İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, menfi tespit davasında keşide edilen çeklerin bedelsizliği ve borçsuzluğun tespiti talebiyle yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirketler, davalı grup şirketlerine ticari faaliyet beklentisiyle verdikleri ancak anlaşmazlıklar ve güven kaybı nedeniyle gerçekleşmeyen ticari ilişki dolayısıyla mal veya hizmet karşılığı olmayan peşin çeklerin bedelsiz olduğunu ve bu çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti amacıyla menfi tespit davası açmış, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesi üzerine, çeklerin esasen hiçbir ticari ilişkiye dayanmadığını, ticari defterlerle ispatlanabileceğini ve Yargıtay içtihadına göre temel borç ilişkisinin geçersizliği veya sona ermesi halinde senedin bedelsiz sayılacağını belirterek karara istinaf yoluyla itiraz etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: █████/2026
NUMARASI : ████████ Esas
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;e davalılara dava dilekçesinde belirtilen çeklerin verildiğini, peşin olarak verdiklerini ancak anlaşmazlıklar neticesinde davalıların bu çekler karşılığında mal veya hizmet vermediklerini, ticari defter ve kayıtların incelenmesi halinde durumun anlaşılacağını, çeklerdeki imzaların da müvekkiline ait olmadığını düşündüklerini belirterek İİK'nın 72. Maddesi uyarınca başlatılacak takiplerin durdurulmasını talep etmiştir.
Mahkeme,
"1-Davacının tedbir talebinin reddine,
2-İş bu ara kararın taraflara tebliğine" dair kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içindeistinaf yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde karar vermiştir.
Kararı davacılar vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;davacı müvekkilleri .... Ltd. Şti. Ve ... ... şirketi olup yine grup şirketi olan davalılar .... Tic. A.Ş.; .... ....... A.Ş. arasındaki ticari faaliyet sebebiyle müvekkillerinin keşidecisi ve cirantası olduğu aşağıda belirtmiş olduğu;
1)... ...A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
2) ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
3)... ...A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
4)... ...A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
5) ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.370.000,0-TL bedelli çek
6)... ...A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.750.000,0-TL bedelli çek
7)... ...A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek 8) ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
9) ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
10) ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
11) ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.000.000,0-TL bedelli çek
12) ... ...A.Ş.'ye ait ... seri numaralı, █████/2026 keşide tarihli 1.750.000,0-TL bedelli çekler peşin çek olarak düzenlenerek davalılara teslim edildiğini,ancak ticari iş yapacakları düşüncesiyle hareket eden müvekkilleri ile davalılar arasındaki ticari faaliyetler taraflar arasındaki anlaşmazlıklar ve davalılar ile güven ilişkisinin sarsılması sebebiyle sona ermiş olup müvekkillerinin almadıkları hizmet, ticari iş ve anlaşma sona erdiğinden yukarıda belirtilen peşin çeklerden dolayı davalılara borcunun olmadığının tespitini isteme gereği doğduğunu,müvekkili şirketler ile davalı şirketler arasında başkaca ticari faaliyet bulunmakla birlikte davaya konu iş bu çeklerle ilgili taraflar arasında mal alım-satımı, hizmet ilişkisi, eser sözleşmesi, kira, ödünç veyahut başkaca borç doğurucu işlem mevcut olmadığnıı,bu durumun ticari defterlerin incelenmesi neticesinde ispat olunacağını,davaya konu iş bu çekler, görünürde davacı müvekkilleri ile davalılar arasında geçerli bir kambiyo ilişkisi kuruyorsa da gerçekte bu çekler bedelsiz olup davalıların iş bu çeklerden elde edeceği ödemeler hukuken geçerli bir temel alacaktan yoksun olacağını,Yargıtay HGK 08.02.2022 tarih ███████-659 E. ███████ K. sayılı kararında "...bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır." şeklinde açıkça belirtildiğini,davacı müvekkili şirketlerin davalılardan herhangi bir mal, hizmet, hammadde veya başka herhangi bir almadığı sabit olup bu husus ticari defterlerle ispat olunabilceğini, davacı müvekkilleri ve davalılar arasında davaya konu çekler açısından hiçbir ticari ilişki mevcut olmayıp sipariş, irsaliye, fatura vs. belge de düzenlenmediğini,Yargıtay HGK 08.02.2022 tarih ███████-659 E. ███████ K. Sayılı kararda açıkça ifade edildiği üzere "Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK'nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'ini dermeyan etme hakkını vermektedir.", öte yandan HMK m. 389/1 uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceği hallerde, ilgili tarafın talebi üzerine ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir. HMK m. 390/1 hükmü ise ihtiyati tedbirin dava açılmadan önce de talep edilebileceğini açıkça düzenlediğini, müvekkili şirketin ve davalı şirketlerin muhasebe kayıtlarında ve ticari defterlerinde davaya konu çekler bakımından düzenlenmiş herhangi bir fatura, irsaliye veya ödeme kaydı bulunmadığı, çekler üzerinde taraflar arasında bir temel ilişkinin varlığına işaret eden hiçbir bedel kaydı da yer almadığını,davaya konu çeklerin keşide tarihleri █████/2026'dan başlamak üzere █████/2026 tarihine kadar devam ettiği,çeklerin tarihlerinin yakın olması sebebiyle bankaya ibraz edilmeleri halinde ödeme yapmak durumunda kalan müvekkilleri açısından telafisi güç zararlar ortaya çıkacak ve ödeme yapıldıktan sonra ödenen bedellerin iadesinin de oldukça zor olacağını, menfi tespit davası neticelenene dek tedbir talep edilen çekte gerçek şirket yetkililerinin imzasını içermediğini düşündüklerini,bu kapsamda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olup, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ██████████ SOR. nolu dosyası ile şüpheli davalılar ..., ... şirketlerinin yetkilileri ... olmak üzere İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hâkimliği ████████ Değişik İş Dosyası ile tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı adli kontrol kararı verilmiş olup işbu kararın dilekçe ekinde sunulduğunu,davalılar hakkında alacaklılardan mal kaçırma sebebiyle İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ E. sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açılmış olup, mahkeme tarafından taşınmazlara ihtiyati haciz konulduğunu,kaldı ki şirket yetkilileri ile davalılar arasında düzenlenmiş olan sözleşme, iş bu dilekçe ekinde sunulmuş olup taraflar arasındaki çeklerle ilgili ticari ilişkinin varlığını da ortaya koyduğunu, ancak buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından iddiaların soyut kaldığı ve delillerin bulunmadığından bahisle tedbir talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, İİK madde 72/2;“İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.” denildiğini,İİK madde 72/2 gereğince davacı müvekkilinin davaya konu çek bedelinin %15 oranından az olamamak üzere teminatı mahkeme veznesinde depo etmeye hazıır olduğunu,davacı müvekkilleri tarafından yukarıda belirtilen çekler yönünden mahkeme veznesine yatırdığı teminat/teminat mektubu karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Dava, menfi tespit ve çeklerin icraya konulmaması için ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
İİK'nun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde:"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurul- masına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
İİK 72. madde menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup davanın takipten önce veya sonra açılması, verilecek tedbirin şekli yönünden değişikliğe yol açmaktadır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)
Somut olayda söz konusu belirtilen çekler sebebiyle bu bedelsiz kaldığı olduğu yolundaki iddiaya yönelik davacının davalılara borçlu olmadığının ispat yükü davacı taraftadır.Davacı tarafça belirtilen çeklerin bedelsiz kaldığı iddiası yargılamayı gerektirdiğinden dosya kapsamı itibarıyla yaklaşık ispat olarak bu aşamada sağlanamamıştır.
Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!