İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, koltuksuz jüt fileli şezlong ve sehpa teslimatında çıkan anlaşmazlık nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı bir tatil köyü işletmecisi, davalı tedarikçiden sipariş ettiği şezlong ve sehpaların eksik teslim edildiğini iddia ederek sözleşmeyi feshetmiş ve eksik kalan bedelin icra yoluyla tahsilini talep etmiştir; davalı ise tüm ürünlerin eksiksiz teslim edildiğini, davacının haksız yere sözleşmeyi feshederek menfaat sağlamaya çalıştığını savunarak icra takibine itiraz etmiştir ve ilk derece mahkemesi, taraflar arasındaki bu ticari uyuşmazlıkta davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali talebini, özellikle ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesini de göz önünde bulundurarak değerlendirmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait olan .. mevkiinde bulunan .... tatil köyü işletmesinde kullanılmak üzere davalı şirketten 405 adet kolsuz jütlü fileli şezlong ve 190 adet plastik şezlong sehpası sipariş edildiğini, sipariş ile birlikte aynı tarihte GIB202000000004 nolu KDV dahil 197.886,00 TL bedelli faturanın daha siparişler gelmeden kesilip müvekkili şirkete gönderildiğini, ayrıca sipariş avansı olarak aynı tutarlı 07.05.2020 tarihli çek verildiğini, sipariş edilen ürünlerin turizm sezonundan önce teslim edilmesi gerekirken Haziran ayında 65 adet, Temmuz ayında 65 adet olmak üzere 130 adet şezlong teslim edildiğini, eksik kalan kısmın hiçbir zaman teslim edilmediğini, teslim edilmeyen ürünlerden dolayı müvekkili şirketin sözleşmeyi fesh ettiğini, buna istinaden 24.08.2020 tarihinde TE02020000000554 numaralı 136.536,00 TL bedelli iade faturası tanzim edildiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşmanın sağlanamadığını, alacağını halen tahsil edemediği için davalı şirketin itirazlarının iptali ile duran takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının eksik ürün teslimi ile ilgili beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin, davacının siparişine konu 405 adet kolsuz jütlü fileli şezlong ve 190 adet plastik şezlong sehpasını .... adlı nakliyat firması aracılığıyla teslim ettiğini, bu hususun tarafın ticari defterlerinin incelendiğinde ortaya çıkacağı gibi ürünleri teslim eden tanık nakliyeci ... mahkeme nezdinde dinlendiğinde de görüleceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müvekkili şirket tarafından yerine eksiksiz getirilse de davacı haksız yere menfaat etmek için sözleşmeyi fesh ettiğini belirterek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "..... Dava; davacı ile davalı arasında ki ticari ilişkiye istinaden davalının davacıya satmış olduğu 275 adet kolsuz, jütlü, fileli şezlong ve 190 adet plastik şezlong sehpasının davalı tarafından davacıya teslim edilmediği iddiası ile sözleşmeden dönme hakkı kullanılarak satış bedeli olan 136.526,00 TL'nin davalıdan tahsili amacı ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalının davacıya satmış olduğu, şezlongları ve şezlong sehpalarını davalının kendilerine teslim etmediğini, satış bedeli olarak davalıya sipariş avansı olarak 197.886,00 TL bedelli fatura karşılığı avans çeki düzenlendiği ve verildiğini iddia etmektedir. Ayrıca dava konusu olmamakla birlikte teslim edilen 65 şezlongdan 40 tanesinin yalnızca bir sezon kullanıldığı ve bu nedenle bu şezlongların ayıplı olduğu iddia edilmektedir. Ancak ayıplı olduğu iddia edilen şezlongların dava konusu olmadığı açıkça belirtilmiştir. Dava konusu edilen 275 adet şezlong ve 190 adet şezlong sehpasının davalı tarafça davacıya teslim edilmediği, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshi ve bedelin iadesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; dava konusu olmayan ürünlerin ayıplı olduğu iddiasına ilişkin olarak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı savunulmuştur. Ayrıca cevap dilekçesinde, dava konusu malların 2020 yılı Haziran ve Temmuz ayında davacıya teslim edildiği davacının ise eksik ifaya ilişkin hiçbir çekince ileri sürmeksizin yapılan teslimatı kabul ettiği, dava konusu malların eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğinin tarafların ticari defterleri incelendiğinde ortaya çıkacağı davalının sözleşme gereği üzerine düşen edimini ifa etmesine rağmen davacının haksız şekilde menfaat elde etme amacı ile hakkı olmadığı halde bu davayı açtığı savunulmuştur.Tarafların ticari defterler üzerinde SMMM bilirkişisi tarafından inceleme yapılmış davacının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre; davacının dava konusu uyuşmazlığa konu 2020 yılı hesap dönemine ait ticari defterlerinin noter tasdik bilgilerinin zamanında yapıldığı, ticari kayıtların ve defterlerin birbirleri ile uyumlu olduğu ve usulüne uygun tutulduğu bu haliyle davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre davacı tarafça düzenlenen iade faturası dikkate alındığında davacının 136.526,00 TL davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça sunulan ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde uyuşmazlık konusu 2020 yılı hesap dönemine ilişkin davalının ticari defterlerinin zorunlu noter tasdik bilgilerinin zamanında yapıldığı, ticari defter ve kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu ve bu nedenle davalının ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca taraflara ait Ba ve Bs formlarının tarafların ticari defter ve kayıtları ile uyumlu olmadığı da tespit edilmiştir. Ayrıca bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacı tarafından davalıya yapılan çek ile ödemenin avans ödemesi olup olmadığı yönünde bilirkişinin yapmış olduğu inceleme ve değerlendirmede dava konusu ödemeye konu çekin avans hesabında takip edilmediği, 31.01.2020 keşide tarihli, 07.05.2020 vade tarihli çekin 120 alıcılar hesabında takip edildiği, avans hesabında takip edilmediği ve davalı tarafından dava konusu satış sözleşmesine ilişkin düzenlenen 197.886,00 TL tutarındaki faturanın davacı tarafa tebliğ edildiği ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu nedenle fatura içeriği ürünleri eksiksiz olarak teslim aldığının kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Davacı tarafın düzenlemiş olduğu iade faturası ve ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediğinin tespiti bakımından İstanbul 28. Noterliği'nin 26.08.2020 tarihli ihtarnamesi tebliğ alında belgesi ile birlikte istenilmiş, gönderilen ihtarname ve tebliğ evraklarının incelenmesinde davacı tarafça düzenlenen ihtarname ve 136.526,00 TL tutarlı iade faturasının davalı tarafa tebliğ edilmediği, tebligatın iade edilmiş olduğu anlaşılmıştır. İade faturasının davalıya tebliğ edilmemesi ve ihtarnamenin de tebliğ edilmediği dikkate alındığında ve davacının dava dilekçesinde avans ödemesi olarak verildiği iddia edilen çekin avans hesabında kayıtlı olmadığı göz önünde bulundurulduğunda ve ayrıca davalı tarafça düzenlenen satış sözleşmesine konu faturanın davalı ticari defterlerine kayıtlı olduğu da dikkate alındığında; davalı tarafça sözleşme konusu şezlong ve şezlong sehpalarının davacıya teslim edildiği, ödemenin davacı tarafça yapıldığı, ödemenin tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğu, satış akdine konu bedelin peşin olarak ödendiği, bu haliyle satım akdine konu malın davacıya eksiksiz olarak teslim edilmiş olduğunun kabulü gerektiği, şayet davacı tarafça satılan malların eksik olduğu iddiası var ise satılanların eksik teslim edildiğini ispat külfetinin davacıya ait olduğu, davacı tarafça düzenlenen ihtarname ve iade faturasının davalıya tebliğ edilmemiş olduğu, davacının satılan malın davacıya eksik olarak teslim edildiğini ispat edemediği, bu nedenle bedelin iadesine karar verilemeyeceği, davacı tarafça yemin deliline dayanılmadığı, dava değeri dikkate alındığında alacağın varlığının 6100 Sayılı HMK'nun da yer alan kesin delillerle ispat edemediği kanaatine varılmış, bu nedenlerle davanın reddine, ayrıca davacı taraf icra takibinde kötü niyetli olmadığından davalının, davacının kötü niyetli olduğu iddiası ile talep ettiği vekalet ücreti ve disiplin para cezası talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " DAVANIN REDDİNE, Davacının, davalı ile vekili arasında kararlaştırılan vekalet ücreti ve disiplin para cezasına mahkum edilmesi talebinin koşulları bulunmadığından REDDİNE'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin işletmesinde kullanmak amacıyla 01.02.2020 tarihinde .... Şti'den 405 adet kolsuz jütlü fileli şezlong ve 190 adet plastik şezlong sehpası siparişi vermiş olup aynı tarihte GIB2020000000004 no'lu KDV dahil 197.886,00 TL bedelli fatura ile sipariş edilen ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmeden önce fatura edildiğini, müvekkili şirketin, sipariş avansı olarak yine aynı tutarlı, 07.05.2020 vade tarihli çekin davalı şirkete teslim edildiğini, çekin, keşide tarihinde davalı şirkete ödendiğini, sipariş edilen ürünlerin müvekkili şirketin işinin niteliği gereği yaz turizm sezonunun başında hazır olmasının gerekmesine rağmen müvekkili şirkete davalı şirket tarafından Haziran ayında 65 adet, Temmuz ayında 65 adet olmak üzere toplamda 130 şezlong teslim edilmiş olup geriye kalan toplam 275 adet şezlong ve 190 adet şezlong sehpasının hiçbir zaman teslim edilmediğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirketten satın alınmış olan 275 adet kolsuz jütlü fileli şezlong ve 190 adet plastik şezlong sehpasının davalı tarafından müvekkili şirkete teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığını, ayrıca müvekkili tarafından ödenen 136.526,00 TL bedelin iadesi amacıyla İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını ve davalı şirket tarafından borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı tarafından ilgili icra dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali amacıyla İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında görülen davanın gerekçeli kararında "İade faturasının davalıya tebliğ edilmemesi ve ihtarnamenin de tebliğ edilmediği dikkate alındığında ve davacının dava dilekçesinde avans ödemesi olarak verildiği iddia edilen çekin avans hesabında kayıtlı olmadığı göz önünde bulundurulduğunda ve ayrıca davalı tarafça düzenlenen satış sözleşmesine konu faturanın davalı ticari defterlerine kayıtlı olduğu da dikkate alındığında; davalı tarafça sözleşme konusu şezlong ve şezlong sehpalarının davacıya teslim edildiği, ödemenin davacı tarafça yapıldığı, ödemenin tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğu, satış akdine konu bedelin peşin olarak ödendiği, bu haliyle satım akdine konu malın davacıya eksiksiz olarak teslim edilmiş olduğunun kabulü gerektiği, şayet davacı tarafça satılan malların eksik olduğu iddiası var ise satılanların eksik teslim edildiğini ispat külfetinin davacıya ait olduğu, davacı tarafça düzenlenen ihtarname ve iade faturasının davalıya tebliğ edilmemiş olduğu, davacının satılan malın davacıya eksik olarak teslim edildiğini ispat edemediği, bu nedenle bedelin iadesine karar verilemeyeceği" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin karar gerekçesinde; müvekkili tarafından yapılan ödemenin avans hesabında takip edilmediğini, düzenlenen iade faturası ve bu faturanın karşı tarafa gönderilmesine ilişkin İstanbul 28. Noterliği ihtarnamesinin davalı tarafa tebliğ edilmemiş olmasını, faturaya konu ödemenin yapılması ve bunun faturaya konu ürünlerin tamamının teslim edildiği anlamına geldiğini, ürünlerin eksik teslim edilmesine ilişkin durumun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğine ilişkin hususların tamamının hatalı olduğunu, ilk olarak yapılan ödemenin muhasebesel açıdan avans hesabında takip edilip edilmesinin hiçbir hukuksal öneminin olmadığını, tek taraflı olarak müvekkilin muhasebesi tarafından yapılan ödeme - avans olsun/olmasın- avans hesabında takip edilse idi ödemenin avans ödemesi mi olduğu sonucuna varılacağını, önemli olan ödemenin konusunu teşkil eden hizmet veya malın ifasının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde olduğunu, ödemenin ister avans olsun ister olmasın, eğer karşılığı alınmamış ise, bu durumun karşı taraf lehine sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini ve fazla ödemeyi yapan tarafın her zaman bunun kendisine iadesini talep edebileceğini, ikinci olarak fatura gönderimine ilişkin ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edilmemiş oluşunun da, davanın reddine gerekçe yapılamaz bir durum olduğunu, iade faturasının ve noter ihtarnamesinin, davalı şirketin yasal adreslerine gönderilmek istenilmiş ise de, tebligat yapılamadığını, aslında bu durumun bile davalı şirketin ticari ahlak ve davranışlarına ilişkin kanaat oluşturduğunu, ayrıca alacak taleplerine ilişkin başlatılan icra takibinde gönderilen ödeme emri davalı yana tebliğ edildiğini, takibe itiraz edilmesi üzerine anılan davanın ikame edildiğini, karşı tarafın, taleplerinden haberdar olduğunu ancak borca itiraz ettiğini, bu nedenle mahkemenin bu hususa ilişkin ret gerekçesinin de hatalı olduğunu, üçüncü hatalı hususun ise; faturaya konu ödemenin ürünün tamamen teslim edildiği sonucunu doğurduğu gerekçesine ilişkin olduğunu, bu gerekçenin asla hukuken kabul edilebilir bir gerekçe olmadığını, gerek günlük yaşam içinde bulunduğu gerekse pek çok ticari satımda, alıcı tarafından ödemenin peşin yapıldığını, bu ödemeye uygun faturanın düzenleneceğini lakin ürün teslimatı fatura ve ödeme işlemlerinden ileri bir tarihte gerçekleştiğini ancak faturaya konu tutarın ödenmesinin, asla ilgili mal veya hizmetin karşı taraça ifa edildiği sonucunu doğurmayacağını, aslında bu hususun, mahkemenin 4 no'lu iptal gerekçesinin de hatalı olması sonucunu doğurduğunu, ispat külfetinin somut olayda hatalı ve ters işletildiğini, ödeme yapıldığının ispat yükünün alıcıya, ödemeye konu mal ve hizmetin teslim edilmesinin ispat yükünün ise, satıcıya ait olduğunu, hiçbir zaman faturanın düzenlenmiş olmasının, ispat külfetinin değişmesi sonucunu doğurmayacağını, müvekkilinin aradaki anlaşmaya uygun şekilde ödemesini noksansız gerçekleştirdiğini, bu noktada bir ihtilaf bulunmadığını, lakin ürünün eksiksiz olarak müvekkiline teslim edildiğinin ispat külfetinin davalı yana ait olduğunu, buna ilişkin ne bir sevk irsaliyesinin ne de bir teslim/tesellüm belgesinin dosyaya ibraz edilmediğini, faturaya yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemiş olmasının veya faturaya konu tutarın ödenmiş olmasının, asla fatura içeriğine konu mal veya hizmetin teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini, Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, içtihatlar neticesinde; faturayı alan muhatabın faturaya süresi içerisinde itiraz etmemiş olmasının fatura içeriğinde yer alan malın/ürünlerin alıcıya teslim edildiğini göstermeyeceğine ve sipariş edilen ürünlerin teslim edildiğinin davalı tarafından kanıtlanmış olmasının zorunlu olacağına ilişkin savunmalarının doğruluğunu ortaya koyduğunu, dava konusu dosyada verilen ara karar neticesinde davalı şirkete ait defterlerin ibraz edilmediğinin bilirkişi raporunda açıkça görüldüğünü, 01.02.2022 tarihli bilirkişi raporu uyarınca müvekkili şirkete ait defterlerin incelenmesi neticesinde müvekkili şirketin asıl alacak miktarının kesin olarak belirlendiğini, 01.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda da belirtilen; davalı vekili, yerel mahkeme dosyasına sunmuş olduğu 21.10.2021 tarihli dilekçe ile; "davalı taraf ticari defterlerinin .... Mahallesi ..... Sokak no:... adresinde bulunduğu ve yerinde inceleme talebinde bulunduklarını, yerinde incelemeye gidilecek tarih için irtibata geçilmesi gerektiğinden, şirket ile iritbata geçilemediği, davalı vekili Av..... ile görüşüldüğünü, davalı vekili defterlerin henüz hazır olmadığını, bu bilgiyi şirket mali müşavirinden aldığını, beklenilmesi gerektiğini, geçen süre zarfında davalı vekil i ile tekrar konuşulduğunu, bu kez ticari defterleri bulamadıklarını beyan ettiklerini, bu sebeple raporun davacı ticari defterleri doğrultusunda incelendiği" tespit edildiğini, bilirkişinin de raporunda tespit ettiği üzere davalı şirketin ticari defterlerini süresinde ibrazdan kaçındığını, 07.10.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında da; "3-Taraf vekillerine uyuşmazlık konusu dönemi kapsar şekildeki ticari defter ve belgelerin mahkememize ibrazı ya da bulundukları adresi Mahkememize bildirmeleri için TTK 83 ve HMK 222 mad. Uyarınca 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde istenilen hususların yerine getirilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (taraf vekillerine ihtarat yapıldı)" şeklinde hüküm kurulduğunu, davalının "ticari defterlerinin kaybolduğuna yönelik beyanı" nın esas alınarak süresi içerisinde sunulmayan delil niteliğini kaybetmiş ticari defterler için hukuka ve karara uygun bir şekilde dosyaya sunulması gereken süre itibariyle yaklaşık 7 ay, 01.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun tanzim edildiği tarihten itibaren yaklaşık 3 ay sonra ticari defterlerin sunulması amacıyla davalı tarafa yeniden süre verilmiş olmasının açıkça yasaya aykırılık teşkil ettiğini ve mahkemenin kendi içerisinde çelişkisine mahal verdiğini, sipariş edilen ürünlerin tamamının teslim edildiğine ilişkin tespitlerin yapılabilmesi amacıyla ilgili belgelerin davalı tarafından dosyaya sunulmadığını, taraflarınca tanzim edilen iade faturasının usulüne uygun bir şekilde davalı şirkete tebliğ edilmiş olup müvekkilinin kendisine teslim edilmeyen ürünler için ödeme yapmasının hukuken beklenebilir bir talep olmadığını, ayıplı ve eksik ifa sorumluluğu nedeni ile müvekkiline hiçbir zaman eksik malların teslim edilmediği bu olayda, eksik ifa sonrası müvekkili tarafından iade faturasının düzenlendiğini, müvekkilinin iade faturası düzenlemiş olmasının gerekçesinin, söz konusu sipariş edilen ürünlerin eksik teslim edilmesi ve müvekkili ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakması olduğunu, müvekkilinin kendisine teslim edilmeyen ürünler için ödeme yapmasının hukuken beklenebilir bir talep olmadığını, faturaya itiraz edilmemesi nedeni ile faturayı alan tarafın hukuken kabul etmiş sayılacağı içeriğin belirlenmesinin önem arz ettiğini, faturaya itiraz edilmemesi nedeni ile fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasının faturanın olağan içeriği ile sınırlı kaldığını, ancak faturayı gönderen tarafın, fiili olarak faturanın içeriğini/muhtevasını dilediği gibi belirleme imkanına sahip bulunduğunu, bu durumda fatura içeriğinin ne olduğunun belirlemesinin yapılması gerektiğini, 01.02.2020 tarihinde sipariş edilen ve yine aynı tarihte faturası kesilen toplam 405 adet kolsuz jütlü fileli şezlong ve 190 adet plastik şezlong sehpası yaz turizm sezonunun başında hazır olmasının gerekmesine karşın eksik ifa ile yalnızca 130 şezlongun teslim edildiğini, müvekkili tarafından her ne kadar vadeli çek ile ödeme yapılmış olsa da, edimin eksik ve kusurlu yerine getirilmesinden kaynaklı iade faturası düzenlenmesi zaruretinin hasıl olduğunu, ürünlerin eksik ve kusurlu olarak teslim edildiği için 24.08.2020 tarihinde TE020200000000554 numaralı 136.536,00 TL bedelli iade faturasının keşide edilmiş olup, dosya içeriğinde davalı tarafından irsaliyenin ya da mal teslim tutanağının sunulmadığını, VUK hükümlerine göre sevk irsaliyesinin ve teslim evraklarının tanziminin zorunlu olup ayrıca davalının, dava konusu mallarının tamamının teslim edildiğini belirttiğini, söz konusu malların teslimine ilişkin kayıtlarında geçerli bir sevk irsaliyesinin ve bu sevk irsaliyesinde müvekkili şirket tarafından yetkili bir personelin malları teslim aldığına ilişkin geçerli bir imzanın yer alması yani, teslim-tesellümün davalı tarafça ispatının gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın reddine, davacının, davalı ile vekili arasında kararlaştırılan vekalet ücreti ve disiplin para cezasına mahkum edilmesi talebinin koşulları bulunmadığından reddine'' karar verilmiştir.İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu İzmir 8. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında Bakırköy 7.İcra Müdürlüğü'nün ███████ Esas sayılı icra takip dosyası ile 16.09.2020 tarihinde toplam 136.879,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, alacaklı vekilinin talebi üzerine dosyanın İzmir 8. İcra Dairesi'ne gönderildiği ve █████████ Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden düzenlenen ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı tarafça davacıya satıp teslim edilmesi kararlaştırılan ve avans olarak ödemesi yapılan 275 adet şezlong ve 190 adet şezlong sehpasının davalı tarafça davacıya teslim edilmediği, bu nedenle davacı tarafça davalıya 24.08.2020 tarih ve 136.536,00 TL bedelli iade faturasının düzenlendiği ve iş bu tutarın davalıdan tahsili için davaya konu icra takibinin başlatıldığı iddia edilmiştir. Davalı taraf ise taraflar arasındaki sözleşme gereğince tüm ürünlerin davacıya teslim edildiği, bu kapsamda davalı tarafça düzenlenen faturaların davacı tarafça ticari defterlerine işlendiği ve davacı iade faturasının davalıya tebliğ edilmediği, ticari defterlerine de işlenmediği, davacı iddialarının yerinde olmadığı savunma olarak ileri sürülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama sırasında her iki şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan raporlara göre davalı tarafça davacı adına düzenlenen 01.02.2020 tarih ve 197.886,00 TL' lik mal ve hizmet faturasının davacıya ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve ayrıca davalı tarafça teslim edilmediği iddia olunan mallarla ilgili olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenen 24.08.2020 tarih ve 136.526,00 TL bedelli iade faturasının da davalıya borç kaydedilmesi neticesinde takip tarihi itibarıyla davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 136.526,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı ticari defterlerine göre de takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 352,40 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 24.08.2020 tarih ve 136.526,00 TL bedelli iade faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, taraflar arasındaki ihtilafın avans olarak ödemesi yapılmış olmasına rağmen davalı tarafça davacıya teslim edilmediği iddia olunan dava konusu mallara ilişkin olmasına, bu mallara ilişkin olarak davalı tarafça düzenlenen mal ve hizmet faturasının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına, bu durumun fatura içeriği mal ve hizmetin davacıya verildiğine karine teşkil etmesine, aksinin davacı tarafça HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince yazılı deliller ile kanıtlanmasının gerekmesine, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 24.08.2020 tarih ve 136.526,00 TL bedelli iade faturasının da davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunmamasına, davacı tarafça açıkça yemin deliline de dayanılmamış olmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 2.340,00 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 1.608,00 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Kararın resen taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026