadinde alıcının bu tarz riskler karşısında haklarını korumak açısından satış vaadinin şerh edilmesi imkânını getirmiş olduğunu, alıcının bu şerh imkânını kullanmadan, tamamen satıcıya güvenmiş olduğundan, maruz kaldığı durumda da ancak satıcıdan talepte bulunabileceğini, huzurdaki davada davacının satış vaadi sözleşmesini kanuni şekle aykırı olarak adi yazılı şekilde düzenlenmiş ve tapuya da şerh ettirmemiş olduğunu, aksi taktirde tapuya şerh edilmemiş satış vaadi sözleşmesine ilişkin davacının şahsi nitelikteki hakkının müvekkili bankanın ayni nitelikteki ipoteğine karşı korumak TMK’nun şerhe ilişkin hükümlerini tümüyle reddetmek yok saymak anlamına geleceğini, şahsi hakka dayalı huzurdaki tescile zorlama talepli dava ile ipoteğin fekkinin talep edilemez olduğunu, 30.9.1988 tarihli, .... Esas, ... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu(YİBGK) kararı gereğince de ipoteğin fekkinin talep edilemeyeceğini, davalı .......'nın benzer nitelikteki davalarda işbu YİBGK kararına dayanılarak verilen münferit kararları emsal olarak sunmakta, ancak anılan YİBGK kararı gereğince de üçüncü kişi durumundaki müvekkili bankaya herhangi bir talep ileri sürülebilmesinin, ipoteğin fek edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığını, müvekkili banka adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmadığından şekil şartına uygun yapılmayan sözleşmeye dayanarak müvekkilinden bir talepte bulunulduğunda, müvekkili banka tarafından adi yazılı satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin ileri sürülebilecek olduğunu, bu hususun M.K. 2. maddeye de aykırılık teşkil etmediğini, müvekkili banka ipoteği dava açılmadan önce tapuya tescil edildiğinden; geçersiz bir sözleşmeye dayanarak tescil talebinde bulunan davacının ipotek ve sair takyidatların da kaldırılması yönündeki talebinin hukuka uygun olmadığını, müvekkili bankanın, YİBGK kararında da belirtilen tapu sicilindeki kayda güvenen iyi niyetli üçüncü şahıs olduğunu, tapu siciline güvenerek aldığı ipotekten dolayı mülkiyeti devralan üçüncü şahıs gibi, ayni hak sahibi olduğunu, bu nedenle davacının ipoteğin de kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu olayda müvekkili Banka tarafından diğer davalı .......'ya kullandırılan ticari kredilerin teminatını teşkil etmek üzere dava konusu taşınmaza tapu siciline güven duyurularak ipotek tesis edilmiş olduğunu, ipoteğin tesis edildiği tarihte taşınmazın kaydında başkaca herhangi bir takyidat ve şerh bulunmadığını, müvekkili bankanın iyi niyetli 3.kişi olarak, kredi kullandırmak suretiyle alacağı riski teminata bağlandığı inancı ile tapu siciline güven duyarak kredi kullandırmış olduğunu, özetle şekil şartlarına uygun olmayan adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri geçersiz olduğundan ve ancak tarafları arasında şahsi hak doğuracağından, İçtihadı Birleştirme Genel Kurul Kararına göre ise davacı ile ....... arasında imzalanan, yasanın emrettiği şekle uygun düzenlenmediği için hukuken geçerli olmayan satış vaadi sözleşmesinin geçerliliği, taşınmazı devir alan veya üzerinde lehine ayni hak tesis edilen mutlak ayni hak sahibi kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, davacının ipoteğin fekkine ilişkin talebinin YİBGK kararı gereğince de reddi gerektiğini, adi yazılı satış sözleşmesinin imza tarihinde taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğunu, adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin imza tarihinde taşınmaz üzerinde ipotek bulunmadığına ilişkin iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, dilekçenin giriş bölümünde de belirtildiği üzere davalı .......'nın, dava konusu taşınmazın bulunduğu .... Projesinin inşaat maliyetlerinin finansmanı için öncelikle dava dışı ....Bank A.Ş.’den kredi kullanmış ve bu kredinin teminatı olmak üzere 27.05.2013 yılında ...... Banka A.Ş. lehine 950 milyon TL tutarlı 1. dereceden ipotek tesis edilmiş olduğunu, davalı .......'nın, daha sonra hem ...... Bank’a olan kredisini ödeyerek kapatmak (refinansman) hem de kalan inşat harcamalarını finanse etmek için müvekkili bankadan ek.1’de yer alan 1.325.000.000-TL limitli GKS’ne dayanarak 750.000.000-TL ticari kredi kullanmış, bu krediyi temin etmek üzere taşınmaz üzerine 25.10.2016 tarihinde bu kez müvekkili banka lehine 2. dereceden ipotek tesis edilmiş olduğunu, .......’nın müvekkili bankadan kullandığı kredi ile ...... Banka A.Ş.’ye olan borcunu ödemesi üzerine, ...... Bank A.Ş. tarafından 1. derecedeki ipotek fek edilmiş ve serbest dereceden istifade hakkı ile müvekkili banka lehine tesis edilen 2. derece ipotek 1.dereceye çıkmış olduğunu, görüldüğü üzere dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili banka lehine ipotek kurulduğu tarihte ZATEN HALİHAZIRDA DİĞER BANKA ....bank lehine ilki 27.05.2013 tarihinde kurulmuş ve takiben tutar artırım ve tevhit işlemleri ile 950.000.000-TL. tutarına ulaşmış 1.derecede bir ipotek bulunduğunu, taşınmazın 2013 yılından itibaren tüm sicil kayıtlarının ipotek veya sair takyidat bilgilerinin tapu sicil müdürlüğünden sorulmasını talep ediyor olduklarını, dolayısıyla, tapu siciline güven ile kişisel bir hakkın kazanılamayacağı hususunun işbu dilekçedeki açıklamaları ile sabit olmakla birlikte tüketicilerin, ....bank’ın ipoteği kurulmadan evvel ....... ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzaladıkları, işbu tarihte sözleşmeye konu taşınmazın her türlü takyidattan ari olduğu, herhangi bir ipotek bulunmadığı, tapu siciline güvenerek satış vaadi sözleşmesi imzaladıkları yönündeki iddialarının da gerçeğe aykırı olduğu hususunun tapu kayıtları ile sabit olduğunu, ipoteğin tesisi esnasında taşınmazın davacıya satıldığının müvekkili tarafından bilinmediğini, müvekkili banka tarafından .......’ya ticari Kredi kullandırımı ve ipoteğin tesisi esnasında ....... tarafından davacıya yapılan satış vaadi müvekkili tarafından bilinmediğini, aksi yöndeki iddianın mesnetsiz ve afaki olduğunu, müvekkili bankanın, dava konusu iddia edilen harici satıştan ipotek tesisi anında habersiz olduğunu, bu satışı bilmediği gibi bilebilecek durumda da olmadığını, davacının bu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili bankanı taraflar arasında akdedilen harici satış sözleşmesini bilmediği gibi bilebilecek durumda da olmadığını, diğer davalının bankaya sunulan mali verilerinde, dava konusu taşınmazın satıldığına dair bilgi bulunmadığını, ....... firması ile ilgili olarak bankaya sunulan hiç bir mali veride, davacıya ait taşınmazın satıldığına dair bilgi bulunmadığını, müvekkili bankanın, dava konusu iddia edilen harici satıştan ipotek tesisi anında habersiz olduğunu, bu satışı bilmediği gibi bilebilecek durumda da olmadığını, davacının, harici satış sözleşmesini basit bir işlemle tapuya işleterek bu satışa aleniyet kazandırabileceği halde, bunu yapmayarak kendi zararına kendisinin sebep olduğunu, ayrıca, huzurdaki davayı açarak, ipotek satış işlemlerinin durdurulmasını sağlayarak müvekkili bankanın ipotekten kaynaklanan haklarını kullanmasına engel olduğunu, davanın, tamamen davacının kendi ihmal ve kusurundan meydana gelmiş olduğunu, buna rağmen, asıl mağdur olayda ipotekten kaynaklanan hakkı engellenen müvekkili banka olduğunu, davacının, haksız ve mesnetsiz bu iddiasını ispatlar dosyaya hiç bir delil sunmamış olduğunu, bu nedenle, davacının bu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, diğer davalı bilançolarında, ekpertiz raporlarında, istihbarat kaydında hangi bağımsız bölümün satıldığı yönünde bilgi bulunmadığını, bu nedenle, dava konusu bağımsız bölümün davacıya haricen devredildiğinin ipoteğin tesisinde tespit edilmesinin imkansız olduğunu, dava konusu bağımsız bölümün davacıya haricen devredildiğinin ipoteğin tesisinde tespit edilmesinin imkansız olduğunu, bankaların, kredi değerlendirme çalışmalarından ve hazırlanan finansal rapor değerlendirmelerinde şirketlerin Bilanço, Kar/Zarar tabloları üzerinde çalışma yaparak, kredi başvurusunda bulunan şirketin karlılığı, kullandığı kredileri geri ödeme kabiliyeti ve Aktif-Pasif dengesi içinde mevcut varlık ve risk analizi yaparak faaliyetlerini devam ettirebilme gücü konusunda değerlendirme yapmakta olup, davacının iddia ettiği analiz ve değerlendirmelerinde ürün başına / dava konusunda hangi taşınmazın kime ait olduğu veya tahsis edilen senedin hangi daireye isabet ettiği gibi mikro düzeyde tahlil yapma imkanı bulunmadığını, kaldı ki diğer davalı firmanın huzurdaki taşınmazın bulunduğu projede dahi 4000-5000 dairenin bulunduğu ve ayrıca diğer davalı firmanın buna benzer birden çok projesi bulunduğu göz önüne alındığında diğer davalı firma tarafından alınan avansların muhasebe kayıtlarından tespitinin müvekkili bankadan beklenmesi talebi gerçeği yansıtmadığı gibi avans alınmasının da kesin satış anlamına gelmeyeceğini, müvekkili bankanın diğer davalı firmaya kullandırdığı ticari nitelikli kredi dolayısı ile davaya konu taşınmaza dair ekspertiz yaptırmasının beklenilmesinin bankacılık mevzuatı bakımından yerinde olmadığını, huzurdaki davaya konu taşınmaz ile ilgili olarak herhangi bir bankadan Konut kredisi veya Bağlı Konut Kredisi kullanma durumu olmadığından dolayı daire bazında Tüketici kredisi kapsamında ekspertiz yapılmadığını, kaldı ki ilk derece mahkemesi dava dosyasına konu uyuşmazlıkta müvekkili banka tarafından yaptırılan değerleme Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğ’in 21/1 ve 62/1 maddeleri uyarınca gayrimenkullerin sermaye yeterliliği kapsamında teminat olarak dikkate alınabilmesi için gayrimenkulün değerinin tespiti hususunda olduğunu, bu minvalde müvekkili bankaya mevzuatla dahi öngörülmemiş bir sorumluluk yüklenerek dava konusu taşınmaz bakımından ekspertiz yapılmasını beklemek ve yapılmaması sebebiyle basiretli bir tacir gibi davranmadığına kanaat getirilerek müvekkili banka lehine tesis ve tescil edilen ipoteğin fekkine karar verilmesinin hukuka aykırılığa dayalı hatalı bir değerlendirme teşkil edeceğini, davacının müvekkili bankadan, dava konusu taşınmaz ile ilgili konut kredisi kullanmadığından bahisle davacı ile davalı banka arasında ekspertiz yaptırılmasını gerekli kılacak bir işlemin oluşmadığı, söz konusu taşınmazın satışı ve kredi (Konut Kredisi veya Bağlı Konut Kredisi/Tüketici Kredisi) kullandırılmasına ilişkin bir durumun mevcut olmaması dikkate alındığında müvekkili bankadan davaya konu taşınmaz için ekspertiz yaptırılmasının beklenmesinin yerinde olmadığını, dava dosyasında mübrez bulunan ve müvekkili banka ile diğer davalı firma arasında akdolunan ticari kredi ilişkisi dolayısıyla gerçekleştirilen ekspertizlerin Türk Ticaret Kanunu gereğince özensizlik sayılamayacağından müvekkili banka tarafından tesis edilen ipoteğin nispi hakka karşı terkini mümkün bulunmadığını, davaya konu taşınmazların bulunduğu bloklarda inşai faliyetlerin tamamlanmamış olduğundan mülkiyeti nakil koşulları oluşmadığını, huzurdaki dava dosyasına konu taşınmaz satım vaadi sözleşmesi her ne kadar taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin sözleşmelerin 818 sayılı Borçlar Kanununun 213 (TBK 237)., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706., Noterlik Kanununun 60., ve Tapu Kanununun 26. maddelerinde resmî şekilde yapılacağı düzenlemesi karşısında adi yazılı şekilde akdedilmiş ise de 30.09.1988 gün ve .... E., .... K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile taraflar arasında akdedilen adi yazılı satım sözleşmesinin sadece taraflar arasında geçerli bir sözleşme gibi hüküm ifade edecek şekilde istisna getirilmiş olduğunu ve İçtihadı Birleştirme Kararı ile harici satış sözleşmesinin alıcısı konumunda olan kişinin tescil isteminin kabul edilebilmesi için ; satışa konu taşınmazın Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi olarak yapılması, alıcının edimlerini yerine getirmiş olması, satıcının bağımsız bölümü teslim etmiş olması, satıcının tescile yanaşmaması koşullarının var olması gerektiğinin kabul edilmiş olduğunu, huzurdaki davaya konu projeden kaynaklanan ve dava dışı tüketiciler tarafından ikame edilmiş dava dosyalarından alınan bilirkişi raporları ile de dava konusu edilen taşınmazın bulunduğu blokun ve katın kaba inşaat seviyesinde olduğunun, ortak alanların ve blokun inşaat faaliyetlerinin tamamlanmamış olduğunun, taşınmazın bulunduğu mahalde herhangi bir çalışma yapılmadığının, teslim şartlarının oluşmadığının sabit olduğunu, ayrıca müvekkili banka lehine dava konusu bağımsız bölüm üzerinde bulunan ipoteğin ekspertiz raporlarında ise natamam teslim edilen daireler için teslim tarihinden itibaren 6 ay içerisinde tamamlatılacağına dair taahhüt alındığı, %68 inşaat seviyesindeki dairelerin inşaat seviyesi %70'e tabloda yuvarlatılmış ve bitmiş değer yazılmıştır." tespitinde bulunulduğunu ve yine 10.01.2019 tarihli ..... no.lu raporda "...şantiye yetkilileri ile yapılan görüşmede natamam bloklardan E, F, H Blokların 2019 yılı içerisinde, G Blok'un ise 2020 yılında tesliminin planlandığı bilgisi alındığı yönünde.." tespitlerde bulunulmuş olduğunu, huzurdaki dava dosyasına konu taşınmazın yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararında aranan şartların tamamı özellikle de taşınmazın davacıya teslim şartı gerçekleşmediğinden, koşulları oluşmayan tapu iptal ve tescil ile ipoteğin terkini yönünden taleplerin reddi kararı gerektiğini, terditli olarak talep edilen davaya konu taşınmazın davacı adına tescili ile ödenen bedelin iadesinin hukuken mümkün olmayıp reddi gerektiğini, işbu uyuşmazlıkta davacının aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatından vazgeçtiğini bildirmediği gibi öncelikli olarak taşınmazın adına tescilini talep ederek aynen ifadan vazgeçmediğini de ortaya koymuş olduğunu, bu halde davacının seçimlik haklarını hukuken kullanamayacağı açık olup davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, ayrıca davacının işbu terditli talebi olan sözleşmeden dönme kabul edilemez olup tapu iptal ve tescil olarak açılan işbu davada reddi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta davacının, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında talepte bulunduğu ödenen bedellerin iadesine ilişkin istemi hukuken sözleşmeden dönme olup davacı tarafından istenmesinin mümkün olmadığını, davacının sözleşmeden dönme ile bedel iadesi istemine ilişkin taleplerinin gerekli şartları taşımadığını, davacının; aynen ifadan vazgeçtiği bildiriminde bulunmamış, dönme beyanında bulunmamış, işbu davanın tapu iptal ve tesciline ilişkin olup sebepsiz zenginleşme davası olarak açılmamış olduğunu, böylece davacının terditli taleplerinin tamamının hukuki şartları taşımadığı ortada olup reddi gerektiğini, kaldı ki davacının eksik işler ve cezai şart alacağı talepleri bakımından ise davacı tarafından talep edilen bu talepler sözleşmenin kanunun aradığı şartları taşıması ve teslim olgusunun gerçekleşmesi ile doğacağını, huzurdaki dava konusu uyuşmazlıkta davacı ile davalı firma arasında yapılan satış sözleşmesinin resmi şekil şartına uygun olarak yapılmadığı, bunun yanı sıra taşınmazın tesliminin de gerçekleşmediği, terditli talep olarak sözleşmenin feshi nedeniyle ödenen bedelin iadesine karar verilmesinin yanında artık cezai şart olarak yer alan bu alacak taleplerine hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kira alacağının, eksik ifadan doğan zarar, değer kaybı tazminatı ve gecikme cezasının tahsili taleplerinin reddine karar vermek gerektiğini, .... Kiralama A.Ş. lehine tesis edilen ipotek hakkının müvekkili bankaya devir ve temlik olduğunu, .... Kiralama A.Ş. lehine tesis ve tescil edilen ipotek hakkının müvekkili .... bank T.A.Ş.'ye Beyoğlu .... Noterliğinin 22.02.2021 tarih ..... yevmiye numaralı ''Alacağın Devri Sözleşmesi'' ile devir ve temlik edilmiş olduğunu, söz konusu devir nedeni ile ..... Kiralama A.Ş.'nin işbu davada taraf sıfatı ortadan kalkmış olup, diğer davalı ..... kullanmış olduğu Finansal Kiralama sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edilmiş olmakla birlikte, yapılan ipotek tesis ve tescil işlemi ile devri ve temlik işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla birlikte söz konusu ..... Kiralama A.Ş. lehine tesis edilen ancak devir ve temlik olunan işbu ipoteğin de fekki talebinin yerinde olmadığını, devir ve temlik eden ..... Kiralama A.Ş.' nin dava dosyasında mübrez davaya cevap dilekçesi dava dosyasında mevcut olup tekrara düşmemek adına ipotek hakkını devir ve temlik eden .... Kiralama A.Ş. ve ipotek hakkını devir ve temlik alan müvekkili banka yönünden ipoteğin fekki talebinin reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının bilerek imzaladığı ve tapuya şerh ettirmediği adi yazılı satış vaadi sözleşmesinin sonuçlarına katlanması gerekeceğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, beyanla; fazlaya ilişkin her türlü hak, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıklanan ve mahkemece resen tespit edilecek nedenlerle; öncelikle davanın görev ve yetki itirazımız kapsamında İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, müvekkili yönünden husumet nedeniyle reddine, taşınmaz üzerindeki diğer takyidat lehdarlarına husumetin yaygınlaştırılmasına, adi yazılı sözleşmeden doğan şahsı hak mutlak nitelikteki ayni hak sahibi üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden ve esasa ilişkin diğer itirazları kapsamında haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .....A.Ş.'ye usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dosyanın mahkememize Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi'nin ..... Esas ..... Karar sayılı kesinlemiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun incelenmesinde; davacı İsa Budak ile dava şirket arasında █████/2014 tarihinde yapılan konut satış sözleşmesi ile; İstanbul İli Esenyurt İlçesi Kapadik Köyünde bulunan .... Ada Bozcaada Blok 20. Kat 387 Nolu takriben 64,24 m2 (1+1) bağımsız bölüm toplam 290.000,00 TL bedel ile kaba inşaat satışının yapıldığının, dava konusu taşınmazın davalı ..... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Adına kayıtlı olduğunun, davacı konusu bağımsız bölümün yer aldığı ana gayrimenkulün tamamlanma seviyesinin yaklaşık %65 olduğunun, bağımsız bölümün sözleşme şartlarında kaba inşaat tamamlanmış hali ile dava tarihinde rayiç piyasa değerinin 701.250,00 TL olabileceğinin, takyidattan ari olarak tapu iptal ve tescil yönünden takdirin mahkemede olduğunun bildirilmiş olduğunu görülmüştür.
Dosyanın bilirkişiye tevdi ile davacının yapmış olduğu ödemeler üzerinden ödeme tarihi ile müflis şirketin iflas tarihine kadar olan süre için yasal faiz üzerinden faiz hesabının yapılmasının istenilmesine karar verilmiş olup, kök rapor sunan Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişi ..... █████/2026 tarihli ek raporunda özetle; davacı tarafından davalı şirkete 284.066,40 TL ödeme yapıldığının tespit edilmiş olduğunu, 3095 sayılı kanun kapsamında yapılan düzenlemelere göre █████/2006-█████/2024 tarihleri arasında
kanuni faiz oranı yıllık %9, (yüzde dokuz) █████/2024 tarihinden itibaren %24 (yüzde yirmidört) olarak
uygulanmakta olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin █████/2014-█████/2018 tarihleri arasında olup,
bu süre zarfında uygulanacak Yasal Faiz oranı %9 olarak ilan edilmiş olduğunu, her bir ödeme tarihinden davalı
şirketin iflas tarihi olan █████/2021 tarihine kadar geçen süre (excel-...- yöntemi ile)“gün
sayısı” tespit edilmiş ve her bir ödeme için ayrı ayrı basit faiz formülü ( anapara*günsayısı* faiz
oranı/36500) uygulanmak suretiyle, davacı tarafından davalı şirkete ödenmiş olan 284.066,40 TL için
█████/2021 iflas tarihine kadar geçen süre için, 107.201,01 TL yasal
faiz hesaplanmış olduğunu bildirmiştir.
Somut olayda; davacının tapu iptali ve tescil talepli dava açtığı, dava konusu taşınmazın davalı ....... İnşaat San. Ve Tic. A.Ş adına kayıtlı olduğu, davalı şirket hakkında kesinleşen mahkeme ilamı ile █████/2021 tarihi 14:24 itibarıyla iflas kararı verildiği, davanın Mahkememiz yönünden bağlayıcı olan istinaf kararı uyarınca kayıt kabul davası olduğunun kabulü gerektiği, davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmemesi halinde ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesini talep ettiği, davacının yapmış olduğu ödemeler üzerinden ödeme tarihi ile müflis şirketin iflas tarihine kadar olan süre için yasal faiz hesabı yapıldığı, buna göre buna göre yapılan ödemeler toplamı ve faizin toplamının 391.267,41-TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı ....bank'a karşı açılan dava yönünden ise dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebinin reddine,
2-391.267,41-TL'nin Bakırköy ..... İflas Dairesi'nin ..... sayılı iflas masasına kayıt ve kabulüne,
3-Davalı ....bank'a karşı açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
4-Alınması gereken 732,00 TL harcın davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ......A.Ş.'den alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat, posta ve keşif masrafı 14.589,00 TL yargılama giderinin davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .....A.Ş.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ....A.Ş. tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davalı ..... bank T.A.Ş. tarafından sarf edilen 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .....A.Ş.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip .....
Hakim ......

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!