İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında görev dava şartının incelenmesi ve davanın ticari niteliğinin değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kimyasal temizlik ve gıda ürünleri satışından doğan ödenmemiş faturalara ilişkin başlattığı icra takibine davalının yaptığı haksız itirazın iptalini talep ettiği bir dava dilekçesi olup; davacı, kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamını, alacaklarının faiziyle tahsilini ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, mahkeme ise öncelikle davanın ticari dava niteliği ve görev dava şartını, ticari davaların Türk Ticaret Kanunundaki sınıflandırmalarını dikkate alarak detaylı bir şekilde incelemeye almıştır.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : █████/2020
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; T.C. İçişleri Bakanlığı ve Bayraklı Kaymakamlığı'na davaya konu faturalarla ilgili ödeme konusunda başvurular yapıldığı, Arabuluculuk Kanunu kapsamında; başvuru yapıldığı, müvekkil şirket ile davalı arasında ticari ilişki olduğu, ekte sunulan faturalar, gayriresmi cari listeler, mutabık formları, teslim alma tutanakları, ödeme dekontlarının da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, müvekkili tarafından davalıya, Bayraklı Kaymakamlığı adına düzenlenen 15.11.2019 tarihli faturaya (... seri numaralı) dayalı takibin İzmir.... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatıldığı, icra dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği, davanın kabulüne, davalının alacağı semeresiz bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli borca itirazının iptali ile takibin devamına, faizleriyle birlikte alacaklarının tahsiline, haksız itiraza istinaden davalı/borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; taraflar arasında kimyasal temizlik ve gıda ürünleri alım satımına ilişkin kesilen faturaların tahsili yönünde İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası ile yürütülen icra takibine davalının yaptığı itirazın iptaline yöneliktir.
Davada öncelikle görev dava şartının incelenmesine geçilmiştir.
Bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizde ikame edilen iş bu dava açısından mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi çerçevesinde taraflar arasındaki cari işlem raporu, faturalar, banka dekontunun incelenmesinde, taraflardan birinin tacir vasfına haiz ya da ticari işletme sahibi bulunmayan İçişleri Bakanlığı (Bayraklı Kaymakamlığı) olduğu, diğerinin davacı şirket olduğu, bir davanın yukarıda belirtildiği gibi ticari dava olabilmesi için, salt bir tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yetmeyip, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği, davanın ticari bir dava olmayıp mutlak ya da nisbi ticari dava olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesi kapsamına girmediği,
Türk Ticaret Kanunu kapsamında çözülemeyeceği, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre, genel mahkemede çözümlenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile , artık █████/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , görevin 6100 sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığının yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi, mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti halinde ise dosya üzerinde inceleme yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gereği ortaya çıkmıştır.
Bu açıklamalara göre; somut olayda davalı taraf tacir olmayıp, sadece davacı tarafın tacir olduğu, uyuşmazlığın ticari bir iş sayılsa dahi ticari bir dava niteliğine getirmeyeceği, belirtilen çerçevede taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari olduğundan bahsedilemeyeceğinden mahkememizin iş bu dava açısından görevsiz olduğu, genel hükümlere göre çözülmesi gereken davaya bakmakla görevli genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, davada dava şartlarının bulunup bulunmadığı mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin █████/2014 tarih, █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilamı)
HÜKÜM:
1-HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. █████/2020
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!