İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari alacak tahsili amaçlı icra takibine itirazın iptali talepli davanın istinaf inceleme ve bilirkişi değerlendirme kararı.
Özet: Davacı, ticari alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkar tazminatı talebiyle dava açmış; davalı ise borcun vadesinden önce talep edildiği, ödemelerin haciz baskısıyla yapıldığı, ticari ilişkinin davacının diğer bağlı şirketlerini de kapsadığı ve cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı savunmalarıyla davanın reddini ve kötüniyet tazminatı ödenmesini talep etmiş olup, ilk derece mahkemesi uyuşmazlığın çözümü ve alacak miktarının tespiti için tarafların ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere bilirkişi atamıştır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : █████/2026Davacı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında bulunan ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalından alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacağını tahsili amacıyla Karşıyaka 1 İcra Müdürlüğünün █████████ E.sayılı dosyası ile takip başlatıldığı davalının takip konusu alacağın 109,793,30-TL lik kısmını ödediği geri kalan 236.755,61-TL 'lik kısmına haksız ve yersiz itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili tarafından icra takibinden sonra yapılan ödeme vadesinden önce yapılmış olduğundan icra takibi yapılmasında hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili tarafından icra takibi başlatıldıktan sonra her ne kadar bazı ödemeler gerçekleştirilmiş ise de sözkonusu bedellerin, tutarlar muaccel hale gelmeden icra takibine konu edildiğinden haciz baskısı altında yapılmış ödemeler olduğunu, davacı ile müvekkili aralarındaki faturalarda 6 ay vadeli şekilde çalışıldığını, ödenen bedel muaccel hale gelmemiş olan bedel olduğunu,müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yapılmış cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, takip dayanağı olan cari hesapların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin icra takibi sonrasında davacı tarafın hesabına ödemiş olduğu bedelden daha fazla bir borcu bulunmadığını, davacının büyük bir grup şirketin sadece bir şirketi olup tüm ticari ilişki diğer şirketle de birlikte yaptığını, tüm şirketlerin banka kayıtları ile ticari defterlerinin incelenmesinin gerektiğini, müvekkili Şirket ile ...'ın sahibi olduğu şirketler'den .... Şirketi (... ), .... Şirketi , ... Şirketi, ... . Şirketi, Ve ....'ın sahibi olduğu işletme üzerinden faturalar düzenlendiğini ve ödemelerin yapıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi sadece davacı şirket ve müvekkil şirket arasında sınırlamak mümkün olmadığını. Davacı şirket ve sahibinin ortağı olduğu şirketler ile müvekkil şirket arasındaki ticari ilişkide ödemeler çek, bono ve nakit olarak yapıldığını, müvekkili şirket ile davacı şirket ticari ilişkiye konu malların nakliye bedellerinin eşit olarak karşılanacağı konusunda anlaşmış iseler de davacı şirketin sözkonusu bedelleri cari hesap olarak adlandırdığı belgelerden herhangi bir şekilde düşmediğini savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava ; İtirazın İptali istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak; Karşıyaka 1.İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, taraflara ait şirket defterleri, bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur. Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 310.918,52-TL asıl alacak, 4.293,23-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 315.211,75-TL alacağın tahsili istemi ile, davacı tarafından davalı aleyhine █████/2018 tarihinde girişilen ilamsız icra takibi, ödeme emrinin 21.03.2018 tarihinde tebliği, davalının 27.03.2018 tarihli borca itirazı üzerine takibin durduğu tespit edilmiştir. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu konusunda uyuşmazlığın bulunmadığı uyuşmazlığın bu ilişki kapsamında davacının dava konusu yaptığı miktar kadar alacağının olup olmadığı, davalının itirazının yerinde olup olmadığı davacı tarafın %20 tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Mahkememizin █████/2018 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca; dosyanın SMMM bilirkişine tevdi ile davacı iddiası davalı savunması doğrultusunda taraf defter ve kayıtları kayıtları üzerinde gerekli görülmesi halinde yerinde inceleme yapma yetkisi de verilerek uyuşmazlık konusunda rapor düzenlenmesinin istenmiştir. Menemen Cumhuriyet Başsavcılığına █████████ soruşturma dosyasında alınan KYOK kararı dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi .... tarafından mahkememize sunulan █████/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin, 01.06.2017-31.12.2017 tarihleri arası 7 aylık ve Ocak/2018 inceleme döneminde E-Defter tuttuğu görülerek, tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratlarının incelendiği, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı, davaya konu, davacı şirket ile dava dışı şirket tarafından, davalı şirkete gönderilen takibe konu faturaların içeriğindeki malların teslimi için irsaliye düzenlendiği, ... firmasının, marifetiyle davalıya ulaştırıldığı, ancak irsaliyelerdeki büyük çoğunluğunda teslim alan hanesinde davalı şirket tarafından malların teslim alındığına dair imzaların olmadığı, T.C. İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden alınan tescil ilan yazısına göre; 21.06.2017 tarihli Tescilin Hanında; 10.04.2017 tarihli Rapor ile tespit edilen, .... Şirketinin, ....Şirketine devrolunduğu, taraflar arasında 2017 - 2018 dönemlerinde ticari bir ilişkinin var olduğu, davacı yana ait 2017-2018 dönemlerine ait muavin dökümü incelendiğinde; 31.01.2018 tarihi itibariyle davalının davacıya 310.918,52-TL borçlu olduğu görüldükten sonraki hesap hareketleri da incelendiğinde; kur farkı kayıtları ile 26.03.2018 tarihinde davalının davacının vakıfbank hesabına yaptığı 2 ayrı ödemenin toplamı olan 109.793,30-TL toplam tutarın kayıtlarının yapıklıktan sonra 041.04.2018 tarihi itibariyle davalının davacıya 213.801,99.-TL borçlu olduğu, davacı yana ait ███████, ███████, ███████, ███████, ███████, ███████, ███████ ve ███████ dönemlerine ait bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin mal ve hizmet satışlarına ilişkin (FormBS) biklirimin kanuni süresi içinde bağlı bulunduğu Vergi Dairesine bildirildiği, davacı yana ait ███████, ███████ ve ███████ dönemlerine ait Bilanço Esasına göre defter tutan mükelleflerin mal ve hizmet alışlarına ilişkin (FormBA) bildirimin kanunı süresi içinde bağlı bulunduğu Vergi Dairesine bildirildiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.Talimat aracılığı ile davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmek üzere bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, bilirkişi .... tarafından verilen bilirkişi raporunda; davacının icra dosyası ile hukuki takibe konu ettiği faturaların davalımın ticari defterlerine kaydedildığı, ancak 2D maddesinde de detaylandırıldığı gibi davacının hukuki takibe konu ettiği muavinlerde davalının resmi defterlerine dönem sonu kur değerlemeleri, protesto olmuş senetler, protesto senet masrafları, alınan çekler, konu etmedigi dönem sonu kür değerlemeleri bulunmakta olup, 2017 yılı açılış bakiyeleri de tutmadığı görülmüs olmakla birlikte, davalının ticari defterleri uzerinden yapılan incelemeler sonucuuda taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, ticari defterlere son kayıt tarihi olan 26.03.2018 itibarı ile ..., Sti.'nin muavin bakiyesinin 246.050,01 TL borç bakiyesi olduğu, davalının ticari defterleri nezdinde davacının davalıdan her hangi bir alacağının bulunmadığı, bilirkişiden alınan ek raporda aynı mahiyette rapor sunduğunun bildirildiği görülmüştür. Beyan ve itirazlar doğrultusunda dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin █████/2019 tarihli ek raporunda; her iki taraf defterlerinde tarafların birbirlerine borçlu oldukları; davalı defterlerine kaydedilen tüm kayıtların, davacı defterlerinde ve dava dışı şirket defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davacı defterlerinde ve dava dışı şirket defterlerinde kaydedilen tüm kayıtların, davalı defterlerinde kaydedilmeyen kayıtların; geçmişten gelen taraflar arası bakiye farkları, davalıya verilen vadeli çek ve vadeli senetler, protesto olan vadeli senetler ve bunların protesto masrafları, VUK na göre yapılan dönem sonu kur değerlemeleri olduğu, taraflar arasında inceleme dönemlşerinde ticari bir ilişkinin var olduğu; ticari ilişkiye istinaden;246.050,01.-TL. davalı defterlerinde 31.03.2018'de davacının davalıya borçlu olduğu,213.801,99.-TL davacı defterlerinde, 31.03.2018'de davalının davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Rapor tebliğinden sonra taraflarca yapılan beyan ve itirazlar doğrultusunda dosyanın 2. Ek rapor için bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin █████/2020 tarihli 2.ek raporunda; dosya kapsamı incelenerek, taraf defterleri arasındaki faturalar ve bu faturalara karşılık verilen çeklerin ayrıca defterler arasındaki farkın bakiyesinin tespiti yönünden; taraflarca tarafıma sunulan davacı ve davalı vekiline taraf şirketlerin ve dava dışı .... Aş'nin ticari ilişkinin en başından itberen tüm ticari defter ve kayıtların ve buna teşkil eden dayanak belgelerin ayrıca kayıtlı olan çek ve senetlerin görüntü ve detay bilgilerinin ödeme yada ödememe kayıtlarının protestolarına ilişkin tüm kayıt ve belgelerinin incelenip karşılaştırılarak yukarıda arz olunan tespit, incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde etraflıca açıklandığı üzere; taraflar arasında inceleme dönemlerinde ticari bir ilişkinin var olduğu; ticari ilişkiye istinaden, tarafıma davacı tarafından dayanak belgesi sunulamayan, senet asıllarının bulunamadığı iddia edilen kayıtların soruşturmada olduklarının beyan edildiği görüldüğünden, Sayın Mahkemeniz tarafından davacı defterlerinde davalının borcuna kaydedilen 87.297,98.-TL tutarındaki 8 ayrı vadeli senedin iade kayıtları, dayanak belgeleri sunulamamalarına rağmen, kabul edilirse; davacı defterlerinde, 31.03.2018 t.itibariyle Davalının davacıya 213.801,99.-TL borçlu olduğu; şayet kabul edilmez ise; Davacı defterlerinde, 31.03.2018 t.itibariyle Davalının davacıya (213.801,99 - 87.297,98=) 126.504,01-TL borçlu olacağı; Senet aslının bulunamadığı iddia edilen kayıtların soruşturmada olduklarının beyan edildiğinden, dayanak belgesi sunulamayan kayıtların akıbetinin hukuki olması sebebiyle, davacının dayanak belgelerini sunmadığı kayıtların, kabul edilip edilemeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Tüm dosya içeriği ve delillerin özellikle bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda:Taraflar arasında inceleme dönemlerinde ticari bir ilişkinin var olduğu, ticari ilişkiye istinaden, davacı tarafından dayanak belgesi sunulamayan, senet asıllarının bulunamadığı iddia edilen kayıtların soruşturmada olduklarının beyan edildiği,Menemen Cumhuriyet Başsavcılığınca █████████ soruşturma dosyasında .... ve ....'nin suçlamayı inkar ettikleri ve şikayete konu senetlere ilişkin ödeme yapıldığına dair ilgili banka dekontlarını savcılık dosyasına ibraz ettikleri bu şekilde söz konusu senetler hakkında ödemelerin yapıldığının anlaşılması nedeniyle █████/2022 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, verilen karara itiraz üzerine Karşıyaka 2. Sulh Ceza mahkemesinin █████████ D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği davacı defterlerinde davalının borcuna kaydedilen 87.297,98.-TL tutarındaki 8 ayrı vadeli senedin iade kayıtları, dayanak belgeleri sunulmadığından 31.03.2018 t.itibariyle davalının davacıya (213.801,99 - 87.297,98=) 126.504,01-TL borçlu olduğunun bilirkişi raporları ,Menemen Cumhuriyet Başsavcılığınca █████████ soruşturma dosyasından anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM Yukarıda açıklanan nedenlere; Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün █████████ E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 126.504,01 TL asıl alacak bakımından iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilerek devamına, Fazlaya ilişkin 110.251,60 TL lik talebin REDDİNE 25.300,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas - 2022/ 704 Karar nolu kararında davanın kısmen kabulüne takibin 126.504,01 TL yönünden devamına karar verildiğini, fazlaya ilişkin 110.251, 60 TL.lik kısmı ise reddedildiğini, icra takibi fatura alacakları dayanak yapılarak açıldığını, fatura alacaklarına konu alacaklar aynı zamanda senede bağlı alacaklarını, davanın kısmen kabulüne takibin 126.504,01 TL yönünden devamına karar verilen kısmı için itirazın bulunamadığını, alacağın olduğu bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, 110.251, 60 TL.lik reddedilen kısım yönünden öncelikle hesap hatası yapıldığı görüşünde oldukları, davada kabul edilmeyen kısım bilirkişilerin raporlarında alacaklı olduğunu, beyan ettiği ancak senetlerinin aslının bulunamadığını, suretlerinin sunulduğu kısım 87.297,98 TL.lik kısım olduğunu, bu meblağın icra vekalet ücreti takribi 13.800,00 TL olduğu, tahsil harcı takribi 2.000 TL. olduğunu, 110.000 TL.lik kısmının reddedildiğini, 87.297,98 TL.lik alacağın hususunda da bilirkişi incelemelerinin yapıldığını, 87.297,98 TL. ek alacağın olduğu da beyan edildiğini, ancak senet asıllarını sunamadığını, mahkeme'ye bırakıldığını, dava sırasında yapmış olduğumuz araştırmada senet asıllarının en son imza ile davacının eski çalışanları olan davacı şirket genel müdür .... ve davacı şirket muhasebe müdürü ....'ye teslim edildiğini, bu iki şahıs da teslimden kısa bir süre sonra davalı şirkette ortak ve çalışan olarak çalışmaya başladıklarını, ilgili resmi evraklar ve fotoğrafların mahkemeye sunulduğunu, gecikmeksizin , davalı şirkette çalışmaya başlayan davacı şirket eski çalışanları ... Ve ...'ye öncelikle dosyada sureti sunulu ihtarnamenin gönderildiği, dosyada da mevcut imzalı evraklarda en son kendilerine teslim edildiği açık olan konu senetleri davacı şirkete iade etmelerinin istendiğini, şahıslar senetleri iade etmediklerini, bunun üzerine senetlere ilişkin olarak ilk önce yerel gazetelerde zayi ilanının verildiğini, ilgili senetler alacaklı şirkete iade edilmeyince aleyhlerine hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma ve emniyeti suistimal suçlarından 03.03.2020 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, 2020 yılında yapılan şikayete iki yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığı kararının verildiğini, KYOK kararına gerekçe olarak da şüphelilerin dosyaya sunduklarını, açıklama kısımları karalanmış, hangi aylara ve yıllara ait olduğu belli olmayan ödeme belgelerinin gösterildiğini, Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı █████████ E.- █████████ K. dosyasında aslında Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ e. dosyası ile yapılan her iki bilirkişi raporunun da sunulduğunu, bu raporlarda senet miktarları kadar alacaklı olduğu, tarafa bir ödeme yapılmadığını ancak senet fotokopileri olsa da senet asıllarının ortada olmadığının yazıldığını, davalılar tarafından davacıya senet bedellerinin ödenmediğini, sunulan belgelerin taraflar arasındaki başkaca senetlere ilişkin olduğunu, tarafımdan da KYOK kararına itiraz ederken bu ödeme belgesi diye sunulan belgelerin aslında bilirkişi raporunda da olan başka ödemelerin karşılığı olduğunu açıklıkla bilirkişi raporunun sayfası dahi belirtilerek açıklandığını, ortada ödemenin olmadığını, savcılık kararının tamamı ile hatalı olduğunu, dosyadaki tanıklar şüpheli yazılmış tanıklara da tek tek KYOK kararı gönderilerek bir hukuk garabetinin yaratıldığını, tüm tanıklara da KYOK kararı gönderilerek dosyanın aslında hiç incelenmediği, tanıkların şüpheli yapılacak kadar üstün körü bir yargılama yapıldığının anlaşıldığını, mahkeme ve taraflar takribi 2 sene bu savcılık kararını beklediğini, savcılık kendisine ödeme belgesi diye sunulan aslı sunulmayan üzeri karalanmış belgelere inanmış, dosyadaki bilirkişi raporlarına inanmamış en azından yeni bir defter incelemesi dahi yaptırmadan bu belgeleri ödeme belgesi sayarak KYOK kararı verdiğini, savcılık bu ödeme belgeleri gerçekten bu senetlere mi ait, neden bu belgelerin açıklama kısımların karalandığını, bilirkişi raporlarında neden bu ödemelere ödenmedi deniyor da burada ödendi deniyor diye düşünmeden ve sunulan evrakların da bilirkişi raporlarında sunulan eski ödemlerden olup olmadığına hiç bakmadan ( ÖRN: 16.06.2017 tarihli ödeme iddiası 02.09.2020 tarihli raporun 27. sayfasında mevcuttur. bu meblağlar başkaca ödemeler olup raporda da belirtildiği üzere senet miktarları ödenmemiştir. ) sadece şüpheli tarafın ödendi iddiasına ve açıklama kısımlarının çizilmiş belgelere dayanarak ve bilirkişi raporlarındaki senet bedellerinin ödenmediği hususunu dikkate almayarak ' senet bedelleri ödenmiştir' diyerek açık olarak hatalı ve hukuka aykırı bir şekilde KYOK kararı verdiğini, Anılı KYOK kararı tamamen usule ve yasaya aykırı olduğundan, sulh ceza tarafından da hiç incelenmediğinden, gerekçe dahi yazılmadığından Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne CMK 309 uyarınca kanun yararına bozma isteminde bulunulduğunu, hali hazırda savcılıktan bilgi alınamadığını, istinafa konu Asliye Ticaret Mahkemesi ise dosyadaki bilirkişi raporlarında açıkça 87.297,98 TL.lik senetler için alacaklı olduğu, bu meblağların taraflara ödenmediğinin belirtilmesine rağmen, dosyasındaki bilirkişi raporlarına değil, kanuna tamamen aykırı, herhangi bir dayanağı olmayan, tanıkların dahi şüpheli yazıldığını, hiç incelenmeyen, açıklaması karalanmış ödeme belgelerine dayanan KYOK kararını dayanak yaparak davanın 87.297,98 TL.lik kısmını haksız ve mesnetsiz olarak reddettiğini, gerekçeli kararda mahkemenin almış olduğu bilirkişi raporlarından hiç bahsedilmediğini, yarım sayfa aleyhinde adalet bakanlığı ceza işleri genel müdürlüğü'ne CMK 309 uyarınca kanun yararına bozma isteminde bulunmuş olduğu KYOK kararına dayanıldığını, mahkeme kararları gerekçeli olmak zorunda olduğu, bilirkişi raporlarında 87.297,98 TL.lik senetler için alacağı sabit iken, davalı yanca mahkemenin hiç bir aşamasında bu 87.297,98 TL.lik senetler için ödeme belgesi sunulamamışken , üzeri ve açıklama kısmı çizilerek başka mahkemeye/savcılığa sunulmuş belgelere neden dayanıldığının açıklanmadığını, ödeme belgeleri nisan, mayıs, haziran 2017 tarihli ...'nin şüpheliler tarafından alındığını iddia ettiği senetler nedeniyle borcunun olduğunu ve senet borçlarının ödenmediğini belirten bilirkişi raporları ise 04.12.2018 ve 02.09.2020 tarihli olduğu, itiraza konu tck 155'de yer bulan güveni kötüye kullanma suçu'nda zarar şartı dahi aranmadığını, davacı şirketin 8 adet senedin zilyetliğini şüphelilere imza karşılığı devrettiğini, senedin mal niteliğini havi olduğunu, madde metninden ve gerekçesinden de anlaşılacağının üzere suçta zarar şartı aranmayacağını, buna rağmen itfaya dayanarak ( kaldı ki ödeme mevcut değildir, bilirkişi raporları ile ödeme olmadığı kanıtlanmıştır ) KYOK kararı verilemeyeceğini, ödeme ancak kanıtlanır ise indirim sebebi olabilir ancak burada da bu anlamda şüpheliler tarafından yapılan bir zarar karşılama olmadığını, zilyetliğin kötüye kullanıldığını, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin █████████ nolu kararında olduğu gibi mali müşavirin defteri mükellefe teslim etmemesi hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu oluşturduğunu, şikayet konusu olayda da şüphelilerden biri genel müdür diğeri şirketin muhasebe müdürü olduğunu, senetleri kontrol ve teslim yükümlülükleri arasında, ancak senetleri yanlarında alıp götürdüklerini ve senet alacaklısı şirkete ortak ve muhasebe müdürü olduklarını, dosya incelendiğinde açıkça görülecektir ki davalı yan davanın hiç bir aşamasında 87.297,98 TL.lik senetler için ödeme belgesi sunmadığını, 87.297,98 TL.lik senet bedelleri davacı tarafça tahsil edilmediğini, senetlerin eski çalışanları tarafından davalı tarafa götürüldüğü ya da imha edildiğini, gerekçeli karara dayanak yapılan KYOK kararında adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiğini, kararda görüleceği üzere şüphelilerin dosyaya sunmuş olduğu , ödeme yaptım diye iddia ettiği ancak üzerinde bilirkişi incelemesi dahi yaptırılmayan , doğruluğu ispatlanmadan KYOK kararına gerekçe yapılan belgeler belirleyici kanıt niteliğini aldığını, ancak savcılık dosyalarını uyap'tan görebilme imkanı olmadığından ve bu belgeler tarafımıza tebliğ edilmediğinden ve kararda sadece bu belgelere dayanıldığından delillere karşı çıkma imkanı dahi olmadığını, anılı ödeme belgeleri karardan önce tarafların tarafa tebliğ edilmediğinden tarafa delillere karşı çıkma imkanının verilmediğini, Anayasa Madde 90 uyarınca iç hukuk hükmünde olan AİHS madde 6 Adil Yargılanma Hakkınında ihlal edildiğini, Türk Anayasasının 141. Maddesi “Bütün Mahkemelerin Her Türlü Kararları Gerekçeli Olarak Yazılır” Hükmünü Amir olduğunu, anılı kovuşturmaya yer olmadığını kararı ve ret kararı ve gerekçeli karar da bu amir hükmün kapsamında olduğu, her ne kadar ilgili kararlarda gerekçe var gibi gözükse de kararların gerekçe içerdiği görüşünde olmadığını, dosyada şüphelilerin senetleri aldığını kanıtlayan kendi imzalarını havi evraklar mevcut olduğu, imza incelemesi yapılarak bu imzalar şüphelilere ait çıkmasaydı bu dosyanın KYOK kararını hak edeceği görüşünde olduğunu, ödemelerin yapılmadığını belirten bilirkişi raporları Asliye Ticaret dosyasında mevcut olduğunu, anılı dosyada hukuka uygun olarak inceleme yapılmadığını, dosyada senetlerin en son davacı şirket çalışanlarına teslim edildiğine dair imzalarını havi evraklarının mevcut olduğu, bu çalışanlar daha sonra davalı şirkette çalışmaya başladıklarını, anılı kişilerin borçlu şirkette çalışmaya başladığı ve Genel Müdür ....'ın aynı zamanda davalı şirkete ortak olduğunu, bilirkişi raporunda da bu meblağların alacaklı firmaya ödenmediğini, borçlu yan ödemeye ilişkin herhangi bir belge de sunamadığını, Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kısmen değil tamamının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, rapor ve ek raporlar alınmış, denetime elverişli ve açık olan bilirkişi raporlarına göre; sonuç olarak davacının davalıdan 126.504,01 TL alacaklı olduğu belirlenmekle mahkemece bu miktar üzerinden kabul kararı verilmiş, bu karara karşı davalı istinaf yoluna başvurmamış, sadece davacı taraf reddedilen kısım için kararı istinaf etmiştir. Reddedilen kısım bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacı defterinde kayıtlı olup iade olarak görünen davalı defterinde kayıtlı olmayan 8 adet toplam 87.297,98 TL lik senetlere ilişkindir.Mahkemece davacıya bu senetleri sunması için süre verilmiş, davacı da bu senetlerin daha önce kendi şirketlerinde genel müdür olan .... ve şirketlerinde muhasebe müdürü olan ...ye bu senetlerin teslim edildiğini daha sonra bu iki şahsın da davalı şirkette ortak ve çalışan olarak çalışmaya başladıklarını, senetlerin bu kişilerde olduğunu ileri sürmüş hatta bu kişilerle ilgili Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheliler hakkında KYOK kararı verilmiş gerekçe olarak da bu senetlere ilişkin ödeme belgelerinin olduğu bu belgelerin bankada dekontlarının şüpheli ... tarafından sunulduğu suça konu senetler hakkında ödemelerin yapıldığı anlaşıldığından kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı belirtilerek KYOK kararı verilmiş, davacı taraf KYOK kararına itiraz etmiş ancak itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf da savcılıkça yeterli inceleme yapılmadığını ödemelerin neye dayalı olduğunun belli olmadığını, mahkemece inceleme yapılması gerektiğini ileri sürerek senetlere ilişkin reddedilen kısım ile ilgili kararı istinaf etmiştir. Bilirkişi raporlarında; davacı defterlerine göre davalının 213.801,99 TL borçlu olduğunu 8 adet senet toplamı 87.297,98 TL eğer mahkemece kabul edilmezse borçtan düşülürse davacının davalıya 126.504,01 TL borçlu olacağının belirtildiği anlaşılmaktadır .Davacı tarafın kendisinin, senetlerinin zayi olduğu hususunda gazeteye ilan verdiği dosyaya sunulan evraklardan anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı tarafça kendi defterinde kayıtlı olan 8 adet 87.297,98 TL senedin mahkemece verilen süreye rağmen dosyaya sunulmamış olmasına, bu nedenle senetler üzerinde bir inceleme yapılamamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026