İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, sigorta rücu davasında emtia nakliyatı sırasında çıkan yangın kaynaklı hasar ve müşterek avarya sebebiyle itirazın iptali talebinin istinaf incelemesine ilişkin kararı.
Özet: Sigorta şirketi, gemide çıkan yangın ve müşterek avarya nedeniyle hasar gören sigortalı emtiayı ödeyerek halefiyet yoluyla taşıyıcıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, taşıyıcının aktif husumet eksikliği, konşimento aslı talebi, yetkili mahkemenin Londra olması, müşterek avarya payının ödenmemişliği ve yangın durumunda kişisel kusuru yoksa taşıyanın mutlak sorumsuzluğu savunmalarıyla davanın reddini istediği bir istinaf incelemesidir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : █████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : █████/2026Davacı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 462321001532-8 nolu emtia nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalısı .... Şti. tarafından Çin'den satın aldığı 19.03.2017 tarihli ve 20170319-SE numaralı fatura muhteviyatındaki alumina bilya emtiasını nakliye rizikolarına karşı sigortaladığını, bahse konu yükün 20.03.2017 tarihli MSCUXW521194 ve CNFOS0000018621 numaralı konşimento ile Çin'den İzmir limanına taşınmak için GLDU5649....numaralı konteynıra yüklenerek .... gemisi ile Türkiye'ye gönderildiğini, ancak seyir esnasında geminin konteyner ve güverte bölümünde yangın çıktığını, söndürme çalışmaları sonucunda müşterek avarya ilan edildiği, GLDU5649... numaralı konteynerin kurtarma çalışmaları sırasında su aldığını ve emtianın hasarlı olduğunun limanda tespit edildiğini, ekspertiz incelemesi ile belirlenen zararın sigortalıya ödendiğini ve bu bedel karşılığında müvekillinin TTK m. 1472 gereğince kanuni halef sıfatına sahip olduğunu, 1 nolu davalı olan ....'nin 20.03.2017 tarihli MSCUXW521194 numaralı konşimentoyu düzenlediğini, bu nedenle davalılar aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takip yaptıklarını, davalıların takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ......'ya izaften .... A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde; Davacının dosyaya sunmuş olduğu 2 adet taşıma sözleşmesi ve konşimento bulunduğunu, müvekkili şirketin acentesi olduğu dava dışı .....'nın düzenlediği MSCUXW521194 numaralı konşimento incelendiğinde yükletenin ... LTD. ...LTD, gönderilenin .... AŞ olduğunu, davacının sigortalısı .... Şti'nin konşimentoda taraf olmadığını, müvekkiline karşı hak iddia edemeyeceklerini, böyle bir hak iddiası varsa konşimento aslının hamilin elinde olması gerektiğini, davacının konşimentonun fotokopisini dosyaya sunduğunu, konşimentonun aslının bulunması ile hak sahibi olduğunu ispat edebileceğini, aksi halde aktif husumetin bulunmadığını, davaya konu taşımadan hasar gördüğü belirtilen emtianın taşındığı konşimentonun 10. maddesinde yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, MÖHUK m. 47'de de tarafların yetki sözleşmesiyle yetkili mahkemeyi belirleyebileceğini, davanın esası yönünden ise; MSCUXW521194 numaralı konşimentoyla taşınan emtianın taşıma esnasında çıkan yangın sebebi ile müşterek avarya ilan edildiğini, avarya dispeçcisi olarak Londra'da bulunan.....'in tayin edildiğini, böylece avaryaya konulan yükler ile ilgili her türlü bilginin ..... sitesinden yayınlanacağını ve .... şifresi ile ulaşılabileceğinin ilan edildiğini, müşterek avaryanın TTK m. 1272 ve devamına göre TTK da açıklandığını, TTK m. 1277 gereğince mülkün maliki olduğunu iddia eden davacı veya sigortalısının üzerine düşen garame payı ödenmedikçe veya TTK m.1201 uyarınca şahsi sorumlusu olduğu, garame için gemi donatanı olan .....'ya teminat gösterilmediği müddetçe donatanın yükü davacıya teslim edemeyeceğini aksi halde bu garame payından kendisinin sorumlu olacağını, TTK m. 1277/3 TTK m. 1201 uyarınca donatanın yükler üzerinde hapis hakkının bulunduğunu, davacının müşterek avaryaya karşı hem garame payını ödemediğini, hem de teminat göstermediğini, davacının müşterek avaryadan kaynaklanan garame payını ödemeden yük üzerinde tasarruf hakkına sahip olamayacağını, bu nedenle dava açabilmesi için aktif dava ehliyetine sahip olmadığını, esas yönünden ise yangından meydana gelen her türlü hasar ve ziyadan dolayı taşıyanların ve fiili taşıyanların mutlak sorumsuzluklarının bulunduğunu, meydana gelen zarardan taşıyanların bu yangında kendi şahsi kusurları olmadığı müddetçe mutlak sorumsuzluklarının bulunduğunu, 1924 tarihli "Konşimento Da Taşımalar Hakkında Bazı Kuralların Birleştirilmesine Dair Brüksel Konvansiyonu" - Lahey kuralları gereğince (m. 4/2-b) taşıyanın hata ve ihmali yüzünden ileri gelmemiş olmak üzere bir yangından dolayı taşıyanın sorumlu olmayacağının belirtildiğini ve hükmün TTK m. 1180'e uygun olarak düzenlendiğini, taşıyanın yangından doğan büyük zararları için kendi adamlarının veya gemi adamlarının kusuru olmadıkça sorumlu olamayacağına yangının gemi üstünde bir konteynerde beyan dışı olan maddenin alev alması ile ortaya çıktığını, dolayısıyla taşıyanın sorumlu olmadığını, poliçenin yangın hasarını kapsayıp kapsamadığının da davacıya açıklattırılması gerektiğini, aynı zamanda davacı aleyhine icra inkar tazminatına ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .....'na İzafeten .... AŞ. vekilinin cevap dilekçesinde; Müvekkili davalının acente sıfatı ile taşımada yer aldığını, MSCUXW521194 numaralı ana konşimentoyu Çin'den Türkiye'ye deniz yolu ile taşımaya ilişkin taşıma komisyoncusu olarak görev yaptığını, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davanın İsviçre'de görülmesi gerektiğini, zaman aşımının da geçtiğini, taşımanın 20.03.2017 tarihinde gerçekleştiğini, 19.11.2018 tarihinde ödeme emri düzenlenerek icra takibine geçildiğini, 1 yıllık zaman aşımının geçtiğini, taşıma sırasında meydana gelen hasarla müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, taşıma sırasında "beyan edilmemiş bir tehlikeli yük" sebebi ile ... . adlı gemide yangın çıktığını, yangından neşet eden hasar ve ziyalarda taşıyan ve fiili taşıyanın mutlak sorumsuzluğunun bulunduğunu, TTK m. 1182 uyarınca "denizin ve geminin işletilmesine el verişli diğer suların tehlike ve kazaları" hükmü gereğince müvekkilin gerekli özeni göstermesine rağmen müvekkili şirkete atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, yangında taşıyanın sorumlu olduğu bir an için düşünülse dahi hasarda fiilen taşımayı yapan firmanın sorumlu olacağını, talep edilen bedelin, sorumluluk sınırının üstünde olduğunu belirterek, davanın husumet, yetki ve zaman aşımı yönünden reddi ile %20 kötü niyet tazmınatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin vermiş olduğu replik dilekçesinde; Davalı ....'ya izafeten..... A.Ş vekilinin aktif husumet itirazının yerinde olmadığını, müvekkilinin sigortalısı dava dışı.....ŞTİ.'nin alıcısı olduğu emtiaların taşınması işinin 2 nolu davalı ....'na İzafeten .... AŞ. ile anlaşıldığını, 2 nolu davalının bu işi 1 nolu davalı ile yaptırdığını, bu nedenle 2 nolu davalının CNFOS0000018621 no'lu ara konşimento düzenlediğini, 1 nolu davalı ....'nın düzenlemiş olduğu MSCUXW521194 nolu konşimentonun ise ana konşimento olduğunu ve taşımanın bu şirket tarafından yapıldığını, her ne kadar davalının bu konşimentoda müvekkilinin yer almadığı ve bu nedenle aktif husumetin bulunmadığı belirtilmiş ise de; bu konşimentonun ana konşimento olup, fiili taşıyan ile anlaşan firmaların yükleten ve gönderilen olarak ana konşimentoda görüldüğünü, müvekkilinin sigortalısının yükün alıcısı olduğunu, müvekkilinin teminat kapsamında riziko sebebiyle sigortalısına ödeme yaptığını, böylece akdi ve kanuni halef olduğunu, davalının pasif husumet itirazının bulunmadığını, taşımada taşıyan olduğunu kabul ettiğini, TTK m. 1191/4 gereğince her iki davalının hasardan sorumlu olduğunu, müvekkilin sigortalısına ait yükün tamamen zayi olduğunu, bu nedenle müşterek avarya garame payı ödeme zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin müşterek avarya garanti mektubu verdiğini, kaldı ki GLDU564935/4 ve TRHU3419-9 no'lu konteynerlar'ın kurtarma çalışması sırasında suya maruz kaldığını, müvekkilinin sigortalısına ait yükün tamamen ıslanarak zayi olduğunu, hiçbir değeri olmayan yük üzerinde davalının hapis hakkı kullanmasının mümkün olmadığını, 1 no'lu davalı .....'nin ve avarya dispeççisi .... tarafından alınan ortak karar ile yükün müvekkilinin sigortalısına teslim edilmeden imha edildiğini, yetki anlaşmasının tek taraflı yapılamayacağını, iddia edilen yetki şartının geçersiz olduğunu, uygulanacak hukuk ve yetki şartını içeren 10 numaralı klozun TBK m.20 ve 21 karşısında geçersiz olduğunu, konşimentoda bulunan yetki şartında yetkili mahkemenin belirli olmadığını, yetki şartının geçersiz olduğunu, geminin denize, yola ve yüke elverişli olarak hareket etmesi gerektiğini, 4922 sayılı yönetmelik kapsamında taşıyanın sorumlu olduğunu belirtmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasara uğramasına istinaden açılan rücuen tazminat davasında dava konusu yükün taşındığı gemide meydana gelen yangın nedeni ile ilan edilen müşterek avarya kapsamında davacının hasara uğrayan emtiaya ilişkin olarak alacak talebinde bulunup bulunamayacağı ve yapılan icra takibine itirazın haklı olup olmadığına ilişkindir.Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası, Poliçe, ihtarname, faturalar, konşimento, ekspertiz raporları, fotoğraflar incelenmiştir. İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ..... A.Ş.'nin 22.11.2017 tarihli ilamsız icra takibi ile borçlu ....'na İzafeten.... AŞ. ve ....izafeten .... AŞ aleyhine ilamsız icra takibine geçtiği, takip miktarının 157.785,20 TL olduğu, borçlu .... AŞ'ye 30.11.2017 tarihinde, ....'na İzafeten ... AŞ'ye ise 20.11.2018 tarihinde tebligat yapıldığı,.....'na İzafeten .... AŞ. vekilinin 26.11.2017 tarihinde, .... AŞ'nin ise 05.12.2017 tarihinde takibe itiraz ederek takibi durdurduğu, takibin 11.01.2019 tarihinde durduğu belirlenmiştir.Dosyaya ibraz edilen konişmento da yer alan yetki ilk itirazı incelendiğinde; bu halde yetkili mahkemenin m.10/3'e göre MSCUXW521194 numaralı konişmento da yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren konişmento kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu açıktır. Buradaki genel işlem şartı, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabidir. Söz konusu denetim gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmaktadır. Ayrıca söz konusu hükümler, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırmakta ve bu sebeple kamu düzenine ilişkindir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabilecektir. Öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunması da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememektedir. Çünkü bu konuda “Türk hukukunu doğrudan uygulanan kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulur: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümler (örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulanır (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). Genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıktır. Dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’ da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerekmektedir. Olayda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartı içerik denetimine tabidir. Bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. Somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Londra Mahkemelerine başvurması gerekecektir. Bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olmaktadır. Dürüstlük kuralına göre, söz konusu yetki şartının geçerli olması Türkiye’de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratmaktadır. Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konişmentolarda yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulanmıştır. Bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığı görülmektedir. (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) ████████ Esas, 2-) ████████ Esas, 3-) ████████ Esas, 4-) ████████ Esas, 5-) ████████, Esas 6-) ████████ Esas, 7-) ████████ Esas, 8-) ████████ Esas, 9-) ████████ Esas, 10-) ████████ Esas, 11-) ████████ Esas, 12-) ████████ Esas, 13-) ████████ Esas, 14-) ███████ Esas, 15-) ███████ Esas, 16-) ███████ Esas, 17-) ███████ Esas, 18-) ███████ Esas, 19-) ███████ Esas, 20-) ███████ Esas, 21-) ███████ Esas, 22-) ███████ Esas, 23-) ███████ Esas, 24-) ███████ Esas, 25-) ███████ Esas, 26-) ███████ Esas, 27-) ███████ Esas, 28-) ███████ Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin – 1-) ████████ Esas, 2-) ████████ Esas, 3-) ████████ Esas, 4-) █████████ Esas, 5-) ███████ Esas, 6-) ███████ Esas, 7-) ████████ Esas, 8-) ████████ Esas, 9-) ████████ Esas, 10-) ████████ Esas, 11-) █████████ Esas, 12-) █████████ Esas, 13-) █████████ Esas, 14-) █████████ Esas, 15-) ████████ Esas, 16-) █████████ Esas, 17-) █████████ Esas, 18-) ████████ Esas, 19-) ████████ Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yoldur. Söz konusu uygulama da, temelde, somut olaydaki yükle ilgilinin hak arama özgürlüğü üzerinde yetki ve tahkim kaydının ekonomik bir sınırlama yapıp yapmadığı ölçütüne dayanmaktadır. Bu tür bir etkinin olmadığı durumlarda yetki ve tahkim kaydı geçerli görülürken, hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlanmış olacağı durumlarda genel işlem koşulu niteliğindeki bu kayıtlar bağlayıcı nitelikte sayılmamaktadır. Ayrıca konişmentoda yer alan yetki kaydı incelendiğinde; "Tüccarın açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın Londro Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde olduğu ve ingiliz kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılacak taşımalara ilişkin dava, münhasıran NewYork Güney Bölgesinden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesinde açılacak ve ABD kanunları münhasıran geçerli olacaktır. Tüccar herhangi bir diğer mahkemede dava açmamayı ve başka bir mahkemede açılan davanın sona erdirilmesinde oluşacak taşıyıcının makul yasal giderlerini ve masraflarını karşılamayı kabul eder. Tüccar yukarıda belirtilen esasa ilişkin tüccar aleyhine verilmiş herhangi bir karara itiraz hakkından feragat eder. Navlun veya tüccarın taşıyıcıya ödemesi gereken herhangi bir diğer tutarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda, taşıyıcı seçim hakkı kendisinde olmak üzere belirtilen ülkelerde ya da yükleme limanı, boşaltma limanı, teslim yerinin bulunduğu ülkede veya tüccarın ticari faaliyetinin bulunduğu herhangi bir yerde tüccar aleyhine dava açabilir." bu kaydın her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur. Sonuç olarak; MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince somut olayda yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.Davalı tarafın hak düşürücü süre itirazı değerlendirildiğinde dava konusu emtianın 20.03.2017 tarihli konşimento düzenlendikten sonra 15.11.2017 tarihinde takip yapıldığı gibi, bu takibin düşmediği ve arada işlemler yapılarak zaman aşımının kesildiği, her başlayan süre içerisinde bir yıllık zaman aşımının geçmediği belirlendiğinden hak düşürücü süre itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.Sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasara uğramasına istinaden açılan rücuen tazminat davasında dava konusu yükün taşındığı gemide meydana gelen yangın nedeni ile ilan edilen müşterek avarya kapsamında davacının hasara uğrayan emtiaya ilişkin olarak alacak talebinde bulunup bulunamayacağı ve yapılan icra takibine itirazın haklı olup olmadığının tespiti için dosya İstanbul 17. ATM'ne gönderilmiş, mahkemece bilirkişi kimya ve inşaat Mühendisi, uzak yol Kaptanı ve Teknik Bilirkişi ....'den alınan 10.04.2020 tarihli raporda; TTK m. 1138 anlamında navlun sözleşmesinin dava dışı sigortalı alıcı ..... Şti. ile 2 nolu davalı .... A.Ş. arasında kurulduğu, navlun faturasını düzenleyen iki nolu davalının dava dışı sigortalı alıcıyla kurulan navlun sözleşmesinin tarafı olduğu, aynı zamanda akdi taşıyan sıfatıyla pasif husumetinin yer aldığı, bir nolu davalı ....'ya ise fiili deniz taşıyanı olarak husumetin yöneltildiği, aktif husumet yönünden ise, sigorta poliçesi, halifiyet ve davacının sigortalının haklarına halef olduğu, sigorta ettiren ve sigortalı sıfatının ..... Şti.'ne ait olup, poliçenin konşimento muhtevası olan makina emtiasının Çin'den İstanbul'a taşınmasına ilişkin riski kapsadığı, ... satışta eşyanın belirlenen teslim yerine kadar taşınması sürecinde hasara katlanma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğunu, geçerli bir sigorta sözleşmesinin mevcut olup, 157.785,20 TL sigorta tazminatının 25.09.2017 tarihinde sigortalıya ödendiği ve TTK m. 1472'e göre sigortalının haklarına halef olduğu, böylece aktif husumetin bulunduğu, 15.09.2017 tarihli ekspertiz raporunda; 04.04.2017 tarihinde .... gemisinin Srilanka Limanın 33 mil açığında güvertede konteynır bölümünde yangın çıktığı, yangının Kolombiya Limanı açıklarında söndürülmeye çalışıldığı, gemide başlayan yangının nedeninin "tehlike olduğu beyan edilmemiş" yükten kaynaklandığı, geminin müşterek avarya ilan edilmesi sonucunda müşterek avarya komitesi ve dispeç kurulu atandığı, müşterek avarya komitesi tarafından avarya anlaşması ve sigortalısı tarafından da müşterek avarya garantisi hazırlandığı ve komiteye iletildiği, yangının meydana geldiği bölüm dışında olan ve hasar görmeyen konteynır alıcılılarına sevk edildiği, hasar gören konteynırların Colombo Limanında boşaltıldığı, özel bölümde istiflendiği, bu aşamadan sonra kurtarma artı söndürme artı sevk ve imha bölümlerinden oluşan sıkıntılı bir süreç yaşandığı, GLDU564935/4 ve TRHU3419-9 no'lu konteynerlarda tamamen su alması neticesinde hasar gördüğü ve malın maddi bir değerinin bulunmadığı, sonuç olarak bu konteynır içerisinde ki malların değerlendirilemez hasarlı olarak tespit edildiği, malların İzmir Limanına gönderilmediği, zarar yönünden yapılan incelemede müşterek avarya deklarasyonunun incelenmesi ve gemide meydana gelen yangın nedeniyle sigorta şirketinin sigortalıya müşterek avarya sebebiyle zararı ödediği, yangının söndürülmesi için alınan tedbirler paylaşıma dahil olup, TTK m.1180 uyarınca taşıyanın kendi kusuru olmadıkça yangın zararlarından sorumlu olmadığı, gemide meydana gelen yangın söndürme amacıyla yapılan müdahale sonucunda konteynerin su alıp emtianın zayi olduğu, yangından söz edebilmek için açık bir ateş ve alevin bulunması gerektiği, yangının meydana gelmesinde şahsi kusuru bulunmadığı, bu nedenle taşıyana karşı rücuu imkanının bulunmadığı, ayrıca müşterek avaryaya ilişkin dispeç raporu hazırlanmadığından, yükle ilgiliye hangi oranda tazminat incelemesinin yapılacağı tespit edilemediği, davalı taşıyana kusuru olmadığından bu yangın nedeniyle TTK m.1180'e göre sorumlu olmadığı gözetilerek rucü etmenin mümkün olmadığı, belirlenmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 04.05.2020 tarihli beyan dilekçesinde; davalı taşıyanın geminin yola - yüke ve denize elverişli olduğu ispatlanmadığını, TTK m. 1180 gereğince taşıyanın şahsi kusuru bulunmadığından zarardan sorumlu tutulamayacağını, geminin sefere elverişli olmamasından TTK m.1141 gereğince taşıyanın sorumluluğu olduğundan sorumluluğu bulunduğu belirtilmediği, TTK m.1180 gereğince tehlikeli eşya taşıması durumunda tehlikeli eşya taşıyan kaptanın bunları kontrol etmesi ve onay vermemiş olması gerektiği halde bunu ihmal ettiği, bu durumun belirlenmediğinin eksik inceleme yapıldığını, müşterek avarya garame kapsamında indirim olabileceği ve Ex Gratia incelemesi yapılabileceği konusundaki bilirkişi tespitlerine kabul etmediklerini belirterek rapora itiraz etmiştir. Bu rapora karşı davalı... vekili 15.05.2020 tarihli beyan dilekçesinde; deniz ticaret hukukunda yangından ileri gelen her türlü hasar ve ziyadan taşıyanların ve fiili taşıyanların mutlak sorumlu olduklarını, 1924 Lahey Kuralları m.4/2-b gereğince taşıyanın hata ve ihmalinden ileri gelmemiş yangından taşıyanın sorumlu olmayacağının belirtildiği, Türkiye'nin bu sözleşmeye taraf olduğu gibi TTK m. 1180'deki yükümle mutlak sorumsuzluk verdiğini, müvekkili şirketin avarya ilan ettiğini, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği hak ve alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili 30.12.2020 tarihli dilekçesinde; davalı taraf .... gemisinin 04.04.2017 tarihinde ... ile ... arasında seferde olduğu tarihte geminin kıç sancak köşesinde güvertede yangın meydana geldiği ve bu yangına ilişkin olarak 08.01.2019 tarihli tutulan raporu dosyaya ibraz ettiği belirlenmiştir. Bu raporda; yangının sancak tarafından konteyner istiflerinin bulunduğu yerde duman, ısı ve ambar kapaklarında yer alan yangının yaydığı ısıyla yanma hasarının meydana geldiği, yangının çıkış sebebinin polimer tanelerinin yüklendiği 24 20 nolu konteynerlerin bulunduğu alanda çıktığı, bu konteynerlerin içerisine yüklü EPB polimer tanelerinin alev alıcı buhar yapabilen İMDG 9 sınıfından yük olduğu (UN2211), genişleyebilir polimer taneleri için İMDG kaydı bulunduğu, İMDG koduna uygun olarak ısı kaynaklarından uzağa üstteki ve dıştaki konteynerlerle güneş ışığına karşı korunaklı istiflendiği, birbirinden ayrılması gerekmediği belirlenmiştir. Davacı vekili 18.02.2021 tarihli dilekçesiyle; yangın raporunun, raporun 1.3. ve 1.4. maddelerinde 2 numaralı davalı ....'nin talimatı doğrultusunda, 2 no'lu davalı adına hareket eden ..... için hazırlandığını, tek taraflı olarak tanzim edilen bu raporun kanaat oluşturmaya ve hükme esas almaya elverişli olmadığını, uyuşmazlığın çözümüne etki edecek herhangi bir tespit içermediğini, raporda yangının çıkışı ve olayın seyrinin kronolojik olarak açıklandığını, tanık ifadeleri ve fotoğraflardan yangının 58. bölmede çıktığının anlaşıldığı ve bu bölgeye yüklenmiş konteynerlerden bir kısmında 9. Sınıf IMDG statüsünde bir yük olan "EPB/ genişleyebilir polimer" emtiasının taşındığının ifade edildiğini, raporun 4.2 maddesinde yangının sebebine ilişkin kesin bir tespit bulunmadığını, Denizde Can Güvenliği Uluslararası Sözleşmesi (SOLAS 1974) altında düzenlenen IMDG Code göre Sınıf 9 tehlikeli maddelerin taşıma sırasında kolay ulaşılabilir ve acil bir durumda kolay müdahale edilebilir bir alanda depolanması gerektiğini, bu sınıftaki yüklerin son derece çeşitli olup her yük için farklı güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini, raporun 4.3 maddesinde, yangın raporunda konteynerlerin ısı kaynaklarından uzağa, kod yükümlülüklerine uygun olarak istiflendiğinden bahsedildiğini, yangın raporunda yer alan tespitler ile davalı tarafın yangının çıkış sebebinin "beyan edilmemiş bir tehlikeli yük" olduğu iddiaları çeliştiğini, raporun taşıyanı sorumluluktan kurtarmak amacıyla tanzim edildiğini, raporda, IMDG kod yükümlülüklerine uygun olarak istiflendiği belirtilen bir yükün tehlikeli niteliğinin kaptan veya taşıyan tarafından bilinmiyor olmasının mümkün olmadığını, kaptanın tehlikeli yükü gemiden çıkarma, imha etme veya zararsız hale getirme yükümlülüklerinin bulunduğunu (TTK m. 1148), taşıyanın, gemiyi denize, yola ve yüke elverişli bir halde bulundurmakla yükümlü olup aksi halde meydana gelen zararlardan yük ilgililerine karşı sorumlu olduğunu, raporda yangının sebebi olarak öne sürülen yükle ilgili kaptanın ve/veya taşıyanın bilgisi olup olmadığı, ilgili konteynerin üzerinde IMDG kod gereği yükün tehlikeli yük olduğuna işaret eden etiketlerin bulunup bulunmadığı hususlarında hiçbir tespite yer verilmediğini, uyuşmazlığın özünü oluşturan bu hususlarla ilgili bir inceleme yapılmadığını (TTK m. 1141 ve 932), davalı tarafça 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun kapsamında çıkarılan Gemilerin Genel Denetimi ve Belgelendirilmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca gemiye ait “ISM dahil tüm gemi sertifikalarının, Gemi Adamları Listesinin, Gemi Adamlarının Yeterlilik Belgelerinin, Geminin En Son Survey Status Belgesinin, Ana Makine En Son Overhaul Raporunun, Klas Sertifikasının, Klas Muhafaza (Maintenance) Belgesinin (olay günü itibariyle), Port Clearance (Yola Çıkış ) Belgesinin, Denize Elverişlilik Sertifikasının, Klas Sörvey Raporunun, Periyodik Denetim Raporlarının, Yenileme Denetim Raporlarının, Ara Denetim Raporlarının, Yıllık Denetim Raporlarının, ISM Denetim Raporlarının, Program Dışı Denetim Raporlarının, Makine üreticisi Servis Raporunun, Başmühendis Raporunun, Güverte Jurnal Kopyalarının, Makine Jurnal Kopyalarının, Havalandırma Kayıtlarının ve Yük Ambar Isısı Ölçüm Kayıtlarının” sunulması ile geminin denize, yüke ve yola elverişliliğinin ispatlanması gerektiğini, zira yangının çıkış sebebinin geminin denize, yola ve yüke elverişsizliğinden kaynaklanabileceğini, zararın yangından kaynaklanması halinde taşıyanın kusurlu davranışlarından sorumlu olacağının TTK m. 1180'de düzenlendiğini, Yangın raporunda yangının çıkış noktası olduğu düşünülen 58. bölmenin konumundan yola çıkarak yangının bu bölgedeki bazı konteynerlerde taşınan "genişleyebilir polimer" emtiasından kaynaklandığı sonucuna varıldığını, ancak öncelikle yangının hangi sebeple çıktığının kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.Mahkememizce geminin yüke denize elverişli olmadığı konusunda kaptan Bilirkişi ....’den 24.12.2021 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; tarafların sundukları belgeler yangın raporu deniz raporu ve gemiye ait kayıtlar yapılan değerlendirmelere geminin konteynır gemisi olup, 2008 yılında inşaa edildiği, geminin denizcilik mevzuatına göre klas kuruluşlarından aldıkları belgelere istinaden bayrak devleti tarafından onaylanmış kuruluşların sertifikaları bulunması gerektiği, geminin Panama bayraklı olup belgelerinin tarihlerine göre güverte üzerinde yük taşıma izninin bulunduğu, geminin denize ve yola elverişli olduğu, yangın ikaz sistemi söndürme ekipman sistemi ekipman emniyet teçhizat donanımın uluslararası kural ve standartlara uygun olduğu, olay tarihi itibari ile güncel ve geçerli olduğu, yük gemisi emniyet teçhizatı ve yük gemisi yapısal emniyet sertifikalarını onaylamış ve güncel olduğu belirtilmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; dava konusu geminin denize yola yüke elverişli olduğu, davacının sigortalısı .... A.Ş'ne ait halat eki ve çakmalı dübel emtiasının Çin'den İzmir Türkiye’ye taşınması için FSCU352.... numaralı konteynıra yüklenerek 16.03.2017 tarihli MSCUQU010180 numaralı konşimento tahtında dava konusu .... gemisine yüklendiği, geminin konteynır ve güverte kısmında yangın çıktığı, yangın kontrol altına alındıktan sonra müşterek avarya ilan edildiği, FSCU352....numaralı konteynırın kurtarma çalışmaları sırasında su alması sebebiyle konteynır içerisinde ki emtiaların hasarlandığı, davalılardan....'nın navlun faturası düzenlediği ve TTK m.1138 gereğince akdi taşıyan olduğu, davalılardan .... ŞTİ'nin ise 16.03.2017 tarihli MSCUQU010180 numaralı konşimentoyu düzenlediği ve fiili taşıyan sıfatında olduğu belirtilerek dava açıldığı, sigortalı alıcı .... A.Ş adına satıcı .... firmasının 09.03.2017 tarihli fatura düzenleyerek vidalı çengelli civata emtiasını 29.484,40 USD bedelle sattığı, 2 nolu davalı ....'nın 16.03.2017 tarihli konşimentoda taşıyan sıfatına sahip olduğu, navlun faturasının 1 nolu davalı .... Şti tarafından düzenlendiği, faturanın konşimentoda ki bilgilerle uyuştuğu, davacı ... A.Ş'nin nakliyat emtia sözleşmesi düzenlediği ve alıcı .... A.Ş'ye ait yükü sigorta koruması altına aldığı, davacının dava dışı sigortalıya 12.09.2017 tarihinde 108.443,62 TL ödediği, TTK m.1472 gereğince aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, yükün 29.08.2017 tarihli ekspertiz raporunda yer aldığı üzere .... gemisinde iken 04.04.2017 tarihinde Sri Lanka Limanı 33 mil açıklarında iken güverte ve konteynır bölümünde yangın çıkmasıyla yandığı, yangının nedeninin tehlikeli olduğu beyan edilmemiş yükten kaynaklandığı ve söndürülmesi için yapılan masrafların yüksek olması ve sonucunun belirlenememesi nedeniyle gemi tarafından müşterek avarya ilan edildiği, müşterek avarya ilan edilmesi sonucunda müşterek avarya komitesi ve dispeç kurulu atandığı, müşterek avarya komitesi tarafından avarya anlaşması ve sigortalısı tarafından da müşterek avarya garantisi hazırlandığı ve komiteye iletildiği, yangının meydana geldiği bölüm dışında olan ve hasar görmeyen konteynır alıcılılarına sevk edildiği, hasar gören konteynırların Colombo Limanında boşaltıldığı, özel bölümde istiflendiği, bu aşamadan sonra kurtarma, söndürme, sevk ve imha bölümlerinden oluşan sıkıntılı bir süreç yaşandığı, FSCU352.... konteynırda halat eki ve çakmalı dübel emtiasının tamamen hasar gördüğü, maddi bir değerinin bulunmadığı, sonuç olarak bu konteynır içerisindeki malların değerlendirilemez hasarlı olarak tespit edildiği, malların İzmir Limanına gönderilmediği, hasar sorumluluğunun yapılan müşterek avarya da toplam hasar bedelinin 29.481,40 USD olduğu ve bu konteynırla ilgili müşterek avarya katılım bedeli olarak navlun bedeli 1.500 USD, lokal masraflar 400 USD, yurtdışı liman masrafları 500 USD olarak düzenleme yapıldığı, zarar yönünden yapılan incelemede müşterek avarya deklarasyonunun incelenmesi ve gemide meydana gelen yangın nedeniyle sigorta şirketinin sigortalıya müşterek avarya sebebiyle zararı ödediği, yangının söndürülmesi için alınan tedbirler paylaşıma dahil olup, TTK m.1180 uyarınca taşıyanın kendi kusuru olmadıkça yangın zararlarından sorumlu olmadığı, gemide meydana gelen yangın söndürme amacıyla yapılan müdahale sonucunda konteynırın su alıp emtianın zayi olduğu, yangından söz edebilmek için açık bir ateş ve alevin bulunması gerektiği, yangının meydana gelmesinde şahsi kusuru bulunmadığı, geminin yola yüke ve denize elverişli olması nedeniyle taşıyana karşı rücu imkanının da bulunmadığı, davalı taşıyanın kusuru olmadığından bu yangın nedeniyle TTK m.1180'e göre sorumlu olmadığı gözetilerek rucü etmenin mümkün olmadığı, belirlenmiştir.'' gerekçesi ile; Hüküm: Yukarıda açıklanan sebeplerle;Davacının asıl taşıyan olan davalı .... Ltd.'e İzafeten....A.Ş.'ne ve fiili taşıyan olan davalı .... ya izafeten .... AŞ ye karşı açmış olduğu davada .... gemisinde çıkan yangın ve yangın söndürme ve kurtarma çalışmaları sonucunda ilan edilen müşterek avarya hükümlerine göre taşıyanın TTK m. 1180 gereğince kendi kusuru bulunduğu ispatlanamadığından yangın sebebiyle doğan zarardan sorumlu olmadığı belirlenmekle davacının açmış olduğu rücuen yapılan takibe itirazın iptali davasının reddine, Davalı tarafların %20 kötü niyet tazminat taleplerinin ise davacının haksız olmak ile birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK M. 1141 uyarınca ispat yükü davalılar üzerinde olup , geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğunu davalılar tarafından ispat edilemediğini, taşıyanın hasardan sorumlu olmayacağının tespiti eksik ve hatalı olduğu, deniz raporu, gemi kaptanı tarafından hazırlanmış olup yangın raporu da davalının adına hareket eden bir firma tarafından hazırlanmış olup işbu belgelerin geminin denize, yüke ve yola elverişli olduğunu ispat etme gücünün bulunmadığını,yangın raporunun içeriği incelendiğinde, yangının çıkışı ve olayın seyrinin kronolojik olarak açıklandığının görüldüğü, rapora göre, tanık ifadeleri ve fotoğraflardan yangının 58. bölmede çıktığı anlaşılmakta olup, bu bölgeye yüklenmiş konteynerlerden bir kısmında 9. Sınıf IMDG statüsünde bir yük olan "EPB/ genişleyebilir polimer" emtiasının taşındığı ifade edildiğini, raporda, yangının kesin olarak bu sebeple çıktığı yönünde bir tespit bulunmamakla birlikte, yangının sebebi, raporun 4.2 maddesinde "eldeki kanıtlar, yangının genişleyebilir polimer tanelerinin yüklendiği 24 20' konteynırların olduğu alanda çıktığını göstermektedir." şeklinde ifade edildiği, Denizde Can Güvenliği Uluslararası Sözleşmesi (SOLAS 1974) altında düzenlenen IMDG Code, tehlikeli yüklerin sınıflandırılması ve kategorik olarak ayrılan bu yüklerin taşınması sırasında can ve mal güvenliğinin korunması için gerekli önlemlerin alınması amacıyla oluşturulmuş bir metin olduğu, bu koda göre Sınıf 9 tehlikeli maddeler, taşıma sırasında tehlike arzeden ama tanımlı sınıflardan herhangi birine uymayan maddelerden oluşmakta olup, bu malzemeler iyi havalandırılan, nemden uzak alanlarda taşınması gerektiğini, direkt güneş ışıklarından korunması gerektiğini, bu nev'iden malzemeler kolay ulaşılabilir ve acil bir durumda kolay müdahale edilebilir bir alanda depolanması gerektiğini, bu sınıftaki yüklerin son derece çeşitli olup her yük için farklı güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini, raporun 4.3 maddesinde, IMDG koduna atıfla "EPB, alev alıcı buhar yayabilen sınıf 9 IMDG bir yüktür. (UN No:2211) 58. Bölmenin sancak tarafında EBP konteynerleri, IMDG koduna uygun olarak ısı kaynaklarından uzağa, üstteki ve dıştaki konteynerlere doğrudan güneş ışığına karşı korunaklı istiflenmiş, birbirinden ayrılması gerekmemiştir." denildiğini, yangının bu yük sebebiyle çıktığının kabulü anlamına gelmemekle birlikte, bu konteynerlerin ısıdan uzak bir yere koyulmasının yeterli olmadığı, bu nev'iden tehlikeli malzemelerin kolay müdahale edilebilir bir yerde toplanması gerektiğini, somut olayda konteynerlerin son derece zor müdahale edilebilir bir yerde toplandığını konteynerin konumundan ve yangının günlerce söndürülememiş olmasından açıkça anlaşıldığını, davalı, hükümler çerçevesinde geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğunu ispat etmek üzere, "Uygunluk Belgesi / Tehlikeli Yüklerin Taşınmasına İlişkin Uygunluk Belgesi / Uluslararası Gemi Güvenlik Sertifikası / Güvenlik Yönetim Sertifikası" gibi somut uyuşmazlık ile bağdaşmayan belgeler sunduğunu, davalı tarafça sunulan bu belgeler ile geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğunu ispat edemediğini, geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğunun ispat yükü davalı üzerinde olup, bu durum doktrinde de şu şekilde ifade edildiğini, hem kanun'da hemde doktrinde olağanüstü durumlarda dahi taşıyanın beklenen özeni göstermiş olmasını beklemekte ve mücbir sebep durumunda taşıyanın sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, ne var ki somut olayda mücbir sebep olarak değerlendirilecek bir husus da bulunmadığından taşıyan davalının sorumsuzluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi davalının sunmuş olduğu evrakları süreleri bakımından geçerli olduğunu belirtilmişse de bu sertifikaların somut olay bazında ne işe yaradığı dahi açıklanmadığını, bilirkişi ayrıca davalının dava dosyasına sunmadığı ve ...'te de görülen evraklar hakkında da inceleme yaptığını, söz konusu belgeler dava dosyasına sunulmamış olup var oldukları bilirkişi tarafından tespit edildiğini, yine raporda, "geminin sayı ve yeterlilik bakımından gemiadamı donatımının; yangın ikaz sistemi ve söndürme ekipmanı gibi emniyet donanımının equasisde belirtilmiş tarihler sebebiyle uygun ve geçerli olduğu" belirtildiğini, bu husus tamamen kabul edilemez olup ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ E. ████████ K. Sayılı █████/2022 tarihli kararı istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak haklı davanın kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İtirazın iptali istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi heyeti raporu ve kaptan bilirkişiden alınan raporunun denetime elverişli ve açık olmasına, davaya konu gemide meydana gelen yangında taşıyanın bir sorumluluğunun bulunmamasına, geminin de denize, yola ve yüke elverişli olmasına, davalıların meydana gelen zarardan bir sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle, mahkemece davanın red edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026