İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan menfi tespit davasında fatura alacağı ve karşılıksız çek iddialarıyla ilgili verilen görevsizlik kararına yönelik istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararında, davacı, hakkında başlatılan icra takibine konu, davalı şirket tarafından üçüncü bir şirkete kesilen faturalardan kaynaklanan yaklaşık 4 milyon TL borçtan sorumlu olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Davalı ise davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, takibin itiraz üzerine durduğunu, davacının aslında ilgili üçüncü şirketin yetkilisi olarak mal alıp karşılıksız çek verdiğini iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi, uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş olup, bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2025NUMARASI:███████ Esas ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklanan)Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi .... sayılı dosyası ile 3.963.155,61 TL'nin tahsili için haksız ve dayanaksız ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline █████/2024 tarihinde tebliğ edildiğini ve süresi içerisinde haksız ve dayanaksız takibe borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, takibe konu borcun sebebi olarak ise davalı şirket tarafından dava dışı ... Şirketi'ne düzenlenen █████/2024 tarih... nolu, █████/2024 tarih ... nolu, █████/2024 tarih ... nolu faturaların ödenmemiş olmasının gösterildiğini, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, söz konusu faturaların dava dışı şirket ... Şirketi'ne kesildiğini ve müvekkilinin şahsıyla bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi .... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, haksız ve hukuka aykırı olarak işbu davayı açmaya zorlayan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;Davacının huzurdaki davayı açmakta hiç bir hukuki yararı olmadığını, zira icra takibinin fatura alacağına dayalı başlatılıp süresinde itiraz edilerek durdurulduğunu, icra dosyasının fatura alacağına dayalı bir takip olduğunu, muhatabının dava dışı şirket olduğunu, davacı yönünden hiç bir dava tehdidi olmadığını, müvekkilinin davacı tarafından dolandırıldığını ve suç duyurusunda bulunduklarını, ...'ın ... A.Ş.'nin gerçek sahibi olduğunu ve müvekkilinden yüklü miktarda mal satın aldığını, malların satıldığı zamanda dava dışı şirketin tek imza yetkilisinin davacı olduğunu, iş bu şirkete davacının talebi doğrultusunda ıslak imzalı irsaliyelerle █████/2024 ve █████/2024 tarihlerinde toplamda 50.000 kg yağsız süttozu teslim edilerek mal tedarik işleminin tamamlandığını, karşılığında ise şirketten ... Bankasına ait 20.09.2024 keşide tarihli 1.893.750 TL lik ve ... Bankasına ait 25.09.2024 keşide tarihli 1.893.750 TL lik iki adet çek alındığını, bu çeklerin hali hazırda karşılıksız olduğu için ödenmediğini, çekler üzerindeki imzaların bizzat davacı tarafından atıldığını, davacının karşılıksız çek suçunu da işlediğini, davaya konu icra takibi incelendiğinde takip talebinin 1 örnek icra takibinin ise 7 örnek olarak fatura alacağından kaynaklı olarak açıldığını ve davacı yanın bu takibi süresinde itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu bağlamda usul hukuku yönünden huzurdaki davayı açmakta hiç bir hukuki yararı (Dava şartı) olmadığını, kötü niyetle ve haksız açılan davanın esastan reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"Dava, menfi tespit talebidir.Davaya konu İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi ... sayılı dosyasının incelenmesi sonucu; faturalara dayalı ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir.Mahkememizce görev husus öncelikli olarak incelenmiştir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerektiği, tüm dosya kapsamı, sunulan dilekçeler, toplanan deliller doğrultusunda; uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı tespit edilmiştir. Somut Olayda; Davacı hakkında İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi ... sayılı dosyası uyarınca faturalara dayalı takip başlatıldığı, davacı hakkında esnaf-tacir araştırması yapıldığı, Silivri Vergi Dairesinden gelen müzekkere cevabı uyarınca davacının 30.09.2024 tarihinde faaliyetlerinin resen terk edildiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı uyarınca davacının gerçek kişi işletme kaydının olmadığı anlaşılmakla bu haliyle davanın mutlak ticari davalardan olmadığı bunun yanında faturaya dayalı takip nedeniyle davacının gerçek kişi işletme kaydının da bulunmadığı bu haliyle mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, yasal prosedür çerçevesinde başvuru hâlinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda uyuşmazlığın takibe dayanak faturalar ve taraflar arasındaki temel ilişki bakımından alacağın varlığı yokluğu tartışmasına dayandığını, ihtilafın icra takibine dayanak faturalar, mal hizmet teslimi ve ticari ilişki iddiası çerçevesinde doğduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, alım satım ilişkisi kapsamında faturaya bağlı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine karşı, İİK'ınn 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı şirket tarafından dava dışı şirkete düzenlenen faturaların şahsıyla ilgisi bulunmadığını, 2024 yılına kadar şirketin yetkilisi olduğunu, takibin başlatıldığı tarihte şirketteki yetkisinin sona erdiğini, davalı ise dava dışı şirketin yüklü miktarda mal satın aldığını, fatura bedellerini ödemediğini, davacının keşide ettiği çeklerin de karşılıksız çıktığını savunmuştur. Mahkemece, davalının tacir olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığı, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olup olmadığına ilişkindir.Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan satım sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından, dava mutlak ticari davalardan değildir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ██████████ sayılı "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir.TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. Eldeki davada, mahkemece vergi dairesine yazı yazılmış ve davacı gerçek kişinin yukarıdaki kriterlere göre tacir mi esnaf mı olduğunun tespiti için gerekli bilgiler talep edilmiştir. Silivri Vergi Dairesinin █████/2025 tarihli cevabi müzekkere yazısında; davacı ...'ın ticari faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.Yine İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısı ile davacı gerçek kişinin ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Ancak takibe ve davaya konu faturaların tarihlerinin 29.07.2024 ve 03.09.2024 olduğu görülmüştür.Hâl böyle olunca, somut olayda davacı gerçek kişinin fatura tarihleri itibariyle esnaf ve tacir araştırması yapılarak hangi esasa göre defter tuttuğunun tespiti gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik karanının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümde yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.